Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

2004 tahminleri (2)

4 Ocak 2004

Geçen yıl enflasyon ve büyüme tahminlerimiz tuttu.Döviz kuru ve faizde gerçekleşme iyimser addedilen tahminlerimizden iyi çıktı. Dış denge tahminimiz ise biraz "kör atış" gibi kaldı. Bu konuda bir açıklama gerekiyor.Yıl boyunca dış açık kamuoyunda ciddi tedirginlik yarattı.Rekor ihracata rağmen dış ticaret ve cari işlemler açığı büyüyordu. Üstüne TL değer kazanınca, toplumsal belleğe kazınmış "döviz krizi" korkusu derhal depreşti.Yaz başında cari işlemler açığı için 10 milyar dolar telaffuz edildi. Hükümet de hedefini 7.5 milyar dolara yükseltti."Dolar sonbaharda patlar" rivayeti yaygınlaştı. Ben ise farklı telden çalıp iyimser şarkılar söylemeyi sürdürdüm. Sonuçta farklı nedenlerle de olsa herkes yanıldı.Dış dengeDış denge sözcüğü genellikle ülkenin tüm döviz gelir ve giderlerini kapsayan cari işlemler dengesi yerine kullanılır.İçinde dış ticaret dengesi, hizmet dengesi, yatırım gelirleri dengesi ve transferler (işçi dövizleri) yer alır.Türkiye'nin dış ticaret ve yatırım geliri dengeleri daima eksidedir. Buna karşılık turizm, taşımacılık ve inşaatı kapsayan hizmet dengesi ve transferler daima artıdadır. Dört kalem arasında en çok hareketlilik dış ticaret dengesinde görülür.Çünkü ithalat iç talebe bağlı olarak çok dalgalanır.Bu yıl ihracatta yakalanan ivme 2004'de devam eder. Ortalama euro/dolar paritesini 1.25 alıyoruz. 2004'de ihracat 10 milyar dolar artarak 57 milyar dolara, ithalat 13.5 milyar dolar artarak 82 milyar dolara, dış ticaret açığı 3.5 milyar dolar artarak 25 milyar dolara yükseliyor.Bavul ticareti, navlun ve altın ithalatı eklenince, ödemeler dengesi yöntemi ile dış ticaret açığı 17 milyar dolar bulunuyor. Hizmetler dengesi 13 milyar dolar artı, yatırım dengesi 6 milyar dolar eksi, transferler 5 milyar dolar artı veriyor. Toplamı 12 milyar dolar ediyor. Böylece 5 milyar dolar cari işlemler açığına ulaşıyoruz.Çok önemli bir konu "net hata noksan kalemi". 2003'de net hatada cari işlem açığı kadar fazla oluştu. 2004'te net hata noksanda 4 milyar dolar fazla bekliyoruz. Dolayısı ile düzeltilmiş dış açık 1 milyar dolarda kalıyor.FaizlerGelelim faizlere. İki faktör önemlidir. Biri, iktisat politikalarına duyulan güvendir. Diğeri Merkez Bankası kotasyonudur. Mekanizmanın işleyişi simetrik değildir. Örneğin MB kotasyonu indirse bile, güven yoksa faiz yüksek kalır.Öte yandan güven gelse bile faizler MB kotasyonun oluşturduğu tabanın altına inmez.2004'de TL faizlerinin bugünkü düzeyin üstüne çıkacağını sanmıyorum. Ancak, özellikle yılın ilk yansında aşağı gitmesini de beklemiyorum.Hazine faizlerinde yüzde 20'nin altı ancak sonbaharda mümkün duruyor. Yıl sonu için kotasyonu yüzde 18 tahmin ediyorum.

Devamını Oku

2004 tahminleri (1)

