Kaçırdığımız trenlerin arkasından ağlamak, bizim ulusal kaderimiz gibidir.Biz ayağımıza gelen fırsatların "kaçırılmaması gereken fırsatlar" olduğunu genellikle onları teptikten ve faturaları önümüze geldikten sonra farkederiz."Fırsatların üstünde nadiren etiket olur" derler.. Basiretli siyasetçiler bir ülkeye işte bunun için lâzımdır.Bizim bundan yana şansımız yok!"Kaçan Fırsatlar Cumhuriyeti"nde şimdi tezkerenin kabul edilmemesinden doğan depremin paniğini yaşıyoruz.Dün faizler ve dolar çıktı, borsa çöktü.Artçı şokların ilki, 2003 bütçesinde ortaya çıktı. Hükümet 9,8 katrilyon liralık tasarruf ve 5,9 katrilyon liralık ek gelir öngörüyor.Bu hedeflere varmak için yatırımlardan vazgeçilecek, halktan yeni vergiler alınacak ve dar gelirli kitlenin beklediği paralar ödenmeyecek.İktidarın meclisten geçiremediği tezkerenin faturası "vur abalıya" misali halka çıkarılmıştır.Millete haksızlık..Maliye Bakanı "Savaş vergisi falan getirmiyoruz" diyor. Peki ne getiriyorsunuz?Bu vergiler "savaş vergisi" değilse seçimini yanlış yapmış halka cezadır!"Hem suçlu, hem güçlü" diye tanımlanacak bir iktidarın kendi ayaklarına ateş etmesidir! Şu denilebilir:"Ekonomik programın başarısı için bu tedbirleri almaya mecburduk.."O zaman niçin iki-üç ay direndiniz?Çünkü IMF'nin dayattığı bu istekler iki ay önce yerine getirilmiş olsaydı bugün faizler yüzde 50'nin altına iner, borsa 15 binin üstüne çıkmış olurdu.Hükümet, Amerika'dan alacağı yardıma güvenmiş, ama meclisteki grubunun iktidar sorumluluğu bilinci konusundaki hamlığını hesap edememiştir.Bu hesabın millete fatura edilmesi büyük haksızlıktır.Güvenlik riskleri..Tezkere depreminin faturası keşke yalnızca ekonomi ile sınırlı kalsa..Hükümetin "savaş çıktığı takdirde niçin ABD'nin yanında olmamız lâzım?" sorusuna sıraladığı bütün gerekçeler, şimdi Türkiye'ye yönelik güvenlik riskleri olacaktır."Meclisin kararına herkes saygı göstersin" deniyor. Bu kararı üç ay önce, yani "Biz denklemin dışında kalmak istemiyoruz, masaya oturmak istiyoruz" demeden, üs ve limanların genişletilmesine evet demeden, Amerikan gemileri limanlarımıza gelmeden evvel vermiş olsaydık bunu isteyebilirdik.Washington tepkisini kontrol etmeye çalışıyor. Bu yanlış yorumlanmamalıdır.Bush yönetimi iktidarın yeni bir tezkereyi meclisten geçirmeyi deneyeceğini beklediği için böyle yapıyor.Tarih iktidardan Türkiye'nin kaderini değiştirecek bir cesaret ve yaratıcılık bekliyor.
