Yeni Bir Enstrüman: DJIST-20

15 Ocak 2005

Aslında yeni enstrümanın adı "Borsa Yatırım Fonları-Exchange Traded Funds". Bu fonlar teknik olarak var olan A ve B tipi fonların ikiz kardeşleri. Teknik olarak en önemli farkları fon paylarının borsada, hisse senetleri gibi gün içinde alınıp satılabilmeleri. Para ve "Pay" takası, Takasbank tarafından aynen hisse senetlerindeki gibi iki gün sonra gerçekleştiriliyor. Bu fonların bizim piyasalarımızdaki ilk örneği DJIST-Dow Jones İstanbul 20 adlı borsa yatırım fonu oldu.Bu fon, bir A tipi fon. Diğer A tipi fonlarda olduğu gibi SPK kontrolünde. Vergi ve fon yönetmelikleri bakımından da diğer A tipi fonlarla aynı özellikleri taşıyor. Ancak içinde bulunan hisse senetleri açısından bir farkı var. Fonun yatırım yapacağı 20 hisse senedi belli ve 1 yıl boyunca değişmeyecek şekilde düzenlenmiş durumda. Bu 20 hisse senedi aynı zamanda Dow Jones şirketi tarafından oluşturulmuş olan 20 hisse senedinden oluşan endekse denk geliyor.Fonun yönetimi Fınans Portföy tarafından yapılacak. Portföyün değeri her 15 saniyede bir borsa verilerini sağlayan kurumlarca açıklanacak. Fon payları da bu değer doğrultusunda borsada işlem görecek. Borsadaki işlemler için önemli bir noktayı hatırlatmakta fayda var: Şu anda borsada işlem yapılan tüm hisse senetlerinde 1 lot 1 hisseye eşit. Ancak bu fonun 1 lotu 10 paya eşit.Pay yaratımı ve itfasıBu fon; borsada hisse senetlerini tek tek tanıma fırsatı olmayan küçük yatırımcılar ile Türk piyasalarını yakından tanımayan yabancı yatırımcılar için iyi bir alternatif oluşturuyor. Fon fiyatı, portföy yöneticilerince sürekli olarak izlenecek. Fonun, yeni fon talebi oluşması veya aşırı satım durumlarında dengeleyici mekanizmaları var.Eğer paylar borsada aşırı talep görür ve işlem fiyatları portföy değerinin üzerinde oluşursa, bu durumda portföy yöneticisi 5.000 lotluk (50.000 paylık) her satış için "katilim belgesi oluşturma belgesini" Takasbank'a iletecek ve yeni katilim paylarını (Pay Yaratımı) takas döneminde alıcılara teslim edecek. Satıştan gelecek paraya istinaden de portföyün dağılımı doğrultusunda hisse senetlerini satışın yapıldığı gün piyasadan alacak. Böylece portföy değeri dengelenecek.Borsada fon paylarına aşırı bir satiş gelmesi durumunda da fon yöneticisi bu paylan portföy değerini gözeterek saıtn alacak. Aldığı paylara karşı gelen hisseleri de piyasada satacak. Hisse fiyatları düşerken, fon fiyatı alım sonrasında yükselecek ve fiyat yine dengelenecek.Dün ilk defa borsada işlem gören DJIST-20 önümüzdeki günlerde daha da yakından izlenecek. Özellikle önümüzdeki dönemde "açığa satış" imkanının geliştirilmesi ile vadeli işlemlerin yapılamadığı borsada bu boşluğu "şimdilik" doldurabilecek. Endeksi takip eden ve endeks bazlı işlem yapmayı tercih edenler için önemli bir enstrüman olarak piyasalardaki yerini alacak gibi görünüyor.

