AKP koalisyonu!

6 Nisan 2003

AKP önderlerinin temsil ettiği değişim, Özal'dan sonra ele geçirilen en büyük fırsattı. Halk seçimde bu yüzden AKP'ye mecliste anayasa değiştirecek bir çoğunluk kazandırdı. Ama Irak savaşı ile ilgili tezkere, AKP önderlerinin temsil ettiği değişimin iktidar icraatına damgasını vuramadığını gösterdi. Tayyip Erdoğan ve Gül, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını o tezkerenin geçmesinde görmüşlerdi. Nitekim tezkerenin meclisten dönmesi ardından ekonomik yardımın kaybedilmesi ve güvenlik çıkarlarımızın gerektirdiği tedbirleri almakta zorluklar yaşanması, onları haklı çıkardı."Tayyip Erdoğan'la Abdullah Gül'ün toplamı, yeni bir Turgut Özal eder" diyorlar. Peki o halde bu ikili, doğru bildikleri yolda ısrarcı olmaktan niçin kaçındılar? Tezkereyi aynı içerikle ikinci kez getirip güçlerini sonuna kadar kullanmaktan niye sakındılar?Formül hayalmiş..Abdullah Gül önceki gün CNN Türk'te Taha Akyol'a şunu diyordu: "Tezkerenin geri dönmesinden sonra gazetelerin Tayyip bey ve benim hakkımda attığı manşetleri unutmayın.." Hatırlatmadan çok itiraf yerine geçen bu sözler "Erdoğan+Gül=Özal" formülünün ham bir hayal olduğunu gösteriyor. Çünkü bu cevap iki önderin, parti için bölünme ve kendileri için itibar kaybı risklerini göze almaktansa ülke menfaatini feda ettiklerini anlatıyor.Demek oluyor ki meclisteki AKP grubunun Milli Görüş temelli çoğunluğu, Erdoğan'ın "muhafazakâr demokrat" diye tanımladığı çizgiye henüz gelmemiştir... Ve gelene kadar Türkiye, koalisyon hükümetleri tarafından yönetildiği dönemlerin belirsizliklerini yaşamaya, faturalarını ödemeye devam edecektir. Bu çıkıyor..Milli Görüş sınavı"AKP Koalisyonu" nün önünde şimdi yeni bir sancılı sınav var: Türkiye ile Almanya arasında "Terörizm ve Örgütlü Suçlarla Mücadelede İşbirliği Anlaşması" imzalandı. Bu anlaşma, Erbakan'ın başını çektiği Milli Görüş teşkilâtını kökten dinci gruplar arasında sayıyor ve Türkiye aleyhinde faaliyette bulunmakla suçluyor. Anlaşmanın meclisten onay alması lâzım.. Talep Başbakan Erdoğan'la beraber çoğu Milli Görüş'ün eski destekçisi olan bakanların imzalarıyla meclise geldi.Erdoğan ve bakanların değişim iddialarını imzaları kanıtlıyor.Peki Milli Görüş bakışı ile tezkereye "hayır" diyen yüz dolayındaki AKP milletvekili, Milli Görüşü mahkum eden bu anlaşmaya onay verecekler mi? 3 Kasım'da halk eskileri toptan tasfiye ederken o kadar öfkeliydi ki "değiştim" diyen Erdoğan'ın arkasındaki ekibin kalitelerine hiç bakmadı.Bu tedbirsizlik AKP'yi parti olmadan iktidar yapmıştır.Ülke bu yüzden ağır bedeller ödemeye devam edecek mi?Tayyip Erdoğan'ın lider sıfatını ne kadar hak ettiğine bağlı bu!

Devamını Oku

Son göründü işaretleri..

