Haziran sonu itibariyle ödemeler dengesini değerlendiriyoruz. Bundan önceki yazılarda 2000'le 2004'ü ilk yarıyıl için ayrıntılı karşılaştırdık. Verilere aşina olmaya çalıştık.Dört yıl öncesi aynı dönemle mukayese yararlı ama yetersizdir. Özellikle son dönemde ödemeler dengesinde oluşan eğilimleri yansıtmaz. O açıdan yıllık verileri de değerlendirmek gerekir.Gazetedeki köşemde yayınlanan tablonun ilk sütununda 2003 takvim yılı verileri var. İkinci sütunda ise Temmuz 2003-Haziran 2004 arası on iki ayın sonuçları yer alıyor. Böylece yılbaşından bu yana yıllık büyüklüklerin mutlak ve yüzde değişimini hesaplayabiliyoruz.Dış açık büyüyorAltın dahil yıllık mal ithalatı (FOB) ilk yarıda yüzde 21 artışla 78,9 milyar dolara, bavul ticareti dahil yıllık mal ihracat (FOB) yüzde 14 artışla 58,3 milyar dolara çıkıyor. Yıllık mal ticareti açığı yüzde 47 artışla 20,6 milyar dolar oluyor. İthalat artışının mal ticaretinde açığı büyüttüğü çok açıktır. Görünmeyen gelirler yüzde 13 artışla 26,5 milyar dolar, görünmeyen giderler yüzde 9 artışla 17,6 milyar dolar, görünmeyenler fazlası yüzde 24 artışla 8,9 milyar dolar oluyor.Görünmeyenler fazlasındaki artış ticaret açığındaki büyümenin altında kalınca cari işlemler açığı yüzde 71 artarak tarihi rekor kırıyor. 11,7 milyar dolara varıyor. Net hata noksan kalemi yüzde 27 artarak 5,1 milyar dolar fazla veriyor. Dış açık yüzde 133 bozularak 6,7 milyar dolara, borç-dışı finansman yüzde 57 artarak 3,3 milyar dolara ulaşıyor.Böylece borçlanma gereği üç katı (yüzde 330) artarak 3,4 milyar dolara yükseliyor. Sayıları vurgulamak istiyorum. 2003 yılında Türkiye ekonomisinin yıllık borçlanma gereği ,8 milyar dolar, Haziran 2004 sonunda ise 3,4 milyar dolardır. (GSMH'nın yüzde 1,3'ü civarında.)Özel kesim borçlanıyorDış borçlanmaya geliyoruz. Kamu kesimi dış borçlanması yüzde 87 azalarak , 2 milyar dolara iniyor. Kamu kesiminin hızla dış borçlanmayı kestiğini söyleyebiliriz. Buna karşılık özel kesim dış borçlanması iki katından fazla (yüzde 115) artarak 7,6 milyar dolara çıkıyor.Dış borçlanma gereği 3,4 milyar dolar, dış borçlanma 7,8 milyar dolar olunca, aradaki fark (4,4 milyar dolar) Merkez Bankası döviz rezervlerine gidiyor. Son bir yılda alınan dış borcun yüzde 56'sı Merkez Bankası rezervinde park ediliyor.Sıra ödemeler dengesi verilerinin nitel bir değerlendirmesini yapmaya geldi. Bir sonraki yazıda onu yaparak bu yazı serisini bitireceğiz.