Devamını Oku

İMKB'nin vergisi ve Yunanistan modeli

8 Ocak 2005

Geçtiğimiz hafta ilk kez gittiğim Atina'da bazı banka ve borsa aracı kurum temsilcileri ile görüşme fırsatı buldum. Bu görüşmeler sırasında ve sonrasında AB üyeliğine aday olan Türkiye ile halihazırda üye olan Yunanistan'daki piyasaları ister istemez karşılaştırmaya başladım.Türk Borsası'nda son dönemde en kritik tartışma malum vergi meselesi. 2006'da Türk Borsası vergide hesaplaması zor bir sisteme geçecek. Alınması düşünülen yüzde 15'lik stopaj için üçer aylık kazançlara bakılacak. Hisseni satmasan da yani karını realize etmesen de kağıt üzerindeki kardan stopaj vergisi kesilecek. Bir sonraki 3 aylık dönemde şayet zarar edersen, ödediğin vergi için mahsup sözkonusu olacak. Ancak bu neresinden bakılırsa bakılsın oldukça kafa karıştıran karmaşık bir yöntem. Zaten borsacılar da sistemi hiç beğenmedi ve değiştirileceğini bekliyor.Pekii, Atina'daki komşularımız ne yapmış?Ziyaretimde beni en çok şaşırtan konu, Atina Borsası'ndan elde edilen gelirlerin vergilendirilmesindeki basitlikti. Yunanistan'da satış üzerinden alınan yüzde 0.15 (binde 1.5)'lik vergi ile bu sorun kökünden çözülmüş. Vergi bu yılın başına kadar binde 3 olarak kesiliyormuş. 2005'le beraber piyasalan canlandırmak amacıyla yan yanya düşürülmüş.Atina'daki uygulamayı neden anlattım?Halkları birbirine benzeyen bu iki ülke önümüzdeki yıllarda AB süreci içinde, yabancı yatırımcıları çekmek için rekabet edecekler. Rekabet ortamında yatırımcıların bu denli yüksek ve karmaşık bir vergi sisteminin olduğu Türkiye yerine, Yunanistan'ı tercih edecekleri açıktır. Rekabette geride kalmamak için, Maliye Bakanlığı ve SPK, Borsa'ya getirilmek istenen vergi düzenini bir kez daha masaya yatırmalıdır.Yunan Hükümeti vergide niye ucuzluk yaptı diye de sordum. 2000 yılı öncesinde, dünya piyasalarına paralel olarak Atina Borsası'nda da önemli bir ralli (yükseliş) yaşanmıştı. Dönemin sosyalist hükümeti de; AB'den gelen "Kayıt dışı ekonomini kontrol et" emri ile Borsa'yı desteklemiş kayıt dışı ile mücadelede borsasından büyük destek görmüştü.Ancak son dört yıldır Atina Borsası; hem endeks olarak, hem de işlem hacmi olarak gerilemiş. Son aylarda artan ilgiyle günlük işlem hacmi ancak 50-60 milyon euro seviyelerine yükselmiş. (İMKB günlük işlem hacmi ortalaması 400-500 milyon dolar civarında.)Borsa'daki durgunluğa karşın Atina'da türev piyasaları oldukça iyi çalışıyor.Kıbrıs ilginç bir ortak nokta idi. Fınans çevrelerinden görüştüğüm kişiler Kıbrıs'ın yakın bir zamanda sorun olmaktan çıkacağı konusunda hemfikirdiler. Rum lider Sn. Papadopulos'un; izlediği politikalarda artık yanlız kaldığını, yakında adadaki iki halka da yeni bir ortak çözümün sunulmasını beklediklerini belirttiler.Diğer gözlemlerimi de paylaşacak olursam, yaz aylarında yapılan Olimpiyat'ın Atina'ya çok iyi geldiğini söyleyebilirim. Şehir merkezi ve bağlantı yollan adeta yeniden yapılmış. Caddeler ve binalar elden geçmiş. Şehir merkezi pırıl pırıl olmuş. Atina halkı Belediyesi'nin yaptığı "temizliğe davet" kampanyasına büyük ilgi göstermiş. Belediye mesajı da ilginç "Başka Atina yok" diyerek halkı ikna etmiş. Darısı başımıza...

Devamını Oku

Piyasaların üzerinde Amerikan Gölgesi!

7 Ocak 2005

Amerika'daki faizlerin artabileceğine dair yorumlar yılın ilk haftasında piyasalarda belirleyici oldu. Bu yıla ait beklentilerle ilgili yazdığım yazıda bu riske değinmiştim. Ancak bu riskin bu kadar çabuk gerçekleşeceğini beklemiyordum.Dolardaki muhtemel faiz artışı beklentisi; başta Brezilya olmak üzere tüm gelişmekte olan piyasaların borsa ve bonolarında düşüşe neden oldu. Amerika'daki faizli enstrümanlara yatırım yapmak isteyenler, yerel para cinsinden varlıklarını satıp, dolar alınca da kurlarda yükselişler yaşandı. Brezilya parası son üç günde 2.6545'den 2,7145'e çıkarken, benzer bir harekette YTL'de yaşandı. İç piyasada dolar kurları 1,3370 seviyesinden, 1,4145 seviyelerine yükseldi. Tüm dünyada yaşanan bu gelişmeler euroyu da doğal olarak etkiledi ve bir süreden beri beklenen "düzeltme" gerçekleşti. 1.3330 seviyesinin kırılmasıyla kritik 1,3170 seviyelerine kadar gelindi. Yazı yazıldığı sırada (YYS) 1.3205. Bundan sonra ne olabilir?Önce Euro parkesiSon günlerde yaşanan hareketler aslında gelen "net" bir haberden dolayı değil, daha çok FED tutanaklarında yer alan "enflasyon beklentisine paralel olası faiz artışı" yorumundan kaynaklanıyor. Bir düzeltme için bahane arayan piyasalar da bunu kullandılar. Paritedeki önemli olan seviye; bir önceki kısa süreli düzeltme sırasında görülen 1,3140 seviyesi. 1.3170 seviyesi kırılırsa bu seviyenin görülmesi pek muhtemel.Eğer 1.3140'ın altında bir kapanış olursa da sırasıyla 1,3060, 1,30 ve 1,2945 seviyeleri kısa vadeli destek noktaları olacaktır. Ancak kritik seviyenin altına inilmezse yeniden 1,3330 denenecektir. O günler geldiğinde, yeniden bir değerlendirme yapmakta fayda var zira daha önceden sözünü etmiş olduğum 1,3910-40 hala daha resmin içinde. 1.3660 seviyesinin nihai tepe olduğu henüz teyit edilmiş değil.YTLDüzeltme ihtiyacı sadece euro paritesinde değil; yurt içinde hem borsa, hem de kurlar için de geçerliydi. Ben de dahil birçok kişi olası bir kâr satışından ve beraberinde de kurlardaki bir düzeltmeden söz etmiyor değildi. ABD'den gelen haberlerle birlikte bu düzeltme yaşanıyor.Yukarıda belirtmiş olduğum euro hareketleri gerçekleşir ve kâr realizasyonu bir süre daha devam eder ise YTL'de 1,4280-1,4330 aralığı görülebilir. Bu seviyenin şimdilik aşılacağını düşünmüyorum.Benzer bir ralliyi, yine FED'in faizleri artırmaya başlayacağını açıklamasıyla geçen yıl Nisan ayında da yaşamıştık. Ancak faiz artışları korkulan hızda olmayınca, tüm piyasalarda düşüşün başladığı seviyelere gelindi ve hatta bu seviyeler aşıldı.Endişelerin bir parça dağılmasıyla piyasalar bu düzeltmeleri de hazmedeceklerdir. YTL için dikkat çekmek istediğim bir nokta da şu: Son birkaç günlük yükseliş sırasında 1,3595 ile 1,3645 arası bir boşlukla (gap) geçilmiş durumda. Piyasalarda boşluklar genellikle kapatılır, doldurulur. Hep beraber göreceğiz.

