Kilidi kıracak var mı?

21 Mart 2003

Tarih ekonomik krizlerle geçen yılları "duraklama devri" diye anacaksa AKP iktidarını da "gerileme devri"nin başı sayacaktır... Ve Amerika ile olan stratejik ortaklığı tahrip ettiği, Türkiye'nin uzun vadeli çıkarlarına zarar verdiği için bugünkü yöneticileri Cumhurbaşkanı'ndan iki başbakana ve bakanlara, mahkum edecektir.Bu stratejik hedefler, günlük siyasi kaygılara feda edilmiştir.Türkiye sadece savaş zararlarını karşılayacak ekonomik yardımı kaybetmemiş, savaşın getireceği güvenlik risklerine karşı elde edilen garantileri de tehlikeye sokmuştur.Kuzey Irak'ta Türk askerinin rolünü Peşmergelere armağan eden, Türkmenleri savunmasız bırakan bu kaypak politikadır.Oyuna mı geldik?Bu felâketi sadece cehaletle yaratmanın imkânı yoktur. O yüzden "takıye" şüphesi komplo teorilerinin göbeğine oturuyor.Aslında ikisi aynı kapıya çıkıyor. Sonuç Türkiye'nin denklem dışında kalması, onun boşalttığı yerin bağımsız devlet peşinde koşan Irak Kürtleri tarafından doldurulmasıdır.Bir şeytani güç sonucu belli savaşın ganimetinden Irak Kürtleri aslan payını alsın diye tuzak kursaydı, ancak bu kadarını yapabilirdi.Bir okuyucu (Erdoğan Kopara!) yazmış: "Erbakan'a bir gün hak vereceğim aklımdan geçmezdi.Tayyip Erdoğan'a ne demişti?Bana bak yahu, sen çoluk çocuksun. Devleti ne bilirsin?. Sen öğrenene kadar bizim canımız çıkar. Kamyon yuvarlanıyor, sen uyuyorsun. Hadi ordan, bu iş çoluk çocuk işi değil!"Tamir şansı varDışişleri eski Bakanı Yaşar Yakış dün "Amerikan kara birliklerinin Irak'a geçmesi ile hava sahasından saldırı uçaklarının Irak'a girmesi arasında bir fark yoktur" dedi.Madem öyleydi, hükümet niçin yetki tezkeresini eksik çıkardı?Geç de olsa tarihin akışını değiştirecek bir uzlaşmaya iki tarafı da yaklaştıracak yeterli kötü tecrübe birikmiştir.Savaşın gidişatı, Kuzey Cephesini Türkiye'nin burnunu sürtmek uğruna feda etmenin ABD'ye korkunç maliyet çıkaracağını gösteriyor. Her şey bitmiş değildir.Washington ve Ankara yönetimleri sarsılan güveni onarmalıdır.Zaman kaybetmek, kan ve dost kaybetmekten iyidir.

Devamını Oku

Güler misin ağlar mısın?

