Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Ekonomide sert fren

13 Aralık 2004

Milli gelir verilerini değerlendirmeye devam ediyoruz. Kısaca hatırlatalım. Yılın ilk yarısında milli gelir yüzde 10'un üstünde rekor büyüme hızları tutturmuştu. Yaz aylarında ekonominin aşırı ısınmasından korkuluyordu. Üçüncü çeyrekte yüzde 8 civarı büyüme bekleniyordu.Üçüncü çeyrek sonucu cuma günü açıklandı. GSMH'nın sadece yüzde 4,7 büyüdüğü ortaya çıktı. Bırakın hızlı büyümeyi ya da tehlikeli bir ısınmayı, tam tersine, yaz aylarında ekonomi çok sert bir fren yapmıştı.İlginç bir durumla karşı karşıya olduğumuzu sanırım kabul ediyorsunuz. İç içe birçok soru var. Tahminciler nasıl oldu da bunu göremedi? Acaba ölçme hatası mı yapıldı? Sert frene hangi faktörler neden oldu? Bu sorulara cevap aramak zorundayız.Çeyrekten çeyreğe büyümeBugün okuyucularımı milli gelir karşılaştırmalarında kullanılan farklı bir yöntemle tanıştırmak istiyorum. Türkiye'de her çeyreğin milli geliri bir önceki yılın aynı çeyreği ile kıyaslanır. Milli gelirde bir yıl öncesine kıyasla değişim bulunur.Bu kıyaslama yöntemi yararlıdır ama yeterli değildir. En azından daha iyi bir yöntem mevcuttur. Çeyrek milli geliri bir önceki çeyrek milli geliri ile karşılaştırılır. Bir önceki üç aya kıyasla ekonomik faaliyetlerin seyri saptanır.Burada devreye bir başka sorun girer. Ekonomik faaliyet düzeyi mevsimlerden etkilenir. Örneğin tarımsal üretim ve turizm nedeni ile üçüncü çeyrek milli geliri yılın diğer üç çeyreğinden daha büyük çıkacaktır.Sorunu mevsimlik etkiyi arındıran teknikler çözer. Enflasyon hesaplarında da aynı işlemi yaparız. Mevsimlik etki temizlenince, bir çeyrek milli gelirini bir önceki ile karşılaştırmak imkânına kavuşuruz.Mevsimlik düzeltmeyi Tramo-Seats yöntemi ile yapıyoruz. 1987'nin ilk çeyreğinden 2004'ün üçüncü çeyreğine kadar giden bir seri elde ediyoruz. Bu seriye Hedrick-Prescott filtresi uygulayarak milli gelirin uzun dönem trendini buluyoruz.Üçüncü çeyrekte gelir düşüşüBulgularımız gazetedeki köşemde yayımlanan grafikte gösteriliyor. Düz çizgi 2002 başından bu yana mevsimlik düzeltilmiş çeyrek GSYİH değerlerini (1987 fiyatları ile) ifade ediyor. Kesikli çizgi ise 1987'den bugüne gelen trendi yansıtıyor.Bir çeyrekten diğerine GSYİH 2002 yılı ve 2003'ün ilk çeyreğinde artıyor. Irak savaşının etkisi ile 2003'ün ikinci çeyreğinde küçük bir azalma yaşanıyor. 2003'ün üçüncü çeyreğinde tekrar artış başlıyor. 2004'ün ikinci çeyreğine kadar sürüyor. 2004'ün üçüncü çeyreğinde ise GSYtH aniden sert şekilde düşüyor.İkinci çeyrekten üçüncü çeyreğe GSYİH'deki azalmayı da ölçebiliyoruz. Üç ayda ekonomi yüzde 3,7 küçülüyor. Bunun yıllık değeri ise yüzde 13,9 küçülmeye tekabül ediyor. Sert frenden işte bunu kastediyoruz.Son bir hususa dikkat çekelim: 2003'ün üçüncü çeyreğine kadar GSYİH uzun dönemli trendin altında seyrediyor. Ancak ondan sonra üstüne çıkıyor. Ama bu yılın üçüncü çeyreğinde tekrar uzun dönemli trendine geri dönüyor.

Devamını Oku

Konjonktürün neresindeyiz?

13 Aralık 2004

Ekonomik verileri önemine göre sıraladığımızı düşünelim. Ben ilk sıraya hiç tereddütsüz milli geliri koyarım. Çünkü ekonomik faaliyetin bir bütün olarak en iyi göstergesi milli gelirin seyridir.Doğallıkla, tahmin edilmesi de o ölçüde zordur. Bırakın geleceği öngörmeyi, geçmiş yani içinde yaşanmış dönem için bile yanılgı ihtimali yüksektir. Milli gelir verilerinin iktisatçılar tarafından biraz telaşla beklenmesinin gerisinde bu yatar.2004 yılı üçüncü çeyrek milli geliri cuma günü Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından yayınlandı. Tarih önceden biliniyordu. Son dönemde veri takvimini öne çektiği ve dakik şekilde takvime uyduğu için DİE yönetimini kutluyorum.Üçüncü çeyrek 1 Temmuz ile 30 Eylül arasında geçen üç ayı kapsamaktadır. Demek ki dönem biteli iki buçuk ay geçmiş. Bunu özellikle belirtmek istiyorum. Sonucun o dönemin beklentileri ile karşılaştırılmasını yararlı görüyorum.Isınıyor zannetmiştikLafı dolaştırmayıp kendi tahminlerimle başlayacağım. Yılbaşında üçüncü çeyrek GSMH büyüme hızını yüzde 4.6 öngörmüştüm. Ama ilk çeyrekte ekonomi hızlı büyüdü. Yaz başında 1 puan yükselttim. Ekonomi yazı çok iyi geçirdi. Turizm ve ihracat özellikle canlı seyrediyordu. Yaz ortasında büyümeye 1 puan daha ekledim. Derken eylülde ikinci çeyrek milli gelir çıktı. Büyüme tarihi rekor kırmıştı. 1 puan daha ekleyerek yüzde 7.7'ye çıkardım.Üçüncü çeyrek büyüme hızı tahminimi sürekli yukarı revizyona tabi tutmakta haksız mıydım? Yalnız mıydım? Yaz boyunca kamuoyunda en çok konuşulan konu ekonomideki aşırı ısınma yani yüksek büyüme değil miydi?Temmuz eylül arası yazılıp çizilenlere bir göz atmanızı tavsiye ederim. Her gün birileri hükümeti ekonomiyi soğutacak tedbirleri bir an önce almaya davet ediyordu. Ekonomideki aşın ısınmayı ciddiye almamakla suçlamaya kadar gidiliyordu.Geçtiğimiz haftabaşında yapılan CNBC-e anketinde üçüncü çeyrek GSMH büyüme hızı için ortalama yüzde 7.9 bekleniyordu. Ankete en düşük cevap yüzde 5.6 idi. Soğumanın dördüncü çeyrekte ekimden sonra başladığı düşünülüyordu.Halbuki soğuyormuşDİE üçüncü çeyrek GSMH büyüme hızını yüzde 4.7 açıkladı. GSMH ilk çeyrekte yüzde 12.4 ve ikinci çeyrekte yüzde 14.4 büyümüştü. İkinci çeyreğe kıyasla büyüme hızı 10 puana yakın düştü. Açıklanan büyüme hızı ekonominin üçüncü çeyrekte çok sert bir yavaşlama yaşadığına, kazık fren yaptığına işaret etmektedir.İlginç bir durumla karşı karşıya olduğumuzu kabul etmeliyiz. Tüm gözlemciler canlanmanın tehlikeli düzeylere tırmandığını, ekonominin aşırı ısındığını zannediyor. Halbuki ekonomi çoktan duruşa geçmiş. Buz gibi soğumuş.Üçüncü çeyrek verilerinin ayrıntılarına ve gelecekle ilgili taşıdıkları ipuçlarına önümüzdeki yazılarda gireceğiz.

