Amerika ile ilişkilerin bozulması Türkiye'nin geleceğini düşünen herkesi korkutuyordu.Bu çok doğaldır. Fransa bile korkuyor.Le Figaro gazetesi Amerikan yönetiminde bir kesimin Fransa'yı ABD'nin "Stratejik düşmanı" olarak gördüğünü yazdı ve Fransa'nın Irak savaşına karşı tavrı nedeniyle Washington'dan gelen siyasi ve ekonomik müeyyide tehdidinin Paris'i ciddi şekilde endişelendirdiğini bildirdi.Fakat ABD yönetiminin Türkiye'ye aynı gözlükle bakmadığı ve ilişkileri onarmak amaçlı bir iradenin her gün ilerleme kaydettiği görülüyor.Amerikan basını özgürdür ama özellikle kriz dönemlerinde ülkenin menfaatlerini korumakta yönetime destek olmak gibi bir geleneğin de sahibidir.Washington Post gazetesi, Ankara'da tezkerenin meclisten geri dönmesi ile patlak veren krizde Türk hükümetinin olduğu kadar Amerika'nın da ciddi yanlışlar yaptığını ortaya koyan eleştirel bir analiz yayınladı.Amerikan günahıGazete savaşın uzayacağını söylüyor ve Kuzey cephesini Türkiye'nin engellemesini buna sebep gösteriyor.Ama bu durumu yaratan günahta, Türkiye'den gerçekçi olmayan taleplerde bulunan Amerikan diplomasisinin de büyük paya sahip olduğunu belirtiyor.Washington Post'a göre, 1991 savaşında verdiği yardım sözünü tutmayan Amerika'yı bir kez daha körü körüne desteklemeyi Türk halkının reddedeceği gerçeğini Bush yönetimi görememiştir.Bu çok doğru ama eksik..Mali yardım pazarlığını ucuza bitirmek için Türkiye'nin onuruna yönelik saldırılara medyadaki tahriklerin de eklenmesi ve ödeme garantileri konusunda isteksiz davranılması... Bunlar da ABD'nin yanlışlarına eklenmeli.Onarım fırsatlarıDışişleri Bakanı Powell'ın Temsilciler Meclisi Tahsisler Komitesi'nde Türkiye'yi savunan konuşması ile bu yayının çakışması bir rastlantı olamaz.Powell, Türkiye'ye ayrılan 1 milyar dolarlık hibe konusunda bilgi verirken hava sahasını açtığı için Türkiye'yi takdir ettiklerini belirttikten sonra "Desteği olsun veya olmasın, savaşın ilerleyen safhalarında ihtiyaç duyarlarsa Türkiye'ye ekonomik olarak yardım etmek üzere tavır belirledik" dedi.Bu yumuşama havası samimi mi, yoksa savaşın ABD'yi Türkiye'ye daha çok muhtaç edecek kötü sürprizlerine karşı bir tedbir mi, bunu zaman gösterecek.Ama M. Ali Bayar'ın dediği gibi "ABD, dünyaya her sabah yeniden bakarak siyaset ve stratejisini değiştirebilen yegâne güç"tür..İki ülkeyi buluşturan sebep, vazgeçilmez ortak çıkarlarıdır. Anlık duygulara bu menfaatler feda edilemez.Uyku kaçıran kara senaryoları geçersiz kılmak için iki tarafın da önüne yeni fırsatlar çıkacaktır.
Devlet gemisi ışıl ışıl olmuştu AKP iktidara geldikten sonra. Şimdi baştan kara ve karanlık..Günde bazen üç başkent dolaşan, her kapının önünde bülbüller gibi şakıyan yeni yöneticilerimiz şimdi inziva görüntüsü sergiliyor.İki ay önce Abdullah Gül "Bundan sonra ABD'nin yanındayız" demişti..Tayyip Erdoğan da "Şimdi denklemin içinde olmazsak sonra da olamayız.."Türkiye'nin Kuzey Irak'la bağlantılı güvenlik sorunları var. Krizlerden beli bükülmüş Türk halkının ekmek kavgası var. Ülkenin yeni dünya düzeninde çağdaş ve müreffeh bir topluma dayalı büyük güç olma hedefi var.Yeni iktidarın açılımları, bütün bu amaçları kapsayan bir irade gücünün Türkiye'yi uçuracağı umudunu vermişti.Heyhat; AKP tek başına hükümet kurmuş ama tek başına iktidar olamamış..Tezkerenin meclisten dönmesi, Türkiye'yi kritik bir geçitte fenersiz bırakmıştır. Ekonomik yardım ve Irak'la bağlantılı güvenlik garantileri sorumsuzca harcanmıştır.Yolculuk nereye?Bu büyük günahı Cumhurbaşkanı Sezer'le birlikte paylaşan Meclis Başkanı Arınç hâlâ "Avrupa ve ABD dışında da kapılar var" diyor.Hangi kapı? Üçüncü dünyadan başka ne kalıyor geriye; sus bari!Genelkurmay Başkanı Özkök dayandığımız kavşağı isabetle ortaya koymuştur:"Avrasya'da ileriki on yıllara uzanan çok önemli politik, ekonomik, sosyal ve askeri gelişmeler olacaktır. Bu coğrafyada mesele, hangi çağdaş seviyede bir ülke ve hangi ülkeler topluluğunun içinde olacağımızdır.."TÜSİAD Başkanı Özilhan'ın çıkışı da bir kararlılıktan çok geldiğimiz noktanın hangi tehlikeye yakın olduğunu belirtiyor:"Eğer birileri Türkiye'yi içine kapanmaya sevk etmek istiyorsa, bu zihniyetle bundan sonra da mücadele edeceğiz.."Çare için cesaretKimse bizden savaşmamızı istemedi.Yapılacak şey, önleme imkânına sahip olmadığımız bu savaşta, geleceğimizi güvence altına alacak taahhütler karşılığı savaşan Amerika'ya destek olmaktı.Şimdi Amerika'ya sınırlı destek verdik. Irak'ın dostluğunu kazanamadığımız gibi menfaatlerimizi de tehlikeye attık.Yarın Amerika, Türkiye'nin savaş nedeni sayacağı bir oldu-bitti fırsatını, teşekkür borcu olarak Kürtlere sunacak olursa ne yapacağız?Pahalılık yüzünden dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 1 milyar 317 milyon liraya çıktı. Bu parayı öğretmen, hakim, polis bile almıyor, iş bulamayan milyonlarca gencin umudu azaldıkça isyanı büyüyor.Dış destek tehlikeye girerse bu saatli bomba nasıl durdurulacak?İşsizlik ve yoksulluk da milli güvenlik sorunu haline gelmiştir.Bugün toplanacak olan MGK, iktidarın ufkunu açacak bir yaratıcılığı ve cesareti hükümete vermelidir.
Dünya birlik olmuş, Kuzey Irak'a asker göndermesin diye Türkiye'yi tehdit kokan ifadelerle uyarıyor.Bu kışkırtıcı işbirliği, içinde hangi niyetleri barındırıyor?Amerika, savaş için tam desteğini alamadığı Türkiye'ye karşı daha önce verdiği garantilerden yan çizmenin şartlarını mı oluşturuyor?Irak'ın bütünlüğü, Kürt devleti kurulmaması, Türkmenlerin hakları ve güvenliği, ayrıca petrol kaynağının tüm Irak halkına ait olması konularında anlaşma sağlanmıştı.Bu güvenceler tehlikeye mi giriyor?Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'ün dünkü açıklamaları, böyle bir tehlikenin söz konusu olamayacağı güvenine dayanıyor.Orgeneral Özkök, Türkiye'nin onurunu koruyan ve Türk-Amerikan ilişkilerindeki soğukluğun tamirini zora sokmayan bir özenle duruşumuzu ortaya koymuştur.Hangi şartlarda?Kuzey Irak'ta zaten Türk askeri var.Türkiye şu aşamada yeni birlikler gönderme niyetinde değildir. Bu kararı ne tür bir durum değiştirebilir?1. Kuzey Irak'taki kuvvetlerimize yönelecek bir saldırı;2. Büyük bir göç akınının başgöstermesi;3. Bölgedeki silâhlı Kürt grupların birbirleriyle çatışması veya sivil halka saldırması..Orgeneral Hilmi Özkök, oradaki kuvvetlerimizin bu tür olayları önlemekte yetersiz kalması halinde ek kuvvet gönderilebileceğini söyledi.Ancak bu teşebbüsün de, savaş halindeki müttefik ABD ile anlaşarak hayata geçirileceğini bildirdi.Amerika, Irak'ta ne yapıyor?11 Eylül terör saldırısının köklerini kazımak amacıyla savaştığını söylüyor. Ama sınırının hemen ötesinde yirmi yıl kendisine kan kusturan terörün hortlamasına izin vermek istemeyen Türkiye'nin meşru savunma hakkına kısıtlama getirmeye kalkıyor.Tarihe düşen notOrgeneral Özkök dün "Denizler ötesinde kendilerine tehdit olduğunu söyleyenlerin, aynı tehdidin, hududunun hemen ötesinde olduğunu söyleyen Türkiye'yi inandırıcı bulmamalarını anlamakta güçlük çektiğimi ifade etmek isterim" dedi.Amerika bu sözlere, güvenilir bir silâh arkadaşının sitemi olmaktan daha derin bir anlam yüklemelidir.Aynı mesajdan Barzani ve Talabani de hisse çıkarmalı.Yıllar boyunca Türkiye'den sadece dostluk ve himaye gördüler. Buna rağmen ABD'ye yaslanıp Türkiye'ye tehditler savurdular, dünyayı yanıltarak kışkırttılar.Yarın Bağdat'ta rejim değişse de Irak halkının gözünde düşmanla işbirliği yapmış hain olarak görülecekler ve öç alma duygusunun hedefi olacaklardır.O zaman acaba bu coğrafyada Türkiye'den başka kime güvenecekler?