Grup kararı almadığı için hezimete uğrayan AKP lideri Erdoğan ne dese boş..Bu mağlubiyetten marifet çıkmaz.Söylenenler züğürt tesellisidir!"Tezkere kabul edilmedi ama memlekete demokrasi geldi" diyenler kendilerini kandırmasınlar.Tayyip Erdoğan dün "Partimiz bu kritik konuda grup karan almayarak, parti içi demokrasi ilkesini işleterek Türk siyaset geleneğinde yepyeni bir sayfa açtı" dedi.Bu sayfaya kaderin neler yazacağını tahmin etmek için nereye bakacağız?Elimizdeki "en güvenilir veri" hükümetin yetki tezkeresinde sıraladığı gerekçelerdir.Hükümet bu belgede zamanın giderek azalmakta olduğunu belirterek savaşın risklerine karşı Türkiye'nin temel hak ve menfaatlerini, güvenliğini ve geleceğini korumak amacıyla yetki istemişti.Türk askerini Irak'a gönderme ve Amerikan askerlerinin Türkiye'ye gelişlerine izin verme yetkisini hükümet bu amaçlara ulaşmak için kullanacaktı.Devasa kayıplarPeki şimdi mecliste "kabul" oylarının çokluğu göz ardı edilerek yeni bir hamle yapılmazsa ne olacaktır?1. Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin oluşumunu ve PKK'nın toparlanmasını uzaktan seyredeceğiz;2. Göç dalgasını sınırlarımızın ötesinde durdurma şansını kaybedeceğiz;3. En iyi müttefikimiz ABD ile olan güven zeminine zarar vereceğiz;4. Savaşın ekonomimize vereceği zararları telâfi etmek amacıyla alacağımız 25 milyar dolar civarındaki hibe ve kredi yardımını kaybedeceğiz;5. Savaştan sonra yeni Irak'ı inşa edecek masanın belki kenarına bile oturamayacağız.Erdoğan'ın "Biz daha çok demokrat olmaktan memnunuz" sözlerinden yansıyan böbürlenme bu kayıpları dengeler mi?9 Mart son umutİlk ciddi sınav, AKP'nin güçlü bir iktidardan çok "kuru kalabalık" olduğunu gösterdi.Grup kararı almamak demokratik fazilet sayılamaz. Ülkenin güvenlik çıkarları ile çelişen demokrasi olmaz!Tezkerenin geçip geçmemesi arasındaki farkı Başbakan Gül "Sorumlu olmakla olmamak arasındaki fark" olarak tarif etmişti.Mesele şudur: AKP bu konuda grup kararı almayarak, iktidar olarak üstlenmek zorunda olduğu sorumluluğun inanç ve yürekliliğini gösterememiştir.Çünkü grup kararı, parlamenter demokrasinin meşru aletlerinden biridir ve böyle kritik dönemeçler için lâzımdır.Türkiye'nin güvenlik çıkarları ile ilgili bir meselede ideolojik patronaj, siyasi liderliğe boyun eğdirmiştir. Şimdi bir umut 9 Mart seçimi..Bir hafta sonra Başbakan olacak Tayyip Erdoğan bu rövanşı almayı başarırsa partisini de Türkiye'yi de kurtarır.
Kuzey Irak cephesinin açılması niçin gerekli?. Amerikan askerlerinin Türkiye'den Irak'a girmesi kimin çıkarına?Ne pahasına olursa olsun Türkiye'nin savaş dışında kalmasını savunanlar, Iraklı Kürtlerin tırmanmaya başlayan niyet ve heveslerine bakıp yeniden değerlendirme yapmalılar.Iraklı Kürt liderler, Kuzey Irak'ta Türk askeri görmek istemedikleri konusundaki itirazlarına "Yoksa çatışma çıkar" sözleriyle tehdit unsurunu da eklediler.Saddam'ın devrilmesiyle son bulacak savaşın tozu dumanı arasında bağımsız bir Kürt devletine giden yolda büyük mesafeler almak amacında olduklan belli.Bu konuda onlan umutlandırıp cesaretlendiren dış güçler de var.Dışında kalırsak..Saddam sonrası Irak'ın bütünlüğünü koruması bölge için hayati önem taşıyor.Şimdiye kadar bütünlüğü Saddam despotizmi sağladı. Savaştan sonra Irak'ın bölünmemesini sadece Amerika ile işbirliğini bu şarta bağlayan Türkiye garanti edebilir.Dünyaya Ankara'nın direnişi para pazarlığı olarak yansıtıldı ama müzakerelerin asıl hedefini bu garanti oluşturdu.Ek olarak da "Kürtlere hafif silâhlar verilecek ve savaştan sonra bu silâhlar Türk ve ABD ordusunun denetiminde geri alınacak" mutabakata..Gizli bir görevle Bağdat'a gönderilen Rusya eski Başbakanı Primakov'un Hürriyet'e yaptığı şu açıklama not edilmelidir:"Irak'ın savaş sonrası bölünmeyeceği garantisini şimdiden kimse veremez.."Savaş elbette kötüdür ama Türkiye'nin önleme imkânına sahip olmadığı bu savaşın dışında kalması, ilerde "keşke seyirci kalmasaydık" diye pişman olacağı bir felaketi doğurmaz mı?Karar vericilerin sokağı değil bunu hesap etmeleri gerekir.Arınç yine aynı..Türk askerinin Kuzey Irak'ta olması lâzım. Çatışma riski yaratmadan hedefe ulaşmanın şarti da ABD ile beraber hareket etmek.Bu askeri ve siyasi mecburiyet, hiçbir kişisel siyasi çıkar hesabı ile veya parti menfaati uğruna parçalanamaz.Meclise gelecek tezkerenin AKP içindeki muhalefet yüzünden geçmeme tehlikesiyle yüz yüze bulunduğu haberleri ne kadar doğrudur, göreceğiz.Ama CHP'de bile kaygı yaratan bu ihtimali dün Meclis Başkanı Arınç'ın tahrik etmesi şaşırtıcı olmuştur.Arınç tezkere için hem "oyumun rengini belli etmem doğru olmaz" dedi, hem de "İnşallah gelmez" diye kendi koyduğu ahlâki kuralı çiğnedi. Üstüne, hükümetin bu yetkiyi istemek için yeni bir BM karan beklemesi gerektiğini savundu.Gündemden düştüğü zamanlar "Ben buradayım" demek istediğinde Arınç'ın maliyeti daha ehven şovları tercih etmeyi öğrenmesi lâzım.
