10 yıllık ödemeler bilançosu analizinin beşinci ve son yazısına geldik. Ekonominin 10 yılda 19 milyar dolar cari işlemler dengesi açığı ve 7 milyar dolar net hata noksan fazlası yani 12 milyar dolar dış açık verdiğini gördük.Bunun 10 milyar dolarının borçlanma-dışı kaynaklarla karşılandığını (7 milyar dolar yabancı sermaye girişi ve 3 milyar dolar borsa yatırımı ) saptadık. İkisini toplayınca 10 yıllık toplam borçlanma ihtiyacını 2 milyar dolar bulduk.Böylece sıra ödemeler dengesinin sermaye hesabında yer alan borç-alacak ilişkilerine geldi. Merkez Bankası borç-alacak ilişkilerinin bir bölümünü portföy yatırımları kaleminde, gerisini diğer yatırımlar kaleminde gösterir. Biz kamu ve özel kesim ayırımını tercih ettik.Kamu kesimine Hazine, Merkez Bankası ve diğer kamu kuruluşları dahildir. Kamu kesimi 10 yılda toplam 19 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 1'i) net borçlanma gerçekleştirmiş. IMF'den 21 milyar dolar gelmiş. Ayrıca yurt dışı tahvil ihraçlarından 6 milyar dolar alınmış. İkisinin toplamı 27 milyar dolar ediyor. Buna karşılık bu dönemde kamu kesimi diğer borçlarını 8 milyar dolar azaltmış. Böylece 19 milyar dolara ulaşıyoruz. Özel kesime bankalar ve banka-dışı kesim (şirketler ve bireyler) dahildir. Özel kesim 10 yılda 11 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 0.6'sı) borçlanma gerçekleştirmiş. Özel kesim borçlanmasında en büyük pay banka-dışı kesime ait: 17 milyar dolar. İthalat finansmanında kullanılan ticari krediler bu kalemde yer alıyor. Bankalar 4 milyar dolar net borçlanma yapmış. İkisinin toplamı 21 milyar dolar ediyor.Buna karşılık, Türkiye'den gerçek kişiler, firmalar ve bankalar yurt dışında 11 milyar dolar portföy yatırımı gerçekleştirmiş. Yani özel kesim borçlanmasının yarıdan fazlası yurt dışında mali varlık alımına kullanılmış. Böylece özel kesimin net dış borçlanması 11 milyar dolara düşmüş.Demek ki, Türkiye'de kamu artı özel kesim 10 yıldaki toplam net borçlanması 30 milyar dolar olmuş. Net sözcüğünün altını çizelim. Yayınlanan dış borç sayıları brüttür. Yani kamu ve özel döviz rezervlerini ve diğer döviz varlıklarını hesaba katmaz. Ödemeler dengesi sermaye hesabında onlar göz önüne alınır.Rezerv için borçlanmaİlk bakışta bu sayılar garipsenebilir. 10 yıllık borçlanma ihtiyacı 2 milyar dolar iken Türkiye neden 30 milyar dolar borçlanıyor? Bu dövizler ne oluyor? Cevabı basittir. Borçla sağlanan döviz, Merkez Bankası rezervlerinde tutuluyor.10 yılda alınan 30 milyar dolar borcun 2 milyar doları borçlanma ihtiyacını karşılıyor. Geri kalan 27 milyar doları da Merkez Bankası'nın döviz rezervlerini büyütüyor.10 yıllık ödemeler dengesinin gösterdiği ekonomik gerçek budur. 1994-2003 döneminde Türkiye esas itibarıyla resmi döviz rezervlerini artırmak için borçlanmıştır. Bu sayıların iyi anlaşılmasında büyük yarar görüyorum.