Devamını Oku

Görünmeyen gelirler bilmecesi

9 Aralık 2004

Yeni açıklanan Ocak-Ekim dönemi ödemeler dengesini 2000 yılı ile karşılaştırdık. İlginç bulgulara ulaştık. En çok ithalat artışı korkutuyordu. Ama 2000'e kıyasla dış ticaret açığında kötüleşme 6 milyar dolar tutuyordu. Halbuki görünmeyenler dengesi 2000'e kıyasla 2.5 milyar dolar bozulmuştu. Çünkü görünmeyen giderler 2.5 milyar dolar artarken görünmeyen gelirler sabit kalmıştı. Görünmeyen gelirlerin 1998'den günümüze seyrini izlemeye karar verdik.Neler gördük? 1999 yılında görünmeyenler düşüyor. Bir: Rusya büyük bir mali krize giriyor. İki: Öcalan davası turizmi çok olumsuz etkiliyor. Ama ikisinin de etkisi 2000'de kayboluyor. Görünmeyen gelirler tekrar yükseliyor.Ne zamana kadar? Şubat 2001'e kadar. Krizle birlikte görünmeyenler tekrar düşüşe geçiyor. Irak savaşının sonuna kadar sürekli azalıyor. 2003 yazında başlayan olumlu konjonktürle birlikte yavaş da olsa toparlanmaya başlıyor.Yeni hesaplar yapıyoruzGörünmeyen gelirleri etkileyen bazı faktörleri hatırlayalım. Turizm çok önemli bir kalem. Gelen turist sayısı turizmin canlılığını ölçer. Taşımacılık bir diğer önemli kalem. Toplam dış ticaret miktarı (ihracat artı ithalat) taşımacılık faaliyetinin hammaddesidir.Bir başka husus euro-dolar paritesidir. Dolar yükselince AB ile ticaretin dolar cinsinden değeri düşüyor. Dolar değer kaybedince ise yükseliyor. Bu sorunu çözmek için ",5 euro + 0,5 dolar" döviz sepetini kullanabiliriz.Üç serimiz var. Gelen turist 10 milyon kişi mertebesindedir. Dış ticaret 100 milyar birime çıkar. Görünmeyenler ise 10 milyar birimle ifade edilir. Nasıl karşılaştıracağız? Endeksler yardıma yetişir. Her serinin 1998 yılı değerine 100 deriz.Üç serinin seyri gazetedeki köşemde yayımlanan grafikte gösteriliyor. Düz çizgi görünmeyen gelirleri, kısa kesikli çizgi dış ticaret miktarını, uzun kesikli çizgi gelen turist sayısını, düz dikey çizgi ise Şubat 2001'i (yani krizi) temsil ediyor.Anlayan beri gelsinManzara çok açıktır. 1999 yılında gelen turist, dış ticaret miktarı ve görünmeyen gelirler beraberce düşüyor. 2000'de hepsi beraberce yükseliyor. Şubat krizi sonrasında bir süre dış ticaret miktarı düşüyor sonra artışa geçiyor. Turist sayısı hep artıyor. Ama görünmeyen gelirler garip şekilde sürekli geriliyor.Bugünü 1998 yılı ile karşılaştıralım. Gelen turist sayısı yüzde 80 daha yüksek. Döviz sepeti cinsinden dış ticaret miktarı iki katına çıkmış. Ama döviz sepeti cinsinden görünmeyen gelirler 1998'in yüzde 7 altında kalıyor.Bu gelişme size makul geliyor mu? Yoksa siz de benim gibi anlamakta zorlanıyor musunuz? Üçüncü çeyrek milli gelir verileri yayınlanınca bu heyecanlı konuya başka bir açıdan geri döneceğim. İzlemeye devam ediniz.