4 Nisan 2003

Savaşın kritik dönemeci geçtiği ve Saddam'ın yolun sonuna geldiği yorumlarında patlama oldu.Türkiye'nin Kuzey cephesine vize vermemesinden doğan zaafiyet nedeniyle Amerika'nın Vietnam benzeri bir batağa saplanacağı yargıları dünyayı sarmıştı.Hava bir kaç günde neden böyle döndü? Çünkü "alâmetler" Batılı kaynaklara göre hızlanmıştır.Koalisyon güçleri Bağdat'a dayandı ve havaalanını ele geçirdi. Bunun müttefiklere psikolojik ve taktik büyük avantajları olacaktır.İkincisi, Saddam'a ölümüne bağlı Cumhuriyet Muhafızları ile ilgili propagandanın çöktüğü gözleniyor. Adı var ama kendileri savaş alanında hiç görünmediler.Dini liderler tutumlarını değiştiriyor. Bir hafta önce Bağdat'taki bir caminin kapısına "işgale birlikte karşı koyacağız" fetvası asan Şii liderlerden El-Sistani dün Necef'te yandaşlarına "İngiliz ve Amerikalılara kolaylık gösterin" çağrısı yaptı.Amerikalı General Brooks bunu "çok önemli bir dönüm noktası" diye niteledi.Ganimet peşinde..Daha önemli bir işaret, Rusya, Fransa ve Almanya'nın Amerika'ya sempatik görünme çabalarına yönelmiş olmalarıdır.Amerika'ya karşı çıkan bu devletler şimdi "diktatörün bir an önce yenilmesi için" dualı açıklamalar yapmaya başladılar.Çünkü Irak'ın zenginliğinin savaş ganimeti olacağını, BM'yi işe karıştırmadan ABD'nin bölüştüreceğini bu ülkeler iyi biliyor.Ama yine de asıl kıyametin Bağdat'ta kopacağı unutulmamalıdır.Saddam'ın Amerika'yı bir kent muharebesine çekmeye çalışacağı ve 5 milyon sivili canlı kalkan olarak kullanacağı baştan beri biliniyordu.Nitekim Cumhuriyet Muhafızları'nın başkenti terk etmek isteyen halkı zor kullanarak durdurduğu haberleri her gün geliyor.Saddam son değilAmerika şehir savaşını kabul etmeyecek. Bağdat koza gibi sarılacak, akıllı bombalar seçilmiş hedefleri döverken rejime sadık muhafızların teslim olması veya halkın baskısı ile Saddam'a başkaldırması beklenecek.Yani önümüzde "sayılı günler" değilse bile "sayılı haftalar" kaldığı söylenebilir.Ama Saddam'ın tasfiyesi bir son değil, yeni bir başlangıç olacaktır.O başlangıcın bölgeyi ve dünyayı nasıl bir sona götüreceğini yine ABD tayin edecektir.Başkan Bush, bu savaşın "petrol savaşı" olduğunu söyleyenlere "Hayır, hedefimiz terörizmdir" demişti. Dileriz doğrudur..ABD'nin eski Bağdat Büyükelçisi Edward L. Peck, savaşın terörizm tehdidini arttıran büyük bir hata olduğunu söyleyerek "Eğer Amerika terörizmi önlemek ve Ortadoğu'ya barış getirmek istiyorsa İsrail ve Filistinliler arasında barışı sağlamalıdır" demişti.Bu aklın ve vicdanın sesidir.İnkâr edilirse Saddam'ın ruhu felâket getiren bir hayalete dönüşür!

Devamını Oku

Parasız asker!

