Bağdat kumarı

İlk günlerin havası, Saddam'ı kolay lokma sayan hesabın doğruluğu konusunda şüpheler uyandırıyor. Güneyden taarruza geçen Amerikan ve İngiliz birlikleri önüne Irak'ın düzenli ordusu çıkmıyor ama kentler de teslim olmuyor

Haberin Devamı

Savaşın sebebi Irak'ı Saddam'dan kurtarmaktı. Morali bozuk askerin direnmeyeceği, halkın da kurtarıcıyı kucaklayacağı bekleniyordu.

İlk günlerin havası, Saddam'ı kolay lokma sayan bu hesabın doğruluğu konusunda şüpheler uyandırıyor.

Güneyden taarruza geçen Amerikan ve İngiliz birlikleri önüne Irak'ın düzenli ordusu çıkmıyor ama kentler de teslim olmuyor.

Profesyonel askerlerin örgütlediği sivil direniş, koalisyon güçlerinin zayiat vermekten ve sivil hedefleri vurmaktan sakınması sayesinde etkili oluyor.

Irak yönetimi de bu durumun sağladığı propaganda avantajını askeri ve sivil direnişi yüreklendirmek amacında kullanıyor.

Aslında bunun fazla bir önemi yok.

Çünkü Amerikan ve İngiliz birlikleri geçtikleri kentleri tecrit ederek hızla Bağdat'a doğru ilerliyor.

Çünkü savaş Bağdat'ta bitecek.

Bunu iki taraf da biliyor.

Kötü senaryo
Bağdat'ta bir kent gerilla savaşının içine çekilmek, Amerikalıların aklına gelen en kötü senaryo idi. Saddam için ise tek şans..

Çünkü 5,5 milyon nüfuslu Bağdat'ı Saddam rejiminin en seçkin birlikleri koruyor. Kent savaşına uygun eğitilmiş 15 bin milisin de bu güce katılması, savaşın uzaması ihtimalini doğuruyor.

Amerikan 5. Kolordusu Komutanı Wallace'ın sözleri, bu tahmini doğrulamaktadır:

"1945'te Berlin'de olduğu gibi Amerikan gençlerini kapı kapı dolaştıran bir çatışmaya atmak değil niyetimiz. Rejimin iktidarına yönelik hedeflere saldıracağız."

Anlaşılıyor ki en çok bir hafta sonra Saddam, on binlerce fedaisi ile ve sivil halkı kalkan yaparak, kuşatılmış Bağdat'ın içinde tecrit olacak.

Haberleşme olanakları da yok edildiği için sessiz bir kozada mucize bekleyecek.

Onarım fırsatı
Savaşın uzaması, kötü yönetilen Türk dış politikasının kayıplarını telâfi etme fırsatını verir mi?

AKP iktidarı, ülkenin geleceğine zarar veren yanlışlar yapmıştır. Bu doğru ama Bush yönetiminin gösterdiği tepki de mantıklı değildir. Türkiye'yi defterden silmek veya burnunu sürtmekle Amerika'nın kazanacağı bir şey yoktur.

CHP lideri Baykal dün "Iraklı çocuklar bu hükümetin verdiği yetkiyle bombalanıyor" dedi. Bu insafsız ve sorumsuz bir beyandır. Baykal aynı konuşmasında "Türkiye Kuzey Irak'a girmek için kimseden izin almak zorunda değildir" dedi. Bu da tehlikeli bir kışkırtmadır.

AKP hükümeti, soğukkanlılığını kaybederek yanlışlar dizisine bir felâket eklememeli, Bush yönetimi de Türkiye'yi dışlama politikası ile içerdeki kışkırtmaları körüklememelidir.

"Öfkeyle kalkan ziyanla oturur" diyen bir atasözü Amerika'da yok mu!

DİĞER YENİ YAZILAR