20 Mart 2003

Amerika'nın ilk füzeleri ateşlediği gün meclisimiz "topal tezkere" için toplandı.Hava sahasını açmak için hükümetin talep ettiği yetkiyi görüşecek meclis "şiir matinesi" ile açıldı.Parti sözcüleri "Dünya Şiir Günü" nü kutladı, şiirler okudu ve ölüm yıldönümünde Aşık Veysel'i rahmetle andı.Amerika'ya bayrak açan Fransa bile hava sahasını açmıştı ama aylar önce "Amerika'nın yanındayız" diyen, üslerin, limanların savaşa hazırlanması amacıyla modernizasyonuna izin veren, savaştaki işbirliğini siyasi, askeri ve ekonomik alanda belgelere bağlayan stratejik ortak Türkiye hâlâ direniyordu.Türk-Amerikan ilişkileri koptu kopacak.. Tehlikenin derinleşmesini belki bu kısıtlanmış tezkere önleyecek..Dünyanın gözü Ankara'da..Ve Amerikan televizyonları meclis birleşiminden ilk haberlerini veriyor:"Mecliste şiir okuyorlar!"Acemi takımıHükümetten Çankaya'ya kadar uzanan acemi yönetim, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını kumarda yitirerek etkileri uzun yıllar sürecek ağır kayıpların müsebbibi olmuştur.Bu acıklı acemiler oyununun komedi motifini de, tezkereden önce şiir matinesi yapan meclisimiz tamamlamıştır. Yazık..Dün meclisten geçen tezkere Türk askerlerinin Irak'a girmesine ve savaşa katılan yabancı hava güçlerinin semalarımızdan geçişine izin veriyor. Ama Amerikan askerlerinin Kuzey Irak'a Türkiye'den geçişine olanak tanımıyor.İktidarın kararsızlığı Türk-Amerikan ilişkilerinin güven temelini zedelemiştir.Dün sabah başlatılan hava saldırısı bir buçuk saat önce israil Başbakanı'na bildirilmiş, bize haber verilmemiştir.Ekonomik kayıplarımızı karşılayacak ekonomik yardım kaybedilmiştir.Kılavuzu kargaO kadarla kalsa yine iyi.. Türk askerini Irak'ta hangi tehlike ve kışkırtma tuzakları bekliyor belli değil. Barzani "Türk Ordusu sının geçerse çok büyük acılar olabilir" tehdidi savuruyor. Amerikalılar da burnumuzu sürtmek için onlar gibi konuşuyor.Kıbrıs'ta, AB'de, IMF'de ve Ermeni oyunları karşısında Amerikan desteği olmadan ne yapacağımızı düşünelim..Bir yandan da savaşın çabuk ve kolay bitmesi için dua edelim. Başkan Bush dün ağız değiştirerek "Savaş uzun sürebilir" dedi. Türk karşıtı lobiler, Amerikan askerlerinin Irak'ta başına gelebilecek her belânın suçlusu olarak, Kuzey Cephesi'ni önleyen Türkiye'yi göstereceklerdir.Bunlara kim çare bulacak?Milli bir mesele Ankara'da çözüm beklerken pazar günü yapılacak belediye meclisi üyeleri seçimi için Çorum'a oy istemeye giden Tayyip Erdoğan mı?Bu iktidarın akıl hocası diye yararlandığı kargalardan hemen kurtulması lâzım!

