Ali Ağaoğlu: Fiyatların içindeki korkular!

18 Nisan 2005

Daha çok hisse senedi piyasaları için kullanılan bir söz vardır: "Yükselen piyasalarda (Bull Market) hisse fiyatı=hissenin ideal değeri + hırs, düşen piyasalarda ise (Bear Market) hissenin fiyatı = ideal değeri-korkudur."ABD'de de büyük şirket bonolarının 'risklerinin' alınıp satıldığı piyasalarda yaşanan çöküş, başta Dow Jones olmak üzere hemen tüm hisse piyasalarında satiş, Amerikan devlet kağıtlarına da alış getirdi. İki hafta önce 4.65'lere çıkan 10 yıllık ABD bonolarının getirilerini 4.20'nin altına indirdi.Geçtiğimiz birbuçuk ayda ABD'deki faiz artış beklentileriyle bozulan gelişmekte olan ülke piyasalarındaki son darbe oldukça etkili oldu. ÎMKB'de son 7 günlük düşüş 3,300 puanı aştı. Bu düşüşte sadece ABD'deki gelişmeler değil, özellikle 29 Mayıs'ta Fransa'da yapılacak anayasa referandumu da etkili oldu. Geçen bir ayın 'günün ekonomik göstergesi' olan 10 yıllık ABD bonolarının getirilen yerini yeni 'günün ekonomik göstergesi' Fransız referandumuna bıraktı.Fransa'daki bu referandumun; Türkiye'nin 'AB'ye üyeliğinin oylanması' şekline dönüştürülmesinin, hem oylama sonucunu etkilemesi hem de bizim üyeliğimiz için yeni bir sorun ortaya çıkarmasından endişe eden piyasalar iyiden iyiye gerildi. Yeni alıcının gelmediği bu ortamda, bonolardaki satışlar sonrasında bileşik faizler 18.24'e kadar yükseldi. Dolar kurları (euronun dolar karşısında 1.29'dan 1.30'a yükselmesine rağmen) 1.3720 seviyesinden 1.3840 seviyelerine kadar yükseldi. Borsadaki hareket de benzer bir seyir izledi. Dow Jones Cuma yüzde 1.9 değer kaybetmişken İMKB'nin dünkü kaybı bir ara yüzde 4.2'ye kadar yükseldi. İMKB'deki düşüş bana yukarıdaki sözü hatırlattı. Zira hızlı satışların bir kısmı kredili alımların likidite edilmesinden kaynaklansa da, bir kısmı da 'korku' nedeniyle gerçekleşti.Bu arada Fransa'daki referandum Avrupa piyasalarını da geriyor. Maastricht kriterlerinin onaylanması sırasında yaşananları hatırlayanlar euro cinsi aktiflerden ve dolayısıyla eurodan da uzak duruyorlar. Bu da AB bölgesindeki varlık (asset)fiyatlarının gerilemesine, aynı zamanda euronun dolar karşısında değer kaybetmesine neden oluyor.Bundan sonra ne olur?Bugün ABD enflasyon verileri açıklanacak. Önümüzdeki günler için bir gösterge olacaktır. Ancak hem ABD'deki karışıklık hem de referandum gerginliği devam eder ise; düzeltme çerçevesinde 1.31'li seviyelere kadar çıkabileceğini düşündüğüm euronun önce 1.2730-50 seviyelerini daha sonra 1.2520-50 seviyelerini test edeceğini düşünüyorum.Bu bağlamda dolar/YTL kurlarında 1.42-1.4320 seviyeleri denenebilir. Faizlerin de bileşik yüzde 19 seviyelerine kadar yükselmesi, borsanın 22,100-200 seviyesine gerilemesi mümkün görünüyor.Gerçi piyasa katılımcılarının bir çoğu döviz pozisyonları kapatmış ve hatta artıya geçmiş durumda. Yabancıların da fazla döviz talep etmediği bugünkü ortamda bu çıkış zaman alabilir. Bu seviyeler görülmeden piyasaların rahatlamayacağını, yeni yerli/yabancı alıcının gelmeyeceğini düşünüyorum.