31 Aralık 2003

Yıl sonunda bunları gerçekleşme ile karşılaştırıyoruz. Şeffaflıktan yanayız. Neyi doğru neyi yanlış tahmin ettiğimiz görülüyor.Tahmincinin büyük kâbusu eğilimlerin kırılma noktalannı doğru tespit etmektir. Örneğin yükselen enflasyon ya da kur düşüşe geçecek mi? Ne zaman? Ya da milli gelirde küçülmenin yerini ne zaman büyüme alacak?O açıdan, 2001 sonunda 2002'yi tahmin etmek özellikle çok zordu. 2001'de kriz bütün göstergeleri bozmuştu. 2002'de enflasyonun ve kurun düşeceğine, ekonominin büyüyeceğine kimse inanmıyordu. 2002 sonunda 2003'ü tahmin etmek biraz daha kolaydı. Ama yeni hükümet ve Irak savaşı ciddi belirsizlikler getiriyordu. Tahminciler arasında karamsar beklentiler gene ağır basıyordu.2003 sonunda 2004'ü tahmin etmek son iki yıla kıyasla çok daha kolay duruyor. Hükümetin ekonomiye yaklaşımı biliniyor. Siyasi ve ekonomik dış konjonktür daha olumlu. En önemlisi, ekonominin temel gücü ve yeni eğilimleri ortaya çıktı.Enflasyon ve kurTürkiye ekonomisindeki köklü yapısal dönüşümün en belirgin kanıtı enflasyondaki istikrarlı ve kalıcı düşüştür. Son on beş yılı hatırlayalım. En zor tahmin edilen gösterge enflasyon olurdu. Her kafadan bir ses çıkardı. Tahminler arasında büyük farklar görülürdü.Simdi enflasyon, tahmini en kolay büyüklük haline geldi. Doğrudur, kamuoyu yeni yapıya hemen alışamadı. Ama enflasyonun iki yıl üst üste hükümet hedefinin altında çıkması sanırım herkese dersini öğretti.2004'de TÜFE hedefi yüzde 12'dir. Bütçe disiplini ve sıkı para politikası hedefin tutmasını sağlayacaktır. Ben 2002 ve 2003'de olduğu gibi, bu yıl da enflasyonun hedefin altında kalmasını bekliyorum. Yüzde 10,5 diyelim.Dövizdeki yapısal arz fazlası bu yıl da devam edecektir. Geçen yıl Merkez Bankası TLnin daha da fazla değer kazanmasını ancak 10 milyar dolar döviz alarak engelleyebildi. Bu yıl durum çok farklı olmayacaktır.Ortalama dolar kuru 2002 ve 2003'te 1.500.000 TL oldu. Bence bu yıl aynı değerde kalır. Dolayısı ile yıl sonu için 1.600.000 TL diyebiliriz. 2004'te ortalama dolar/euro paritesi yükselecektir. Yıl sonunda euronun 2.100.000 TL'yi görebileceğini düşünüyorum.Talep ve büyümeTalep ve büyüme açısından bazı tahmin zorluklan hâlâ sürüyor. Son yayınlanan 2003 üçüncü çeyrek milli gelir verileri sermaye kaçağının durmasının anlamını tam görmeye izin vermiyor. Stoklardaki anlamsız artış hala sürüyor.Özel tüketim ve yatırım harcamalarında bu yıl başlayan artış 2004'te hızlanacaktır. İç talepteki canlanma özellikle yaz aylarından sonra piyasalarda hissedilir hale gelecektir. Olumlu dış konjonktür ve Irak etkisi ile dış talep ekonominin motoru olmayı sürdürecektir.Dolayısı ile GSYİH ve GSMH'de büyümeyi sırası ile yüzde 5,5 ve yüzde 6,3 olarak tahmin ediyorum. Yani kaçan sermayenin geri gelmesi ile net dış alem faktör gelirlerinin tekrar artiya dönmesini bekliyorum.Faizleri ve dış dengeyi bir sonraki yazıma bırakıyorum.