Devamını Oku

Görünmeyen gelirlerin seyri

6 Aralık 2004

Ocak-Ekim 2004 ödemeler dengesi verilerini değerlendirdik. 2000 yılı ile karşılaştırdık. Bu yılın ilk 10 ayında cari işlemler açığı 2000'in aynı döneminden 3,1 milyar dolar daha büyük çıkıyordu.Ancak bir nokta ilgimizi çekti. Farkın sadece 0,6 milyar doları ithalattaki artıştan kaynaklanıyordu. Geri kalan 2,5 milyar dolar görünmeyen gelirlerdeki garip düşüş sonucunda oluşmuştu.Görünmeyen gelirleri uzun süredir bir hafiye gibi izliyorum. Zaman serilerine pertavsız tutuyorum. Ayrıntılarında iz sürüyorum. Neden? Sanırım düzenli okurlarım lafı nereye getirmek istediğimi biliyorlar.Şubat krizi sonrasında yerleşiklerin döviz varlıklarında büyük artışlar meydana geldi. Bir kısmı mali sistemde kayıt altına alındı. Bir kısmı yastık altına gitti. Bir kısmı ise doğrudan yurt dışında tutuldu. Son iki kalem görünmeyen gelirleri etkiledi.Görünmeyenlerin ayrıntısıÖdemeler dengesinin görünmeyenler bölümü üç ana kalemden oluşur. Bunları kısaca hatırlatarak başlayalım.Birincisi hizmet gelir ve giderleridir. Önemli kalemler arasında turizm, mal ve yolcu taşımacılığı, sigorta, müteahhit hizmetleri vs. yer alır. Türkiye'nin hizmetlerdengesi bekleneceği gibi fazla verir.İkincisi, yatırım gelir ve giderleridir. Kâr transferleri ve faizlerden oluşur. Türkiye'nin yatırım dengesi bekleneceği gibi açık verir. Üçüncüsü karşılıksız transferlerdir. En önemli kalem işçi dövizleridir. Türkiye'nin karşılıksız transferleri bekleneceği gibi fazla verir.Ya üçünün toplamı? Genelde yatırımdaki açık tranferlerdeki fazlanın birbirini götürdüğünü, hizmetlerdeki fazlanın net kalan olduğunu söyleyebiliriz.İlginç dalgalanmaAşağıdaki grafikte Ocak 1998'den günümüze yıllık bazda görünmeyen ve net gelirler izleniyor. Dört önemli tarihi hatırlatalım. Ağustos 1998'de Rusya'da ekonomik kriz oluyor. 1999'da Öcalan davası yüzünden Avrupalı turist sayısında büyük düşüş yaşanıyor. Şubat 2001'de meşhur krizimiz. Haziran 2003'te Irak savaşı bitiyor.Görünmeyen gelirler için tepe noktası 32 milyar dolarla Şubat 1998. Şubat 2001'de 28 milyar dolar. Dip noktası ise 19 milyar dolarla Haziran 2003. Ekim 2004'de 26 milyar dolar düzeyinde.Net görünmeyen gelirler için tepe noktası 16 milyar dolarla Şubat 1998. Şubat 2001'de 12 milyar dolar. Dip noktası 4 milyar dolarla Haziran 2003. Ekim 2004'te 8 milyar dolar düzeyinde.Gazetedeki köşemde yayımlanan grafikte dik çizgi Şubat krizini temsil ediyor. Kriz sonrasında görünmeyen gelirler ilginç şekilde düşüyor. 2003 yazında biraz toparlanmaya başlıyor. Ama hâlâ Şubat krizi öncesinin altında kalıyor. Devam edeceğiz.

Devamını Oku

Ekim sonunda dış denge

4 Aralık 2004

Cuma günü Kasım enflasyonu açıklandı. Toptan eşya ve özel imalat sanayi verileri piyasanın beklentilerinin altında çıktı. Enflasyonun düşmeye devam edeceğini kısa süre önce yazmıştık. Yıllık TÜFE üstüste yedi aydır tek hanede kalıyor.Merkez Bankası Ocak-Ekim ödemeler dengesini Perşembe günü açıkladı. Biraz ayrıntılarına bakmak istiyorum. İlkbahardan itibaren bazı çevreler dış açıktaki büyümeden korkmaya başladı. Korku yaz aylarında iyice güçlendi. 2000'le benzerlikler vurgulandı. Kriz sözcüğü daha sık telaffuz edilir oldu.Kendi hesabıma hiç telaşlanmadım. Böylesine sıkı bir maliye ve para politikası ile büyük bir dış açık bence olanaksızdı. Görünen açıkların sermaye kaçağı nedeni ile ortaya çıkan muhasebe sorunlarından kaynaklandığını savundum.Açık neden artıyorGazetedeki köşemde Ocak-Ekim dönemi için 2004'ü 2000'le karşılaştıran biraz uzun ve kapsamlı bir tablo var. İlk yarıyı değerlendirirken tabloyu üçe bölmüştüm. Yıl sonunda gene öyle yapanm. Bu kez tüm bilgiyi tek tabloya toplayınca büyüdü. Yıllık sayılar ise son sütunda gösteriliyor.Dört yılda ihracatın artış oranının (yüzde 114) ithalatın artış oranından (yüzde 68) çok daha yüksek olduğunu belirterek başlayalım. Neticede mal ticaretindeki açık çok az (.6 milyar dolar) yükseliyor.Bu yıl ithalatta yaşanan patlamaya rağmen dört yıllık bakınca ihracatın daha hızlı artması gelecek açısından çok önemlidir. Ayrıntısına ileride gireceğim. Şimdilik bu eğilimin önümüzdeki yıldan itibaren mal ticareti açığını küçülteceğini söyleyelim.Görünmeyenler ise çok sorunlu duruyor. Turist sayısındaki, taşınacak mal miktarındaki büyük artışa rağmen görünmeyen gelirler sabit kalıyor. Giderler yüzde 19 yükseliyor. Neticede görünmeyenler dengesi 2.5 milyar dolar bozuluyor.Cari işlemler açığındaki 3.1 milyar dolar artışın 2.5 milyar dolarının görünmeyenlerden 0.6 milyar dolarının dış ticaret yani ithalattan kaynaklandığını vurgulayalım. Cari işlemler açığından net hata noksanı ve borç dışı dış finansmanı çıkartıyoruz. Toplam borçlanma gereğini elde ediyoruz. 2000'de 9.5 milyar dolar iken bu yıl 3.4 milyar dolar azalarak 6.1 milyar dolara geriliyor.Dolayısı ile dış borçlanma da düşüyor. 2000'de 12.3 milyar dolar iken bu yıl 4.1 milyar dolar gerileyerek 8.2 milyar dolar oluyor. Fark, tümü ile kamu borçlanmasının azalmasından kaynaklanıyor. Nihayet rezervler 2000'de 2.8 milyar dolar artıyor. Bu yıl artış 2 milyar dolarda kalıyor.Önümüzdeki yazılarda görünmeyen gelirlerin sabit kalmasını ameliyet masasına yatıracağım. İlginç gözlemlerimiz olacak.