Son 10 yılın ödemeler dengesini inceleyen dördüncü yazıdayız. Bundan önce dış ticareti, görünmeyenleri, cari işlemleri, net hata noksanı ve dış dengeyi gördük. 10 yılda toplam 12 milyar dolar dış açık saptadık. Sıra bu açığın finansmanına geldi...Dış dengenin finansman boyutu ödemeler dengesinin sermaye hesabında yer alır. Sermaye hesabı gelir ya da gider olmayan döviz giriş-çıkışlarını özetler. Bunlar varlık ve yükümlülük hareketleridir. Mantığını iki örnekle açıklayalım.Bir: Ülkeye döviz giriyor fakat kaynağı dış borç alınması. Ülkenin dış yükümlülüğü aynı miktar arttığına göre döviz girmiş ama bizim değil. Cari işlemler hesabına konulamaz. Sermaye hesabına döviz girişi kaydedilir. İki: Türkiye'den biri, Eurobond'u alıyor. Çıkan döviz kadar dış varlık arttığına göre döviz aslında hâlâ bizim. Bunu da cari işlemler hesabına koyamayız. Sermaye hesabına döviz çıkışı yazılır.Yabancı sermaye ve hisse senediSermaye hesabı üç ana kategoriden oluşur: Doğrudan yabancı sermaye yatırımları, portföy yatırımları ve diğer yatırımlar. Bugün ilkini ve ikincisinin bir bölümünü ele alıyoruz. Gerisini bir sonraki yazıya bırakıyoruz. Dış açığın finansmanında en sağlıklı yöntem doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıdır.Bunlar kalıcı fizik varlıklardır. Geri götürülmeleri olanaksızdır. Dış borç almadan yatırım yapmaya ve dış açık vermeye olanak tanırlar. Gazetedeki köşemde yer alan tabloda 10 yılda Türkiye'ye 11 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 0,6'sı) yabancı sermaye girdiği görülüyor. Yerli firmalar yurt dışında 4 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 0,2'si) yatırım yapmış. Yani 7 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 0,4'ü) net yabancı sermaye girmiş.Dış açığın finansmanında borçlanma dışında kullanılacak son araç yabancılara borsada hisse senedi satmaktır. Portföy yatırımları kaleminde yer alır. Spekülatif olduğu takdirde sorun yaratabilir. Uzun dönemli ise dış borca kıyasla daha sağlıklıdır. Tablodan 10 yılda yabancıların borsada net 3 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 0,1'i) tutarında hisse senedi aldıklarını görüyoruz.Gereken dış borçlanmaGazetedeki köşemde yer alan tablo şu ana kadarki durumu özetliyor. Dış ticaret açığı 117 milyar dolar. Görünmeyenlerde 99 milyar dolar fazla cari işlemler açığını 19 milyar dolara indiriyor. Net hata kalemindeki 7 milyar dolar fazlayı ekleyince dış açık 12 milyar dolara düşüyor.Bunun 10 milyar doları yabancıların doğrudan ve borsa yatırımları ile finanse ediliyor. Dış borçla finanse edilecek miktar 2 milyar dolara iniyor. 10 yılda Türkiye'nin borçlanması gereken toplam miktar GSMH'sının binde 1'ini biraz geçiyor. Evet, doğru okudunuz. Bulgularımız Merkez Bankası'nın yayınladığı resmi istatistiklere dayanıyor. 10 yıl toplamında sadece 2 milyar dolar dış borç gerekiyor. Gelecek yazımızda sermaye hesabının borçlanma kalemlerini irdeleyeceğiz.
