Üçüncü çeyrek milli gelir verilerine bakıyoruz. İlk yazıda iç talebi oluşturan harcama kalemlerini ele aldık. Temel eğilimleri saptadık. İkinci yazıda dış dünya ile ilişkilerin milli gelire nasıl yansıdığına gördük. Sıra genel bir değerlendirmeye geldi.
Sorunu en genel hali ile vazedelim. Yazbaşından itibaren Türkiye ekonomisine duyulan güven gözle görülür şekilde arttı. Paralelinde birbiri ardından ekonomik göstegeler olumluya döndü. Enflasyon ve faizler düştü. Kur istikrar kazandı. İhracat artışı hızlandı.
Buna karşılık, kamuoyunda hâlâ bir tedirginlik var. Vatandaş iyileşmenin kalıcı olduğuna bir türlü inanamıyor. Hak vermemek mümkün değil. Geçmişte böyle düzelmeler hep kötü günlerle sonuçlanmış. Gene öyle olmasından korkuyor.
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş. Vatandaş da ekonomik ortamın tekrar bozulmasından çekiniyor. Acaba üçüncü çeyrek milli gelir verileri bu konuda bize ışık tutuyor mu?
Farklı konjonktür
Geçmişteki sonu kötü biten hızlı büyüme dönemlerinin temel özelliklerini kısaca hatırlayalım. Ekonomi özel ve kamu tüketimindeki hızlı artışla canlanır. İç talebin canlılığı hem makina-teçhizat hem de bina-konut yatırımlarını kamçılar. Yani büyümenin motoru iç talep olur.
Bazen mal-hizmet ihracatında da artış görülür. Fakat güçlü iç talep daima mal-hizmet ithalatının daha da hızlı artmasına neden olur. Dolayısı ile iç talepteki şişme esas itibarıyla dış açıktaki sürdürülemez büyüme tarafından masedilir.
Mevcut konjonktürün farkı derhal görülmektedir. Eylül 2003 itibanyla, üç, dokuz ve oniki aylık verilere göre kamu tüketimi ve bina-inşaat yatıranları azalmaktadır. İlki sıkı maliye politikasını yansıtıyor. İkincisi içerideki canlanmanın sönük kalmasının temel nedenlerinden biridir.
GSMH'nın en önemli harcama kalemi olan özel nihai tüketimde belirgin artiş vardır. O da kriz dönemindeki düşüşü telafi edecek düzeydedir. Bir tüketim patlamasından söz etmek olanaksızdır.
Buna karşılık özel kesimin makine-teçhizat yatırımları ve mal-hizmet ihracatı ciddi şekilde artmaktadır. İlki üretim ve ihracat kapasitesini yükseltir. Yani gelecek dönemlerde büyümenin hızlanmasını temin eder. İkincisi ise büyümenin sürdürülemez bir dış açığa dönüşme ihtimalinin düşük olduğunu söyler.
Sürdürülebilir büyüme
Ekonominin büyük bir yapısal dönüşüm geçirdiği bu verilerden anlaşılmaktadır. Ekonomik konjonktürdeki farklar çok köklüdür. Kamu tüketimi ve üretken olmayan inşaat yatırımları gerilemektedir. Üretken makina-teçhizat yatırımları ve ihracat artmaktadır.
Bu analize üç yıldır sermaye kaçağı sonucu gerileyen dış alem faktör gelirlerinin tekrar yükseliş eğilimine gimesini eklemeliyiz. Yatırımların daha da hızlanması halinde bile dış açığın sürdürülebilir düzeyde kalma ihtimali güçlenmiştir.
Düşen enflasyon ve küçülen dış açıkla yüksek büyüme hızları Türkiye için yeni bir deneyimdir. Bunu mümkün kılan büyük yapısal dönüşümün işaretleri milli gelir sayılarında gözükmeye başlamıştır.
Yapısal dönüşüm işaretleri
Üçüncü çeyrek milli gelir veri
Haberin Devamı