3 Nisan 2003

Tezkereyi geri çeviren milletvekillerinin hareket noktaları neydi?Türkiye paralı asker olmasın!Peki şimdi ne olduk?Geri hizmette çalışan parasız asker!Savaş karşıtı propagandanın gazına gelip kendi ayağımızı vurduk.Yaratılan sonuç, sadece 62 bin Amerikan askerinin Türkiye'den geçmesine izin vermemek oldu.Bu yüzden Türkiye, güvenlik çıkarlarını korumak için Kuzey Irak'a askerini gönderme imkânını kaybetti.Amerika'dan alacağı 26 milyar dolarlık desteği teperek kendine zarar verdi.Bu fedakârlık mıdır, yoksa basiretsizlikten daha ağır bir vebal mi; zaman gösterecek.Geçen gün Antakya'da bir vatandaş "Budala" olan soyadını mahkeme kararı ile değiştirmişti..Tarih, o vatandaşın kurtulduğu soyadına kim bilir kaç siyasetçiyi lâyık görecektir!Yanlış üstüne yanlışABD Dışişleri Bakanı Powell Ankara'ya geldiğinde Dışişleri Bakanı Gül "Türkiye koalisyonun üyesidir" dedi ve hükümetin meclis iznine bağlı olmayan her türlü desteği vereceğini açıkladı.Madem böyle olacaktı Türkiye niçin "stratejik ortak" avantajını tehlikeye attı?Niçin savaşın uzamasından ve zayiatın artmasından doğacak sorumluluğun boy hedefi olmayı kabul etti?Savaşın uzaması Türkiye'nin turizm gelirlerinin iyice dibe vurması sonucunu doğurmayacak mı?Hükümet şimdi, kaybedilen 26 milyar doları, zaten işsizlik ve geçim sıkıntısından pestili çıkmış vatandaşın cebinden alabilmek için cinlikler arıyor.Bir yanlış, başka bir yanlışla düzeltilemez.Hükümet, servet vergisi türü önerileri asla dikkate almadığını hemen açıklamalıdır.Yoksa "evdeki bulgurdan da olma" riski her gün büyüyecektir.Bazı vatandaşların bankadaki parasını çektiği, bazılarının da tasarruflarını yurt dışına çıkardığı yolundaki haberler artmaya başladı.Cesaret ödül görürTürkiye'nin kaynak açığını karşılamak için elbette yaratıcı olmak lâzım. Ama sınırı aşmamak koşulu ile. Çünkü uçukluklar başarılı icraata da zarar verebilir.Vergi barışı akıllı ve gerçekçi bir çözümdü. Yüklü bir meyvesi bugünkü manşetimizde yer alıyor..Orman niteliğini yitirmiş hazine arazilerinin satışı da öyle..Tayyip Erdoğan iki ay önce "Kişi başına gelirin 1500 doların altında olduğu illeri vergi dışı bırakarak buraları yatırıma cazip hale getireceğiz" demişti.Bu proje ne oldu?Kırka yakın ilde toplanan vergiler, o vergiyi toplamak için kullanılan memurların maaşını ve bina harcamalarını bile karşılamıyor. Devlet "bu illerdeki ekonomik faaliyetten 10 yıl vergi almayacağım" dese ne olur?O yoksul yörelere yatırım yapılır ve insanlar iş bulur.İktidar büyük yanlışlardan sakınmayı, doğru adımları küçük-büyük demeden cesaretle atmayı öğrenmek zorunda.

Devamını Oku

Rütbe indi ama..