Devamını Oku

2003'de ekonomi

29 Aralık 2003

Yılın son yazısında ekonomik gidişatı özetleyen temel göstergelere bakıyoruz. Gerçekleşmeyi yılın ilk yazısında yayınladığımız tahminlerle karşılaştırıyoruz. Genel bir değerlendirme yapıyoruz.2003 aslında tahmini zor bir yıldı. 2002 sonunun iki belirsizliğini hatırlayalım. Bir: İktisat politikalarını tanımadığımız yeni bir hükümet var. İki: Irak savaşının zamanı, süresi ve yaratacağı sorunlar bilinmiyor.Tahminlerime son rötuşları yaparken bu belirsizliğin sıkıntısını hissetmiştim. Biri iyimser, diğeri kötümser, üçüncüsü orta yerde üç ayrı senaryo üstünde çalışıyordum. Bir türlü hangisini seçeceğime karar veremiyordum.Sonunda iyimserle ortalama arasında bir yerde karar kıldım. Meslektaşlarıma kıyasla fazla iyimser tahminler yapmıştım. Yılın ilk aylarında içim içimi yedi. Aşağıda görüleceği gibi maalesef sonunda ben de karamsar kaldım.Beklentiler ve gerçekleşmeGazetedeki tablonun sıralarında temel ekonomik göstergeler yer alıyor. Sütunları biraz açıklamak gerekiyor. İlk sütunda Merkez Bankası beklenti anketinin Ocak 2003 sonuçları var. Bunlara "consensus" tahminleri dedik. İkinci sütunda aynı tarihte benim tahminlerim, son sütunda ise fiili gerçekleşme gösteriliyor.Yılbaşında TÜFE için ortalama beklenti yüzde 24,9, benimki ise yüzde 19'muş. Fiili enflasyonu ise yüzde 18,6 bekliyoruz. Enflasyonda piyasanın karamsar olduğu, benim ise (şans eseri olmalı) tutturduğum görülüyor.Faizlerde karamsarlık daha belirgin hale geliyor. Yıl sonu için Hazine ihale faizi (bileşik) ve Merkez Bankası kotasyonu (basit) beklentileri gerçekleşmenin çok üstünde.Ben piyasadan daha iyimserim ama neticede herkes ciddi şekilde kötümser kalıyor.Dolar kurunda tahminler hepten uçuyor. Piyasa doların 2 milyonu aşacağını düşünüyor. Ben yıl ortalaması için 1,75, yıl sonu için 1,9 milyon diyorum. Aynı karamsarlık sırası büyüme için de geçerli ama faiz ve kura kıyasla tahminler gerçekleşmeye daha yakın.Yılbaşı beklentilerine kıyasla daha kötü tek gerçekleşme cari işlemler dengesinde görülüyor. Benim dış açık konusunda ezeli ve ebedi aşırı iyimserlik hastalığım tekrar teşhis ediliyor. İlginç olan piyasanın da dış dengede iyimser kalması.2003 iyi bir yıldırLafı fazla uzatmaya gerek yoktur. Sayılar ortadadır. Türkiye ekonomisi, yeni bir hükümetin ve Irak savaşının yarattığı belirsizliklerle girdiği 2003'ü iyi bitirmektedir. Enflasyon, faizler ve dolar kuru ortalama beklentiden daha düşük, büyüme hızı ise daha yüksek çıkmıştır. Sadece dış dengede gerçekleşme beklentiden kötüdür. Dış denge hariç tutulursa, benim yılbaşında iyimser duran tahminlerim daha gerçekçi çıkmıştır.Okuyucularıma sağlık, mutluluk, refah ve huzur dolu bir yıl diliyorum.

Devamını Oku

Güven fazilet dairesi

27 Aralık 2003

Geçen yazıda 2004'ün siyasi ortamına baktık. AKP iktidarının kutuplaşmadan kaçınmasını, AB üyeliği hedefini sahiplenmesini ve popülizmden uzak durmasını vurguladık. Türkiye'nin çok kritik bir demokrasi sınavından geçtiğini söyledik.Olumlu siyasi konjonktür ekonomiye birebir yansımıştır. Yaşanan olumlu sürecin gerisindeki mekanizmayı daha önceden anlattığımızı okuyucularım hatırlayacaklardır. Analizde iki kavram öne çıkmıştı.Birine "çoklu denge" demiştik. Ekonomik yapıdaki kırılganlık beklentilerin özel bir önem kazanmasına neden oluyordu. İktisat politikaları aynı kalırken beklentilerle birlikte ekonomik göstergeler çok farklı davranıyordu.Diğerine ise "güven fazilet dairesi" demiştik. Beklentilerdeki düzelme sermaye kaçağını durdurunca kur ve faiz gevşiyor, bu ise beklentilerin daha düzelmesine neden oluyordu.Faizin engellenemeyen düşüşü2002 yılı ilkbaharında ekonomik koşullar bir fazilet dairesinin başlaması için uygundu. Maalesef eski hükümet bu fırsat kullanamadı. Önce Ecevit'in hastalığı piyasaları tedirgin etti. Sonrasında erken seçim kararı geldi.Neticede ekonomi tekrar bilinen yüksek faiz ve kurlu kötü dengesine yöneldi. Yeni bir iktidar ve ardından gelen Irak savaşı kötü dengenin 2003 yaz başına kadar sürmesini sağladı.Halbuki, bütün bu dönem boyunca sıkı maliye ve para politikaları disiplinli şekilde uygulanıyordu. Eninde sonunda ekonomik aktörler faiz ve kurdakişişmenin ekonomik temeli olmadığını anlayacaklardı. Yani balon sönecekti.Nitekim söndü. Irak savaşı kısa sürede bitince döviz kuru ve faiz hızla gerilemeye başladı. Karamsarların "sonbaharda kriz" senaryoları sadece Temmuz ayında faizin sabit kalmasına yol açtı. Ama sonraki düşüşü engelleyemedi.Aşağıdaki tablo iki temel faizin yıl boyunca seyrini özetliyor. Alttaki eğri Merkez Bankası'nın gecelik borçlanma faizini, üstteki eğri ise Hazine ihalelerinde oluşan ortalama bono faizini gösteriyor. İlki basit, ikincisi bileşik faizdir.Manzara çok nettir. Yıla yüzde 57'den başlayan bono faizleri yılı yüzde 28'le bitirmektedir. Hazine'nin borçlanma faizi yarı yarıya düşmüştür. Merkez Bankası kotasyonu da yüzde 44'den yüzde 26'ya gerilemiştir.Faiz neden değil sonuçturİktisat teorisi yüksek faizin ekonomideki kötü gidişatın nedeni değil sonucu olduğunu söyler. Bütçede disiplin sağlanır ve para politikası sıkı tutulursa faizler düşer. Aksi halde yüksek seyreder. Başka türlü olamaz.2003 yılının ekonomide en önemli olayı faizdeki kalıcı düşüştür. Olumlu etkileri önümüzdeki dönemde daha açık şekilde anlaşılacaktır.

