Kritik saatler

Amerika ve İngiltere BM'den yeni bir karar çıkmayacağını anlayınca verdikleri karar tasarısının oylanmasını istemediler. Bu tutumları "1441 sayılı BM kararı, Irak'ı vurmak için bize yeter" dedikleri anlamına geliyor.

Haberin Devamı

Artık her şey, Irak'a yönelik savaşın başlamak için günleri değil saatleri saydığını gösteriyor.

Amerika ve İngiltere BM'den yeni bir karar çıkmayacağını anlayınca verdikleri karar tasarısının oylanmasını istemediler. Bu tutumları "1441 sayılı BM kararı, Irak'ı vurmak için bize yeter" dedikleri anlamına geliyor.

Irak'taki BM denetçileri ülkeyi terketmeleri için uyarıldılar. ABD Başkanı Bush bu sabah Irak diktatörü Saddam'a ültimatom içerikli bir çağrı yapacak.

"Şu anda savaşı önlemek için kalan tek yol, Papa'nın canlı kalkan olarak Bağdat'a gitmesi!"

Bir Fransız milletvekilinin bu sözleri tabii ki önerme değil, tam tersine derin bir umutsuzluğu ifade ediyor.

Emekliliğini yaşayan değerli bir devlet adamı dün telefonda şöyle diyordu:

"Türkiye Lozan'dan bu yana en kritik günlerini, hatta günlerini demeyeyim, en kritik saatlerini yaşıyor!"

Kırgınlık işaretleri
Korkulan şudur: Türkiye, hükümetin yürüttüğü oyalama politikası yüzünden Amerika'nın dostluğunu kaybedebilir..

Irak harekâtı bağlamında ulusal menfaatlerimizi güvence altına almayı hedefleyen siyasi, askeri ve ekonomik anlaşmaları hayata geçirecek yetki tezkeresinin meclisten geri döneceği hiç beklenmiyordu.

Buna rağmen herkes, iktidarın Türkiye'yi çaresiz bırakacak bir duruma razı olmayacağını, Erdoğan'ın AKP grubunu mutlaka ikna edeceğini sanıyordu.

Bu ümit gitgide azalıyor.

Amerika'nın Türkiye'deki askeri hazırlıkları sürüyor ama Washington kırgınlığını belli etmeye başlamıştır. Dün yapılan Amerikan-Türk Konseyi konferansına ABD tarafından resmi katılım yok denecek düzeydeydi.

Washington'a giden Savunma Bakanı Vecdi Gönül, yönetimle ilişki kurmakta büyük zorluklarla karşılaştı.

Iraklı Kürt lider Talabani neredeyse zil takıp oynayacak. Bir Amerikan televizyonuna dün şunu diyordu:

"Kuzey cephesi çok gerekli değil. Kuzey Irak'ta Amerikan hava indirme birlikleri Peşmergelerle işbirliği yapabilir.."

Şark kurnazlığı mı?
Şunu sormak lâzım: Türkiye denklemin dışında kalmama kararını aylar önce vermişti. Milli menfaatlerimizin güvence altına alındığı anlaşmalar çetin pazarlıklar sonucu oluştuğu halde ne oldu da tezkere Ankara'nın gündeminden adeta tasfiye edildi?

Bu soru günlerdir esrarını koruyor.

Dışişleri Bakanı Gül "Hem iç kamuoyumuz hem de Amerika ile uzlaşma arıyoruz" demiş. Neyin uzlaşması?

Gül'ün başbakanlığı dönemindeki "olmazsa olmaz" tavnndan Tayyip Erdoğan dönüş mü yaptı? Eğer öyleyse sebepleri Türkiye'ye yükleyeceği maliyete değiyor mu?

Bunları kimse bilmiyor.

Şark kurnazlığı bir diplomasi yöntemi değildir. Dileriz iktidar iş işten geçmeden bu oyundan vazgeçer!

DİĞER YENİ YAZILAR