3 Nisan 2003

Türkiye ve Amerika, elli yıllık müttefik ilişkilerini "stratejik ortaklık" boyutuna çıkarmışlardı.Irak savaşında Kuzey cephesi açılmasını sağlayacak olan tezkereyi meclisin geri çevirmesi bu köprüyü havaya uçurdu.Beklenmedik gelişmenin yarattığı şok kısa zamanda atlatıldı ve iki taraf da çıkarlarının hasarı onarmakta olduğunu anladı.Ve dün önemli bir adım atıldı.Ankara'daki görüşmeler sonunda iki ülke dışişleri bakanlarının yaptıkları açıklamalarda dikkate değer bir nokta şuydu:İlişkiler eskisi gibi "stratejik ortaklık" diye tanımlanmadı, hep "dost ve müttefik" deyimi kullanıldı.Yani işbirliği, yeni şartların zemininde yeni bir başlangıç yapıyor.Washington, AKP hükümetinin savaşta Amerika'ya tam destek vermeyi samimiyetle istediğini, fakat meclisin direnişi nedeniyle başarılı olamadığını zor da olsa kabul ermiştir.Meclisi dolanarakAmerikalılar, kuvvetler ayrılığına dayalı sistemin yarattığı bu tür çelişkileri, kendi demokrasilerinin gücü sayarlar ve bundan ikili ilişkilerinde yararlanırlar.Aynı şey Türkiye'de başlarına geldi ve şaşaladılar. Öfkeleri biraz yatışınca, Türkiye'nin kolay vazgeçilir bir ortak olmadığını da bilerek 1 milyar dolarlık hibe yardımı ile iyi niyet adımını attılar.Dün Ankara'da gerçekleşen uzlaşmalar, TBMM onayına ihtiyaç göstermeyen adımlardır.Powell, Türk kamuoyunun hassasiyetini dikkate alarak 1 milyar dolarlık yardımın "herhangi bir beklenti karşılığı olmadığını" vurgulamış, Abdullah Gül de hükümetin meclise gitmeden "kendi inisiyatifini kullanarak işbirliğini geliştireceğini" söylemiştir.Ziyaret, Türkiye'nin Kuzey Irak'la ilgili güvenlik endişelerine tedbir getirmesi açısından yararlı olmuştur.Karşılıklı adımlarPowell "Türkiye'nin hassasiyetleri ile ilgili durumu çok yakından izliyoruz ve her şeyi kontrol altında tutuyoruz. Şu anda Türk askerinin Kuzey Irak'a geçmesine gerek bulunmuyor" dedi.Amerika'nın dediğini yaptığını doğrulayan bir haber dün Washington Post'ta çıktı. Irak Kürt yetkililerinden biri bu haberde, Kerkük'teki Kürt güçlerini ayaklandırarak kenti içerden ele geçirme isteklerine Amerika'nın karşı çıkmasından şikâyet ediyordu.Türkiye'nin Kuzey Irak'a müdahale etmesini gerektirecek bir durumun doğduğuna dün varılan mutabakata göre bir ortak komite karar verecek.Ayrıca Türkiye yakıt dahil ikmal konusunda, arama kurtarma çabalarında ve insani yardımlarda Amerika'ya destek sağlayacak.Epey geriye düşse de ilişkilerin geleceği kurtarılmıştır.Hükümetin akıllı bir politika izlemesi savaştan sonra Irak'ın geleceğini belirleyecek olan masada Türkiye'ye, kaybettiğimizden korktuğumuz yeri tekrar kazandırabilir.

Devamını Oku

Hayal peşinde koşmayalım

1 Nisan 2003

Meclis tezkereyi geri çevirince Türkiye 26 milyar dolarlık bir kaynaktan yoksun kaldı.İktidar "çantada keklik" gördüğü bu paranın kaybedilmesiyle doğan boşluğu şimdi ne şekilde dolduracağı bilmecesini çözmek için formüller arıyor.Orman niteliğini yitirmiş Hazine arazilerinin satışı ve özelleştirme gibi somut projeler yanında bazı sivil örgütlerin ve vatandaşların "uçuk öneriler"i de ciddi ciddi değerlendiriliyor.Kimi "hükümet herkesten 100 dolar toplasın" diyor, kimi altin sertifikası, savaş tahvili, servet vergisi, kimi de "Hazreti Ömer Fonu" öneriyor.İktidarın bu önerileri önemsemesi ve toplumu heyecanlandıran bir kitle hareketine dönüştürmek istemesi, önümüzdeki günlerin siyasi gündemi için işaret fişeği sayılabilir.Kim bu kahraman?Başbakan Erdoğan dün parti grubunda (kimliği niçin gizli tutuluyor acaba) bir memurun maaşının yansını kendisine gönderdiğini, "kriz bitene kadar maaşımın yarısını göndermeye hazırım" diye yazdığını anlatarak şu sonucu çıkardı:"Halkımız bu fedakârlığı başka iktidarlar döneminde değil AK Parti iktidarı döneminde yapmaktadır. Milletimizin bunca yıl aradan sonra gerçekten güveneceği bir iktidar bulduğunun da göstergesidir.."İktidarın millete karşı kendini sorumluluk altında hissetmesi iyi bir şey.Yalnız şunu unutmamak şartıyla:Türkiye'nin dış borcu, gönüllü bağışlarla ödenemez. Çare, güven yaratan tutarlı ve istikrarlı bir yönetimdir.İktidar elbette halkı devlete yaklaştıran bu heyecanı iyi değerlendirmeli ama başarının kendi basiretinde olduğunu bilmeli.Türkiye'ye ek kaynak değil, asıl iyi hükümet lâzım. Bütçe disiplinine bağlı olan, yolsuzluklara geçit vermeyen ve istikrar programını delmekten sakınan bir hükümet..Önce delikleri kapaŞu da çok önemli: Halktan vergi yoluyla veya gönüllü olarak para çekerek can çekişen piyasaları öldürmekten önce hükümetin önünde israf deliklerini tıkama mecburiyeti duruyor.Dünyanın en verimsiz bürokrasisi bizde. 2 milyona yakın memur var. Bunların 260 bini amirlere, müdürlere çay taşıyor.. 298 bin lojman, 150 bin resmi araç hâlâ duruyor.Bağışlar, bu lojmanların, araçların tamir, bakım, yakıt ve boya parasına yetmez.AKP, bütçesine ve ekonomik programına bağlı bir iktidar olursa ve çok konuşulup sonra unutulan israf noktalarına cesaretle neşter vurursa başarı için kimseye el açmak zorunda kalmaz.Hayaletlerle baş başa kalmak, hayal peşinde koşanların değişmez kaderidir.Devlet yönetmek, belediye yönetmeye, hele vakıf yönetmeye hiç benzemez!