1994-2003 arası 10 yıllık dönem için ödemeler dengesini inceliyoruz. İlk yazıda mal dış ticaretine, ikinci yarıda maldışı ticarete (hizmet ve diğer görünmeyen döviz gelir ve giderlerine) baktık. Bugün ikisini bir araya getiriyoruz.Ödemeler dengesinin döviz kazanç ve harcamalarını gösteren bölümüne cari işlemler dengesi denir. Teşbihte hata olmaz. Cari dengeyi şirketlerin kâr-zarar hesabına benzetebiliriz.Ülkenin tüm döviz gelirleri ve tüm döviz giderleri cari işlemler dengesine kaydedilir. Gelirler giderlerden büyükse fazla, tersine durumda ise açık oluşur. Dış dünya ile ilişkilerde cari denge son derece önemli bir göstergedir.Tanım icabı, cari denge fazlası veren ülke dış varlıklarını, cari denge açığı veren ülke ise dış yükümlülüklerini artırır. Bunlar borç-alacak, doğrudan yatırım ya da portföy yatırımı biçimlerini alabilir. Bazı ülkeler yapısal nedenlerle mal dengesinde açık, görünmeyenler dengesinde fazla verir. İspanya, Yunanistan ve İtalya'da turist gelirleri, Yunanistan'da deniz nakliyata, Mısır'da Süveyş Kanalı geliri, Bangladeş'te işçi dövizleri örnek gösterilebilir.Bazı ülkeler yapısal nedenlerle mal dengesinde fazla, görünmeyenler dengesinde açık verir. Turist yollayan Almanya, yüksek faiz ödeyen Brezilya gibi ülkeler tipik örnekleridir. Türkiye ilk kategoridedir. Yapısal olarak, turizm, işçi dövizi, navlun, yurtdışı taahhüt işleri, vs. mal-dışı hizmet ihracatı büyük görünmeyenler fazlasına yol açar. Bunlar dış ticaretindeki açığın yapısal nedenleridir.Sayılar ortadadır. 10 yılda 117 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 6,4'ü) dış ticaret açığına karşılık 99 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 5,4'ü) görünmeyenler fazlası oluşmuştur. Neticede cari işlemler açığı 19 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 1'i) olmuştur. Bu sayının on yıllık toplam cari işlemler açığı olduğunu tekrar vurgulayalım.Cari dengeden dış dengeyeÖdemeler dengesinde bir de "net hata noksan kalemi" vardır. Kökeni ve amacı bilinmeyen döviz gelir ve giderleri burada birikir. Teorik olarak, uzun dönemde sıfırlanması gerekir. Ancak, bazen sistematik hata oluşur ve sıfırlanmaz. Böyle durumlarda cari işlemler dengesi ekonominin döviz gelir ve giderlerini doğru yansıtmaz. Hesaba mutlaka net hata noksan kaleminin de eklenmesi gerekir. Bu şekilde bulunan değere "dış denge" diyorum.10 yılda net hata noksan kaleminde 7 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 0,4'ü) fazla çıkıyor. Bunu cari işlemler açığına ekleyince, on yılın dış açığı 12 milyar dolara (GSMH'nın yüzde 0,7'si) geriliyor. Evet, doğru okudunuz. Ödemeler dengesi verilerine göre Türkiye'nin on yıllık toplam dış açığı 12 milyar dolardır. Bir sonraki yazımızda sermaye hesabına, yani bu açığın nasıl finanse edildiğini bakacağız.
1994-2003 arası on yıl için toplam ödemeler dengesini inceliyoruz. Dış dünya ile ilişkilerde uzun dönem eğilimlerini saptamayı amaçlıyoruz. Böylece kamuoyunu tedirgin eden dış açık konusuna açıklık kazandırmayı umut ediyoruz.Geçen yazıda mal hareketlerinde GSMH'nın yüzde 6.4'üne ulaşan dış ticaret açığı saptadık. Bugün döviz kazandıran ve harcayan mal-dışı iktisadi faaliyetlere bakıyoruz. Ödemeler dengesi sınıflamasında bunlara "görünmeyenler" deniyor.Neden görünmeyen? Çünkü bunların ülkeden çıkışı ya da ülkeye girişi mal hareketleri gibi birebir kayda geçmiyor. Mal hareketleri gümrüklerde işlem bazında izleniyor. Görünmeyenler ise ancak döviz hareketihalinde kaydediliyor. Nakit döviz ödeyerek hediye alan bir turist düşünelim. Dükkancı bu dövizi bozdurursa, döviz geliri oluşuyor. Dövizi kasasında saklar ya da döviz büfesi aracılığı ile bir başka vatandaşa satarsa, kazanılan döviz cari işlemler dengesinde gözükmüyor.Görünmeyenlerin dağılımıÖdemeler bilançosunda görünmeyen döviz gelir ve giderleri üç ana kategoride sınıflandırılıyor: hizmetler, yatırım gelirleri ve transferler. Doğallıkla her biri kendi içinde alt-kalemlere bölünüyor. Gazetedeki köşemde görünen tablo sonuçları özetliyor. İlki, adı üstünde, hizmet sektörlerinin dış ticaretini kapsıyor. İkincisinde kâr ve faiz gibi sermaye gelirleri yer alıyor. Üçüncüsü başta işçi dövizleri olmak üzere karşılıksız transferleri gösteriyor.Hizmet ticareti, turizm, navlun ve sigorta, inşaat-mütahhitlik, finansal hizmetler, diğer ticari hizmetler ve resmi hizmetler kalemlerinden oluşuyor. 