Devamını Oku

Bir perspektif... 2003: Kritik yıl

24 Aralık 2003

Ekonomik değişkenlerin analizinde zaman birimi önem taşır. Bir uçta saatlik, günlük, haftalık gibi çok kısa dönem vardır. Onu aylık, üç aylık, bazen yıllık gibi kısa dönem izler.Orta dönem en az bir, daha çok birkaç yıllık zaman dilimine, uzun dönem 10 yıla, çok uzun dönem 10 yıllara tekabül eder.Bundan sonraki iki yazıda 2003'ün kısa-orta dönem ayrıntılarına gireceğiz. Ancak, önce uzun süreli bir perspektiften bakacağız. Bu yaklaşım kısa dönemi değerlendirirken işimizi kolaylaştıracaktır.Peşinen söyleyelim. Bitmekte olan 2003 yılı, Türkiye'nin ekonomik ve siyasi yakın tarihinde kritik bir yıl olmuştur. "Yakın tarih" ifadesi ile ne kastediyoruz? En azından 30, hatta 50 yıl diyebiliriz.Demokrasi sınavıSiyasetle başlayalım. Aslında olaylar inanılmaz şekilde hızlı gelişti. Seçimden AKP güçlü bir meclis çoğunluğu ile çıktı. Kamuoyunun ilk tepkisi pragmatik ve kısa dönemli idi. Bölünmüş meclisler ve koalisyon hükümetleri döneminin sona ermesi olumlu karşılandı.Halbuki yeni hükümetin uzun dönem açısından ilginç bir anlamı vardı. Türkiye'yi tüm tarihi boyunca geren temel fay hatlarından birinden yumuşak şekilde kurtulma işaretini taşıyordu.AKP Hükümeti'nin temsil ettiği büyük dönüşümün ve içerdiği tarihi fırsatın seçkinler tarafından ne ölçüde kavrandığına emin değilim. Kısa dönemli hesap ve önyargıların büyük resmin görülmesini engellediğini düşünüyorum.Vurgulanması gereken şudur.4 Kasım'da seçmen tarihimizin belki en önemli iktidar değişimini gerçekleştirdi. Laik-merkez, siyasetin Cumhuriyet dönemi boyunca siyaset dışı tuttuğu dindar-çevre siyasetini meşru zeminde iktidara getirdi.Daha da önemlisi, İslamcılık ve çevre kökenli yeni iktidarın Türkiye'nin yüzyıllık Batı ile bütünleşme ve demokratikleşme projesini benimsediğinin ortaya çıkmasıdır. Aynı anda merkez içinde projeye muhalefetin sertleşmesi de ilginçtir.2003'de gerçekleştirilen demokratik reformları, AB ile yakınlaşmayı, Kıbrıs sorununa çözüm arayışını, hatta ünlü 1 Mart tezkeresini hatırlayalım. Türkiye'de siyasetin kökten değiştiğini ve dönüştüğünü kabul etmek zorundayız.Popülizmden çıkışAnlatılan siyasi sürecin ekonomiye en önemli yansıması nedir? iktisat politikalarında popülizm dozunun gözle görülür şekilde düşmesidir. Toplumun büyük çoğunluğu yaşamlarında ilk kez popülist olmayan iktisat politikalarına şahit olmaktadır.Sonuç ortadadır. AKP Hükümeti'nin popülizmden uzak durması ekonomik aktörler nezdinde prim yaptı. Irak savaşının yarattığı belirsizliklere rağmen güven tesis edildi. Sermaye kaçağı tersine döndü. Enflasyon, faiz, büyüme, dış açık, vs. temel göstergeler ciddi şekilde iyileşti.Bir an için anlattıklarımızın tersini düşünelim. Siyasi kutuplaşmanın, tarihin akışına zıt vizyonların ve popülist arayışların damgasını vurduğu 12 ay tahayyül edelim.2003'ün neden kritik bir yıl olduğunu çok daha iyi anlarız.