Devamını Oku

Paritede dalga bitmez

29 Kasım 2004

Gündemin tepesine euro/dolar paritesi oturdu. Herkes bir şeyler yazıyor, söylüyor. Aslında moda konulara uzak durmayı severim. Daha popüler olmadan ya da popülerliği azaldıktan sonra yazmayı tercih ederim.Sevgili dostum Ege Cansen buna "züppelik" diyor. Genel akımın tersine yatmaktan zevk aldığımı söylüyor. Haksız diyemiyorum. Ne yapalım, o kadar kusur kadı kızında bile olurmuş...İktisatçıların özellikle kısa dönemde döviz kurunu tahmin etmekte çok zorlandıkları bilinir. Kur hareketlerine reel ekonomi, yani dış ticaret ve cari işlemler dengesi açısından bakma eğilimleri yüksektir. Sık ve çok yanılırlarBen de kolayına kaçtım. Gelecek belirsiz ama geçmiş biliniyor dedim. Eldeki verilere excel programının sağladığı zengin olanakları uyguladım. Son yirmi küsur yılda paritedeki dalgalanmanın resmini çektim.DM'den euroya pariteEuronun fiilen tedavüle girmesi Ocak 2002'dir. Ancak, o tarihten üç yıl önce, Ocak 1999'da kaydi para olarak hayata atılmıştı. Ocak 1999'dan önce euro diye bir para birimi yoktu. Alman Markı, Fransız Frangı, İtalyan Lireti vs. ülke paralan vardı.Şöyle bir yöntem izliyoruz. Alman Markı' nı euroya dönüştüren parite "euro = 1.948 DM" olarak saptanmıştı. Bunu kullanarak daha önceki Alman Markı değerlerini euroya dönüştürebiliyoruz.Gazetedeki köşemde yayımlanan grafik Ocak 1980'den bugüne euro/dolar paritesinin seyrini gösteriyor. Düz çizgi aylık ortalamaları, kesikli çizgi ise 2.5 yıllık ortalamaları veriyor. Tanım icabı aylık bakılınca parite daha oynak duruyor.Ne görüyoruz? Parite 1980'lere 1.05-1.10 civarında giriyor. Bu da "dolar = 1.90 DM" kuruna tekabül ediyor. Ancak dolar 1982'den itibaren inanılmaz hızla değerleniyor. Mart 1985'de "euro= 0.59 dolar" paritesine varılıyor. Yani dolar 3.31 DM'ye çıkıyor.Bir sonraki tepe tam on yıl sonra, Nisan 1995'te gerçekleşiyor. Bu kez "euro = 1.42 dolar" oluyor. Dolar 1.38 DM'ye geriliyor. On yılda doların euro (ya da mark) karşısında yüzde 70 değer kaybettiğine özellikle dikkatinizi çekerim.Parite daha çok dalgalanırBu grafiğin bir de günlük olanını düşünün. Paritenin ne kadar oynak olduğu daha da belirgin hale geliyor. İnsanoğlu bu bakıma çok ilginçtir. Her dalgalanmayı sanki ilk kez gibi yaşar. Geçmiş deneyimleri çabuk unutur.Örneğin 1995'ten 2001'e kadar paritenin genel eğilimi doların değer kazanması yönünde idi. Uzun uzun nedenleri açıklanırdı. Şimdi eğilim tersine döndü. Dolar değer kaybediyor. Gene uzun uzun nedenleri anlatılıyor.Geçmiş gelecek için bir işaret ise, aşağıdaki grafiğin anlamı çok açıktır. Doların her çıkışı düşüşle, her düşüşü çıkışla sonuçlanmaktadır. Bu basit gerçeği hatırlatırım. Aklınızın bir kenarına koyun.