10 yılda Türkiye'nin hizmet dengesi 93 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 5'i) fazla veriyor. Yatırım dengesi doğrudan yatırımların temettülerini, borsa kârlarını ve borç faizlerini kapsıyor. Her üç kalemde de Türkiye'nin giderleri gelirlerinin altında kalıyor. 10 yılda yatırım gelirleri dengesi 38 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 2.1'i) açık veriyor.Yurt dışında çalışan vatandaşların ülkeye yolladıkları dövizler ve yaptıkları bedelsiz ithalat transferler kategorisinin en önemli kalemini oluşturuyor. Onun dışında resmi hibeler de var. 10 yılda transferlerden 44 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 2.4'ü) döviz giriyor.Görünmeyenler dengesiGörünmeyenler dengesinde dış ticaret dengesinin tam tersi bir eğilim izliyoruz. 10 yılda görünmeyenler dengesi 99 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 5.4'ü) fazla veriyor. Ticaret açığı ile görünmeyenler fazlası arasındaki ilişkiyi bir sonraki yazıda cari işlemler dengesini ele alırken göreceğiz. Görünmeyenler dengesindeki fazlanın 53 milyar doları turizm kesiminden kaynaklanıyor. İşçi dövizleri faizleri ödediği gibi üstüne 6 milyar dolar kalıyor. Fazlanın geri kalan 40 milyar doları inşaattan ve tam ayrıntısına girilemeyen diğer hizmet gelirlerinden elde ediliyor.
2003 yılı dış açığı üstüne yazmaya kısa bir ara veriyorum. Bu hafta 2003 milli geliri açıklanacak. Ondan sonra devam edeceğim. Çünkü milli gelir verileri dış açığın analizinde özel bir yere sahiptir. Kamuoyu Türkiye'nin dış dünya ile ticari ve mali ilişkilerinde ciddi zafiyet ve sorunların olduğuna inanmaktadır. 1990 sonrasında vatandaşın tasarrufunu dövizde değerlendirmeyi tercih etmesi kısmen bu tedirginlikten kaynaklanmıştır.Bu açıdan, dış dünya ile ilişkilerin uzun dönemde bir özetinin görülmesi yararlı olacaktır. Böylece Türkiye'nin dış dengesinde gerçekten yapısal sayılabilecek sorunlar olup olmadığı aydınlanacaktır. Bu yazı dizisinde 1994-2003 arası on yıllık dönem için ödemeler bilançosu sonuçlarını göreceğiz. Her yazıda ödemeler dengesinin bir bölümünü ele alacağız.İki farklı seriFiilen yapılan ihracat ve ithalat değerlerini Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) kaydeder. Medyada bunlar kullanılır. DİE ihracatı doğal olarak navlun ve sigorta hariç izler. Buna FOB (Free On Board) deniyor. Halbuki ithalat navlun ve sigorta dahil beyan edilir. Buna da CİF (Cost Insurance Freight) denir. İhracatta sadece satılan mal, ithalatta ise ek olarak navlun ve sigorta yer alınca, karşılaştırma zorlaşır. Örneğin ithalat yerli nakliyeci ve yerli sigorta şirketi ile yapılabilir. Sağlıklı bir karşılaştırma için ithalat değerinden sigorta ve navlunun düşürülmesi gerekir. "Bavul ticareti" ihracattır ama gümrüklerde kaydı yapılmadığı için DİE'nin ihracat hesabına girmez. Şu yada bu şekilde hesaplanıp ihracat değerine eklenmesi gerekir. Keza altın ithalatı da DİE verilerine dahil değildir. Ödemeler dengesinin ihracat kalemine bavul ticareti dahildir. Ödemeler dengesi ithalat kalemine ise altın dahil, navlun ve sigorta hariçtir. İki seri de FOB'dur. Tüm mal dış ticaretini kapsamaktadır. İhracat ve ithalat karşılaştırabilir hale gelmiştir.Mal ticaretinde büyük açıkGaztedeki köşemde yer alan Tabloda dış ticaretle ilgili on yıl toplamı mutlak sayılar, her birinin dönem milli gelirinde payları ve ihracatın ithalatı karşılama oranları veriliyor. On yılda DİE'ye göre 169 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 9.2'si), ödemeler dengesine göre 117 milyar dolar (GSMH'nın yüzde 6.4'ü) dış ticaret açığı hesaplıyoruz. On yıl toplamında GSMH'nın yüzde 6,4'üne ulaşan büyük bir dış ticaret açığı verilmesi kamuoyundaki tedirginliğin temel nedenidir. Analizi burada kesersek karamsarlık kaçınılmazdır. Ancak, aceleye gerek yok. İncelemeyi sürdüreceğiz.