Savaş sanıldığı gibi kısa sürmeyecek. İlk öngörüler "6 ile 8 haftada biter" diyordu.O tahmin, Irak kentlerinin Saddam zulmünden kendilerini kurtaran orduları coşku ile karşılayacakları hesabına dayanıyordu.Amerika üç cepheden girecek, kısa zamanda Bağdat'a ulaşacak, Saddam rejiminin tek direniş kalesi olan 5,5 milyonluk kenti koza gibi saracak ve kısa zamanda düşürecekti.İlk kötü sürpriz Türkiye'den geldi ve Kuzey cephesi açılamadı.Ardından Irak kentlerinde beklenmedik bir direniş oldu. Koalisyon güçleri kent gerilla savaşları ile yıpranmamak için Bağdat'a ilerleyişi sürdürdüler. Çünkü Bağdat düştüğü zaman bu kentlerdeki direnişin hükmü kalmayacaktır.Bu durumun ABD için sakıncası, Güney kentlerinde sağlanan başarının Bağdat'a vereceği yüksek moraldir.Nitekim Amerikan helikopterleri bunun etkilerini görmeye başladılar. Korkunç bir ateş baskısı altında bulunan Bağdat'tan helikopterlerin çoğu delik deşik dönüyor..Görünen köy..Şu biliniyor: Amerikan kuvvetleri, 1945'te Berlin'de olduğu gibi sokak sokak savaşmayacak. Kent izole edilecek, iletişim ağı çökertilecek, uzun süren bombardıman altında direnişin tükenmesi beklenecek.Tezkerenin meclisten dönmesini sağlayan muhalefet, Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve güvenlik çıkarlarına ne kadar ağır zararlar vereceklerini görememişlerdir.O gün biz, durumu düzeltme fırsat yakalayabilmek için savaşın uzamasına dua etmekten başka çaremizin kalmadığını söylemiştik.Gerçeğin hem Türkiye, hem Amerika tarafından fark edilmesi, tahminimizden daha erken gerçekleşti.Amerika'sız ne olacak; bunu Türkiye gördü. Türkiye'siz ne olacak; bunu da Amerika görüyor..Yeni tezkere..Piyasalar paniklemiştir. 26 milyar dolarlık yardım uçtuğu gibi Amerika ile ilişkilerin bozulmasından doğacak gelişmelere bağlı endişeler yüzünden yükselen faizler daha ciddi riskler yaratmıştır.Türkiye savaş sonrası masada yer almak şöyle dursun, Kuzey Irak'tan gelebilecek terör tehdidine karşı kendini savunmakta zorluğa düşmüştür.Türkiye'nin de Amerika'nın da ortak çıkarı, zedelenen stratejik ortaklığı yeniden ayağa kaldırmaktır. Bu mesele iç politika malzemesi yapılmamalıdır. İdeolojik saplantılar, milli menfaatlerin önüne geçirilmemelidir.Cumhurbaşkanı Sezer'in hükümet üyelerine "Çok doğru adımlar atmanız gerekiyor.. Ben de elimden gelen yardımı yaparım" sözleri, gecikmiş de olsa yerinde bir destektir.Yeni tezkerenin şartları oluşuyor; iktidar bu son fırsatı kullanmalıdır.
