Önce FED faiz oranlarını 25 baz puan (yüzde 0.25) yükseltti ve başta petrol fiyatları olmak üzere enerji fiyatlarından kaynaklanacak enflasyon endişesini vurguladı. Ardından da ABD'deki Şubat ayı tüketici fiyatlarının yüzde 0.4 arttığı açıklandı.Beklenen bu rakamlara bağlı olarak gelişmekte olan ülke piyasalarında son üç haftadır yaşanan satış dalgası, FED açıklamasının ardından hızlandı. Salı gününü 137 dolar seviyesinden kapatan 2030 vadeli Türk eurobondlar önceki gün bir ara 132.6 seviyelerine kadar geriledi. Burada yaşanan satışlar doğal olarak yerel piyasada da başta döviz kurları olmak üzere bir anlamda dengeleri bozdu.Salı günü 1.3290 seviyelerinden kapanan dolar/YTL, Çarşamba günü bir ara 1.3720 alış seviyelerine kadar yükseldi. Salı gününün en yüksek noktası olan 1.3450 ile Çarşamba gününün en düşük noktası olan 1.3550 arasında bir açıklık (gap) oluştu. Dün bu açıklığın bir kısmı 1.3490'a kadar inen kurlarla kapandı. Teknik olarak 1.3450-90 arasındaki açıklık da bir ara kapanacaktır.Dövizde 1.3550 seviyesinin ve faizde yüzde 18 seviyelerinin önemli olduğuna daha önce değinmiştim. Dövizde bu seviyenin üzerinde bir kapanış, dolar kurlarında teknik olarak 1.40'lı seviyeleri ziyaret edebileceğimizi gösteriyor. Bu noktaya fasılalarla gidilecek gibi görünüyor. Dolar/euro paritesi 1.29'lu seviyeleri görür ve altına doğru bir kez daha hareketederse bu ihtimal daha da artıyor. Ayrıca pozisyonlarını kapatıp bizim piyasalardan çıkmış olanların, böylesi radikal bir hareket olmadan geri dönmeleri de şimdilik zor görünüyor.Bugün ve Pazartesi Londra piyasası tatil. Amerika piyasaları çalışıyor olsa da bu iki günde, yerel piyasada kısa süreli de olsa bir sakinlik yaşanacaktır. Bu arada yukarıda belirtilen açıklık kapanabilir ve kurlarda sınırlı bir gerileme görülebilir. Bu seviyelerde dikkatli olmakta fayda var, aldatıcı olabilir.Bono tarafı kurlardaki bu hareketlere oranla daha sakin bir seyir izledi. Salı günü ihalesi yüzde 17.45 ortalama bileşik ile sonuçlanan 27 Eylül 2006 vadeli tahvilde Çarşamba günü bileşik yüzde 18 seviyelerine kadar çıkıldı. Şimdilik bu seviyenin üzerine geçilmedi. 8 Mart dolaylarında başlayan bu harekette göreceli olarak (5 yıllık sabit kuponlu tahvili hariç tutarsak) en az YTL cinsi bono ve tahviller etkilendi.Bunda, yerli bankalann özellikle Mart ayı sonundaki üç aylık bilançolarının kötü etkilenmemesi çabası öne çıkıyor. Yabancı satışlarının çoğu yerli bankalar tarafından karşılandı. Bunun yanı sıra stop loss (zaran sınırlayıcı) tarzı yabancı satışlarının da görülmemesi "savunma" tarzı bu hareketlere yardımcı oldu.Bu ay sonuna kadar önümüzdeki 3-4 iş günlük sürede yerli bankaların görece olarak daha düşük kur ve faiz çabalarını göreceğimizi düşünüyorum.