Devamını Oku

En kötü senaryo

19 Mart 2003

Akla gelebilecek en kötü senaryo gerçekleşti ve Türkiye, henüz başlamamış savaşın peşin mağlubu durumuna düşürüldü!Milli menfaatlerimiz için üstüne para ödeyerek elde etmeyi düşleyeceğimiz garantiler bize 26 milyar dolarlık bir ekonomik destek eşliğinde sunulmuştu.O kadar çok yalpaladık ki sonunda Washington, Türkiye'ye güvenerek savaş planı yapılamayacağına karar verdi ve Kuzey cephesinden vazgeçti.İncirlik dahil hiçbir üssü kullanmayacağını bildirerek sadece hava sahasının açılmasını istedi. Yani her şeyi kaybettik..Bu durum, üç ayda olgunlaşan siyasi, askeri ve ekonomik anlaşmaların askıya alınması, yani Türkiye'nin "denklem dışında" bırakılması demektir.Meclis bugün Türk askerinin Kuzey Irak'a girmesini öngören yetkiyi hükümete verecek. ABD yönetimi tehdit kokan ifadelerle "Koalisyon güçleri komutası dışındaki herhangi bir güç Irak'a girmesin" diyor.İlişkileri bu hale getirenler, Türk askerini orada bekleyen tehlikelerin de vebalini taşıyacaklardır artık.Bu sonucun baş sorumluları acemi iktidar ile siyaset ve devlet tecrübesi olmayan Cumhurbaşkanı'dır.Mersin'deki Amerikan gemilerini "düşman gemisi" sanan CHP muhalefeti ile koltuğunu kişisel siyasetine alet eden Meclis Başkanı da yardımcı faillerdir.Yanlışları ile ite ite Türkiye'yi Üçüncü Dünya Meydanı'na getirdiler!"Tezkere geçmezse savaş çıkmaz" dediler, savaş başlıyor.."Amerika'nın Türkiye'ye eli mahkûm" dediler, onda da çuvalladılar.Türkiye meşru haklarını savunamaz duruma düşürülmüştür. Her zeminde Amerika'nın desteği ile dik duran Türkiye'yi bu güçten yoksun bırakmaları da cabası..Şimdi "Savaşın ileri aşamalarında ABD ihtiyaç duyarsa bizden destek isteyecek. Paketler o zaman yürürlüğe girecek" diyorlar.Yani savaşın kötü gitmesi için dua mı etmemiz gerekecek bundan sonra?Allahım ne günlere kaldık!İstifa temizler!Salı günü Hazine yüklü bir borçlanma gerçekleştirecekti.Devlet Bakanı Babacan sabahın köründe TV'lere çıkıp ABD ile yapılan 26 milyar dolarlık yardım anlaşmasının geçerli olduğunu açıkladı. O kadar inandıncı idi ki, parayı ne şekilde kullanacaklarını bile anlattı.Bu yüzden devlet yüzde 60'ın altında faizle 3 katrilyon lira borç buldu.Oysa Bakan'ın sözleri gerçeği yansıtmıyordu ve iş ortaya çıkınca dün bu kâğıtlar yüzde 10'a yakın değer kaybetti.Aynı şeyi bir banka yapsa, müşterileri "dolandırıldık" diye dava acarlar.Babacan'ın gücü, bu suçun parasal kefaretini ödemeye yetmez ama yapacağı bir şey vardır: İstifa etmek!Çünkü o koltukta oturdukça, devlet sürekli risk primi ödeyecektir.Gerçek faizlerin üstüne mutlaka "Babacan riski" adına bir ekleme yapılacaktır.

Devamını Oku

Saatli bomba

18 Mart 2003

Başkan Bush'un Saddam'a verdiği ültimatom, bizim kullanacağımız süreyi de belirtiyor.ABD, Saddam'a oğullarıyla birlikte ülkeyi terketmesi için 48 saat verdi. Bu sürenin dolmasından sonra Başkan Bush'un seçeceği gün ve saatte Irak, tarihin tanık olduğu en öldürücü bombardımana hedef olacak.Türkiye'nin ABD ile uzun pazarlıklar sonucu elde ettiği güvenceleri yitirmemesi, ilk bomba Bağdat'a düşmeden savaş tezkeresinin meclisten geçmesine bağlı.Pazartesi gecesi Çankaya'da gerçekleşen zirve, zamanla ilgili kritik sınırın aşılmaması iradesini ortaya koymuştur.Türkiye Irak krizinde hükümeti, muhalefeti ve Cumhurbaşkanlığı ile milli menfaatler zemininde bir bütünlük oluşturamamış, pazarlık aşamasında gösterilen yüksek performans, kazanımları hayata geçirme aşamasında dağılmıştır.Şimdi, dağınıklığın yarattığı tahribatı onarmaya çalışıyoruz.Hava sahası yetmezSon dönemde AKP'nin huyu değişti. Açıklık kayboldu, şaşırtmalar başladı.Tayyip Erdoğan "Böyle sürprizlerimiz olacak" diyor.. "Sürpriz kaynaklar" dan söz ediyor.Bilgi hasisliğinin nedeni gizlilik mi, yoksa kararsızlık mı?Korkutucu olan şu ki yalnız toplum değil, bürokrasi de karanlıktadır. Devletin yüksek bürokratları, hükümetin tezkere konusundaki niyetini yakın bildikleri gazetecilerden öğrenmeye uğraşıyorlar. Şu anda bile tezkerenin bir öncekiyle aynı mı olacağı, bugün mü, yoksa yarın mı oylanacağı konularında netlik bulunmuyor.Meclis kulislerinde yeni tezkerenin sadece hava sahamızı açmakla sınırlı kalacağına dair söylentiler dolaştı dün..Buna inanmak mümkün değildir. Çünkü önceki gece gerçekleşen devlet zirvesinde alınan karar bu değildir. Bir ara kopma noktasına gelen Türk-Amerikan ilişkilerini bu kadarlık bir destek onarmaya yetmez.Tam ve zamanında..Türkiye çetin pazarlıklar sonunda kayda bağlanmış askeri ve siyasi güvenceler kadar 26 milyar dolarlık ekonomik destek paketini de tehlikeye atma lüksüne sahip değildir.Washington tezkere daraldığı ve geciktiği ölçüde ekonomik paketin küçüleceğini belli etmiştir.İktidar, meclisten dönen ilk tezkerenin niçin daralması gerektiğini açıklayamaz. Çünkü iki haftada Türkiye'nin milli menfaatleri değişmedi.Karar bugün veya en geç yarın meclisten geçerse kayıp riski ortadan kalkacaktır.Ayrıca sırf "Kabul etmediği bir belgeyi hiç değiştirmeden meclisin önüne tekrar getirmeyelim" hassasiyeti de yerinde değildir.Bugün şartlar tamamen değişmiştir. Türkiye'nin iradesi dışında "savaş hali" oluşmuştur.O gün "Türkiye desteklemezse ABD savaşı başlatamaz" düşüncesiyle ret oyu verenler şimdi aynı şekilde davranmak için ne bahane bulacaklar?Dün "ABD ile yapılan yardım anlaşmaları hâlâ geçerlidir" diyen Devlet Bakanı Babacan'ın sözleri iktidarın yetki tezkeresini budamadan ve geç kalmadan geçirme niyetini açığa vurmuştur.Ama yine de bir garanti yoktur. Allah ülkeyi kötü sürprizlerden korusun!