Devamını Oku

MB'dan 50 baz puan indirim ama...

11 Nisan 2005

Piyasaları etkilemeye yeterli olmadı. Geçen Pazar günkü yazımda bu konuya değinmiş ve "Büyük ihtimalle daha önceki indirimlerde çekingen ve muafazakar bir tavır sergileyen MB'nin" 50 baz puanlık bir indirimi tercih edeceğine değinmiştim.Nitekim karar bu tahmin doğrultusunda çıktı.Aynı yazıda; bono pozisyonlarını para piyasalarından borç alarak fonlamayı tercih eden özellikle yabancı yatırımcıların, fonlama ile piyasa faizleri arasında halâ önemli bir zarar yazmadıkları için bu pozisyonlarını devam ettirdiklerine değinmiştim. Bu yatırımıcıların 50 baz puanlık bir indirim sonrasında daha çok satıcı yönünde tavır alabileceklerine değinmiştim.Nitekim faiz indirim haberinden hemen sonra 27 Eylül 2006 gösterge bonolar yüzde 17.50 basitten ilk işlemler gerçekleşti.Ancak bu seviyelerde fazla işlem gerçekleşmezken faizler yeniden Cuma günü kapanış seviyelerine ve hatta daha da üstüne çıktı.Bu satışlarda, tedirginliğin hakim olduğu piyasalarda bir sonraki faiz indirimi için bir ay daha beklemek istemeyen yatırımcıların etkisi büyüktü.Pazar günkü yazımda da değindiğim gibi eğer indirim 100 baz puan olsa idi bu satışlar daha az olacaktı. Hatta bono faizi ile fonlama arasındaki farkın cari seviyelerde kalması durumunda belki de yeni yatırımcılar gelebilecekti.Faizlere benzer şekilde dolar; euro karşısında 1.2920 seviyesinden 1.2980'e kadar gerilerken, YTL karşısında 1.3420'den 1.3500'e kadar yükseldi."Kulağına kar suyu" kaçmış olan yatırımcılar bir süre daha fırsat çıktıkça bonoda satıcı olmayı, dövizde alıcı olmayı tercih edeceklerdir.Bu trend bir süre daha sürecek gibi görünüyor.Benzin zamlarıBenzin zamları sonrasında yazmış olduğum yazılarda, zamlara dikkat çekmiş ve bu zamların enflasyon ve MB faizlerine dek uzanan bir dizi etkisi olacağına değinmiştim.Nitekim MB "Mart ayı Enflasyonu ve Görünümü" raporunda bu artışların "...konut ve ulaştırma grubu fiyatlarına yansıyarak enflasyon üzerinde belirleyici olduğunu" belirtiyor.Yine aynı raporda "benzin ve mazottaki artışların zamanlamasından dolayı, artış yönlü etkilerin daha çok Nisan ayı enflasyon rakamlarında gözleneceği" not ediliyor.24 Mart ve 5 Nisan'da Tüpraş iki zam yapmıştı. Petrolün yeni rekorlar kırdığı ve kurların da 1.37'lerde seyrettiği bu dönemlerden sonra hem uluslararası petrol ve benzin fiyatları hem de kurlar geriledi.Brent petrolü 57.5 dolardan 52 dolara gerilerken, kurlar da 1.3480 seviyelerine kadar geriledi.Tüpraş'ın fiyat artışlarındaki hassasiyeti indirimlerde de göstermesi durumunda, MB'nin sözünü ettiği olumsuz etkilerin bir kısmının telafi edilmesi mümkün olabilecektir.

Devamını Oku

PPK sonrası faiz kararı ne olabilir?

9 Nisan 2005

Geçtiğimiz ay gelişmekte olan ülke piyasalarında yaşanan satışlar sonrasındaki olumsuz havada bono getirileri/faizleri yükseldi. Bu durumda MB'nin yüzde 15.50 faiz seviyesi makul cari bono faizleriyle karşılaştırıldığında düşük bile kaldı.Bu karşılaştırmayı yapanlar MB'den bir indirim beklemiyorlar. Diğer yandan gönlünden indirim geçenler de benzer düşünceler ile indirimin yüzde 0.50 (50 baz puan) olabileceğini düşünüyor. Büyük ihtimalle daha önceki indirimlerde çekingen ve muafazakar bir tavır sergileyen MB de bu yönde bir karar verecektir.Bana göre; IMF anlaşmasına bu kadar yaklaşıldığı bir ortamda, MB'nin 50 baz puan yerine 100 baz puanlık bir indirime gitmesi Türk piyasaları için çok daha anlamlı olacaktır. Bunun birkaç sebebi var. Öncelikle MB özellikle 17 Aralık kararından sonra faiz indirimlerinde işi ağırdan almış ve indirebileceğinden daha az indirimler yapmıştır. MB Başkanı Sayın Serdengeçti'nin değişik fırsatlarla sözünü ettiği IMF anlaşmasındaki gecikmeler de ağırdan almanın mazereti olmuş idi.Diğer taraftan Mart ayı boyunca yaşanan olumsuz havada bonolarını döviz satarak fonlamış olan yabancılar; bonoları satıp, döviz alarak büyük oranda piyasadan çıktılar. Bono pozisyonlarını, para piyasalarından borç alarak fonlamayı tercih edenler ise cari fonlama ile piyasa faizleri arasında hala önemli bir zarar yazmadıkları için bu pozisyonlarını devam ettiriyorlar. Ancak 50 baz puanlık bir indirim bunlarında yeniden düşünmelerini gerektirecektir.Yurt dışı piyasalarda gerginlik sürüyor. MB'nin yeni bir faiz indirimi için en azından bir ay daha beklemeleri gerekecek. Bu riski almak yerine hazır yarım puanlık da olsa bir indirimin geldiği ortamda satışı tercih edebilirler. Bu durumda da yeni indirimin bono faizlerine yansıması sınırlı olacaktır.İndirimin 100 baz puan olduğu durumda ise, bu yatırımcılar için pozitif faiz farkı artacağı için satışları daha sınırlı olacaktır. (Tabii ki yurtdışında büyük bir olumsuzluk olmaz ise) Üstelik bono faizleri ile fonlama arasındaki fark artacağından yeni yatırımcıların dahi gelmesi söz konusu olacaktır.Bu da bono faizlerinde daha düşük seviyeleri görmek için fırsat yaratacaktır. MB bir sürpriz yaparak alışkanlıklarını değiştirerek 75 baz puanla piyasaları şaşırtabilir. Hangi indirim olursa olsun, ama olsun. MB'nin faizleriyle piyasa faizleri arasında bir farkın oluşması ve MB'nin "düşüşleri sınırlaması" yerine, fazilerin serbestçe belirlenebilmesi açısından da olumlu bir gelişme olacaktır.Hep beraber izleyeceğiz.