Son günlerde yaşanan volatilite sonrasında piyasaların huzuru kaçtı ve tedirginlik artmaya başladı. Geçtiğimiz hafta IMF anlaşmasının bir an önce sonuçlandırılmasının önemine değinmiştim. Yarın ABD'de Açık Piyasa Komite toplantısında FED faizlerine karar verilecek. Piyasa beklentisi yine 25 baz puanlık (yüzde 0.25) bir artış. Aynca piyasalar Greenspan'in faiz kararı sonucunda yapacağı yoruma da dikkat edecektir. Zira yine bir "artış" ya da önümüzdeki aylarda hızlı bir artıştan söz ederse bunun etkisi 25 baz puanlık artıştan fazla olacaktır.Geçtiğimiz iki haftada özellikle gelişmekte olan piyasalardan çıkış; hem kur hem de faiz seviyelerini yukarı atrı. Bu sadece Türk piyasalarına has bir hareket değildi. Bu çıkışlardan Brezilya, Polonya, Güney Afrika ve diğer gelişmekte olan ülke piyasaları da etkilendi.Dolar kurunda 1.3380 seviyesi önemliydi. Dün pariteninde sınırlı katkısı ile bu seviye aşıldı ve 1.3430 seviyelerine kadar gelindi. Euro/dolar paritesinin 1.30'lu seviyelere gerilemesinin beklendiği bugünlerde dolar/YTL kurlarında 1.35 ve 1.3550 seviyeleri kısa vadede önemli. Eğer ikinci seviye aşılır ise kademeli olarak 1.40 seviyelerine kadar bile gelinebilir.Özellikle yabancı yatırımcılar Ocak ve Şubat aylarındaki gibi, bonoları "nereden alsam" yerine "nereden satsam" diye sormaya başladı. Benzer şekilde dövizde de "nereden satsam yerine, nereden alsam" sorusu daha sık sorulur hale geldi. Bu sorular sıkça sorulmaya başlandığında piyasalarda gerilim iyiden iyiye artıyor.Diğer taraftan 1.30-1.32 aralığında dövizlerini alan ve bonolarını satan yabancıların; FED faizleri netleşmeden ve önümüzdeki dönemde ne yapacaklarına karar vermeden, bizim piyasalara kısa zamanda geri dönmeleri pek mümkün görünmüyor. Üstelik önümüzdeki günlerde politik cephede de gerilimi artıracak Kıbrıs, genişlemeyi onaylayan protokol gibi konuları gündeme gelecektir.Piyasaların alım yönünde olduğu dönemlerde pek de dikkat edilmeyen konular, piyasanın keyfi kaçtığında bir anda öne çıkıyor. Nasıl ki iyimser piyasada kötü haberler algılanmazken, kötümser piyasalarda da iyi haberler pek algılanmayacaktır. Nitekim Güney Kıbrıs'ı tanımaksızın protokolün imzası için bir yol bulunmuş olması, IMF anlaşmasındaki pürüzlerden biri olan sosyal güvenlik reformunun bakanların imzasına açılmış olası dahi piyasaları sakinleştiremedi.Hükümetin; AB, Kıbrıs, Irak ve ABD ilişkileri konusunda "net" politikalar ortaya koyması ve bu konuda oluşan tereddütleri gidermesi "dış mihraklardan" kaynaklanan problemleri en aza indirecektir. Yeter ki bu konularda bir an evvel net tavırlar ortaya konulabilsin, zaman kaybedilmesin.Baş müzakercimiz bile hâla belirlenemedi...
Müdahale ! Merkez Bankası Para Piyasası Kurulu (PPK) toplantısı sonrasında Çarşamba günü gecelik faizleri 1 puan (100 baz puan) indirdi. Benim umut ettiğim radikal hareket yine gelmedi. Bu indirimle gecelik borç alma faizleri 15.50 (yıllık bileşik 16.76), borç verme faizleri de yüzde 19.50'ye düştü.İndirim sonrasında Çarşamba günü 1.2620 seviyelerinde başlayan dolarda saüş geldi ve kurlar 1.25 seviyelerine kadar geriledi. Bu gelişmenin olabileceğine önceki günlerdeki yazılarımda değinmiştim. Ancak öğle saatlerinde MB, gelinen seviyelerden hoşnut olmadı ki "haftalardır beklenen müdahaleyi" yaptı. 