Devamını Oku

Döviz kurunda parite etkisi

28 Kasım 2004

Bu ay yazı programım biraz saptı. Eylül ödemeler dengesi verileri ile üçüncü çeyrek itibariyle dış dengeyi değerlendirecektim. Maalesef araya başka konular girdi. Ay sonunu bulduk. Haftaya Ekim ödemeler dengesi açıklanıyor. Onu bekleyeceğim.Uluslararası parite hareketlerine de eğilemedik. Amerikan Doları'nın başta euro olmak üzere pek çok ülke parası karşısında değer kaybetmesi haklı olarak insanların ilgisini çekiyor. Bol senaryo yazılıyor. Sanırım bu konuda da kanaat belirtmek gerekiyor.Bugün doların TL karşısındaki seyrine parkedeki değişimin etkisine bakacağım. Daha açık soralım. TL'nin dolar karşısında değer kazanması, ne ölçüde TL'nin genel değer kazanmasını, ne ölçüde doların değer kaybını yansıtmaktadır?Basit bir döviz sepetiBu hesaba neden ihtiyaç duyuyoruz? Çünkü Türkiye'nin çok ilginç bir özelliği var. Döviz gelir ve giderlerinde AB'nin payı üçte ikiden fazla duruyor. Halbuki çeşitli nedenlerle Amerikan Doları servet saklama ve hesap birimi fonksiyonlarını hakimiyetinde tutuyor.Neticede hem genel kamuoyu hem de ekonomik aktörler döviz kuru deyince dolar kurunu anlıyorlar. TL'nin dolar karşısındaki hareketleri ile TL'nin değeri az çok özdeş kabul ediliyor. Dolar aşağı gidince genelde TL'inin değer kazandığı düşünülüyor.Bu tür sorunlarda iktisatçıların getirdiği çözüm bir döviz sepeti tanımlamaktır. 2000 yılında Merkez Bankası kur çapası "1 dolar + 0.77 euro" döviz sepeti ile hesaplanmıştı. Ben "1 dolar +1.5 euro" önermiştim.Son dönemde daha basit bir sepet kullanıyorum: "0.5 dolar + 0.5 euro". Hesabı da çok kolay oluyor. Dolar ve euro kurlarını toplayıp ikiye bölmek yetiyor. Elde edilen sepet kuru daima dolar ve euro kurlarının tam ortasında yer alıyor.Gazetedeki köşemde yer alan grafikte Ekim 2001'den bugüne aylık ortalamalar olarak dolar, euro ve sepet kurlar gösteriliyor. Ekim 2001-Temmuz 2002 arasında parite 1'in altında kalmış. Temmuz 2002-Kasım 2002 arası parite 1 olmuş. Aralık 2002'den bu yana parite 1'in üstüne çıkmış.Parite sabit kalsaSepet kuru Temmuz 2002'den bu yana 1.600.000 TL civarında küçük dalgalanmalar gösteriyor. Irak savaşı döneminde 1.700.000 TL'ye çıkıyor. 2003 yazında ve 2004 ilkbaharında 1.500.000 TL'ye iniyor. Haziran 2004'ten bu yana 1.650.000 TL civarında istikrarlı seyrediyor. Ya bugün? "Euro = 1 dolar" paritesi için doların değerini 1.670.000 TL buluyoruz. Fiili kur 1.450.000 TL olduğuna göre, aradaki 220.000 TL'nin parite değişiminden kaynaklandığını söyleyebiliyoruz.Son olarak paritenin Ekim 2001 düzeyinde (0.92) kaldığını varsayalım. Sepetin değerini sabit tutan dolar kurunu 1.740.000 TL olarak hesaplıyoruz. Ekim 2001'de dolar 1.600.000 TL imiş. Yani parite etkisi hariç, TL son üç yılda dolara karşı yüzde 9 değer kaybetmiş. Bu da sepetin Ekim 2001 ve Kasım 2004 değerleri arasındaki farka eşittir.