Devamını Oku

Kritik saatler

17 Mart 2003

Artık her şey, Irak'a yönelik savaşın başlamak için günleri değil saatleri saydığını gösteriyor.Amerika ve İngiltere BM'den yeni bir karar çıkmayacağını anlayınca verdikleri karar tasarısının oylanmasını istemediler. Bu tutumları "1441 sayılı BM kararı, Irak'ı vurmak için bize yeter" dedikleri anlamına geliyor.Irak'taki BM denetçileri ülkeyi terketmeleri için uyarıldılar. ABD Başkanı Bush bu sabah Irak diktatörü Saddam'a ültimatom içerikli bir çağrı yapacak."Şu anda savaşı önlemek için kalan tek yol, Papa'nın canlı kalkan olarak Bağdat'a gitmesi!"Bir Fransız milletvekilinin bu sözleri tabii ki önerme değil, tam tersine derin bir umutsuzluğu ifade ediyor.Emekliliğini yaşayan değerli bir devlet adamı dün telefonda şöyle diyordu:"Türkiye Lozan'dan bu yana en kritik günlerini, hatta günlerini demeyeyim, en kritik saatlerini yaşıyor!"Kırgınlık işaretleriKorkulan şudur: Türkiye, hükümetin yürüttüğü oyalama politikası yüzünden Amerika'nın dostluğunu kaybedebilir..Irak harekâtı bağlamında ulusal menfaatlerimizi güvence altına almayı hedefleyen siyasi, askeri ve ekonomik anlaşmaları hayata geçirecek yetki tezkeresinin meclisten geri döneceği hiç beklenmiyordu.Buna rağmen herkes, iktidarın Türkiye'yi çaresiz bırakacak bir duruma razı olmayacağını, Erdoğan'ın AKP grubunu mutlaka ikna edeceğini sanıyordu.Bu ümit gitgide azalıyor.Amerika'nın Türkiye'deki askeri hazırlıkları sürüyor ama Washington kırgınlığını belli etmeye başlamıştır. Dün yapılan Amerikan-Türk Konseyi konferansına ABD tarafından resmi katılım yok denecek düzeydeydi.Washington'a giden Savunma Bakanı Vecdi Gönül, yönetimle ilişki kurmakta büyük zorluklarla karşılaştı.Iraklı Kürt lider Talabani neredeyse zil takıp oynayacak. Bir Amerikan televizyonuna dün şunu diyordu:"Kuzey cephesi çok gerekli değil. Kuzey Irak'ta Amerikan hava indirme birlikleri Peşmergelerle işbirliği yapabilir.."Şark kurnazlığı mı?Şunu sormak lâzım: Türkiye denklemin dışında kalmama kararını aylar önce vermişti. Milli menfaatlerimizin güvence altına alındığı anlaşmalar çetin pazarlıklar sonucu oluştuğu halde ne oldu da tezkere Ankara'nın gündeminden adeta tasfiye edildi? Bu soru günlerdir esrarını koruyor. Dışişleri Bakanı Gül "Hem iç kamuoyumuz hem de Amerika ile uzlaşma arıyoruz" demiş. Neyin uzlaşması?Gül'ün başbakanlığı dönemindeki "olmazsa olmaz" tavnndan Tayyip Erdoğan dönüş mü yaptı? Eğer öyleyse sebepleri Türkiye'ye yükleyeceği maliyete değiyor mu? Bunları kimse bilmiyor.Şark kurnazlığı bir diplomasi yöntemi değildir. Dileriz iktidar iş işten geçmeden bu oyundan vazgeçer!