Anlaşılan, akılla gönül arasındaki uçurum AKP iktidarını korkuttu.Hükümetin Irak'la bağlantılı yetki isteminin mecliste görüşülmesi dün toplantıya bir saat kala 48 saat ertelendi.Son dönemde Çankaya'nın çok sık tekrarladığı bir sözcük var: "Oydaşma"Bu sözcük "konsensüs / uzlaşma" anlamına geliyor. Fakat uzayan pazarlıklar nedeniyle bize daha çok "oynaşma" olarak yansıdı.Yetki tezkeresini meclis yarın karara bağlayacak. Tabii yeni bir oynaşma yaşanmazsa!.Son anda gelen erteleme kararı, genel olarak şaşkınlık, Amerika tarafında da soğuk duş etkisi yarattı.Bu şoku hazırlayan nedenlere bir ad koymaya uğraşırken yayın kurulumuzdan Aydın Öztürk taşı gediğine koydu: "İmambayıldı politikası!"Hepsi bahane..Tayyip Erdoğan bir gün önce CNN Türk'te "ABD ile anlaştık, tezkere (dün için) oylanacak" demiş, 348 oyla kabul beklediğini söylemişti.İktidar partisi, güç zaafı olarak yorumlanacağını ve güvensizlik yaratacağını bile bile bu ertelemeye kendini niçin mecbur hissetti?"Grupta söz isteyen arkadaşlardan birçoğu konuşamadı, sebep bu" açıklamalan inandırıcı değildir."Yapılan pazarlıklarda varılan anlaşmaların meclis kararından önce son bir kez de MGK'da gözden geçirilmesi daha uygun olur" anlamında bir talep veya tavsiye gelmiş olabilir mi?Bunun da mantığı yoktur.Çünkü Cumhurbaşkanı her gelişmeden haberdar edilmiş, kurulun asker kanadı da siyasi ve askeri konulann müzakerelerine doğrudan taraf olmuştur.MGK'dan onayBizce en belirleyici sebep Cumhurbaşkanı Sezer'in dün son andaki çıkışı olmuştur. Sezer, bu karar için gerekli olan uluslararası yasallık koşullarının oluşmadığını düşünüyor.Bu görüşe Meclis Başkanı Arınç ve bazı bakanların katılması iktidar milletvekillerini tedirgin ediyor.AKP liderliği, böylesine hayati bir konuda Cumhurbaşkanı'na, yani halkın gözünde "devlete rağmen" alınacak bir karann sorumluluğunu hesap etmiştir. Ve tezkereyi, devletin onayına sahip bir belge olarak meclise getirmeyi sonuçta tercih etmiştir.MGK'nın daha önceki kararlarında olduğu gibi bugün de Türkiye'nin önleme gücüne sahip bulunmadığı bir savaşın siyasi, askeri ve mali risklerini en aza indirecek çalışmalara destek verecek olan tavrı, yarınki oylamada iktidar milletvekillerini rahatlatacaktır.İktidar milletvekilleri seçmenlerine "Devletin âlî menfaatlerine oy verdik" diyecekler."Nerede fetva?" diye soranlara da MGK'yı gösterecekler!