Devamını Oku

Ayıptır yahu!

31 Mart 2003

Federasyonlar özerk kuruluşlardır. Yani siyasi iktidardan bağımsız.. Peki bu onlara devlet içinde devlet olma hakkı verir mi?Futbol Federasyonu, İngiltere ile yarın yapılacak milli maç için özel uçak kaldırdı.30 bin dolara kiralanan bu uçak Federasyon Başkanı Haluk Ulusoy'un 93 konuğunu maça götürdü.Kimdir bunlar?. Bazı milletvekilleri, sanatçılar ve eş, dost, akraba..Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek dün Başbakanlık önünde gazetecilere Türkiye'nin yaptığı ekonomik savaşın Irak savaşı kadar önemli olduğunu söylerken, sabrını tüketmiş işsiz bir vatandaş 2 yaşındaki yavrusunu uzatarak "Sayın bakanım, ben bir çocuk hediye etmek istiyorum" diye bağırıyordu.Türkiye yıllardır ekonomik krizle boğuşuyor. Yermiyor gibi üstüne Irak savaşının yükleri bindi., insanlar yoksullaştı, milyonlar işlerini kaybetti. Üniversite bitirmiş her üç gençten biri işsiz. Çalışan işçilerin de büyük bölümü ayda 100 dolarla yarı aç yarı tok yaşıyor. En yoksul 3,5 milyonun yıllır geliri 400 doları ancak buluyor.Güçleri var, ödesinlerDevlet açığını kapatmak için savunma harcamalarını bile kesmeyi düşünürken sosyal patlamanın mayınlı alanında gezen yığınlara ek vergiler salıyor.Türkiye'de 3,5 milyon insanın kişi başına düşen yıllık geliri 10 bin doların üzerindedir. Vergi afları da daha çok onlar içindir.Futbol Federasyonu'nun konukları da onlardan seçilmiştir.Kafileye girerek İngiltere'de devlet tarafından ağırlanacak olanların, bu armağanı hangi kamu hizmetinin karşılığı hak ettiklerini Federasyon Başkanı Ulusoy'a soran kimse çıkmayacak mı?Ulusoy'un konuklan, bu seyahatin maddi yükünü karşılayacak güce fazlasıyda sahiptir. Bu daveti niçin kabul ettiklerini onlar da kendilerine sormalılar ve karşılığını bir hizmetle ödemediklerini anlayıp, paylarına düşen parayı ödemeliler.Federasyon Başkanı bakarsınız utanır da, devlet kesesinden hovardalık yapma huyunu belki terkeder!Altını oyan derebeyiHaluk Ulusoy'un amcası Sefer Ulusoy "Türkiye ekonomik kriz içindeyken böyle bir harcamayı doğru bulmuyorum. Ankara esnafının devlete yardım için para topladığı, ek vergilerin konulduğu bir sırada bu harcamayı israf olarak görüyorum" demiş. Demiş ama o da uçağı binip gitmiş! Özerk kurumlar demokrasilerin güvenceleridir. Onların ilkesizlikle yozlaşması yalnız kendilerine değil sisteme de zarar verir.Federasyonu derebeylik zanneden anlayış, yarın siyasi iktidar yumruğunu havaya kaldırdığı zaman kamuoyundan hangi yüzle yardım isteyecek?Ulusoy ve ona "dur" demeyen çevresi emin olsun ki o gün geldiğinde iktidara "yapmayın" diyecek hiç bir ses duymayacaklardır!