2003 yılı ödemeler dengesi sonuçlarını değerlendiriyoruz. Önce 2002 ve 2003 verilerini özetledik. Sonra beklentileri gördük. Cari işlemler açığını 7 milyar dolar tahmin edenlerin haklı çıktığını söyledik.Böylece esas konumuza geldik. Ben böylesine büyük bir dış açığın olanaksız olduğunu savundum. O nedenle çok daha düşük dış açık tahminleri yaptım. Gene mi yanıldım?Bilinen bir iktisatçı fıkrasını hatırlatalım. Nasıl "iyi iktisatçı" olunur? Dün yapılan tahminin bugün yanlış çıkmasını yarın olağanüstü güzel açıklayarak... İşin özü "olağanüstü güzel" sözcüklerinde gizlidir. Karar sizlerin. Bakalım, iyi iktisatçı olduğumu kanıtlayabilecek miyim?Gene ölçme sorunlarıCari işlemler açığı konuşulduğunda genellikle 3-4 milyar doları aşmaz dedim. Ancak, hesaba mutlaka net hata-noksan kaleminin de dahil edilmesi gerektiğini hep ekledim. Neden?Bir ekonomide sermaye kaçağının durması ve ters para ikamesinin başlaması dış denge hesaplarında önemli çarpıklıklar yaratır. Bunu anlamadan 2000-2003 arasında ödemeler dengesi gelişmelerini kavrayamayız.Vatandaşın aldığı dolar o dönemin döviz gelirlerine yazılmaz. Döviz gelirlerinin olduğundan az kaydedilmesi cari işlemler dengesini olumsuz etkiler.Güven tesis edilince vatandaş döviz satmaya başlar. Bu kez bozdurulan dövizin nereye yazılacağı sorunu çıkar.Merkez Bankası'nın önünde iki yol vardır. Bir: Bozdurulan döviz görünmeyen gelir kalemlerine eklenir. İki: Bozdurulan döviz net hata-noksan kaleminde biriktirilir. İlk yöntemde hem cari açık hem net hata fazlası küçük, ikincisinde her ikisi büyük çıkar.Dikkatinizi çekerim. Cari denge artı net hata toplamı olarak tanımladığımız dış denge iki yöntemde eşittir. Ekonominin gerçek dış dengesini o yansıtır. Cari denge ile net hata arasındaki dağılımı ise bir muhasebe kararıdır.Mor gömlek giymeli mi?Gerçekleşme neydi? Cari dengede 6,8 milyar dolar açık, net hata noksan kaleminde 5,2 milyar dolar fazla, toplamda 1,6 milyar dolar dış açık. Gelelim benim tahminlerime.2003 başında yeni hükümet ve Irak krizi belirsizliğe yol açtı. Ocak başında dış dengede 1 milyar dolar fazla tahmin ettim. 2,6 milyar dolar iyimser kalmışım. Mayıs'ta iki belirsizlik ortadan kalktı. 6 Mayıs 2003 tarihli sunumda 2,1 milyar dolar cari işlemler dengesi açığı ve 1 milyar dolar net hata noksan kalemi fazlası yani 1,1 milyar dolar dış açık öngördüm. Hatam 5 milyar dolara iniyor.Ekodiyalog ortağım Ege Cansen geçen hafta bana şık bir sataşma yaptı. Dış dengenin tartışılacağı programa "mor gömlek" giyerek gelmemi tavsiye etti. Yanlış tahminimin beni nasıl morarttığı böylece daha az görülürmüş. Makroekonomik eğilimlere bakarak ekonominin dış dengesini saptamak benim işimdir. Bürokratik muhasebe tercihlerini yansıtan cari işlemler dengesini öngörmek ise beni aşar. Bunlar önemli inceliklerdir. Mor gömlek konusunda kararı okuyucularıma bırakıyorum.