Hükümetin at pazarlığı yaptığı söylendi ama bu, Türkiye'yi utandırarak haklarını savunmaktan vazgeçirme tuzağıydı.İktidar bu tuzağa düşmedi.Çünkü yapılan "at pazarlığı" değil "âti pazarlığı" dır.Yani Türkiye'nin geleceği ile, istikbali ile ilgili güvenceleri sağlamaya yönelik meşru ve zorunlu bir pazarlık..Bu kolay olmadı.Türkiye Irak savaşını önlemek için elinden geleni yaptı. Ama bu savaşı önlemek bizim elimizde değil. Seçeneklerimiz sadece girmek ve girmemek..İki durumda da Türkiye savaşın zararlarını görecektir.Hesap doğru yapılmış, Türkiye'nin güvenlik risklerini asgariye indirecek, Irak'ın bütünlüğünü garanti edecek, ekonomik kayıpların önemli bir kısmını karşılayacak taahhütler Amerika'dan alınmıştır.AKP kapalı kutu mu?Son sözü şimdi meclis söyleyecek.Meclis çoğunluğunu oluşturan AKP milletvekilleri, ahlâki değerlerle reel politik denen gerçekçiliğin, yani vicdanları ile aklın ve iktidar sorumluluğunun arasına sıkışmış durumdalar.Hükümet tezkeresine imza koydukları halde mecliste "red" oyu kullanacağını söyleyen bakan bile var.AKP içinde onun gibi davranacak kaç kişi çıkar; tam bilinmiyor.Parti lideri Tayyip Erdoğan dünkü grupta "Bilesiniz ki hükümetimiz, devletin ve milletin geleceği için en doğru kararları alma konusunda son derece titiz davranmaktadır" diyerek AKP milletvekillerinden hükümete ve liderliğine güvenmelerini istemiştir.Erdoğan bugün AKP grubunun basına kapalı olarak yapacağı toplantıda hükümet tezkeresinin gerekçelerini uzun uzun anlatacak ve "evet" oyu verilmesini isteyecektir.İktidar ve lider sınavıBaşbakan Yardımcısı Yalçınbayır "Tezkere meclisten geçmezse demokrasi güçlenir" dedi dün..Oysa aklını peynir ekmekle yememiş herkes biliyor ki bu bir felâket senaryosudur.Çünkü öyle bir durumda Türkiye, geleceğini kontrol edemediği bir çaresizliğe ve siyasi yalnızlığa, ekonomisi de kaosa sürüklenir.Türkiye idare edilemez hale gelir.Yetki tezkeresi reddedilmiş bir hükümet iktidar iddiasını, bir ay içinde başbakan koltuğuna oturması beklenen Tayyip Erdoğan da liderlik iddiasını kaybeder.AKP'nin yarattığı umut, tek başına iktidar olmasından besleniyordu. Hayati bir konuda meclis çoğunluğundan yetki alamamak, AKP iktidarını koalisyon hükümetlerinden bile daha zavallı duruma düşürür.Biz AKP'nin, kendisi ve lideri için hara-kiri anlamına gelecek bir sonu göz göre yaratacağını beklemiyoruz.Hele bu karar savaşı önlemediği gibi Türkiye'ye ve hatta Irak'a bile büyük zararlar verecekse..