Devamını Oku

Petrol yine başrolde

5 Nisan 2005

Dün Mart ayı enflasyon rakamları açıklandı ve petrol fiyatları yine başrolde yer aldı. Tüketici fiyatları yüzde 0.26 artarken, üretici fiyatları yüzde 1.26 oldu. TÜFE piyasa beklenti ortalaması olan 0.45'in altında kalırken, üretici fiyatları yüzde 1 olan beklentinin üzerinde gerçekleşti. İmalat sanayi endeksi de yüzde 1.39 artmış.ÜFE ve İmalat sanayii endekslerindeki beklentinin üzerindeki artışın iki nedeni kur ve petrol fiyatları olarak sıralanabilir. Mart ayının ikinci haftasında başlayan gelişmekte olan ülke piyasalarından çıkışın etkisiyle kurlar 1.26 seviyesinden 1.40 seviyelerine kadar yükseldi. Bu artış enflasyona yansımış görünüyor.Petrol fiyatlarındaki artış diğer önemli faktör. Mart ayı içinde petrol ürünleri sektöründeki artış yüzde 11.81 olarak gerçekleşmiş durumda. Tüpraş tarafından benzine yapılan yüzde 10'luk zam sonrasında bu konuya değinmiştim.Tüpraş'ın zam yaptığı dönemde Brent petrolünde 55.8 dolar seviyelerine gelinmişti ve benzin fiyatlarındaki artış ham petrol fiyatlarından da yüksek seyrediyordu. Tüpraş zammı sonrasında gerileyen dünya petrol fiyatları özellikle son üç günde yukarı doğru hızlı bir hareket yaptı.Tüpraş'ın yapacağı ithalat, miktar ve temin açısından uzun vadeli kontratlara dayalı olmakla beraber, fiyatlama açısından spot piyasa fiyatları esas alınıyor. Alımın yapıldığı tarih baz alınarak 5 günlük piyasa fiyatlarının ortalamasından alım fiyatı saptanıyor. Bu da bizdeki petrol fiyatlarını uluslararası piyasa fiyatlarına doğrudan bağlıyor.Dün gelinen noktada Brent petrolünün fiyatları yeni yüksek seviyelerine çıktı ve 57.50 seviyeleri görüldü. 57.90-58 seviyelerinde zayıf bir direnç var. Burada kısa süre kalsa bile Brent petrolünde 60 seviyeleri artık resmin içine girdi. 60 dolar seviyesi sadece psikolojik bir seviye. Bu seviyeye gelmeden önce veya bu seviye görüldükten sonra kısa süreli bir gerileme olabilir ve 55 dolar seviyelerine dönülebilir. Eğer 60 dolar seviyesi hangi dönemde olursa olsun hızlı geçilir ise 64-67.5 aralığı yeni hedef olacaktır.Benzine yeni zam kapıda!Anlaşılan yine petrol kontratlarında alım yapılmış. Bu pozisyonlar nedeniyle kısa vadede fiyatların gevşemesi zor olacaktır. Bu durum öncelikle benzine yeni zam anlamına geliyor. Daha önemlisi petrol fiyatlarının yaratacağı endişelerin enflasyona yansımasında ortaya çıkacaktır.Bir başka sorun da, geçtiğimiz aylardaki değerlendirmelerinde bu konuya sürekli dikkat çeken Merkez Bankası'nın önümüzdeki Pazartesi yapılacak Para Piyasası Kurulu toplantısından sonra alacağı "faiz" kararı. Alınacak karar önümüzdeki aylar için büyük önem taşıyor. Bu konuya önümüzdeki günlerde yeniden değineceğim.

Devamını Oku

Kısa bir mola mı?

