Meclis tezkereyi geri çevirince Türkiye 26 milyar dolarlık bir kaynaktan yoksun kaldı.
İktidar "çantada keklik" gördüğü bu paranın kaybedilmesiyle doğan boşluğu şimdi ne şekilde dolduracağı bilmecesini çözmek için formüller arıyor.
Orman niteliğini yitirmiş Hazine arazilerinin satışı ve özelleştirme gibi somut projeler yanında bazı sivil örgütlerin ve vatandaşların "uçuk öneriler"i de ciddi ciddi değerlendiriliyor.
Kimi "hükümet herkesten 100 dolar toplasın" diyor, kimi altin sertifikası, savaş tahvili, servet vergisi, kimi de "Hazreti Ömer Fonu" öneriyor.
İktidarın bu önerileri önemsemesi ve toplumu heyecanlandıran bir kitle hareketine dönüştürmek istemesi, önümüzdeki günlerin siyasi gündemi için işaret fişeği sayılabilir.
Kim bu kahraman?
Başbakan Erdoğan dün parti grubunda (kimliği niçin gizli tutuluyor acaba) bir memurun maaşının yansını kendisine gönderdiğini, "kriz bitene kadar maaşımın yarısını göndermeye hazırım" diye yazdığını anlatarak şu sonucu çıkardı:
"Halkımız bu fedakârlığı başka iktidarlar döneminde değil AK Parti iktidarı döneminde yapmaktadır. Milletimizin bunca yıl aradan sonra gerçekten güveneceği bir iktidar bulduğunun da göstergesidir.."
İktidarın millete karşı kendini sorumluluk altında hissetmesi iyi bir şey.
Yalnız şunu unutmamak şartıyla:
Türkiye'nin dış borcu, gönüllü bağışlarla ödenemez. Çare, güven yaratan tutarlı ve istikrarlı bir yönetimdir.
İktidar elbette halkı devlete yaklaştıran bu heyecanı iyi değerlendirmeli ama başarının kendi basiretinde olduğunu bilmeli.
Türkiye'ye ek kaynak değil, asıl iyi hükümet lâzım. Bütçe disiplinine bağlı olan, yolsuzluklara geçit vermeyen ve istikrar programını delmekten sakınan bir hükümet..
Önce delikleri kapa
Şu da çok önemli: Halktan vergi yoluyla veya gönüllü olarak para çekerek can çekişen piyasaları öldürmekten önce hükümetin önünde israf deliklerini tıkama mecburiyeti duruyor.
Dünyanın en verimsiz bürokrasisi bizde. 2 milyona yakın memur var. Bunların 260 bini amirlere, müdürlere çay taşıyor.. 298 bin lojman, 150 bin resmi araç hâlâ duruyor.
Bağışlar, bu lojmanların, araçların tamir, bakım, yakıt ve boya parasına yetmez.
AKP, bütçesine ve ekonomik programına bağlı bir iktidar olursa ve çok konuşulup sonra unutulan israf noktalarına cesaretle neşter vurursa başarı için kimseye el açmak zorunda kalmaz.
Hayaletlerle baş başa kalmak, hayal peşinde koşanların değişmez kaderidir.
Devlet yönetmek, belediye yönetmeye, hele vakıf yönetmeye hiç benzemez!
Hayal peşinde koşmayalım
Meclis tezkereyi geri çevirince Türkiye 26 milyar dolarlık bir kaynaktan yoksun kaldı. İktidar "çantada keklik" gördüğü bu paranın kaybedilmesiyle doğan boşluğu şimdi ne şekilde dolduracağı bilmecesini çözmek için formüller arıyor
Haberin Devamı