Nasıl demokrasi bu? İktidar kritik bir geçitte tarihi yanlış yapacak bizlere de birlik, beraberlik adına susmak düşecek!Başbakan Erdoğan "Ulusa Sesleniş" konuşmasında, ülkeye neler kaybettirdiklerini açıkça söylemedi ama dolaylı olarak itiraf etti:"İnanıyoruz ki devletimiz ve milletimiz bu badireleri atlatmaya muktedirdir. Türk Milleti daha kötü, daha büyük badireleri atlatmasını bildi."Badire musibet, felâket demek. Gerçekten de Irak olayında "denklem dışı" kalması Türkiye'ye "badire" ölçeğinde ağır faturalar çıkaracaktır.Türkiye'nin milli menfaatleri için Amerika'nın yanında olması gerektiğini en başta AKP iktidarı ve bizzat Tayyip Erdoğan savundu.Çünkü Irak savaşı, bölgedeki düzeni yeniden kuracak planın ilk adımıdır. Bu yapılanmanın ya mimarı, ya malzemesi olacaksınız.ABD yanında Ortadoğu'nun en büyük gücü olma imkânını kaybeden Türkiye, bize uluslararası koruma sağlayan Amerikan desteğinden de yoksun kalmıştır.Başbakan "milli menfaatleri zedeleyecek yayınlardan uzak durma" çağrısı yaptı konuşmada.Tayyip Erdoğan emin olmalı ki Türkiye'nin milli menfaati bu fiyaskoyu örtmekte değil hesabını sormaktadır.Bu siyasi facianın hesabını sormamak, acemilik, basiretsizlik ve niyeti şüpheli kışkırtmalar sonunda uğradığımız yıkımı kabullenmek olur. Onarma şansından vazgeçmek olur.İktidar bize susmayı önereceğine, eleştirilerimizden kendini düzeltmek ve çürüklerinden kurtulmak için yararlanmalıdır.Millet AKP'yi badire yaratsın da, kurtuluş imtihanı verelim diye iktidar yapmadı!Nasıl başardılar bunu!NATO Konseyi'nde Almanya ve Belçika, Kuzey Irak'a girdiği takdirde Türkiye'ye verilen NATO savunma desteğinin çekilmesini istedi.AB Komisyonu, aynı nedenle Türkiye'nin üyelik sürecinde yeni sıkıntılar ortaya çıkacağını içeren bir uyarı yaptı. Başkan Bush "Kuzey Irak'a girmeleri için bahane olacak bir olay yaşanmaması ve girmemeleri için Kürtlerle birlikte çalıştığımızı Türkler biliyor" dedi.Dünyanın Irak'taki iki Kürt aşiretini koskoca Türkiye'ye tercih ettiğini çıkaramayız bu gelişmelerden.Acı gerçek ne yazık ki Barzani ve Talabani'nin Türkiye'yi yönetenlerden daha becerikli çıktıklarıdır!