Yetki tezkeresini meclis bugün kabul edecek. Bu kehanet değil kanıta dayalı bir tahmindir.Kanıt da Bağdat'taki Büyükelçiliğimizin boşaltılması..Büyükelçi Osman Paksüt ve elçilik personeli dün Türkiye'ye döndü. Böylelikle bugün Türkiye'nin tutumunu netleştirecek olan meclis kararına Bağdat'ta oluşabilecek tepkilerin risklerine karşı tedbir alındı.Hükümet Kuzey Irak'a asker göndermek ve Amerikan askerlerinin Türkiye'de konuşlanmasına izin vermek amacıyla meclisten yetki istiyor.Meclisin üçte iki çoğunluğuna sahip tek parti iktidarı için iş mi bu?Türkiye'nin Irak denklemi dışında kalma lüksüne sahip bulunmadığını milletvekillerine kabul ettirmek bu kadar zaman alır mı?İki sorunun cevabı da "hayır" dır..Ama hükümet, zamanı lehine kullanan mükemmel bir kriz yönetimi uyguladı.Taleplerimizi, geçmişteki gibi gerçekleşmeyen boş vaatlerin pamuk ipliğine değil yazılı taahhüt şartına bağladı.İstenseydi tezkere dün meclis gündemine getirilebilirdi. "Grubu ikna" bahanesiyle 24 saatlik bir uzatma sayesinde son bir-iki pürüz de giderildi.Kimse bu gergin süreci "Bir avuç dolar pazarlığı" diye horlamamalıdır.Geçmişte bizi uyuttular. Türkiye'de pazarlık gerilimini taşıyamayan, utangaç ve tedirgin bir siyaset kültürü oluştu. Bu hesaplardan ne kadar uzak durursak o kadar onurlanacağımızı zannettik. O yüzden bu bölgenin ucuz bekçisi olduk. Bize sorulmadan yapılan planların "hazır asker"! olarak görüldük.Türkiye bu olayda bir "ilk" le tanışıyor:Hiçbir garanti ve yardım almasak bile, gerekirse büyük bedeller ödeyerek dahil olmak mecburiyetinde olduğumuz Irak denklemine Amerika'nın garantileri ve mali yardımı ile dahil oluyoruz.İlerde "keşke savaş olmasaydı" diyebiliriz. Ama asla "keşke girmeseydik" demeyiz!Savaşla karışık YÖK!İktidar savaş şartlarını kötüye kullanmasın.Daha açığı, asker Kuzey Irak'a girerken AKP de YÖK'e girmeye kalkışmasın..Bulanık suda balık avlama fırsatçılığı olur. İstanbul Üniversitesi eski rektörü Prof. Bülent Berkarda' nın açıklamalarını okumak (Aydınlık 23 Şubat) bizi bu uyarıyı yapmaya zorladı.Prof. Berkarda "İki iş yapılıyor" diyor.. "1. YÖK, Cumhurbaşkanı ağırlıklıdır. Yeni tasarıda hükümetten 7 kişi geliyor ve hükümet çoğunluğu elde ediyor. YÖK'ü hükümete bağlı hale getiriyorsunuz.2. ÖSYM sadece öğrenci değil memur alınırken de merkezi yöntemle seçme yapar. YÖK aracılığıyla sınav konusunu da hükümet denetimine aldığınızda, memur alımlarında ne olacağını kestiremiyorum.."İktidar bu tasarıyı meclise getirecekse savaşın bitmesini beklemelidir.Aksi halde yaptığı iş reform olmaz darbe olur!
Türk halkını "dursun bu hayâsızca akın" diye isyan ettirecek bir kuşatma altına girdik.Belâlı bir coğrafyada yaşamanın zorluklarına alıştık ama bu kadarı fazla gelmeye başladı.Bir yandan Irak'a yönelik savaşta Türkiye'den beklediği destek için Amerika bastırıyor. Diplomasinin yetmediği noktada IMF ve Dünya Bankası ayaklan ile yumuşak karnımıza tekme atıyor. Öbür yanda Avrupa, Türkiye'yi Kıbrıs'ta işgalci güç durumuna düşeceği konusunda uyarıyor.Tehdit, şantaj.. Bini bir para!Hepsinin temelinde kötü yönetimlerin mirası ekonomik bağımlılığın çaresizliği yatıyor.Türkiye köksüz bir devlet veya demokrasiden yoksun bir toplum olsaydı ya teslimiyeti seçer ya da adaletine güvenmediği dünyaya küser ve içine kapanırdı.Irak ve KıbrısŞükür ki Batı uygarlığını temel almış bir hedef bu topluma mal olmuştur ve egemenliğini ve haklarını savunacak köklü bir devlet geleneği mevcuttur.Türkiye'nin ABD'ye destek vermesini doğru değerlendirmek lâzım. Gösterildiği gibi alınacak mali yardımlar için değil, durdurma imkânına sahip bulunmadığı savaşın yaratacağı tehlikeli oldu bittilere engel olmak için Türkiye Irak sorununa taraf olacaktır."Türkiye'nin eli mahkum" yargılan, birinci tezkerenin meclisten geri dönmesinde önemli rol oynamıştı. İkinci tezkerenin önündeki tek engel de yine bu manevi baskıdır.Kıbns'a gelince.. Denktaş çözümsüzlüğün uluslararası adı oldu. Bu kötü şöhret bizi savunmasız bırakıyor ama Türk askerine "işgal gücü" demek de Türkiye'nin garantörlüğünü reddeden bir hukuk tanımazlıktır.Kıbrıs'ta eleştirilmeyi hak ediyoruz ama bu kadarı fazladır, küstahlıktır!Adalete bakın!Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bütün bu sorunların üstüne tüy diken bir karar aldı.Eline bebeklerin bile kanı bulaşmış bir terör örgütünün elebaşı olan Apo'nun adil yargılanmadığına hükmettiler.Apo bu suçu Amerika'da işlemiş olsaydı, çoktan jürili bir mahkemenin kararı ile infaz edilmiş, idam yasağı olan Almanya'da ise intihar (!) etmiş olurdu.Apo yargılaması, Türkiye'nin devlet olarak son yıllarda yaptığı en düzgün işlerden biridir. Şehit analarının gözyaşlarından etkilenmeyen bağımsız mahkemeye Apo bile teşekkür etmedi mi; nasıl unutulur!.Onu asacak yerde ölüm cezasını kaldırdığımıza kimse pişman olmamalıdır.Süreç, Apo'ya yeniden yargılanma hakkı getirse bile kimse şüphe etmesin, hiçbir mahkeme farklı bir karar veremez.Yakın tarihin en zorlu döneminde yeni bir hükümet işbaşı yapıyor.Türkiye'nin gücü ve kozları, onları basiretle kullanacak yaratıcı ve cesur bir hükümet bekliyor.Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının Allah yardımcıları olsun.