Devamını Oku

Tsunami ve Wall Street çelişkisi

3 Ocak 2005

Bir haftadan daha uzun bir zamandır Sumatra'daki deprem ve sonrasındaki Tsunami felaketinin haberlerini izliyoruz. 150 binden fazla insan öldü ve maddi kayıp 14 milyar dolar civarında hesaplanıyor. Onbinlerce insan evsiz ve işsiz kaldı. Doğanın kendini çabuk onarabileceği bir bölge ancak turizm endüstrisi açısından toparlanma birkaç yıl alacaktır.Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm dünyadan yardım toplanıyor. Japonya 500 milyon dolarla başı çekiyor. Felaketin büyüklüğünü biraz geç algılayan Amerika, ilk açıkladığı yardım rakamını 35 milyon dolardan 350 milyon dolara çıkardı.Bu felaketlerin öncesinde, Amerika ile ilgili dikkatimi çeken iki haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. İkiside AA kaynaklı. "ABD'de dolar milyonerlerinin sayısı, 2003 yılında yüzde 33 artışla; 6.2 milyon'dan, 8.2 milyona çıktı." "158 bin Wall Street (Amerikan Borsası) çalışanına yıl sonunda 15.9 milyar dolar ikramiye ödenmesi planlanıyor".Çelişkiler gözden kaçmıyor. Bir taraftan milyonlarca insanın zararı 14 milyar dolar, diğer taraftan 158 bin kişinin alacağı yıl sonu ikramiyesi (bonus) 15.9 milyar dolar. Bu rakam; bu kişilerin maaşları değil, maaşlarına ek olarak alacakları "ek ikramiye" nin tutarı. İlginç bir başka çelişki daha, bu ikramiyeyi paylaşacak kişilerin sayısı nerdeyse tsunami felaketinde ölenlerin sayısına denk geliyor (şimdilik !).Bu acı çelişkilerin ortasında ABD'nin açıkladığı yardım tutarı sadece 350 milyon dolar. Dünya jandarması, ve bir anlamda "ağası" olan ABD'nin böyle bir zamanda büyüklüğünü göstermesi gerekirdi. Böylesi zamanlarda yaraların sarılması içinde ön ayak olması yerinde olmazmıydı? Bundan sonrası içinde böylesi felâketlerin yaşanmaması için de, elindeki teknolojiyi kullanarak "erken uyarı" sistemleri konusunda da yardımcı olmasını beklemek yanlış mı olur?YTL ile piyasalarda ilk günSabah saatlerinde genel bir çekimserliğin hakim olduğu piyasalarda "hatalı işlem yapmaktansa hiç yapmamak daha iyi" diyenler beklemeyi tercih etti. Ancak bu çekimserlik neredeyse yarım gün sürdü ve piyasalar çekimserliklerini öğleden sonra attı.Dün ilk seansta YTL cinsinden fiyatlarla işlem yapma konusunda ciddi tedirginlik gözlendi. Yavaş yavaş eski fiyatlarla benzerlikler kuruldukça; hem işlem hacmi, hem de fiyatlar arttı. Yabancıların genellikle tatilde olduğu bir günde, bono ve borsada alıcılı bir gün geçerken, bonolar 30 baz puan aşağı indi. Borsa günü 473 puan artışla kapattı.Bankalararası döviz piyasasında çekingenlik bir süre daha sürecek gibi görünüyor. Zira 1 milyon dolar için geçerli olan ekran fiyatlarındaki alım-satım farkları; paritede başlayan düzeltme ile birlikte; 40-50 bin eski TL (40-50 pips) civarında seyretti. Dolar-euro paritesinde 3-5 pips ile işlem yapmaya alışkın piyasa katılımcılarının, bu seviyelere gelmesi bir süre alacak gibi görünüyor.