Ocak-Haziran 2004 ödemeler dengesini 2000'in aynı dönemi ile mukayese ediyoruz. Dış ticaret ve mal ticareti ayırımı ile başladık. Hizmet ticaretini ve görünmeyenleri gördük. 2004'ün ilk yarısında 9,9 milyar dolar cari işlemler açığına ulaştık. Bunun tarihi bir rekor olduğunu belirttik.Ardından düzeltmeler ve finansman bölümüne geçtik. Net hata noksan kalemindeki 3,2 milyar dolar fazla ve doğrudan yatırım, gayrimenkul ve borsaya 1,5 milyar dolar yabancı sermaye girişi borçlanma gereğini 5,3 milyar dolara düşürdü. Bugün dış borçlanmanın ayrıntılarını inceliyoruz. Veriler gazetedeki köşemde yayınlanan tablodadır.Kamu ve özel rol değiştiriyorSermaye hesabının geri kalanında üç ana kalem vardır: kamunun dış borçlanması, özel kesimin dış borçlanması ve Merkez Bankası döviz rezervlerinde değişim. İlk ikisi ile başlayalım.Tabloda kamu dış borçlanması üç kalemde toplanıyor. Portföy yatırımı Hazine'nin yurt dışında çıkardığı tahvillerden net girişi gösteriyor. 2000'in ilk yarısına kıyasla bu yıl 1 milyar dolar daha az borçlanma yapılmış.IMF kredilerinde işaret değişmiş. 2000'in ilk yarısında küçük de olsa IMF'den kaynak girişi var. Bu yıl IMF'ye 1,8 milyar dolar borç ödenmiş. Merkez Bankası ve hükümetin diğer dış borçları da 0,9 milyar dolar azalmış. Neticede 2000'in ilk yarısında 3,4 milyar dolar dış borç alan kamu kesimi bu yıl 0,5 milyar dolar dış borç ödemiş.Özel kesimde tersi gözleniyor. Özel kesim portföy yatırımı 0,3 milyar dolarda sabit kalıyor. Buna karşılık bankacılık kesimi dış borçlanmasını 1 milyar dolar, diğer kesimler 0,9 milyar dolar artırıyor. Neticede özel kesim dış borçlanması 2000'e kıyasla 2 milyar dolar artarak 6,6 milyar dolara yükseliyor.Borçlanma ve döviz rezervleriOcak-Haziran 2000'de 5,8 milyar dolar dış borçlanma gereğine karşı 8 milyar dolar dış borçlanma gerçekleşmiş. Aradaki 2,2 milyar dolar fark Merkez Bankası rezervlerine gitmiş. 2004'ün aynı döneminde 6,1 milyar dolar dış borç alınmış. Döviz rezervindeki artış 0,8 milyar dolar olmuş.2000'de kamu dış borç alıyor. Yüzde 60'ı Merkez Bankası döviz rezervlerine gidiyor. 2004'te kamu dış borç ödüyor. Dış açığın finansmanında sadece özel kesimin aldığı dış borç kullanılıyor. Özel kesim daha fazla borçlanınca, gerisi döviz rezervlerine gidiyor.Bu şekilde Ocak-Haziran dönemi için 2000 ve 2004 ödemeler dengesinin ayrıntılı karşılaştırmasının sonuna geldik. Çok büyük cari işlemler açığının net hata noksan ve yabancı sermaye girişleri ile küçüldüğünü izledik. Kamunun dış borç ödediğini gördük.Bir sonraki yazıda ödemeler dengesine yıllık değerler itibarıyla bakacağız. Devam ediyoruz.
