Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Güven fazilet dairesi

Geçen yazıda 2004'ün siyasi or

Haberin Devamı

Geçen yazıda 2004'ün siyasi ortamına baktık. AKP iktidarının kutuplaşmadan kaçınmasını, AB üyeliği hedefini sahiplenmesini ve popülizmden uzak durmasını vurguladık. Türkiye'nin çok kritik bir demokrasi sınavından geçtiğini söyledik.

Olumlu siyasi konjonktür ekonomiye birebir yansımıştır. Yaşanan olumlu sürecin gerisindeki mekanizmayı daha önceden anlattığımızı okuyucularım hatırlayacaklardır. Analizde iki kavram öne çıkmıştı.

Birine "çoklu denge" demiştik. Ekonomik yapıdaki kırılganlık beklentilerin özel bir önem kazanmasına neden oluyordu. İktisat politikaları aynı kalırken beklentilerle birlikte ekonomik göstergeler çok farklı davranıyordu.

Diğerine ise "güven fazilet dairesi" demiştik. Beklentilerdeki düzelme sermaye kaçağını durdurunca kur ve faiz gevşiyor, bu ise beklentilerin daha düzelmesine neden oluyordu.

Faizin engellenemeyen düşüşü
2002 yılı ilkbaharında ekonomik koşullar bir fazilet dairesinin başlaması için uygundu. Maalesef eski hükümet bu fırsat kullanamadı. Önce Ecevit'in hastalığı piyasaları tedirgin etti. Sonrasında erken seçim kararı geldi.

Neticede ekonomi tekrar bilinen yüksek faiz ve kurlu kötü dengesine yöneldi. Yeni bir iktidar ve ardından gelen Irak savaşı kötü dengenin 2003 yaz başına kadar sürmesini sağladı.

Halbuki, bütün bu dönem boyunca sıkı maliye ve para politikaları disiplinli şekilde uygulanıyordu. Eninde sonunda ekonomik aktörler faiz ve kurdaki
şişmenin ekonomik temeli olmadığını anlayacaklardı. Yani balon sönecekti.

Nitekim söndü. Irak savaşı kısa sürede bitince döviz kuru ve faiz hızla gerilemeye başladı. Karamsarların "sonbaharda kriz" senaryoları sadece Temmuz ayında faizin sabit kalmasına yol açtı. Ama sonraki düşüşü engelleyemedi.

Aşağıdaki tablo iki temel faizin yıl boyunca seyrini özetliyor. Alttaki eğri Merkez Bankası'nın gecelik borçlanma faizini, üstteki eğri ise Hazine ihalelerinde oluşan ortalama bono faizini gösteriyor. İlki basit, ikincisi bileşik faizdir.

Manzara çok nettir. Yıla yüzde 57'den başlayan bono faizleri yılı yüzde 28'le bitirmektedir. Hazine'nin borçlanma faizi yarı yarıya düşmüştür. Merkez Bankası kotasyonu da yüzde 44'den yüzde 26'ya gerilemiştir.

Faiz neden değil sonuçtur
İktisat teorisi yüksek faizin ekonomideki kötü gidişatın nedeni değil sonucu olduğunu söyler. Bütçede disiplin sağlanır ve para politikası sıkı tutulursa faizler düşer. Aksi halde yüksek seyreder. Başka türlü olamaz.

2003 yılının ekonomide en önemli olayı faizdeki kalıcı düşüştür. Olumlu etkileri önümüzdeki dönemde daha açık şekilde anlaşılacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR