Piyasaların kulağına kar suyu kaçtı

Son günlerde yaşanan volatilite sonrasında piyasaların huzuru kaçtı ve tedirginlik artmaya başladı

Haberin Devamı

Son günlerde yaşanan volatilite sonrasında piyasaların huzuru kaçtı ve tedirginlik artmaya başladı. Geçtiğimiz hafta IMF anlaşmasının bir an önce sonuçlandırılmasının önemine değinmiştim. Yarın ABD'de Açık Piyasa Komite toplantısında FED faizlerine karar verilecek. Piyasa beklentisi yine 25 baz puanlık (yüzde 0.25) bir artış. Aynca piyasalar Greenspan'in faiz kararı sonucunda yapacağı yoruma da dikkat edecektir. Zira yine bir "artış" ya da önümüzdeki aylarda hızlı bir artıştan söz ederse bunun etkisi 25 baz puanlık artıştan fazla olacaktır.

Geçtiğimiz iki haftada özellikle gelişmekte olan piyasalardan çıkış; hem kur hem de faiz seviyelerini yukarı atrı. Bu sadece Türk piyasalarına has bir hareket değildi. Bu çıkışlardan Brezilya, Polonya, Güney Afrika ve diğer gelişmekte olan ülke piyasaları da etkilendi.

Dolar kurunda 1.3380 seviyesi önemliydi. Dün pariteninde sınırlı katkısı ile bu seviye aşıldı ve 1.3430 seviyelerine kadar gelindi. Euro/dolar paritesinin 1.30'lu seviyelere gerilemesinin beklendiği bugünlerde dolar/YTL kurlarında 1.35 ve 1.3550 seviyeleri kısa vadede önemli. Eğer ikinci seviye aşılır ise kademeli olarak 1.40 seviyelerine kadar bile gelinebilir.

Özellikle yabancı yatırımcılar Ocak ve Şubat aylarındaki gibi, bonoları "nereden alsam" yerine "nereden satsam" diye sormaya başladı. Benzer şekilde dövizde de "nereden satsam yerine, nereden alsam" sorusu daha sık sorulur hale geldi. Bu sorular sıkça sorulmaya başlandığında piyasalarda gerilim iyiden iyiye artıyor.

Diğer taraftan 1.30-1.32 aralığında dövizlerini alan ve bonolarını satan yabancıların; FED faizleri netleşmeden ve önümüzdeki dönemde ne yapacaklarına karar vermeden, bizim piyasalara kısa zamanda geri dönmeleri pek mümkün görünmüyor. Üstelik önümüzdeki günlerde politik cephede de gerilimi artıracak Kıbrıs, genişlemeyi onaylayan protokol gibi konuları gündeme gelecektir.

Piyasaların alım yönünde olduğu dönemlerde pek de dikkat edilmeyen konular, piyasanın keyfi kaçtığında bir anda öne çıkıyor. Nasıl ki iyimser piyasada kötü haberler algılanmazken, kötümser piyasalarda da iyi haberler pek algılanmayacaktır. Nitekim Güney Kıbrıs'ı tanımaksızın protokolün imzası için bir yol bulunmuş olması, IMF anlaşmasındaki pürüzlerden biri olan sosyal güvenlik reformunun bakanların imzasına açılmış olası dahi piyasaları sakinleştiremedi.

Hükümetin; AB, Kıbrıs, Irak ve ABD ilişkileri konusunda "net" politikalar ortaya koyması ve bu konuda oluşan tereddütleri gidermesi "dış mihraklardan" kaynaklanan problemleri en aza indirecektir. Yeter ki bu konularda bir an evvel net tavırlar ortaya konulabilsin, zaman kaybedilmesin.

Baş müzakercimiz bile hâla belirlenemedi...

DİĞER YENİ YAZILAR