1.2790 seviyelerine kadar tekrarlanan alımlar yapan MB'nın yaklaşık 1.9 milyar dolar aldığı gazetelerde yazıldı.Müdahale sürerken birçok bankanın satıcı olduğu ve bu müdahaleyi fazla pozisyonlarını azaltmak ya da yeni pozisyon açmak için fırsat olarak gördükleri izlendi. Daha önceki yazılarımda da savunduğum gibi bu müdahalenin de işe yarayacağını düşünmüyorum. Nitekim Çarşamba günü geç saatlerde Merkez çekildiğinde birbirlerine yeni seviyeden döviz satmaya çalışan bankalar, kurları 1.27'nin altına kadar indirdiler.Dünkü piyasa müdahale sonrasında hareketliydi. Özellikle 10 ve 30 yıllık Amerikan tahvillerinin faizlerinin yükselmesina paralel euro-bondlara gelen satışlar nedeniyle piyasa gergin açıldı. İhale sonrasında kurlar daha da düşer diye düşünenlerin fazla satışlarının bir kısmını kapatmaları, ayrıca faiz indirimi öncesi ve sonrasında bonoda kâr realizasyonuna giden bazı yabancıların dolar alımlarıyla kurlar bir ara 1.29 seviyelerine kadar yükseldi. Bu hareket bonolara da yeni satış getirdi. Faizler bileşik 16.50 seviyelerine kadar çıktı. Ancak bu hareketler daha çok bir "düzeltme" niteliğindeydi. Gün sonunda faizler yüzde 16'lara inerken dolar kurları da 1.2730 seviyelerine kadar geriledi.Türkiye'ye ilgi sürecektirTürkiye AB ile önemli bir değişim sürecine girdi. Bu değişim sürerken enflasyonun ve faizlerin düşmesi bekleniyor. Şu andaki yüksek reel faizden faydalanmak isteyen yabancıların piyasaya girişi devam edecektir.Nasıl gelmesinler? Şu andaki gösterge Eylül 2006 bonosunun faizi yıllık bileşik bazda yüzde 16.50. Yıl sonunda hedef enflasyon oranı yüzde 8. Bu durumda yıllık reel faizler yüzde 7.87 gibi şu anda dünyanın hemen hemen hiç bir yerinde olmadığı kadar yüksek. Hele bir de enflasyonun düşen kurlarla birlikte beklenin de altında kaldığını varsayarsak, o zaman reel faiz daha da yüksek gerçekleşecektir.Hepimiz için aslolan reel faizlerin makul kabul edilebilecek yüzde 3-5 arasına inmesidir. Şimdi 8 Nisan PPK'sı beklenecek. Aslında birçok banka 1 puanlık faiz indiriminden memnun. Çünkü 1 ay daha "oyun" cari faizlerden devam edecek. Bu arada gelen değişik haberlerle "trade" edilecek ancak yine "cari faiz" seviyeleriyle.Acaba Merkez Bankası "sürpriz" etkisi yapacak bir "faiz müdahalesi" yapar mı? Hiç sanmıyorum.
Merkez Bankası günlerdir beklenen Para Piyasası Kurulu (PPK) toplantısı sonrasında dün sabah gecelik faizleri 1 puan (100 baz puan) indirdi. Benim umut ettiğim radikal hareket yine gelmedi. Bu indirimle gecelik borç alma faizleri 15.50 (yıllık bileşik 16.76), borç verme faizleri de yüzde 19.50'ye düştü.1 puanlık indirimin hemen sonrasında bono cephesinde pek fazla değişiklik olmazken indirim sonrasında güne 1.2620 seviyelerinde başlayan dolarda satış geldi ve kurlar 1.25 seviyelerine kadar geriledi. Bu gelişmenin olabileceğine önceki günlerdeki yazılarımda değinmiştim. Ancak öğle saatlerinde MB gelinen seviyelerden hoşnut olmadı ki "haftalardır beklenen müdahaleyi" yaptı.%7.8'lik reel faiz başka yerde yokMüdahale sürerken birçok bankanın dolar satıcısı yönünde olduğu ve bu müdahaleyi fazla pozisyonlarını azaltmak ya da yeni pozisyon açmak için fırsat olarak gördükleri, satıcı oldukları izlendi. Daha önceki yazılarımda da ısrarla savunduğum gibi bu müdahalenin de işe yarayacağını düşünmüyorum.Zira 1 puanlık faiz indirimine rağmen halâ daha Türkiye'ye yabancı ilgisi sürüyor. Tüm gelişmekte olan piyasalara ilgi var ama en çok dikkat çeken Türk piyasası. Zira hep söylendiği gibi Türkiye AB üyeliği ile beraber önemli bir değişim sürecine girdi. Bu değişim sonrasında hem enflasyonun hemde faizlerin düşmesi bekleniyor. Bu denli yüksek reel faizden faydalanmak isteyen yabancıların piyasaya girişi devam ediyor.Nasıl gelmesinler ? Şu andaki gösterge Eylül 2006 bonosunun faizi yıllık bileşik bazda yüzde 15.90. Yıl sonunda hedef enflasyon oranı yüzde 8. Bu durumda yıllık reel faizler yüzde 7.3 gibi şu anda dünyanın hemen hemen hiçbir yerinde (düzgün çalışan piyasaları olan ülkeler göz önüne alındığında) olmadığı kadar yüksek. Bu nedenle dünkü faiz indirimine rağmen hâlâ daha piyasaya giriş devam ediyor ve de edecek. Hele bir de enflasyonun düşen kurlarla birlikte beklenenin de altında kaldığını varsayarsak o zaman reel faiz daha da yüksek gerçekleşecektir.Acaba Merkez Bankası "sürpriz" etkisi yapacak bir "faiz müdahalesi" de yapar mı? Hiç sanmıyorum.