Ocak-Haziran 2004 ödemeler dengesini 2000'in aynı dönemi ile karşılaştırıyoruz. Üstüste açık rekorları kırılıyor. Dış ticaret açığı, mal ticareti açığı ve cari işlemler açığı 2004'ün ilk altı ayında geçmiş yıllık değerlerin üstünde çıktı. Yılın ortasında cari açık 10 milyar dolara vardı.Öte yandan, hizmet gelirlerinde açıklaması zor bir düşüş var. Gelen turist ve turizm geliri artıyor. Diğer hizmet gelirleri ise düşüyor. Neticede görünmeyen gelirler geriliyor. Paralelinde "net hata noksan kaleminde" etkileyici bir artış izleniyor. Cari işlemler dengesi artı net hata noksan kalemi toplamına "dış denge" dedik. Bulunması gereken dış finansmanı ifade ediyor. Böylece ödemeler dengesinin sermaye hesabına geliyoruz. Şimdi borçlanma-dışı kaynaklan göreceğiz. Ekonominin dış borçlanma gereğini saptayacağız.Yabancı sermaye yatırımlarıBorç olmayan dış finansman ne olabilir? Sorunun cevabını biliyoruz. Yabancılar tarafından Türkiye'de yatırım yapılmasıdır. Bu durumda ülkeye döviz yani dış finansman gelir. Ama ülke dışarıya borçlanmaz. Yabancılar üç enstrüman aracılığı ile yatınm yapabilirler. Sırası ile açıklayalım.Doğrudan yabancı sermaye, yurtdışında yerleşik bir firmanın Türkiye'de şirket kurması ya da bir şirketi satın alması için gelen dövizdir. Karşılığı bina, fabrika, vs. yerli varlıklardır. Simetriği, yerli firmanın yurtdışında yatırım yapmasıdır.Türkiye yabancı sermaye yatırımı çekemiyor. 2000'in ilk yarısında yurtdışından gelen sermaye (0.8 milyar dolar) gidenden (0.7 milyar dolar) sadece 0.1 milyar dolar fazladır. 2004'te bu sayı 0.3 milyar dolara yükselmiştir.Gayrimenkul yatırımları Haziran öncesinde yayınlanmıyordu. İlk kez 2003'ü de kapsayarak açıklandı. Adı üstünde, yabancı vatandaşların ülkede mülk edinmesi sırasında gelen dövizdir. 2003'te 1 milyar dolar, 2004'ün ilk yarısında 0.7 milyar dolar tutuyor. 2003 verilerinden gayrimenkul yatırımının net hata noksan kalemini küçülttüğünü anlıyoruz. Gayrimenkul yatınmı kadar net hata kalemi azalıyor.Üçüncüsü, yerleşik olmayanların borsada hisse senedi satın almaları ile ülkeye giren dövizdir. Menkul yatanıdır. Diğer ikisinden farklı olarak hızlı şekilde ülkeden çıkabilir. Ancak borç değildir. Ayrıca kur, vs. tüm riskleri alan taşımaktadır. Bu yıl borsaya net 0.5 milyar dolar gelmiş.Borçlanma gereği daha azBorç-dışı finansman 2000'in ilk yarısında 0.3 milyar dolar iken bu yıl 1.5 milyar dolara yükselmiş. Artışın yüzde 60'ının gayrimenkul yatırımından geldiğine dikkat çekelim. Neticede 2004'ün ilk yarısında Türkiye'nin toplam borçlanma gereği 5.3 milyar dolarla 2000'in 0.6 milyar dolar altında kalmış.Verileri neden önemsediğimiz anlaşılıyor. Cari açığa bakınca, bu yıl 2000'den 4.4 milyar dolar kötü duruyor. Ama net hata noksan ve borç-dışı finansmanı hesaba katınca 2000'den 0.6 milyar dolar daha iyi olduğu ortaya çıkıyor.Borçlanma gereğini de bulduk. Sıra kimin borçlandığına geldi. Devam edeceğiz.