Devamını Oku

Savaştan beter!

16 Mart 2003

Türkiye'nin bu kafalarla değil bölgesel güç olması, kendi güvenliğini koruyan bir devlet olarak kalması bile zordur.Savaşın eşiğine geldik hâlâ nerede durduğumuz, ne yapacağımız belli değil.Her gün birkaç posta savaş ve tezkere açıklaması yapan iktidar sözcüleri bir haftadır dut yemiş bülbüle döndüler.Gazete sütunları, sözde savaş karşıtlığı adına kamuoyunu zehirleyen cehalet herzeleri ile doluyor. Türkiye'nin ulusal menfaatleri için tezkereyi destekleyenler "savaş çığırtkanı" ilân ediliyor.Depreme karşı tedbir istemek "deprem yandaşlığı" mı ki savaşa karşı tedbir alınmasını istemek "savaş yandaşlığı" olsun!Savaş bizim için deprem gibi; irademiz dışında gerçekleşecek bir tehlikedir.Meclis tezkereyi geri çevirirse savaşın önleneceğini iddia edenler, şimdi savaş başlarsa teptiğimiz altın fırsatın vebalini nasıl ödeyecekler?Tabii ki ödemeyecekler!Türkiye'yi aşırı milliyetçilikle siyasi islâm çatışmasında küçülen, fakirleşen ve dünyadan koparak içine kapanan bir ülke haline getirecek kışkırtmaların yavuz hırsızlığını yapacaklar."Hayır"da hayır yokTezkere, savaştan sonra Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin kurulmasını önleyen, yani Irak'ın bütünlüğünü destekleyen, bu arada Türkmenleri koruyan ve Türkiye'nin uğrayacağı ekonomik kayıpları dengeleyen garantilerin vizesidir. Tezkereye "hayır" demek "savaşa hayır" demek değildir.Belki tam tersine Kürt devletinin kurulması yolundaki en önemli engeli kaldırmak;Kuzey Irak'ta Türkiye ile Amerika arasında çatışma riski yaratmak;Türkmenleri ateşe atmak;Savaştan doğacak ekonomik kayıpların yıkıma dönüşmesine razı olmaktır.Bu kazanımları feda etmek için bunlardan çok daha önemli ve hayati sebepler olması gerekir.Nedir bunlar?. Sonra..Orta vadeli tehlikeleri de unutmamak lâzım..Dünyada Türkiye aleyhtarı rüzgârlara göğüs geren Amerika gibi büyük bir gücün kıymetini farketmek için onu kaybetmek mi gerekiyor?Emirlik değilse ne?Unutmayalım ki PKK'yı Avrupa'dan önce terörist ilân eden Amerika Apo'yu paketleyip bize teslim etmeseydi şimdiye kadar kim bilir daha kaç bin kişi ölecekti?Amerika bastırmasaydı Patriot füzelerini NATO Türkiye'ye göndermeyecekti.ABD desteğinden yoksun Türkiye'nin AB'deki geleceği ne olur?Amerikan freni kalktığı zaman Ermeni komploları ne hal alır?IMF ve Dünya Bankası yardımları devam eder mi?Devlet yöneten insanları sokaktaki adamdan ayıran fark, sorunları bir bütün olarak görme basireti ve doğru kararlar için gösterecekleri risk alma cesaretidir.Böyle bir konuda sokağı dinlemek demokratlık değil, sorumluluk almaktan korkmaktır.İktidar, niyetini karara dönüştürmeden önce bunu açıklamalı, millet nereye gittiğimizi bilmelidir."Burası emirlik değil" ise ne olduğunu göstersinler!