2 Nisan 2005

Son haftalarda yakından takip edilen 10 yıllık ABD Hazine tahvillerinin getirileri de yüzde 4.50'den 4.43'e kadar geriledi. Ancak daha sonra gelen üretim rakamları ve 'uzun vadeli faizlerin yeterince yükselmemiş olduğu' şeklindeki yorumlardan sonra 10 yıllık ABD faizleri 4.50'ye ulaşırken, parite de 1.2875'lere kadar geriledi.FED faizlerinde önümüzdeki Mayıs ayında yapılacak toplantıda 50 baz puana varan bir artış olacağı varsayımındaki piyasalar, şimdilik bunun mümkün olmadığını düşünüyor. Ancak datalar sonrasındaki yorumlar kafaları karıştırıyor. Daha önceden de değindiğim üzere $/euro paritesinde 1.28 seviyesi çok önemli. Bu seviyenin aşağı kırılması uzun vadeli bir trend değişikliğine işaret edecektir.Açıklanan rakamlar önce dolar/YTL'de hızlı bir satış getirdi. IMF haberi 1.3970 seviyelerinden başlayan satışları hızlandırmıştı zaten.Cuma günü rakamlar açıklanana kadar 1.35'lere yakın seyreden kurlar açıklama sonrasında 1.3350 satışa kadar geriledi. Gösterge 27 Eylül bonoları da yüzde 18.30'dan 17.80'e (basit) kadar geriledi. Ancak yorumlar ve paritedeki gelişmelerden sonra kapanışa doğru kurlar 1.35'in üzerine yeniden çıktı.Yabancıların bono açmazına çözümü Cuma günü yaşanan bu hareketler öncesinde dikkat çekici bir durum vardı. Gelişmekte olan ülke piyasalarından çıkış başladığında birkaç yazımda da dikkat çektiğim gibi bono cephesindeki satışlar, döviz cephesindeki alımlar kadar hızlı değildi. Bunun bir nedeni yerel bankaların çeyrek sonu bilançolarını kârlı kapatma istekleriyle piyasaları desteklemeleri. Diğeri de yabancı yatırımcıların olumsuz havada bonolarını kolay çıkamayacakları düşüncesiyle sınırlı satış yapmalarıydı."Sınırlı satışın" bir nedeni de bu bonolarını YTL borç alarak tonlamaları. Cari faiz oranları gözönüne alındığında bonoyu taşımak hala daha kârlı görünüyor. Diğer taraftan da olası risklerini azaltmak için yine YTL ile fonlayarak döviz alımı yapmış görünüyorlar. Hem kurlardaki hızlı çıkışta hem de IMF haberi sonrasında gelen hızlı satışta bu yatırımcıların önemli payı var denebilir. Merkez Bankası'nın 9 Mart günü yapmış olduğu "müdahale" sonrasında almış olduğu dövizlere karşın piyasaya likidite vermesi de bu işlemlerin yapılmasını kolaylaştırmış oldu.Özellikle Perşembe ve Cuma günlerinde dövizdeki gevşeme ile gelen olumlu havada daha önceden bonolarını sat(a)mamış olan yabancıların satışlarının arttığı gözlendi. Önümüzdeki hafta özellikle bono cephesindeki hareketleri bu gözle de izlemekte fayda var.

Devamını Oku

Önümüzdeki bir ayın kritik seviyeleri

31 Mart 2005

Geçtiğimiz üç haftada Amerika'daki faiz artış beklentileriyle birlikte gelişmekte olan ülkelerdeki varlık piyasalarına satışlar geldi. Borsalar gerilerken, faizlerde ve döviz kurlarında yükselişler yaşandı.Türk piyasası da IMF ve AB ile müzakerelere rağmen bu gelişmelerden bağışık kalamadı. Kurlar 1.3970 seviyelerine çıkarken, faizler yüzde 18 bileşik seviyelerine kadar geldi. Borsa da 23,900'lü seviyelere kadar geriledi. Bugün ve yarın ABD'de yine ekonomik istatistikler açıklanacak. Bugün ayrıca Almanya'dan gelecek işsizlik rakamları önem taşıyacak. Yarın ABD'de açıklanacak tarım dışı istihdam rakamları büyük önem taşıyor.Zira dünkü yazımda da belirtmiş olduğum gibi dolar/euro paritesinde 1.28 gibi kritik bir seviyeye yaklaşmış bulunuyoruz. Bu seviye son 3,5 yıllık trendde önemli bir nokta. Aşağı doğru kırılması şimdilik zor görünse de, eğer bu seviyenin altında kapanış olur ise başta gösterge niteliğindeki 10 yıllık ABD faizleri olmak üzere ciddi değişiklikler olacaktır.Aşağıdaki tabloda önümüzdeki bir ay için ABD, Brezilya ve Türkiye için kritik olduğunu düşündüğüm seviyeler yer alıyor. Bu rakamlardan en önemlisi 10 yıllık ABD tahvillerinin getirileri. 4.65 seviyesinde zayıf, 4.70 seviyesinde önemli bir direnç seviyesi var.Bu seviye aşıldığı takdirde 4.90 seviyesi ilk hedef olacaktır. Bu da hem parite hem de gelişmekte olan ülke piyasaları için hiç de iyi bir haber olmayacaktır.Dün gelen IMF heyetinin Türkiye'ye davet edilmesi ve görüşmelere 4 Nisan'da başlanacak olması iç piyasaların yüreğine su serpecektir. Yine de yurtdışındaki gelişmeler asıl belirleyici olacak gibi görünüyor. Zira diğer gelişmekte olan ülke piyasalarında pozisyon taşıyan uluslararası yatırımcılar, eğer Türk piyasalarında kâr edip, diğer piyasalarda zarar etmişlerse, toplam zararlarını karşılamak için bizdeki mallarını satacaklardır.Son haftalarda bu satışlar önemli boyutlara ulaşmadı. Zira österge Eylül 2006 vadeli bonoda yüzde 18 aşılmadı. Bu da zarar durdurucu (stop loss) satışların fazla olmadığını gösteriyor. Yine de önümüzdeki Cuma günkü ABD rakamlarından sonra ABD faiz piyasalarındaki, gelişmekte olan ülke piyasalarındaki hareketler dikkatle izlenmeli. Aşağıdaki tabloda yer alan rakamlar işler sarpa sardığında gelinecek kritik noktaları işaret ediyor.Bu seviyelerin şimdilik korunmasını bekliyorum. Ancak bu seviyelerin iki veya daha fazlası önümüzdeki l ay içinde, aynı anda "hızlı" bir şekilde kınlırsa önemli trend değişiklikleri olduğunu kabul ermemiz gerekiyor.Piyasalarda kritik seviyeler10 yıllık ABD tahvili getirişi: % 4.70Dolar/euro paritesi: 1.28Dolar/Brezilya Real paritesi: 2.7850Dolar/YTL: 1.4325Bovespa (Brezilya Borsası endeksi): 24,500IMKB: 23,000

Devamını Oku

Kendini doğrulayan kehanet!

29 Mart 2005

Uzun Paskalya tatilinin sonuna gelindiği Pazartesi öğleden sonra yabancı yatırımcıların olmadığı bir zamanda yerli katılımcılar özellikle dövizde alıcıydılar. Bu hareketin ardında, tatil sonrası Londra piyasasının dövizde alıma geçeceği, bonolarda da satış yapacağı düşüncesi - kehaneti- yatıyordu.Pazartesi günü paritede belirgin bir hareketin olmadığı bir ortamda, dolar kurlar 1.3550 seviyelerinden 1.3830 seviyelerine çıktı. Gösterge bonolarda da 50 baz puana varan bir artış yaşandı. Borsa Cuma günkü YKB-Turkcell haberiyle kazandıklarından fazlasını son iki günde 1,020 puanlık düşüşle geri verdi.Her ne kadar dün Londra'dan beklenen döviz alışı gelmemiş olsa da bir önceki günden başlayan hareket dün de devam etti. Kurların daha da yukarı gideceğini düşünenlerin alımlarıyla dolar kurlan (paritede önemli bir değişiklik olmaksızın) 1.3970 seviyelerine kadar geldi. Ancak gösterge bonolarda dün 18 basit faiz seviyesinden başlayan satışlarla 18.70 seviyelerine kadar gelindi.Daha önceki yazılarımda, 1.40 seviyelerinin önemli olduğuna değinmiştim. Merkez Bankası'nın "müdahalesi" ile oluşan açık pozisyonların kapatılmak istenmesi kurlardaki hızlı çıkışı destekledi. Ancak başta Brezilya olmak üzere diğer gelişmekte olan piyasalara bakıldığında bizde son iki günde yaşanan hareketin tersine daha sakin bir seyir izleniyor. Harta bu yazı yazıldığı sırada Bovespa endeksi 170 puan arü seviyesindeydi.Ben yerli katılımcıların kendi kendini besleyen bir kehanetle başlattıkları hareketin sonuçlarıyla karşı karşıya kaldıklarını düşünüyorum. Tatil sonrası önce yabancıların tavrı izlenmiş olsaydı, bu seviyeler daha ileriki bir tarihte görülebilirdi. Belki böylesi daha iyi oldu, zaman gösterecek.Anlaşılan piyasalardaki gergin hava bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Sosyal Güvenlik Kanunu'nün meclise sevkedilmiş olması veya Bankacılık Kanunu'nun bakanların imzasına açılmış olması, IMF anlaşması için hızlanmaya başlanmış olması bile piyasalardaki gerginliği pek fazla azaltmayacak gibi görünüyor.Nasıl ki piyasaların havası iyi iken olumsuz haberler kulak arkası ediliyor ise, şimdi de piyasaların keyfi kaçınca olumlu haberler bir süre için kulak arkası edilecektir.1.28 dolar/euro paritesi önemliCuma gün açıklanacak ABD'deki işsizlik datası büyük önem taşıyor. Zira 1.28 seviyesinin altındaki bir parite son 3,5 yıllık trendin kırılması anlamına gelecektir. Bu seviyenin kırlması halinde yeni bir dönem başlayacaktır.Dolar/YTL kurlarında 1.40 seviyesi oldukça önemli olduğuna değinmiştim. Paritede 1.28 aşağı kırılırsa dolar/YTL kurlarında 1.42-1.4320 seviyelerinin görülmesi mümkün.