Bu yazıyı okuduğunuzda piyasaların neredeyse son 10 gündür bekledikleri Merkez Bankası'nın yeni faiz kararı açıklanmış olacak. Dün CNBC-e tarafından 10 kadar banka ve aracı kurum arasında yapılan araştırmaya göre, 1 puandan fazla indirim olur diyen sadece 1 kurum var. O da 1.15 gibi bir indirim.Geçtiğimiz iki üç günkü yazıda da belirttiğim gibi benim gönlüm, zaten geç kalınmış olan bu faiz indiriminde radikal bir hareketten yana.Kurlardaki düşüş MB'ye çok yardımcı oluyorUmarım MB cesur davranarak önemli bir indirim yapmış olur. Böylelikle piyasalarda vadeye yayılacak bir hareket ve onun beraberinde getireceği "enerji birikimi" artmadan halledilmiş olur. Dünkü yazımda da belirtmiş olduğum gibi faizdeki indirim, döviz cephesinde de belirleyici olacaktır.Kurlardaki düşüş; temel misyonu "fiyat istikrarı" yani enflasyonla mücadele olan MB'ye çok yardımcı oluyor. Diğer taraftan ekonominin birçok cephesinde can sıkıyor. Daha önceden de değinmiştim, sadece ihracatçıların değil, artık ithalatçıların bile canı yanıyor. Bu nedenle son günlerde hemen herkes MB'nin "müdahale" ederek kurları yükseltmesini istiyor. Bu fikre tamamen karşı olduğumu daha önceden de belirtmiştim. Yinelemekte fayda var. Yapılması gereken YTL'ye talebi yaratan faiz avantajlarının en aza indirilmesidir.Kurlardaki bu denli büyük inişler (ve de çıkışlar) en nihayetinde bir tür dengesizliği (istikrarsızlığı) ifade ediyor. Merkez Bankası bu dengesizliği faizleri ve diğer araçları kullanarak en aza indirmeye çalışıyor. Ancak bu konuda bir parça ağır kaldığı da tartışılıyor.Diğer taraftan yurtdışında paritedeki gelişmeler de 'kurlardaki istikrar' için MB'ye pek yardımcı olmuyor. Her ne kadar ihracatının yüzde 50'den fazlasını euro bölgesine yapan Türkiye için euronun değer kazanması yarar sağlasa da, iç piyasada esas olan dolar kurlan. Euro-YTL kuru, dolar-YTL ve parite baz alınarak hesaplanıyor. Parite euro lehine gelişince, arz fazlası nedeniyle baskı altında olan YTL kurları, dolar karşısında iyiden iyiye geriliyor. Bu gerileme paritede tam olarak dengelenemediğinden euronun güçlenmesi de pek bir işe yaramıyor.Dün bu yazı yazıldığı sırada 1.3350 seviyelerini test eden paritede bu seviyeler kapanış bazında geçilirse 1.3460 ziyaret edilebilir. Eğer bu seviye geçilirse işte o zaman bir önceki tepe seviyesi olan 1.3660'lı seviyeler görülebilir. Bugünkü faiz indirimi 0.5 veya 1 puan ile sınırlı kalmış ise o zaman YTL dolar kurlarında daha da alt seviyeler denenebilir.Son iki üç gündür MB'nin faiz kararını ele almamın nedeni, bugün açıklanacak yeni faizlerin tüm dengeleri etkileyecek olmasından dolayı idi.