Ocak-Haziran dönemi ödemeler dengesinin ayrıntılı analizini sürdürüyoruz. Karşılaştırmayı 2000 yılı ile yapıyoruz. Önce dış ticarete, ardından genel mal ticaretine baktık. İhracatın ithalattan daha hızlı artmasına rağmen ticaret açığı büyüyor.Sonra hizmet gelir ve giderlerini ele aldık. 2000'in özel durumu nedeni ile karşılaştırmaya 1998 yılını da ekledik. Hizmet gelirleri ilginç şekilde Şubat krizi sonrasında düşüyor. Yani hizmetler dengesi de bozuluyor.Bugün resmin diğer parçalarını ekleyerek tümünü görmeye çalışacağız.Görünmeyenler ve cari dengeMal alım-satımına tekabül etmeyen döviz gelir-giderlerine görünmeyenler deniyor. Üç ana kalemden oluşuyor. Biri geçen yazıda ayrıntılarına baktığımız hizmetler dengesi. İkincisi yatırım gelirleri ile giderleri arasındaki farkı ifade eden yatırım dengesi. Sonuncusu ise işçi dövizlerinin içinde yer aldığı karşılıksız transferler kalemi.Yatırım gelir ve giderlerinde iki grup yer alıyor: Kâr transferleri ve faizler. Türkiye için her ikisinde de giderler gelirlerden büyük. Yani yatırım dengesi açık veriyor. 2000'den 2004'e yatınm geliri açığı 0.8 milyar dolar artarak 2.8 milyar dolara yükseliyor.Transferler içinde işçi dövizleri, bedelsiz ithalat ve resmi transferler yer alıyor. İşçilerin ülke için harcamalarının 2004'te turizm gelirlerine katıldığını gecen yazıda belirtmiştik.Neticede 1 milyar dolar düşüşle1.6 milyar dolar transfer yapılıyor. Hizmet gelirleri ve transferler azalınca, görünmeyen gelirler 1.2 milyar dolar düşüyor. Görünmeyen giderleri yatırım giderlerindeki 0.8 milyar dolar yükseltiyor. Sonuçta görünmeyen dengesi 2 milyar dolar bozuluyor. Fazla 2.3 milyar dolara iniyor.Cari işlemler dengesi mal ve görünmeyen dengelerinin toplamıdır. 2000'in ilk yarısındaki 5.5 milyar dolar açık 2004'te 4.4 milyar dolar bozulma ile 9.9 milyar dolarlık rekora tırmanıyor. Yıllık bazda bile sadece Kasım 2000-Ocak 2001 arası üç ayda daha büyük bir cari işlemler açığı oluştuğunu belirtelim.Net hata ve dış açıkSıra nereye ait olduğu saptanamayan döviz hareketlerini yansıtan ünlü "net hata-noksan kalemine" geldi. 2000'deki eksi 0.6 milyar dolar bu yıl artı 3.2 milyar dolara dönüşünce, 3.8 milyar dolar iyileşme gerçekleşiyor.Cari işlemler dengesinin net hata noksan kalemi ile toplamına dış denge diyorum. Net hata noksan kaleminin niteliği hakkında fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Merkez Bankası'nın bu ay yaptığı bir yeniliğe bir sonraki yazıda değineceğim.Ne olmuş? 2000'in ilk yarısında dış açık 6.2 milyar dolarmış. Bu yıl 6.7 milyar dolara yükselmiş. Dış açıkta da bozulma var ama 0.6 milyar dolarda kalıyor.Yavaş yavaş esas soruya geliyoruz. Bu dış açık sürdürülebilir mi? Devam edeceğiz.
Dış açık Türkiye ekonomisinin ezeli ve ebedi öcüsüdür. Bugünlerde tekrar canlandı. Açığın kısa sürede bile sürdürülemeyecek düzeylere tırmandığı genel geçer kabul gören bir gerçeğe dönüştü.Ben verilerin iyi bilinmesini çok önemserim. Dış açık büyüyor mu? Büyümesi hangi kalemlerden kaynaklanıyor? Açığın finansmanı nasıl bulunuyor? Sürdürülemez noktaya gelindi mi? İlk yarı ödemeler dengesi verilerinde cevap arıyoruz.