Devamını Oku

Dünya petrol fiyatları ve Tüpraş

28 Mart 2005

Tüpraş Perşembe günü benzine yüzde 10.4 zam yaptı. Tüpraş geriye dönük Akdeniz havzası fiyatları ve Brent petrolündeki son 5 günlük ortalamaları esas alarak fiyatlarını artırdı.Fiziki petrol alımları oldukça karmaşık bir konu. Tüpraş'ın yapmış olduğu fiyatlama yöntemi teknik olarak Tüpraş'ı koruyor. Tüpraş'ın fiyat artışları yükselişleri yansıtıyor ancak düşüşleri aynı ölçüde yansıtmıyor. Benzine gelen yüzde 10 civarındaki zam, Brent petrolünün en yüksek seviyelere ulaştığı 55.80'li seviyeleri esas alıyor. Diğer taraftan zammın açıklandığı gün Brent petrolü 53.35 seviyelerine kadar geriledi.Doğal olarak bu düşüş fiyatlara henüz yansımıyor. Teknik analize bakıldığında 55.9 seviyesi önemli bir direnç seviyesiydi ve Brent petrolünün fiyatları hemen hemen buradan döndü. Önümüz bahar ve yaz. Isınma ile ilgili talebin gerileyeceği buna karşın turizm mevsimine girilmesinden dolayı uçak yakıtına olan talebin artacağı aşikardır. BP'nin ABD'deki rafinerisindeki patlama benzin fiyatlarını ister istemez etkileyecektir.Beklenemez miydi?Yine de bu etkileşim sınırlı olacaktır. Merak ettiğim konu acaba Tüpraş bu zammı yapmadan bir süre daha bekleyemez miydi? Zira dünya petrol fiyatlarının tam da döndüğü günde yapılan bu zam, eğer düşüş sürer ise 5 gün sonra indirimle geri alınacak mı?Özelleştirme sürecinde olan Tüpraş bu zamları yaparken, kârlılığını mı korumayı amaçlıyor? Yoksa kârını yüksek göstererek "Bu denli kârlı bir şirket özelleştirilir mi" sorusunu mu sordurtmayı amaçlıyor?Sebep her ne olursa olsun, artan petrol fiyatları içerdeki enflasyon üzerinde olumsuz bir etki yapacağı gibi, artan enflasyonun devamında Merkez Bankası'nın faiz indirim veya artırım kararlarına kadar varan bir dizi sonuç ortaya çıkacaktır.Tüpraş'ın almış olduğu kararların ekonominin diğer kesimlerini doğrudan etkilediği açıktır. Bu nedenle dünya petrol fiyatlarında sadece gerçekleşenlerin değil, ilerideki muhtemel hareketlerin de hesaba katılarak kararlar alınmasının yerinde olacağı düşüncesindeyim. Her ne kadar yüzde 10'luk Tüpraş zammı pompaya yüzde 2.76 olarak yansısa da bu oran yüzde 8 enflasyon hedefinin olduğu bir dönemde oldukça yüksek bir artıştır.Umarım önümüzdeki günlerde petrol fiyatları gerilediğinde yapılan zam paralelinde bir indirim gelir.

Devamını Oku