Devamını Oku

2005'e umutlu ancak temkinli giriyoruz

1 Ocak 2005

Yeni yılda birçok sürprizle karşılaşacağız. Yine de 2000 yılından bu yana içinde bulunduğumuz kriz psikolojisinden ülke olarak sıyrılmaya başladık. AB müzakere tarihinden sonra daha da bir umutlandık. YTL'ye geçişle birlikte daha itibarlı bir paramız olacağına inançla, Pazartesi gününden itibaren yeni bir döneme giriyoruz.Önce geçen yıldan, yeni yıla kalan kazançlara bir bakalım. AB ve YTL'nin yanı sıra, enflasyon cephesinde ciddi basanlar elde edildi. 2004'ü yüzde 10'un altında kapatacağız gibi görünüyor. 2005 için hem TEFE'de, hem de TÜFE'de hedef yüzde 8. Bono faizleri ve reel faizlerde ciddi düşüşler oldu. Kriz dönemindeki yüzde 40'lı reel faizlerden, geçtiğimiz yıl sonu itibariyle yüzde 10'un bile altına inildi. Döviz cephesinde, paritedeki hareketlere rağmen yine de görece olarak bir istikrar yaşandı. Hazine borçlarının çevrilebilirliği artık tartışılmıyor. Son olarak ekonomik büyüme hedefin de üzerinde gerçekleşti.Diğer taraftan yeni yıla miras kalan bazı olumsuz noktalar yok değil. Kurlarda ihracatı zorlayan, buna karşın ithalatı cazip kılan seviyelerdeyiz. Kasım dış ticaret açığı 3 milyar dolara yakın açıklandı. Aralık için de benzer rakamlar görebiliriz. Cari açık rakamlarına doğrudan bir yansıma yaşanırsa ilk çeyrekte kurlardaki volatilite yüksek olacaktır. Vergi idaresinin yeniden yapılandırılması, sosyal güvenlik ve bankacılıkla ilgili yapısal önlemler de bu yıla kaldı.FED faizine dikkatİçerden kaynaklanan olumsuzlukların yanı sıra, 2005 yılında 3 Ekim kritik tarihine kadar Kıbrıs, gündemi çok meşgul edecek gibi görünüyor. Bu konuda çok tartışacağız. Zaman zaman gerileceğiz. Kıbrıs'ın yanı sıra Irak'taki durum, Rusya ile işbirliği ve İran meselelerini konuşmaya devam edeceğiz. Dış politikayla ilgili bu konular dönem dönem gündeme gelecek ve tedirginlikler yaratabilecektir.Finansal piyasalar açısından bakıldığında da Türk piyasaları için en önemli dış tehdit FED faiz oranlarındaki muhtemel artış. Geçen yıl Haziran ayında 1.25 olan FED faizleri yılı 2.25 ile kapattı. 2005 yılı içinde artışın sürmesi ve yıl ortasında 2.75, yıl sonunda da 3.25 ve hatta yüzde 4 seviyesine dahi çıkabileceği konuşuluyor. Böylesi bir faiz artışı, gelişmekte olan piyasalardan dolar cinsi tahvillere fon kayışını getirebilir ki, bu piyasalardan çıkışlar varlık fiyatlarını düşürecektir.Borsada ilk hedef 2 centYukarıda da sözünü ettiğim Kıbrıs konusunda; Hükümet ile ordu ve AB karşıtları arasında ciddi görüş ayrılıkları ve kriz boyutuna varan gerginlikler yaşanmazsa, önümüzdeki yıl için iyimser olmakta bir sakınca yok. Borsada 2 sent seviyeleri denenebilir, reel faizlerde daha önceden görülmüş olan yüzde 7 seviyelerini görmek mümkün. Enflasyon hedeflerine yaklaşıldığı oranda da bono faizlerinde yüzde 15 nominal faizler görülebilir.Döviz cephesinde, istikrarın korunması, yukarıda belirtmiş olduğum risklere bağlı. Dolar paritesi ve Merkez Bankası'nın gecelik faizleri kurlar üzerinde etkili olacaktır. Benim tahminim 2005 yılının uluslararası piyasalarda euro/dolar paritesinde önemli düzeltmelerin olacağı yönünde. Tepe noktasında 1.39'lu seviyeler görülse de, düzeltmelerin ilk aşamasında 1.30 düzeyine inilecektir.Yeni yılın hepimize hayırlı olması dileklerimle, gelişmelere göre piyasaları yorumlamaya çalışacağım yazılarda buluşmak üzere...