Devamını Oku

Dünya ekonomisinde canlanma

22 Aralık 2003

Aralık ayının son yazılarını geçen yılda Türkiye ekonomisinin değerlendirilmesine ayırıyoruz. Ondan önce dünya ekonomisinin gidişatına bir göz atıyoruz. Dışa açılmanın kaçınılmaz sonucu dış konjonktürün Türkiye ekonomisine etkisinin artmasıdır.2001'de ABD resesyona girdi. Dünya ekonomisi ciddi şekilde yavaşladı. Ama Türkiye Şubat krizi sonrasının sorunları ile uğraşıyordu. Daha ciddi dertler vardı. Kötü dünya konjonktürünü görecek hal yoktu.Türkiye'nin ihracatında AB'nin payı yüzde 50'nin üstünde seyrediyor. Bu da Türkiye için AB ekonomisinin seyrini çok önemli hale getiriyor. Genelde ABD'den yavaş büyüyen AB resesyona da ABD'den sonra girdi. Dolayısı ile resesyondan çıkışı da gecikti. 2002'de dünyada canlanma işaretleri belirirken AB'nin ithalat azaldı.Buna rağmen Türkiye 2001 ve 2002'de büyük ihracat artışları kaydetti. Maalesef olayın dış konjonktür boyutu gözden kaçtı. İhracat artışının ne kadar zor koşullarda gerçekleştiği anlaşılamadı. Bu yanılgı dış açık tahminlerine de kötümserlik şeklinde yansıdı.2003'de toparlanma2003 dünya konjonktüründe iki olumsuz etken vardı: Irak savaşı ve Uzak-Doğu ülkelerine vuran SARS virüsü. O bakıma yıl iyi başlamadı. Ama ikinci yarıda dünya ekonomisinde net bir canlanma ortaya çıktı.Canlanmanın önemli bir aktörü ABD oldu. Başkan Bush'un büyük bütçe açığı ve Alan Greenspan'ın düşük faizleri sonuç verdi. Önce tüketim harcamaları ardından yatırımlar artmaya başladı. Son çeyrekte ekonomi yüzde 8'in üstünde büyüdü. Bu yıl büyüme hızının yüzde 3'e varacağı tahmin ediliyor.Diğer aktör başta Çin ve Hindistan, Asya ülkeleri oldu. Çin'in yüzde 9, Hindistan'ın yüzde 6 civarında büyümesi bekleniyor. Singapur, Tayland, Tayvan ve Malezya'da sanayi üretimi iki-haneli düzeylerde artıyor. Son aylarda bu süreç iyice hızlandı.Maalesef AB gene geriden geliyor. Euro bölgesini oluşturan 12 AB üyesi ülkenin öngörülen büyüme hızı yüzde 0.5'de kalıyor. Türkiye'nin en büyük ticari ortağı Almanya'da büyüme sıfır, Fransa'da yüzde 0.2 bekleniyor.AB'den tek nisbeten olumlu haber, yılın ikinci yarısında ekonomiden daha iyi işaretlerin gelmesidir. Örneğin 2002'de küçülen ithalat hacminin bu yıl yüzde 3 civarında arttığı hesaplanıyor. Türkiye'nin 2003 yılındaki olumlu ihracat performansının gerisinde dış pazarın büyümesi de vardır.2004'de büyümeProfesyonel tahminciler 2004 yılında dünya ekonomisinde büyümenin hızlanacağına kesin gözü ile bakıyorlar. Örneğin 2004'de büyüme ABD için yüzde 4.2, Euro bölgesi için yüzde 1.8 tahmin ediliyor. Japonya'dan bile yüzde 2 üstünde büyüme bekleniyor.Dolayısı ile dünya ticareti artış hızının da tekrar yüzde 8 düzeyine çıkması, AB'nin ithalatının da yüzde 6 artması öngörülüyor. Bunlar Türkiye açısından çok sevindirici haberlerdir. Olumlu dış konjonktür Türkiye'nin işini kolaylaştıracaktır.Son olarak, Türkiye açısından Irak'ta normalleşmenin önemini belirtelim. Körfez savaşı öncesinde Irak ihracatımızda üçüncü sırayı alıyordu. Ekim verileri Irak'a resmi ihracatın da hızlı artış trendine girdiğine işaret ediyor.