Devamını Oku

Bıçak sırtında..

16 Mart 2003

Tezkerenin akıbeti ile Türkiye'nin geleceği arasında kim ne derse desin yakın bir ilişki var. Mesele savaş mı, barış mı seçimi değil. Savaşın doğuracağı güvenlik risklerine ve ekonomik kayıplara karşı tedbir alabilmek ya da bu imkânı feda etmek.. Mesele budur!Tayyip Erdoğan Beyaz Saray'da Başkan Bush'a baştan şunu diyebilirdi: "Biz Irak'ın komşuyuz. Halkı, 400 yıl beraber yaşadığımız Müslüman bir halktır. Bu işe karışmamız için çok ciddi sebep lâzım. Sizin sebebiniz bize yetmez. Siz bile halkınıza anlatamıyorsunuz. Biz hiç anlatamayız.." Böyle denmedi, Türkiye'nin "denklemin dışında kalamayacağı" ilân edildi.Üslerin ve limanların genişletilmesi izni verildi, silâh ve malzeme şevki başladı. Tezkere meclisten dönünce Genelkurmay Başkanı, girmesek bile savaştan aynı zararlan göreceğimizi ama o durumda zararımızı telâfi etme ve savaştan sonra söz sahibi olma imkânını yitireceğimizi söyledi. Şu önemli uyanyı da yaptı: "Dileğim, seçtiğimiz hareket tarzının bizi, savaşanları da karşımıza alarak bazı hareketler yapmak zorunda bırakmamasıdır.." Bu sözün anlamı açık:Savaş başlayınca oldu bittilere karşı Türkiye Kuzey Irak'a girmek zorunda kalacaktır. ABD'ye "hayır" diyerek nasıl yapacağız? ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü dün "Kuzey Irak'ta tek taraflı faaliyete kuvvetle karşı olmayı sürdürüyoruz. Bu, Türklerin de açıkça anladıkları bir durumdur" dedi. Öyle bir durumda ne olacak? Tezkerenin sebebi olan amaçlar aynen durduğuna göre, ikinci tezkere için olmasa da olur tavrına giren iktidarın bunun nedenlerini açıklaması gerekir.Çünkü Amerika'nın Irak'ta uğrayacağı her musibetin faturası, Kuzey cephesinin açılmasına izin vermediği için Türkiye'ye çıkarılacaktır. "Bu aşamaya geldikten sonra geri dönmenin zararı savaştan fazla olur. Devin hıncını çekmenin alemi yok" diyen eski Cumhurbaşkanı Demirel haksız değildir.. AKP iktidarı meseleyi ideolojik ve duygusal kaygılarla değil milli menfaat bilinciyle değerlendirmek zorundadır. Fazla zaman kalmadı.. Rahşan Hanımın ünü..Türkiye'deki adalet İngiliz gazetelerinin manşetinde.. Sekiz yıl önce Londra'da soymak için girdiği evin sahibi olan kadını öldüren Hakan Yağız, çifte vatandaş olmasından yararlanarak Türkiye'ye kaçmış.. Interpol'ün uyarısı ile burada yakalanmış ve 36 yıl hapse hüküm giymiş. İngilizler Türk adaletini alkışlamışlar.. Ama Hakan Yağız cezasını çekip (!) üç yıl sonra Londra'ya dönünce.. Ve katilin Türkiye'deki aftan yararlandığı, yeniden yargılanamayacağı söylenince ortalık ayağa kalkmış. Şimdi Türk adaleti yerden yere vuruluyor. Affın "akıl anası" Rahşan Ecevit övünebilir. Ünü sınırlarımızı aştı. Çıkarttığı afla milli felâket yaratmıştı. Artık uluslararası bir şöhrettir!