Mesut Yılmaz Nisan'da Almanya'nın Bochum Üniversitesi'nde hocalık yapmaya başlıyormuş.Uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi dersi verecekmiş.Siyasi geleneği olan bir aileden gelmiş, iyi eğitim almış biridir Yılmaz. Bu alt yapısı ve eklediği birikimle, onun genç yaşta siyasi mevta haline gelmemesi gerekirdi.Yılmaz'in hızını hep yolsuzluk şüpheleri ve söylentileri kesti. Etrafındakiler için mahkemeler bitmeden bir şey diyemem ama onun bu şüpheleri şahsen hak ettiğini hiç düşünmedim.Çünkü o ihtirasları olan, başarmak için gerekli pek çok niteliği kendinde barındıran bir siyasetçiydi. Ve birçok zaman devlet adamlığı kimliği, siyasetçi kimliğine baskın çıkardı.Düşüncelerini kendisi ve partisi için tehlike doğuracağına bakmadan açıkça ifade etmekten sakınmamak onu askerler dahil pek çok güçle zaman zaman karşı karşıya getirmiştir.İyi amaç, kötü araçÖzaPın yanında yetişmenin kazandırdığı alışkanların onu kuralların dışında hareket etmeye sevkettiği de olmuştur ama bunların çoğunu beğenilmek, başanlı olmak için yapmıştır.Meselâ 1999 yazında Başbakan koltuğunda otururken ekonomi yolunda gidiyor, AB ilişkileri Helsinki zirvesine yönelik olumlu beklentilerle rayında ilerliyor, Yılmaz'in ve ANAP'ın reytingi yükseliyordu.O günlerde Türkbank ihalesi ile ilgili bir gelişmeyi, memnunluk ve heyecan içinde bana anlatmıştı:"Dün gece yansı eve çağırdığım kişilerle yaptığım görüşmeler sonunda önemli bir iş kotardım. Türkbank'ın satış değeri 450 milyon dolar civarında teşekkül ediyordu. İnşallah 650 milyona gidecek. Devlete 200 milyon dolar kazandırdık.."Sonra bu mutluluğu mafya bağlantılı bir bant skandali ile yıkıma dönüştü.O "iyi niyetli yanlış"ı yapmasaydı, Amerika'nın paketleyip teslim ettiği Apo Ecevit'in değil, onun kucağına düşecekti. Seçimin sonucunu değişecek, belki Türkiye bugün bambaşka bir yerde olacaktı.Özal'ı dinlemeliydi..Mesut Yılmaz öğrencilerine çok faydalı olacaktır. Uluslararası ilişkiler konusunda, Türkiye'yi AB üyeliği yolunda hızlandıran dinamiklerin örgütleyicisi olarak söyleyeceği çok şey vardır. "Ne yapmalı?" sorusunun cevabını verecek bilgi ve tecrübeye sahiptir.Ama iç politika alanına gelince.. İç politikadaki hayatı yenilgiler ve "Ne yapmamalı dersleri" ile dolu.. Yenilgi de en iyi öğretmenmiş ya..Son seçimde Yılmaz bana, Özal'dan öğrendiği bir dersi anlatmıştı:"Siyasi liderlerin doğal ömrü 5 yıldır. Bu sürede ne yaptıysa yaptı, sonra yapamaz. Özal o yüzden beşinci yıl Çankaya'ya çıktı." Seçime bir kaç gün kala "Özal'a hak veriyorsanız bu seçimde ne arıyorsunuz?" diye sormadım. Herhalde Almanya'daki öğrencileri soracaklardır!
Savaşın sebebi Irak'ı Saddam'dan kurtarmaktı. Morali bozuk askerin direnmeyeceği, halkın da kurtarıcıyı kucaklayacağı bekleniyordu.İlk günlerin havası, Saddam'ı kolay lokma sayan bu hesabın doğruluğu konusunda şüpheler uyandırıyor.Güneyden taarruza geçen Amerikan ve İngiliz birlikleri önüne Irak'ın düzenli ordusu çıkmıyor ama kentler de teslim olmuyor.Profesyonel askerlerin örgütlediği sivil direniş, koalisyon güçlerinin zayiat vermekten ve sivil hedefleri vurmaktan sakınması sayesinde etkili oluyor.Irak yönetimi de bu durumun sağladığı propaganda avantajını askeri ve sivil direnişi yüreklendirmek amacında kullanıyor.Aslında bunun fazla bir önemi yok.Çünkü Amerikan ve İngiliz birlikleri geçtikleri kentleri tecrit ederek hızla Bağdat'a doğru ilerliyor.Çünkü savaş Bağdat'ta bitecek.Bunu iki taraf da biliyor.Kötü senaryoBağdat'ta bir kent gerilla savaşının içine çekilmek, Amerikalıların aklına gelen en kötü senaryo idi. Saddam için ise tek şans..Çünkü 5,5 milyon nüfuslu Bağdat'ı Saddam rejiminin en seçkin birlikleri koruyor. Kent savaşına uygun eğitilmiş 15 bin milisin de bu güce katılması, savaşın uzaması ihtimalini doğuruyor.Amerikan 5. Kolordusu Komutanı Wallace'ın sözleri, bu tahmini doğrulamaktadır:"1945'te Berlin'de olduğu gibi Amerikan gençlerini kapı kapı dolaştıran bir çatışmaya atmak değil niyetimiz. Rejimin iktidarına yönelik hedeflere saldıracağız."Anlaşılıyor ki en çok bir hafta sonra Saddam, on binlerce fedaisi ile ve sivil halkı kalkan yaparak, kuşatılmış Bağdat'ın içinde tecrit olacak.Haberleşme olanakları da yok edildiği için sessiz bir kozada mucize bekleyecek.Onarım fırsatıSavaşın uzaması, kötü yönetilen Türk dış politikasının kayıplarını telâfi etme fırsatını verir mi?AKP iktidarı, ülkenin geleceğine zarar veren yanlışlar yapmıştır. Bu doğru ama Bush yönetiminin gösterdiği tepki de mantıklı değildir. Türkiye'yi defterden silmek veya burnunu sürtmekle Amerika'nın kazanacağı bir şey yoktur.CHP lideri Baykal dün "Iraklı çocuklar bu hükümetin verdiği yetkiyle bombalanıyor" dedi. Bu insafsız ve sorumsuz bir beyandır. Baykal aynı konuşmasında "Türkiye Kuzey Irak'a girmek için kimseden izin almak zorunda değildir" dedi. Bu da tehlikeli bir kışkırtmadır.AKP hükümeti, soğukkanlılığını kaybederek yanlışlar dizisine bir felâket eklememeli, Bush yönetimi de Türkiye'yi dışlama politikası ile içerdeki kışkırtmaları körüklememelidir."Öfkeyle kalkan ziyanla oturur" diyen bir atasözü Amerika'da yok mu!