Bugünkü Para Piyasaları Kurulu (PPK) toplantısının sonucu beklenirken dün bono piyasalarında alım devam etti. Gösterge niteliğindeki 27 Eylül 2006 vadeli İskontolu tahvil bileşikleri yüzde 16 seviyesine (gecelik eşdeğeri yüzde 14.85) geriledi. 5 yıllık altı ayda bir sabit kupon faizli tahvildeki alım daha da ilginçti. Geçen hafta kapanış fiyatı 105.80 olan bu tahvilin fiyatı dün 107.30 seviyesine kadar yükseldi. Bu fiyat yıllık bazda yüzde 13.6'lık bir bileşik getiriye, yüzde 12.75 gecelik faize denk geliyor.Piyasalarda geçen haftaki beklenti, Merkez Bankası'nın tedbirli davranarak 0.5 puanlık bir indirim yapacağı yönündeydi. Bu beklenti geçen hafta sonu ve dün itibarıyla 1 puana kadar yükseldi. Bir puanlık indirim dahi dünkü piyasa faizlerine bakıldığında yeterli olmayacak görünüyor. Dün ilk defa 2 hatta 3 puanlık (300 baz puan) şok indirimlerden konuşulmaya başlandı. Zira düşen faizlere rağmen kurlarda herhangi bir kıpırdanma olmuyor. Bu da cari faiz oranlarının dahi YTL'yi cazip kıldığı anlamına geliyor.Eğer MB 1 puanlık (100 baz puan) bir faiz indirimine giderse, bu durumda piyasalar bir ay sonra yeni bir indirim olacak diye dövize yine el sürmeyeceklerdir. Hatta Londra piyasasındaki fonlamanın iç piyasaya oranla daha yüksek olmasından dolayı yeni bir döviz satışı bile gelebilir. Bu durumda dolar kurlarını 1.2460 (paritede radikal bir değişiklik olmazsa) seviyelerinde dahi görebiliriz. Faizler belki bir parça yükselebilir ancak ufukta yeni bir faiz indirimi beklentisiyle, yükseldiği yerden yeni alıcılar gelecektir.Eğer Merkez Bankası cesaretli bir adım atıp, 2 puan ve üzerinde bir indirime gider ise bu durumda bono faizleri önce yeni gecelik oran seviyesine kadar gerileyebilir. Buradan belli oranda bir kâr realizasyonu yaşanabilir. MB indirim açıklamasında döviz alım ihalelerinin miktarının değişmesi ya da faizlerin gelişimi ile ilgili bir yorum yapar ise piyasalar bunları dikkate alarak yeni dönem için fiyatlamalarını yapacaklardır.Bono cephesindeki bir kâr realizasyonu dövizde de bir alım getirebilir. Eğer MB'nin faiz indirimiyle gelecek açıklamaları bir "müdahaleyi" çağrıştırır ise; dövizdeki hareket hızlı olabilir, ancak bu ihtimal düşük. Döviz cephesinde hızlı bir alım dalgası bonolan düştüğü seviyelerden yukarılara taşıyabilir. Yine de özellikle sabit kuponlu tahvildeki alımlar ve gelinen fiyat seviyeleri, dövizdeki hareketlerin geçici olabileceğini düşündürüyor.MB gecelik borç alma faizlerini 2 puanlık bir indirimle yüzde 14.5 seviyesine çektiğini ve yıllık yüzde 8 enflasyon hedefinin gerçekleşeceğini varsayarsak hala daha reel faizler yüzde 7 seviyesine denk geliyor. Bu reel faiz bile dünya ölçülerinde çok yüksek bir reel faizdir. Yabancı yatırımcıların hele hele döviz girişlerinin artacağı önümüzdeki yaz döneminde bu denli yüksek reel faizden vazgeçebileceğini sanmıyorum.Taa ki hükümet AB, Kıbrıs, IMF ve Irak konularında bir hata yapmasın...