Devamını Oku

Enflasyon ve beklentiler

22 Kasım 2004

Enflasyon yükselecek mi? Son yazımızın başlığı buydu. Ekim enflasyonu beklenenin üstünde çıktı. Kamuoyunda hava derhal değişti. Kötümser senaryolar hemen devreye girdi. Biz de tartışmaya katılmaya karar verdik.Bir zaman serisinde dalgalanma ile eğilim değişikliğini ayırt etmenin zorluğu ile başladık. Temmuz 2002-Ağustos 2003 arasındaki dönemi örnek aldık. Ocak-nisan arasında enflasyonda görülen yükselişin nasıl yanlış tahmine yol açabildiğini gösterdik.Bugün enflasyon beklentilerine daha genel çerçeveden bakacağız. Enflasyon beklentilerinin önemi çok sık vurgulanır. Enflasyonun gerilemesi için önce mutlaka beklentilerin düşmesi gerektiği söylenir.Bu açıdan beklentilerin gerçekleşen enflasyonla karşılaştırılması daima önemli bir bilgidir. Geçmişteki tahminlerin doğruluk derecesini tespit ederiz. Bu ise bugünkü tahminlerin gerçekleşme ihtimali hakkında bize fikir verir.Beklentiler hep kötümserMerkez Bankası her ayda iki kez "Beklenti Anketi" yapıyor. Son anket çoğunluğunun profesyonel iktisatçı olduğunu sandığım 120 kişiye sorulmuş, 90'ı cevaplandırmış. Sorular arasında bir yıl (12 ay) sonra yıllık tüketici enflasyonun tahmin edilmesi de var.Gazetedeki köşemde yayımlanan grafikte Kasım 2003 - Ekim 2004 arası (son yıl) için aylar itibarıyla veriler yer alıyor. Çubuk o ayın yıllık fiili TÜFE artışını, çizgi o ay için bir yıl önceki beklentiyi ve üçgenli çizgi o ay bir yıl sonrası için beklentiyi gösteriyor.Kasım 2003'ü grafikte okuyalım. Kasım 2002'de beklenen Kasım 2003 enflasyonu yüzde 27 imiş (çizgi). Fiili Kasım 2003'te enflasyon yüzde 24 çıkmış (çubuk). Kasım 2003'te Kasım 2004 için enflasyon yüzde 15 tahmin edilmiş (üçgen çizgi).Görünen köy kılavuz istemez. Kasım 2002-Ekim 2003 arasında bir yıl sonrası için enflasyon beklentileri kelimenin tam anlamı ile "uçuk" derecede kötümser kalmış. Bir tek örnek yeter. Mayıs 2003'te Mayıs 2004 için yüzde 23.5 beklenirken enflasyon yüzde 8.9 olmuş.Grafik, beklentilerdeki hatanın rastlantısal olmadığına da işaret ediyor. Hata sistematiktir. Tahmin yapanların izleyecek 12 ayın enflasyon dinamiği hakkında varsayım ve analizleri açıkça yanlıştır.Kötümserlik sürüyorKötümser bekleyiş 2004 yılında da devam ediyor. Özellikle nisan-temmuz arasına özellikle dikkatinizi çekiyorum. Dört ay boyunca fiili enflasyon bir yıl sonra beklenen enflasyonun altında seyrediyor.Mayıs 2004'te fiili enflasyon yüzde 8,9 ama mayıs için beklenen enflasyon yüzde 10,5 olmuş. Yani bu mayıstan gelecek mayısa enflasyonda 1,6 puan yükselme bekleniyor.Birileri size enflasyonun yükseleceğini söyleyince lütfen bu grafiği hatırlayınız. Geçmişte enflasyonu nasıl tahmin ettiklerini sorunuz. Geçmiş tahmin hatalarını araştırınız. Bu önemli konuya devam edeceğiz.

Devamını Oku