Meclis, gazeteleri promosyon ürünlerinin ambalaj malzemesi durumuna düşüren rezalete "dur" diyen yasayı kabul etti.Ve basında çanak çömlek patladı!Basındaki promosyon furyası, doğurduğu ahlâki sorunlar nedeniyle siyasi rejimin bile sağlığını bozuyordu.Basında güç olmanın, tarafsız haber veren bağımsız gazetelerden değil hediye dağıtmaktan geçtiğini görenler medya alanına üşüştü. Rekabet yolundan çıktı ve ekonomik güç savaşına dönüştü.Mesleğimiz, siyasi iktidarlara baskı yaparak dokunulmazlık arayan veya başka menfaatler kovalayan ve bu uğurda zarar etmeyi göze alanlar için çekim merkezi oldu.Gazeteyi kılıç ve kalkan olarak kullananlar, katlandıkları zararı bir şekilde devletten geri aldı ama bu oyunun yol açtığı haksız rekabet, mesleğin ahlâkına saygılı gazetelere zarar verdi.Çıkan yasa bir reformdur.Rekabetin korunması, aslında tarafsızlığın, bağımsızlığın ve basın etiğinin korunmasıdır ki bu yalnız gazeteciliği değil toplumu da koruyacaktır.Rekabeti doğru haber, özgür yorum ve bağımsızlık temeline oturtacak olan bu reformdan kimse korkmasın.Bu sayede, niyeti şüpheli sermaye sahiplerinin gözden çıkardıkları paralar önemini kaybedecek, başarının tek ölçütü gazetecilik olacaktır.Gazetecilerin mesleği yeniden ele alması, basının güven ve saygınlığını tekrar kazanması için fırsattır..Bunu VATAN'da yaşadığımız tecrübeye dayanarak yazıyorum.Promosyon döneminin rekabet kirliliğine rağmen VATAN, sadece bağımsızlığına ve tarafsızlığına dayanarak altı ayda "dört büyükler" arasına girdi.Türkiye'de gazete gibi gazeteyi özleyen ve takdir eden yığınlar vardır.Basını promosyon uyuşturucusundan kurtaran adımı nedeniyle Meclis'i alkışlıyoruz!Barzani'nin nankörlüğüBarzani'nin Washington Post'ta çıkan ilânı nankörlük belgesidir.Bush'a ve Kongre'ye yalvarıyor: "Kalplerimizi Amerika'ya, topraklarımızı askerlerinize açtık. Aman Türk askerini buraya sokmayın!"Türkiye işgalci suçlamasını hak etmiyor. Bunu en başta Barzani'nin bilmesi gerekir. Çünkü Irak Kürtle-rini on iki yıldır Saddam'ın gazabından koruyan güç Türk askerinin caydırıcılığı ve Türkiye'nin ev sahipliğini yaptığı havadan koruma şemsiyesidir.Bu iftira propagandası aslında Barzani'nin savaş patırtısı arasında beslediği oldu bitti niyetinin itirafıdır.Ve kuzey cephesini açacak tezkerenin Meclis'çe kabul edilmesi için çok önemli bir sebeptir!