Devamını Oku

Dolar kurları 1,30'a mı gidiyor?

31 Aralık 2004

AB görüşmeleri öncesi riski almak istemeyen başta yabancı yatırımcılar olmak üzere, döviz risklerini azaltmak isteyen piyasa katılımcılarının atışlarıyla kurlar; Aralık ayının ikinci haftasında 1,4560 (YTL) seviyelerine kadar çıktı. Aynı günlerde euro paritesinin de 1.32 seviyelerine doğru kısa süreli bir düzeltme yapması da bu hareketi desteklemişti.Ancak 17 Aralık'ta Türkiye için "olumlu" haber gelmesi ve IMF ile yeni program konusunda mutabakata varılmasıyla hem yeni yatırımcılar geldi, hem de tedirginliğin azalmasıyla yeni pozisyonlar alınmaya başladı.Borsada yükseliş olurken, bono faizleri yüzde 21 bileşiğin altına geldi. Yeni pozisyon alımları sonrasında gelen döviz satışları, alımlarla karşılanmayınca kurlarda ciddi bir gerileme yaşandı. Dolar kuru Çarşamba günü 1,3450 seviyelerine kadar geriledi. Tabii ki bu hareketi euronun değer kazanması da destekledi. Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta var ki; dolar kuru düşüşün yanı sıra, paritenin euro lehine yükselmesine rağmen, euro/TL kurları da geriledi. Euro/TL paritesinin gerilemesi, kurlardaki düşüşün parite etkisinden de fazla olduğuna bir işaretti. Nitekim dün bunun bir tür düzeltmesi yaşandı.Paritede 1,35'in kırılmasıyla, daha önceden sözünü ettiğim 1,3910-40 seviyelerinin görülmesi mümkün hale geldi. Eğer ki parite bu seyri izlerse, önümüzdeki günlerde dolar-YTL kurlarını 1.3000 seviyelerinde görebiliriz.Kurlarda 1,3400-1,3450 seviyelerinde bir direnç var. Paritede hızlı hareketler olmaz ise bu seviyelerde durabilir ve hatta bu seviye alt nokta olabilir. Ancak paritede hızlı bir hareket olur ve 1,39 seviyelerin hızlı çıkılır ise, yeni yılda 1,30 YTL seviyesi görülebilir.Yıl sonu nedeniyle pozisyonlarını kapatmış olan yabancıların tatil dönüşündeki kararları piyasalardaki yön konusunda etkili olacaktır. AB sürecinde, bono faizlerinin halâ daha düşecek yeri olduğuna inanılırsa, yeni pozisyonlar için döviz satıldığı takdirde, yukanda bahsettiğim seviyelere gelinebilir.Bilançoların kârlı kapanması için, yerli katılımcılar yılın böyle bitmesini tercih eder görünüyorlar. Kurlar ve bono faizleri aşağıda kapanacak gibi görünüyor. Borsa yılı 24,972 seviyesinde kapattı. (Yılın son iki gününde, Borsa'da YTL simülasyonu nedeniyle işlem yapılmadı) Kimse kâr realizasyonları nedeniyle piyasaları rahatsız etmek istemiyor. Bu nedenle esas hareketler yeni yıla kalmış durumda.Ocak ayının ilk yarısında; AB sürecinin (sonucunun değil!) Türkiye'ye katkısı olacağına inananlarla, bu sürecin yakın zamanda pek de etkisi olmayacağını düşünenler arasındaki mücadeleye tanık olacağız.** 2005 Herkes için savaşsız, keyifli, huzurlu ve umut veren bir yıl olsun.**

Devamını Oku

Hazine borçlanma vadesini uzatmalı!