2003 yılı ödemeler dengesi Merkez Bankası tarafından açıklandı. Geçen yazımda analitik bir sunum üzerinden 2002 ve 2003 yılı sonuçlarını karşılaştırdım. Bugün dış denge tartışmalarına girmek istiyorum.Bir hususu özellikle belirtmek gerekiyor. Yayınlanan geçici verilerdir. Merkez Bankası önümüzdeki aylarda bunlan değiştirecektir. 2002 yılı ödemeler dengesi verilerinin seyri ne demek istediğimizin anlaşılmasında yararlı olacaktır. Geçici 2002 verileri Mart 2003'de yayınlandığında, cari işlemler dengesi -1,705 milyon dolar, net hata noksan kalemi ise - 415 milyon dolar çıkmıştı. Son yayınlanan veriler ise aynı sıra ile -1.522 ve + 149 milyon dolardır.Demek ki geçici verilerden kesin verilere geçerken cari işlemler açığında 182 milyon dolar, net hata noksan kaleminde 564 milyon dolar, toplam 746 milyon dolar lehte düzelme olmuş. Örneğin Kasım 2003'de yayınlanan 2002 yılı net hata noksan kalemi -66 milyon dolardı. Yani Aralık ayında bile 2002 yılı verilerinde 215 milyon dolar artı revizyon yapılmış. 2003 verileri için benzer düzeltmeler beklenebilir.Tahminler tuttu mu?Pozisyonlan özetleyerek başlayalım. 2003 başından itibaren ithalatın ihracattan daha hızlı arttığı gözlendi. Yaz başından itibaren TL'de ciddi şekilde değer artışları yaşandı. Bu iki gelişme cari işlemler dengesinde büyük bir açık beklentisini güçlendirdi. Meslektaşlar arasında cari işlemler açığı için ilkbaharda 7 milyar dolar diyenler vardı. 10 milyar dolar bile telaffuz edildi. Hükümet de yaza doğru resmi tahminini 7 milyar dolara yükseltti.Cari işlemler açığı beklentisinin zaman içinde evrimini Merkez Bankası beklenti anketinden izleyebiliyoruz. Ocak 2003'de 2 milyar dolar, Haziran 2003'de 6 milyar dolar, Eylül 2003'den itibaren 7 milyar doların üstüne çıkıyor.Sonuçta açıklanan geçici veri de 6.8 milyar dolar oldu. Analizi burada kesersek, tereddüte mahal bir durum yoktur. Her şey çok açıktır. 2003 yılı dış açığını 7 milyar dolar civarında tahmin edenler haklı çıkmış, tahminleri tutmuştur. Nokta.Ben yanıldım mı?Ben ise çok farklı telden çalıyordum. Ekonominin genel gidişatı açısından bu kadar büyük bir dış açığın olanaksız olduğunu savunuyordum. Dolayısı ile genel kanının çok altında dış açık tahminleri yapıyordum. Ekonominin genel gidişatı ne demek? Birincisi IMF programı gereği fevkalade sıkı maliye ve para politikaları uygulanıyordu. Tüketim ve yatırım artışı sonucu bir iç talep patlamasından kaynaklanacak bir dış açık söz konusu olamazdı. İkincisi, dışarıdan gelen olumsuz şok yoktu. ABD ve AB resesyondan çıkıyordu. Irak savaşı kısa sürmüştü. Yaz turizmi canlı geçmişti. Irak pazarı hareketlenecekti. Üstelik euro-dolar paritesi Türkiye lehine çalışıyordu. Açıklanan 6.8 milyar dolar cari işlemler açığı bu analizin yanlış olduğu anlamına mı geliyor? Ben gene yanıldım mı? Bugün yerim bitti. Salı günü devam edeceğim.