Devamını Oku

Bütçe hedefleri tutuyor

20 Aralık 2003

Stand-by Anlaşması'nın altıncı gözden geçirmesi IMF İcra Direktörleri tarafından bu hafta onaylandı. Zaten bir sorun beklenmiyordu. Böylece AKP Hükümeti iktidarının ilk yılında üçüncü kez IMF'den geçer not aldı.Bir yıl öncesini, hükümetin yeni kurulduğu günleri günleri hatırlayalım. Genelde hükümetin IMF'nin talep ettiği bütçe disiplinine uymayacağı düşünülüyordu. Popülist politikalara geri dönülmesinden korkuluyordu.Faiz dışı fazla hedefi tartışmaların odak noktasını oluşturuyordu. IMF, konsolide bütçede GSMH'nin yüzde 5'i, toplam kamu kesiminde ise yüzde 6.5'i kadar faiz-dışı fazla verilmesinde ısrar ediyordu. Piyasa iktisatçılarının önemli bölümü hükümetin bu hedefleri tutturabileceğine inanmıyordu. Maliye politikası hakkındaki tereddütler yaz aylarına kadar sürdü. Ancak sonbahar aylarında maliye politikasının programla uyumlu seyrettiği anlaşıldı.Okuyucumuza küçük bir bilgi verelim. Her ayın başında Hazine geçmiş ayın bütçe dengesini nakit bazında bildirir. Profesyoneller o sayıya bakarak bütçe açığını ve faiz-dışı fazlayı hesaplayabilir. Ay ortasında ise ayrıntılı bütçe verileri Maliye Bakanlığı'ndan gelir.Geçen hafta Ocak-Kasım 2003 dönemi 11 aylık bütçe gerçekleşmesi açıklandı. Geriye bir tek Aralık kalıyor. Yani temel eğilimlerde bundan sonra bir değişme olma ihtimali yoktur. Kasım sonuçları 2003 bütçe sonuçlarını görmek için yeterlidir.Gazetedeki tabloda ana kalemler itibarıyla özet bütçe gerçekleşmesi yer alıyor. İlk iki sütunda 2002 ve 2003 yılları Ocak-Kasım dönemi gerçekleşmesi gösteriliyor. Bunlar fiilen yayınlanan sayılardır.Üçüncü ve dördüncü sütunlarda ise 2003'le 2002'yi karşılaştırmak için enflasyon etkisi temizleniyor. Tüketici fiyatları endeksini kullanıyoruz. Her iki yılın sayılarını Kasım 2003 fiyatları ile ifade ediyoruz. Buradan son sütunda reel değişimi hesaplıyoruz.Reel olarak vergi gelirleri yüzde 10, faiz dışı harcamalar yüzde 3.5 artmış. Merkez Bankası'nın bu yıl temettü dağıtmaması diğer gelirlerdeki azalmanın temel nedenidir.Faiz-dışı fazla2003 yılında cari fiyatlarla GSMH 360 ktr. TL tahmin ediliyor. Buna göre, toplam kamu faiz dışı fazla hedefi 23.4 ktr. TL, konsolide bütçeye düşen bölümü ise 18 ktr. TL tutuyor.Kasım sonu itibarıyla konsolide bütçe faiz dışı fazlası 20.2 ktr. TL ile hedefin üstüne çıkmış durumda. Aralık ayında bir miktar eksi çıksa bile hedefin tutturulmasında bir sorun olmadığı anlaşılıyor.Yapısal reformlarda bazı gecikmeler olmasına rağmen IMF ile ilişkilerin sağlıklı seyretmesinin geri planında hükümetin bütçede disiplini sağlaması yatmaktadır. Mevcut olumlu konjonktürü kalıcı hale getirecek olan da disiplinin devam etmesidir.