27 Aralık 2004

Yeni IMF anlaşması ve AB ile müzakerelerin başlaması için tarih alındığı bugünlerde piyasalarda iyimser rüzgârlar esiyor. Hazine'nin de bu ortamdan yararlanarak, vadeyi uzatma konusunda çalışmalarını artırmasında fayda var.Hazine'nin ortalama vadesi 2003 sonu itibariyle 25,1 ay iken, Kasım 2004'te 20,7 aya gerilemiş durumda. Yıl içinde 20,2 ay ile eylül, en düşük ay olarak göze çarpıyor. Ekim ve sonrasında yapılan 3 yıllık sabit kuponlu ve 500 günü aşan iskontolu tahvillerle ortalama bir parça yukarı çekilebilmiştir.Şu anda piyasalarda işlem gören en uzun vadeli tahvil; ekim ayı içinde ihraç edilen; altı ayda bir yüzde 10 kupon faizli (yıllık bileşik yüzde 20,1), 17 Ekim 2007 vadeli kıymettir. Bir sonraki en uzun vadeli tahvil ise 5 Temmuz 2006 vadeli iskontolu tahvildir.***Görünen o ki; Türkiye'nin AB üyelik sürecinde yol almasıyla "değişim sürecinde" (convergence process) piyasaların iyi gideceğine ve faizlerin ineceğine inanan piyasa katılımcıları, daha uzun vadeli tahvilleri alma konusunda istekli.Nitekim 17 Ekim vadeli tahvilden 2,1 katrilyonluk bir satış yapılmıştı. Bu tahvilde ihale öncesi, ortalamadan almak isteyenlerin talebi 1,5 katrilyondu. İhalede sadece 600 trilyonluk bir satış yapılarak fiyat belirlenmişti. Müzakere tarihi netleşmeye başladığında da ikincil piyasada en fazla prim yapan bu tahvil olmuştu ve faiz oranlan bileşik bazda yüzde 17,5'a kadar gerilemişti.Bu ihale sonrası yazdığım yazılarda, Hazine'nin bu kıymetlerin yeniden ihracı yoluna gitmesinin hem bu kıymette derinliğin artmasına, hem de vadeyi uzatmasına yarayacağına değinmiştim. Hazine'nin 2005 başlarında 3, 5 ve hatta 10 yıllık kıymetler ihraç etmesinde fayda vardır. Üç ve beş yıllık olanlar sabit faizli, 10 yıllık olanlar değişken faizli olabilir.Önümüzdeki dönemde faizlerin ve enflasyonun düşmesi beklenirken, sabit faizli tahvil çıkarılması ilk bakışta çok akıllıca görünmeyebilir.***Ancak böylesi uzun vadeli ve faizleri önceden bilinen tahvillerin piyasalarda işlem görmeye başlaması:* Hazine'nin ortalama borçlanma vadesi uzayacak, borç döndürülebilirliği daha az tartışılır hale gelecek.* Beraberinde değişik türev ürünlerinin de ortaya çıkmasına imkân sağlayacaktır.* Türev ürünlerinin çeşitlenmesi ve işlem hacimlerinin artmasıyla bankacılık sektörünün bilanço büyüklüğü artacaktır.* Bireysel emeklilik ve sigorta şirketleri önlerini daha rahat görebilir, uzun vadeli yatırımlar yapabilir hale geleceklerdir.* Her halükârda bu uzun vadeli kıymetlerin toplam içindeki payı yine de sınırlı olacaktır.* Ayrıca bu bonoların faizleri şartlara bağlı olarak piyasa tarafından belirlenecektir.* Düşen bir piyasada isek bu kıymetlerin de faizleri benzer bir seyir izleyecektir.Yukarıda sayılan yararlar göz önüne alındığında, ilk ihalelerdeki muhtemel faiz farkları kolaylıkla kabul edilebilir görünüyor.