İlk yazıda karşılaştırmayı 2000'le yaptık. Mal ticaretine baktık. İhracat ithalattan daha hızlı artıyordu. Ona rağmen baz yıl etkisi ile mal ticaretinde açık büyüyordu. Bugün hizmet ticaretini ele alacağız.Gazetedeki köşemde yayınlanan tabloda karşılaştırmaya 1998'i ekledik. 2000'de hizmet gelirleri sorunludur. Rusya'da 1998 Ağustos sonunda kriz oldu. 1999'da Öcalan davası turist sayısını düşürdü. 2000 ilk yarı hizmet gelirleri bu iki olumsuz etkiyi yansıtır.Hizmet gelirleri düşüyor2004'te sadece turizm gelirleri artıyor. Ancak, hesaplama yöntemi farklı. 2004'te işçi harcamaları turizme eklendi. Artışın l milyar doları oradan geliyor. Bir sonraki yazıda göreceğimiz gibi, işçi dövizleri o kadar düşüyor.İnşaat hizmetleri 1998'de l milyar dolardan 2004'te 0,3 milyar dolara iniyor. Ticari hizmet gelirleri 2 milyar dolar, geri kalan hizmet gelirleri 0,8 milyar dolar azalıyor. Yani turizm-dışı hizmet gelirleri 1998'e kıyasla 3,5 milyar dolar, 2000'e kıyasla 2,6 milyar dolar geriliyor.Şubat krizi sonrasının en ilginç gelişmelerinden biri budur. Örneğin turist sayısı 1998'de 9,5 milyon, 2000'de 10,5 milyondur. 2004'de 17,5 milyon turist beklenmektedir. Ama hizmet gelirleri mutlak olarak düşmektedir.2002 başından itibaren bu hususa dikkat çekiyoruz. İki ihtimal vardır. Bir: Türkiye daha az hizmet satıyor ve daha az döviz kazanıyor. İki: Hizmet satışı aynı ama sermaye kaçağı dövizi sisteme sokmuyor. Cevabı şimdilik açık bırakıyoruz.Mal-hizmet dengesi bozuluyorTabloda hizmet gelirlerinin sabit kaldığı izleniyor. Navlun giderlerindeki artış diğer hizmet giderlerindeki düşüşle karşılanıyor. Turizm giderleri 1998 ve 2000'e kıyasla sadece 0,2 milyar dolar yükseliyor.Gider sabitken gelir düşünce, hizmet dengesindeki fazla kaçınılmaz olarak 1998'e kıyasla 1,3 milyar dolar, 2000'e kıyasla 0,2 milyar dolar küçülüyor.Hizmetler, büyüyen mal açığının kapatılmasına hiç katkı yapmıyor. Tam tersine, açığı daha da büyütüyor.2004'ün ilk yarısında verilen 8,7 milyar dolar mal-hizmet açığı inanılmazdır. Bırakın altı ayı, yıllık bazda bile mal-hizmet açığı sadece Ağustos 2000-Şubat 2001 arasında bundan büyük gerçekleşmiştir.Durum çok kötü duruyor. Hakikaten öyle mi? Bilmeceyi araştırmaya devam edeceğiz.
DİE Haziran dış ticaret verilerini 20 gün öne çekerek Temmuz sonunda yayınladı. Ardından Merkez Bankası Ocak-Haziran dönemi ödemeler bilançosunu Ağustos başında açıkladı. Veri takviminde hızlanma olumlu bir gelişmedir.Son günlerde Türkiye'nin ezeli ve ebedi dış açık korkusu iyice depreşti. İki süreç bu tedirginliği besliyor. Biri döviz kurunun yatay seyretmesi sonucu TC'nin değer kazanması. Diğeri ise büyümenin hızlanması ile ithalat talebinin de patlaması.Genel kanı, uzun dönemde sürdürülemez bir dış açık oluştuğu şeklinde. Bir yanda dış açığı küçültecek tebdirler öneriliyor. Diğer yanda devalüasyon ve kriz senaryoları yazılıyor.Böyle önemli konularda öncelik verilerin iyi bilinmesindedir. Yılın ilk yarısı itibarıyla ödemeler dengesinin ayrıntılı analizini yapan bir yazı dizisi hazırladım. 2000 yılı ile karşılaştırıyorum. Bugün mal ticareti ile başlıyorum.Dış ticaretten mal ticaretineDİE'nin yayınladığı gümrüklerden geçen ihracat ve ithalatın tutarıdır. Düzeltilmeleri gerekir. Birincisi, ihracatta sadece malın değeri (free on board - FOB), ithalatta ise malın değeri artı navlun ve sigorta (cost insurance freight -CIF) vardır.