Devamını Oku

Yapısal dönüşüm işaretleri

17 Aralık 2003

Üçüncü çeyrek milli gelir verilerine bakıyoruz. İlk yazıda iç talebi oluşturan harcama kalemlerini ele aldık. Temel eğilimleri saptadık. İkinci yazıda dış dünya ile ilişkilerin milli gelire nasıl yansıdığına gördük. Sıra genel bir değerlendirmeye geldi.Sorunu en genel hali ile vazedelim. Yazbaşından itibaren Türkiye ekonomisine duyulan güven gözle görülür şekilde arttı. Paralelinde birbiri ardından ekonomik göstegeler olumluya döndü. Enflasyon ve faizler düştü. Kur istikrar kazandı. İhracat artışı hızlandı.Buna karşılık, kamuoyunda hâlâ bir tedirginlik var. Vatandaş iyileşmenin kalıcı olduğuna bir türlü inanamıyor. Hak vermemek mümkün değil. Geçmişte böyle düzelmeler hep kötü günlerle sonuçlanmış. Gene öyle olmasından korkuyor.Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş. Vatandaş da ekonomik ortamın tekrar bozulmasından çekiniyor. Acaba üçüncü çeyrek milli gelir verileri bu konuda bize ışık tutuyor mu?Farklı konjonktürGeçmişteki sonu kötü biten hızlı büyüme dönemlerinin temel özelliklerini kısaca hatırlayalım. Ekonomi özel ve kamu tüketimindeki hızlı artışla canlanır. İç talebin canlılığı hem makina-teçhizat hem de bina-konut yatırımlarını kamçılar. Yani büyümenin motoru iç talep olur.Bazen mal-hizmet ihracatında da artış görülür. Fakat güçlü iç talep daima mal-hizmet ithalatının daha da hızlı artmasına neden olur. Dolayısı ile iç talepteki şişme esas itibarıyla dış açıktaki sürdürülemez büyüme tarafından masedilir.Mevcut konjonktürün farkı derhal görülmektedir. Eylül 2003 itibanyla, üç, dokuz ve oniki aylık verilere göre kamu tüketimi ve bina-inşaat yatıranları azalmaktadır. İlki sıkı maliye politikasını yansıtıyor. İkincisi içerideki canlanmanın sönük kalmasının temel nedenlerinden biridir.GSMH'nın en önemli harcama kalemi olan özel nihai tüketimde belirgin artiş vardır. O da kriz dönemindeki düşüşü telafi edecek düzeydedir. Bir tüketim patlamasından söz etmek olanaksızdır.Buna karşılık özel kesimin makine-teçhizat yatırımları ve mal-hizmet ihracatı ciddi şekilde artmaktadır. İlki üretim ve ihracat kapasitesini yükseltir. Yani gelecek dönemlerde büyümenin hızlanmasını temin eder. İkincisi ise büyümenin sürdürülemez bir dış açığa dönüşme ihtimalinin düşük olduğunu söyler.Sürdürülebilir büyümeEkonominin büyük bir yapısal dönüşüm geçirdiği bu verilerden anlaşılmaktadır. Ekonomik konjonktürdeki farklar çok köklüdür. Kamu tüketimi ve üretken olmayan inşaat yatırımları gerilemektedir. Üretken makina-teçhizat yatırımları ve ihracat artmaktadır.Bu analize üç yıldır sermaye kaçağı sonucu gerileyen dış alem faktör gelirlerinin tekrar yükseliş eğilimine gimesini eklemeliyiz. Yatırımların daha da hızlanması halinde bile dış açığın sürdürülebilir düzeyde kalma ihtimali güçlenmiştir.Düşen enflasyon ve küçülen dış açıkla yüksek büyüme hızları Türkiye için yeni bir deneyimdir. Bunu mümkün kılan büyük yapısal dönüşümün işaretleri milli gelir sayılarında gözükmeye başlamıştır.

Devamını Oku