Merkez Bankası'nın 2005 yılı para programıyla finansal piyasalara yeni bir kurul katıldı. Para Politikaları Kurulu, kısaca PPK. Bu kurul her ayın 8'inde saat 15.00'te toplanıyor. Ekonomi ve piyasalardaki gelişmeleri değerlendirerek sonraki döneme ilişkin görüşlerini Merkez Bankası'na tavsiye niteliğinde iletiyor. Bu kurul tarafından iletilen tavsiyeler doğrultusunda, Merkez Bankası faizlerle ilgili kararlarını bir sonraki işgünü saat 09.00'da piyasalara açıklıyor.MB bu kurul aracılığıyla faiz oranlarındaki değişimleri belli bir sistematik içinde açıklama yoluna gitti. Bu düzenleme istikrar adına atılmış önemli bir adımdır.Şu ana kadar bu kurul, Ocak ve Şubat aylarında iki toplantı yaptı. Ocak yapıldığı sıralarda piyasalar, faiz indirimi beklentisi içinde değildi. Zira AB karan yakın zamanda açıklanmış ve son haftalarda yaşanan fon girişleri henüz başlamamıştı. MB yine de ilk PPK toplantısı sonrasında faizleri 1 puan (100 baz puan) indirdi. Bu indirim daha çok "PPK'yı yakından izleyin" mesajını veren bir indirimdi.Şubat ayında piyasalar bir faiz indirimi beklentisindeydi. Ancak bu kez de MB; IMF anlaşması henüz sonuçlandırılmamış olduğundan ve özellikle Şubat ayında bu denli hızlı bir fon akışı beklemediğinden dolayı indirimi 50 baz puanla sınırlı tuttu.Piyasa indirimden eminBugün gelinen noktada elimizde iki tane önemli bilgi var. İlki, kış aylarında olmamıza rağmen (kış ayları diye özellikle belirtmemin sebebi, gıda fiyatlarındaki yüzde 6'lık düşüş) Şubat ayı enflasyonunun beklentilerin çok altında gerçekleşmesi. Enflasyonun bu denli düşük çıkmasının ardındaki bir başka sebep de gittikçe düşen kur seviyeleri.İkinci bilgi de Ocak ayında başlayan ve Şubat ayında hızlanan, daha çok 3 ve 5 yıllık uzun vadeli YTL cinsi bonolara gelen alımlar. Bu alımlar sonrasında 27 Eylül 2006 vadeli Iskontolu bonolar bileşik bazda yüzde 16.30 (gecelik eşdeğeri yüzde 15.10) seviyelerine gerilerken, 5 yıllık bonolar da yüzde 14 seviyelerine kadar indi.Şu andaki geçerli MB gecelik oranları borç alma için yüzde 16.5, borç verme için ise yüzde 20.5 seviyesinde. Piyasadaki iskontolu bononun bile gecelik eşdeğeri MB borç alma faizinin 1.5 puan altına kadar inmiş durumda.Hal böyle olunca Mart ayı PPK toplantısı büyük önem taşıyor. MB'dan her hal ve şart altında bir indirim gelecek.Düşüş beklentisi 1 puanAncak MB yükselen petrol/enerji fiyatlarını ve henüz imzalanmamış IMF anlaşmasını ilgilendiren 'gelir idaresi', 'Bankacılık' ve 'sosyal güvenlik' kanunlarının henüz meclisten geçmediği gerekçesiyle faizleri 0.5 veya 1 puan indirebilir. Ya da son haftalarda net borç vericisi duruma gelmesini göz önüne alarak borç alma oranını 0,5 borç verme oranını da l puan indirebilir.Ancak kanımca bu indirimler yeterli olmayacak, yeni indirim beklentilerini doğuracaktır. Bir başka deyişle faizler ve kurlar arasındaki denge kısa vadede kurulamayacak gibi görünüyor. Piyasa beklentileri doğrultusunda gelinen noktada 1.5 puanlık bir indirim dahi dövizde satışı cazip kılıyor. Zaten Cuma günü kapanışta dolar kurları 1.26 seviyelerine kadar gerilemişti.Salı günkü toplantıdan radikal bir karar çıkmasını benden başka kimse beklemiyor görünüyor. Piyasa katılımcıları bu indirim sürecinin uzamasında doğal olarak fayda görüyorlar. Yıl sonunda bileşik faizlerin yüzde 12-15 seviyelerine geleceği beklentisiyle, indirimlerin kademeli olması, oyunun uzaması anlamına geliyor. Benim beklentim ise en azından MB'nın faizleri büyük bir cesaretle bu seviyelere indirmesi ve piyasa gelişmelerine göre gerekirse 'müdahale' kararını yürürlüğe koyabilir. Tabiidir ki böylesi bir indirim Hazine'ye de yardımcı olacaktır.