İkincisi, Türkiye'nin tüm mal ticaretini kapsamaz. Bavul ticareti mal ihracatıdır ama DİE verileri içinde yer almaz. Altın ithalatı da aynı şekilde DİE tarafından kapsanmaz. Bir diğer kalemde ise transit vs. şeklinde diğer mal ticareti yer alır.İhracata bavul ticareti ve transit vs. diğer mallar eklenince toplam mal ihracatı elde edilir. Aynı şekilde ithalata altın ve diğer mallar ithalatı eklenip navlun ve sigorta düşülünce toplam mal ithalatı bulunur.Aradaki fark mal ticareti dengesini gösterir. Türkiye'de bavul, navlun ve sigorta, diğer mal ticareti ve altın toplamı daima fazla verir. Dolayısı ile mal ticareti dengesindeki açık daima dış ticaret açığından küçüktür.Ticaret açığı büyüyor2000 ve 2004 için Ocak-Haziran dönemi sonuçları gazetedeki köşemde yer alan tablodadır. Her iki tanımda ihracat iki katından fazla artmış, ithalat artışı bunun altında kalmıştır. 2004'ün başarılı bir ihracat yılı olduğu çok açıktır.Ona rağmen iki tanımda da ticaret açığı büyümüştür. Çünkü baz yılı 2000'de ithalat daha yüksektir. Mal ticaretinde açık 2.4 milyar dolar (yüzde 25) artarak 12.2 milyar dolara yükselmiştir.Yani 2004'ün ilk yansında mal ticaretindeki açık 2000'in ciddi şekilde üstünde seyretmiştir. 2000 yılının bundan öncesinin en büyük dış açığına tekabül ettiği düşünülürse manzara gerçekten korkutucu durmaktadır.Acaba öyle mi? Sorunun cevabı için ödemeler dengesinin diğer kalemlerine bakmak gerekiyor.
Geçen yazıda ocak-haziran dönemi dış ticaret verilerini ele aldık. Ne var ki, küçük bir sorunla karşılaştık. Maalesef yazının sonunda tablo yoktu. Bilgisayarın bir cilvesi gibi duruyor. Makinelere çok güvenmemek gerekiyor. Neyse, okuyucularımdan özür dilerim. Salı günü Merkez Bankası haziran sonu itibariyle ödemeler dengesi verilerini yayınladı. Önümüzdeki birkaç yazıyı bu konuya ayıracağız. O açıdan dış ticaret tablosunun güme gitmesine gönlüm razı olmadı. Kısa bir özet eşliğinde yayınlıyorum.Karşılaştırma yaparken birkaç unsur önem kazanıyor. Biri seçilen para birimidir. Türkiye dış ticaretini ve ödemeler dengesini dolar cinsinden hesaplıyor. Halbuki dış ilişkilerinde euro çok hakim. Üstelik dolar/euro paritesinde büyük dalgalanmalar oluyor. Bu nedenle tabloyu euro cinsinden yapıyoruz.2004'ü 2000'le karşılaştırmayı tercih ettik. Üçüncüsü, seçilen ölçülerdir. İhracat, ithalat ve dış ticaret açığında değişme hızları en bilinen performans ölçüleridir. Son sütunda gösteriliyor.Ayrıca ihracatın ithalatı karşılama oranını önemsiyoruz. Nispi gelişmeleri en iyi bu oran yansıtmaktadır. Tüm dış ticaret için, AB ile ticaret için ve AB-dışı ülkelerle ticaret için ayrı ayrı hesaplıyoruz.İhracat başarılıHem AB ülkeleri hem de AB-dışı ülkeler için 2000'den 2004'e ihracat artışı ithalat artışından daha büyüktür. Dolayısı ile ihracatın ithalatı karşılama oranı da yükselmiştir.Toplam dış ticaret açığı 1,5 milyar euro (yüzde 13) artmıştır. Ancak, bölgeler arasında dağılımı farklıdır. AB ile dış ticaret açığı 0,8 milyar euro küçülmüş, AB-dışı ile 3,4 milyar euro artmıştır. Bu eğilimlerin yıl sonunda daha da belirgin hale geleceğini düşünüyoruz.