Devamını Oku

Tecrübe konuştu

30 Mart 2003

Savaşın cephedeki galibi, mağlubu belli olmadan mağduru belli oldu: Türkiye..Kuzey Irak'taki Kürtlere, ABD'den alabilecekleri azami tavizi koparmakta en uygun şartları hazırlama amaçlı uluslararası bir komplo tezgâhlansaydı, daha fazlasını başaramazlardı!Bunu biz kendi ellerimizle yarattık.VATAN'a verdiği özel mülakatta Türkiye'nin iyi yönetilemediğini söyleyen eski Cumhurbaşkanı Demirel, bu durumdan AKP iktidarı ile Cumhurbaşkanı Sezer'in sorumlu olduklarını savundu."BM iznini meşruiyetin şartı saydığınız takdirde kendiniz Kuzey Irak'a girmeye kalkarsanız bu, Anayasa'nın 92'nci maddesine uyar mı? Uymaz. Kendi kendinizi bağladınız..""Daha evvel hiçbir mesele çıkarmadan Kuzey Irak'a girebilecekken dünya ile ipleri kopardıktan sonra oraya girip, savaşın hedefi Irak iken bunu Türkiye'ye çevirmenin manası var mı? Yok.."Sadece seyirci..Yanlış politikanın Türkiye'yi getirdiği yer neresidir?. Demirel, Orgeneral Özkök'ün son açıklamasını hatırlatarak cevaplıyor:"Genelkurmay Başkanı'nın söylediği gayet sarih.. Türkiye dün bu tezkerede Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurulması gibi ihtimaller doğmasın derken bugün onu çıkardı orta yerden. O fırsatı kaçırdı."Çünkü bütün dünyanın tehdit kokan uyarılarına rağmen Kuzey Irak'a girdiğimiz takdirde Orgeneral Özkök'ün dediği gibi Irak'ta savaşan taraflarla, yani hem Amerikalılar ve hem de Kürtlerle çatışmayı göze almamız gerekecektir.Yani Cumhurbaşkanı Sezer'in yarattığı akıl karışıklığı Türkiye'yi güvenlik çıkarlarını savunamaz duruma düşürmüştür.Peki iktidarın sorumluluğu? "Hadise, savaşa girme-girmeme değil. Türkiye ya söz vermemeliydi veya sözünü tutmalıydı. Bundan sonra senin verdiğin söze kim inanacak? Demokrasi çaresizlik, zavallılık rejimi değildir.."Riskler, fırsatlar..Demirel'e göre kamuoyu yanıltılmıştır."Tezkerenin geçmesi, Türkiye'nin savaşa girmesi demek değildi. Biz Kuzey Irak'ta istikrarsızlık olmasını önleyecektik. Kuzey cephesinin açılması ile savaşacak olanlar başkalarıydı. Bu Türkiye'ye yanlış anlatıldı."Şimdi savaşın uzamasından ve zayiatın artmasından Türkiye sorumlu tutulacak, bu durum Amerika'daki Rum ve Ermeni lobileri tarafından sömürülecek, Yahudi lobisinin desteği de tehlikeye girecektir.Demirel, Amerika'da Türk düşmanlığı, Türkiye'de de Amerikan düşmanlığı kışkırtmalarına açık olan şu dönemde iktidarı uyarıyor:"Olup bitenleri kaşımamak, kanatmamak lâzım. Böyle zamanlarda her gün yeni şartlarla gelir.."Demirel'e göre Türkiye, Başkan Bush'un nefret listesine girmesine rağmen yönetimin 1 milyar dolarlık hibe önerisi ile gösterdiği iyi niyeti değerlendirmelidir.Peki umut var mı? Eski Cumhurbaşkanı her şeye rağmen AKP iktidarına hâlâ şans tanıyor..