Nakit kraldır! Finans piyasalarından klasik bir deyim. Nakit girişi boğa piyasalarında (bull market) piyasanın başlıca belirleyicisidir. "Trendi takip et!" anlamında yine piyasalardan bir başka deyim: "Trend is your friend".Yukandaki iki deyim geçen hafta özellikle bono piyaslarında yaşanan gelişmeleri özetliyor. Zaman zaman borsada görülen büyük hareketler için de bu deyimler geçerlidir. Bitirdiğimiz haftada bono piyasalarına çok ciddi yabancı fon akımı (flow) vardı. Bu akım, faizleri yerli oyuncuların yılın bu dönemi için tahmin edemeyeceği kadar düşük seviyelere getirdi. Yeni YTL eurobond ihraçlarını hedge etmek (vade ve faiz bazında garantilemek için) 5 yıllık sabit kuponlu bonolara gelen alımlar ayrıca dikkat çekiciydi.Tüm lira cinsinden bonolara gelen alımlar aynı zamanda döviz cephesinde de satış getirdi. Bir önceki hafta 1.30-1.31 aralığında Merkez Bankası'nın (MB) müdahalesi beklenirken "Müdahale edilmesin" konulu yazıda da belirtmiş olduğum gibi gelen bu fon akımının (flow) karşısında durmaya çalışmak çok akıllıca değildi. Nitekim bunu gören MB da müdahale kararını yeni faiz inidirimi ve fon akımlarını daha net görebileceği ileri bir tarihe ertelemiş gibi görünüyor.Piyasalarda halâ daha Para Piyasaları Kurulu (PPK) toplantısı öncesi bir "müdahale" beklentisi varsa da, benim görüşüm MB'nın bu toplantı sonucunu bekleyeceği yönünde. Dünkü kapanış seviyeleri itibarıyla Pazartesi valörlü işlemlerde 27 Eylül 2006 vadeli gösterge bonoların bileşik faizleri yüzde 16.30'a kadar geriledi. Bu bileşiğin gecelik eşdeğeri yüzde 15.10'a denk geliyor. Bir başka deyişle cari gecelik oranın (yüzde 16.5) 140 baz puan (yüzde 1.4) altında. Bu faiz seviyelerinden, piyasaların MB'dan en azından 150 baz puan (yüzde 1.5)'lik bir faiz indirimi bekledikleri anlamı da çıkarılabilir.İlginçtir, bu faizlere rağmen dövizde satış devam ediyor. Bu da bir anlamda yerli ve yabancı yatırımcıların döviz cephesinde bir sorun beklemediklerini ve hatta bu faiz seviyesinin bile dövizden liraya geçip bono almayı haklı gösterdiğine inanıyorlar. Özellikle dövizde satıcı olanlar için, faizde halâ daha inilecek yer var demek ki!Daha çok yabancı yatırımcılarda hakim olan bu görüşlere bazı yerli oyuncular katılmıyorlar. Bu faiz seviyelerinde satıcı olmayı tercih ediyorlar. Zira başta 1,64 milyar dolarlık, Ocak ayı için rekor sayılabilecek cari açık rakamı onları rahatsız ediyor. Bu katılımcılar için gelinen seviyeler IMF anlaşmasının henüz sonuçlandırılmadığı, en azından 3 ayrı kanunun meclisten geçmesi gerektiği bir ortam için "doğru olamayacak kadar iyi" (too gooood to be true).Bu tarz düşünen bazı yerli katılımcılar, hükümete hakettiğinden fazla kredi açıldığını düşünüyorlar.Para Politikası Kurulu'nun toplantısının olduğu önümüzdeki haftada; Merkez Bankası'nın orkestra şefliğinde, hangi görüşün haklı olduğunu göreceğiz.