Ocak-Haziran dönemi dış ticaret verileri DİE tarafından 31 Temmuz'da yayınlandı. İlgimizi ilk çeken, açıklama tarihi oldu. Dış ticaret verileri normal olarak 50-55 günde çıkardı. İlk kez 30 güne indi. Kamuoyunun dış ticaretteki gelişmelere duyarlılığı biliniyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) zaten bir önceki ayın ihracatını ayın ilk günü açıklıyor. Gümrük Bakanlığı da bir-iki hafta sonra kendi verilerini yayınlıyor. Dolayısı ile DİE'nin de takvimi hızlandırması yararlı oldu. DİE yönetimini kutluyoruz.2004 yılı için son tahminlerim ihracatta 60 milyar dolar, ithalatta 93 milyar dolar, dış ticaret açığında 33 milyar dolardır. Haziran sonu itibarıyla 12 aylık gerçekleşme, aynı sıra ile; 54 milyar dolar, 84 milyar dolar ve 30 milyar dolar oldu.Euro ile dış ticaretHer veri seti çok farklı bilgiler ihtiva eder. Analizin amacına göre bunlardan bazıları öne çıkar. İhtiyaca göre aralarından seçim yapılır. İki tercih daima çok önemlidir. Biri kullanılacak hesap birimidir. Diğeri de karşılaştırılacak dönemdir.Dış ticaretle ilgili analizlerde euronun hesap birimi alınmasını savunuyorum. En temel nedeni, Türkiye'nin ihracatında AB'nin payının yüzde 50'nin üstünde seyretmesi ve giderek artmasıdır. Ufukta AB'ye tam üyelik yatmaktadır.Dönem seçiminde 2000 yılı öne çıkıyor. İç talebin ve ithalatın en büyük patlama yılı 2000'dir. Ben katılmasam bile genel kanı Şubat krizinin temel nedeninin 2000'de yaşanan büyük dış açık olduğu şeklindedir.Aşağıdaki tabloda Ocak-Haziran dönemi için 2000 ve 2004 yılı dış ticaret verileri euro cinsinden karşılaştırılıyor. Önce toplam dış ticarete, sonra sırası ile AB ile ve AB-dışı ülkelerle dış ticarete bakılıyor. Son sırada dolar/euro pariteleri gösteriliyor.AB ile açık küçülüyorBence tablodaki en önemli sonuç, AB ile dış ticaret açığının 2000 yılında 5,5 milyar euro iken 2004'te yüzde 16 düşüşle 4,7 milyar euroya gerilemesidir. Bu gürültü patırtı içinde Türkiye AB ile dış ticaret açığını küçültmüştür.Nasıl oluyor? AB'ye ihracat 7,6 milyar euro'dan 12 milyar euro'ya yani 4.4 milyar euro (yüzde 59) artıyor. Halbuki AB'den ithalat 13,1 milyar euro'dan 16,7 milyar euro'ya yani 3,6 milyar euro (yüzde 27) yükseliyor. Aradaki fark dış ticaret açığını azaltıyor.Dolayısıyla 2000'den 2004'e AB ile yapılan ticarette ihracatın ithalatı karşılama oranı 14 puan (yüzde 25) artarak yüzde 72'ye çıkıyor. Diğer ülkelere ihracat daha hızlı artıyor ama ithalat da hızlı büyüyünce ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 55'te kalıyor. Tabloda ortalama euro-dolar paritesinin de 2000'de 96'dan 2004'te 1,23''e yükseldiği anlaşılıyor. Doları hesap birimi alarak yapılan karşılaştırmaların temel sorunu paritedeki büyük dalgalanmalardır.