Merkez Bankası geçen hafta Ocak-Aralık 2003 ödemeler dengesi verilerini yayınladı. 2003 başlarından itibaren dış açığın seyri ve büyüklüğü çok tartışıldı. Ben de taraf oldum. Yıllık sayılar çıktıktan sonra ayrıntılı analiz sözü verdim. Bugün sadece sayıları gözden geçireceğim. Değerlendirmek için önce resmin iyi anlaşılması gerekiyor. Tefsirine ve geçmiş tahminlerin ne ölçüde gerçekleştiğine ondan sonra bakacağım.Gazetedeki köşemde yayınlamış olduğum tablonun ilk üç sütununda 2002 ve 2003 verileri ve aradaki fark milyar dolar olarak yer alıyor. Dördüncü sütunda 2002'den 2003'e değişim yüzde olarak ifade ediliyor. Sütunlarda ise ödemeler dengesinin kamuoyu açısından önemli kalemleri yer alıyor. Ayrıntılarda boğulmamak için analitik bir sunuşu tercih ettim.Dış açığın bileşenleriKamuoyu dış ticareti DİE tarafından yayınlanan sayılardan izliyor. İhracat yüzde 30, ithalat yüzde 33 artınca, dış ticaret açığı 6,4 milyar dolar büyüyor. Merkez Bankası ise dış ticaret dengesini hesaplarken bavul ticaretini ve altın ithalatını ekliyor, navlunu ve transit ticaretini düşüyor. Bu kalemlerin neti yüzde 11 arttığı için açık 5,6 milyar dolar yükseliyor.Sonraki üç kalem görünmeyen gelirleri oluşturuyor. Hizmet dengesinde fazla, yatırım dengesinde açık artıyor. Transferler sabit kalıyor. Neticede net görünmeyenler sadece 0,3 milyar dolar yükseliyor. Dış ticaret dengesi artı net görünmeyenler toplamına cari işlemler dengesi deniyor. 2002'de 1,5 milyar dolar iken 5,3 milyar dolar artışla 6.8 milyar dolara çıkıyor. Nedeni hemen görülüyor. Dış ticaret açığı büyümüş ama görünmeyenler sabit kalmış.Bir sonraki sırada net hata noksan kalemi var. Ayrıntılı açıklamasına daha sonra gireceğiz. 2002'de net hata noksan kaleminde bir patlama yaşanıyor. 2002'de 0,1 milyar dolardan iken 2003'de 5,2 milyar dolara yükseliyor. Okuyucularım cari işlemler açığı artı net hata noksan kalemi toplamına dış açık dediğimi biliyorlar. Geçen yıl 1,4 milyar dolarmış. Bu yıl sadece 200 milyon dolar artıyor. 1,6 milyar dolar oluyor. Bu çok önemli sayıyı aklımızda tutalım.Finansman ihtiyacıCari işlemler açığı artı net hata noksan kalemi (dış açık) ile doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını toplayınca ülkenin dış finansman ihtiyacına ulaşıyoruz. Doğrudan yabancı sermaye girişi 2003'te 0.8 milyar dolar gerileyerek adeta sıfırlanıyor (0.1 milyar dolar).Dış açık 200 milyon dolar artıp, yabancı sermaye 0,8 milyar dolar azalınca dış finansman ihtiyacı 1,0 milyar dolar yükseliyor. 1,5 milyar dolara çıkıyor. Buna karşılık 2003'te kredi ya da portföy yatırımı olarak 5,6 milyar dolar finansman bulunuyor. Bunun 1.5 milyar doları açığı kapatıyor. Borçlanmanın yüzde 29'u ediyor. Geri kalan 4,0 milyar dolar Merkez Bankası'nın döviz rezervlerine gidiyor. Yani 2003'de alınan borcun yüzde 71'i rezerv artışına kullanılıyor.