Devamını Oku

Hafife almayın!

29 Mart 2003

Savaşın acıları ile yorulan yüreklerimiz, bir aptal aşık sayesinde Cuma gecesi mola aldı. Televizyonlar sabaha kadar uçak kaçırma olayına odaklandılar.İstanbul'dan kalkan ve içinde 204 kişi bulunan Ankara uçağının kaçırıldığı haberi verildikten az sonra uçağın Atina'ya yöneldiği bildirildi. Korsanların kaç kişi, bilinmiyordu. Savaşa şartlanmış beyinler, cüretkâr bir protestodan fedai eksenli felâket senaryolarına kadar bin çeşit ihtimal üretirken sinirleri geren yeni haberler gelmeye başladı:Korsan plastik bomba taşıyor ve Berlin'e gitmek istiyor.. Sakız adasından Yunan savaş uçakları kalktı.. Derken sinirleri boşaltan yeni haberler:Korsan tek başına. Bir ayağı Almanya'da bölünmüş bir ailenin 20 yaşındaki oğlu.. Bir yıllık eşi Almanya'da ve vize alamadığı için hasret ateşi içinde. Karısına kavuşamasa bile dünyayı ayağa kaldırarak aşkını ispatlayacak ya; yeter..En nahif şirketÜstündeki bomba değil, mum.. Bir mumdur, iki mumdur; hiç farketmez.. Önemli olan nasıl gösterileceği.. "Üstümde plastik bomba var ve dediğimi yapmazsanız uçağı patlatırım!" Sonra Başbakan Erdoğan'la sağlanan bir telefon görüşmesi ve mutlu son.. Bir yolcunun, ulusal hassasiyetimize tercüman olan şaka yollu savunma önerisi:"Yahu şunun eline bir dinamit tutuştursak da 'Türklerin uçağı mumla kaçırıldı' dedirtmesek.. Yunanlılara rezil olacağız!." Bazıları "Başbakan hiç korsanla muhatap olur mu?" diye sorabilir.. Bazıları da "Tayyip bey bir THY uçağını kurtararak Türkiye'yi kurtarmaya başladı" diye olayı gırgıra alabilir. İstediklerini söylesinler; Başbakan görevinin ve insanlığın gereğini yapmış ve sonuç almıştır, kutlarız.. Bundan sonra asıl önemli olan THY'yi hava korsanlığına karşı en nahif şirket görüntüsünden kurtarmaktır.Sahicisi çıkabilir30 yılda 19 THY uçağı kaçırılmış. Son beş yıldaki sayı sekiz.. Yani artış var. Üstelik de sahte silâhlarla komedi filmlerine ilham yaratıyorlar. Irak'taki savaş, mazallah uçakları daha ciddi tehlikelerin hedefi haline getirebilir. Uçaklara kabin memuru rolünde uzman güvenlik elemanları mı konulacak, yoksa başka ek çareler mi düşünülecek; bir an önce bunları görelim ki uçağa binerken nereye gideceğimizden emin olabilelim. Türk Hava Yolları'nın adı İnşallah Hava Yolları'na çıkmasın. Son bir uyan: Mum, çakmak, oyuncak ayı kullanan zibidiler yüzünden bazı yolcular kahramanlığa heveslenebilirler. Bunu kimse yapmasın.. Bir gün, gerçek bomba taşıyan birinin çıkabileceği asla unutulmamalı.. Erkekliğe toz kondurmamak uğruna göze alınacak bir kahramanlık gösterisi felâket doğurabilir!

Devamını Oku