Bağdat'ta yakınlarını yitiren insanlar ağlamaktan kızarmış gözlerini, Batı borsalarında ise para babaları ellerini ovuşturuyorlar.. Borsalar, son 20 yılın en yüksek oranlı haftalık artışını yaşadılar. Bu durum, savaşın Saddam'ı mutlaka tasfiye edeceği, bu sayede petrol fiyatları makul bir düzeyde istikrara kavuşacağı için ekonominin canlanacağı beklentisine dayanıyor. Türkiye ayağına gelen nimeti tepti. Ankara'daki basiretsizler koalisyonu, güvenlik çıkarları ile ilgili garantiler yanında savaş zararlarını karşılayacak 26 milyar dolarlık ekonomik yardımı da ülkeye kaybettirdi. Peki, Türkiye Saddam sonrası dönemin yanmış, yıkılmış Irak'ını ayağa kaldıracak faaliyete yakın bir komşu olarak ne çapta katılabilecektir?Fransa'dan beterBu sorunun cevabı geçen hafta Newsweek dergisinde vardı. Dergi, Amerikan ve İngiliz birliklerinin Bağdat'ı ele geçirmesinden sonra kurulacak yeni yönetimin, iş ortaklarını seçerken Washington ve Londra'nın sözünden çıkmayacağını yazıyordu. Bu kafayla gidersek bizim payımıza da dizlerimizi dövmek düşecek! Çünkü Bağdat'ı Amerika yönlendireceği için Washington'un kanaat notu belirleyici olacaktır. Washington'un hakkımızda ne düşündüğü hakkında emekli büyükelçi Yalım Eralp dün CNN Türk'te bir ipucu verdi. Geçmişte Türkiye için lobicilik yapan Pentagon ile ilişkili bir kaynağa sormuş ve şu cevabı almış: "Fransa ABD'yi Güvenlik Konseyi'nde köstekledi. Siz daha vahimini yaptınız; askeri harekâta köstek oldunuz. Hava sahasını bile açarken at pazarlığını sürdürdünüz. Türkiye, ABD'nin savaş planlarını bozan ülke konumundadır şimdi. Oysa en büyük stratejik ortak olabilirdiniz.."Önümüzü görelimAKP iktidarı, yanlışını kompleks haline getirerek ülkenin geleceğini ve kendi başarı şansını inat uğruna tehlikeye atmamalıdır. İlişkileri onaracak fırsatlar mutlaka bu sıcak günler içinde çıkacaktır. "Onur-gurur" gazına getirip iktidarı sarsılan güveni yeniden inşa etme çabasından caydırmaya çalışacak olan danışmanlar, bütün teorileri iflâs ettiği halde utanmadan şunu diyebilirler: "Korkmayın, kendimize zarar vermek pahasına yaptığımız dostluğu Irak halkı mutlaka takdir edecektir.." Hayır.. Böyle bir takdir ancak Saddam ile çetesinden gelebilir ama onların da bunu düşünecek zamanı olmayacak. En çok iki hafta sonra yeni bir Irak olacak ve halkı da kendilerini Saddam gibi bir zalimden kurtaranları dost bilecektir. Kimse kendini kandırmasın.