Devamını Oku

Sıra tezkerede

14 Mart 2003

Ankara'da üç gündür esrarengiz şeyler oluyordu. Siirt seçiminden sonra normalde bir hafta alacak süreç iki güne sığdırıldı.Bu bilinçli ve örgütlü sürat, Erdoğan'ın kabinesini hemen açıklayacağı ve hafta sonuna kadar da malum tezkereyi meclisten geçireceği beklentisini yarattı.Ama sonra "devlet gemisi" birden yavaşladı ve sisler limanında demirledi.Sessizliği ve bilgi boşluğunu spekülatif haberler doldurdu.Hakim görüşe göre Erdoğan, Irak için bastıran Amerika'yı oyalamak için işi uzatıyordu. Bir kesim "Türkmenler konusundaki güvence yeterli bulunmadı" derken bir kesim "Uluslararası meşruiyet şartı netleşsin diye BM kararı bekleniyor" diyordu.Bizce meşruiyet gerekçe olamaz.BM kararı lazımsa bize değil ABD'ye lâzım.. Çünkü savaşı başlatacak olan ülke Amerika'dır. Türkiye savaş ilân ermeyecek, sebebi olmadığı bir savaşın zararlarını asgariye indirmek amacıyla meşru savunma hakkını kullanacaktır.Bu da uluslararası hukukun saygı gösterdiği bir hakta.Türkiye Irak'ın bütünlüğünü korumasını, petrol yataklarının bir etnik grubun eline geçmemesini ve Türkmenlerin güvencede olmasını, ulusal çıkarlarının şartı sayıyor.Türkiye Kuzey Irak'a girmezse bu tehlikeleri önleyemez.Amerikan askerlerinin Kuzey Irak'a geçişine izin vermeden girmesi de maliyeti korkutucu bir macera olur.Yeni hükümet kurulduğuna göre siyasetin ikinci tezkereyi meclisten geçirmek amacında yeniden hız kazanmasını bekleyebiliriz.İki önemli değişiklikYeni hükümet hayırlı olsun.Başbakan Tayyip Erdoğan, Gül kabinesine sahip çıkmıştır.Önemli iki değişiklik, tezkereye muhalefetini şova dönüştüren Yalçınbayır'ı kabine dışı bırakması ve Erkan Mumcu'yu Milli Eğitim Bakanlığı koltuğundan almasıdır.Bunlar etkin bir icraat yapma ve toplumsal gerginliklerden sakınma amaçlı doğru tercihlerdir.Yalçınbayır'ın korunması, tezkereyi popülizm uğruna sömürme heveslerine cesaret verebilir, Mumcu'nun Milli Eğitim'de kalması ise kritik bir dönemde üniversiteleri karıştırabilirdi.Yeni Milli Eğitim Bakanı Çelik, üniversite ile işbirliği ve demokratik uzlaşma sağlayabilecek mi?Dileriz sağlar. Ama "Tezkereye babam istemediği için ret oyu verdim" sözü onu da sakatlıyor.Eğer yine soracak olursa babası inşallah "Evlâdım, bana değil üniversite hocalarına sor. Onlar daha iyi bilirler" der de iyi bir Milli Eğitim Bakanı kazanırız!

Devamını Oku