Devamını Oku

Döviz alım ihaleleri neler getirecek?

25 Aralık 2004

Pazartesi günü Sn. Serdengeçti yaptığı açıklamada Türkiye'ye olan "güvenin" artmasıyla "ters dolarizasyon" sürecinin hızlanacağına ve bunun da hem kurlar, hem de likidite üzerinde etkileri olacağına değindi. Bu nedenle Merkez Bankası döviz arzının bir kısmını alarak bunu rezerv artışı için kullanacak. Aldığı dolarlar karşılığında vereceği TL ile de (pardon YTL ile) likiditeyi dengelemeye çalışacak. MB açık enflasyon hedeflemesi öncesinde, yapacağı likidite yönetiminde "ne oldurur, ne öldürür!" prensibini koruyacak gibi görünüyor.* 2005 yılı boyunca sürecek olan günlük ihaleler saat 14'te sonuçlanacak, opsiyonlar saat 14.30'a kadar kullanılabilecek. İhale tutarı 15 milyon dolar olacak; ihalede satış yapan kurumlar, sattıkları tutarın iki katına kadar ek satış yapma opsiyonuna sahip olacak. Opsiyonların da tamamının kullanıldığı varsayıldığında, toplam alım rakamı 45 milyon dolara kadar çıkabilecek.* Bu ihaleler, MB ile döviz işlemleri yapmaya yetkili kurumlar için yeni "trade" fırsatları yaratacaktır. İhale öncesinde ve teklif tutarına bağlı olarak da sonrasında fiyatlarda hareketlilik olabilecektir. Bu nedenle yüklü döviz alını satımı yapan şirketlerin, zamanlamalarına dikkat etmeleri faydalı olacaktır.Döviz talebinin olduğu bazı günlerde, bu ihalelere katılım olmayabilir. Buna çok takılmamak gerekir. Önemli olan MB'nin yıl boyu bu ihaleleri açacak olması. Bu da piyasalar açısından önemli ve istikrar adına olumlu algılanan bir konu.İlk ihalede 203 milyon teklif gelirken, ortalama 1,38958'den 15 milyon dolarlık satış yapıldı. İhale sonrasında da 23,5 milyon dolarlık opsiyon satışı gerçekleşti. İkinci ihalede teklif 103 milyon, ortalama 1,37945'ten gerçekleşti. Cuma günkü ihalede ise teklif 124 milyon dolar olurken ortalama 1,37223 oldu ve 30 milyon dolarlık opsiyonun tamamı kullanıldı.* Bundan sonraki birkaç ay içinde yapılacak ihalelerde opsiyon sınırına kadar, yani günlük 45 milyon dolara kadar işlemler olması muhtemel. İlk günlerde bu satışların kurlar üzerinde çok fazla etkisi olmayacak gibi görünüyor.Dolar-euro paritesiBugünlerde kurlar üzerinde, paritenin etkisi daha önemli. Dün paritede 1,3497 ile yeni bir tepe görüldü (YYS 1,3480). Pariteye bağlı olarak da iç piyasada dolar kurları 1,3765'e kadar geriledi. Piyasalarda Noel tatili döneminde 1,3440'lı seviyelere doğru bir düzeltme beklenirken, yeni tepenin görülmesi ilginç. ABD'den zayıf ekonomik datalar gelmeye devam ettiği sürece ve Avrupa MB euronun değer kazanması konusunda bir şeyler söyleme ya da yapma konusunda ağır kalınca 1.35'li seviyeler test edildi.AB'den yüksek tonda şikâyetler ya da müdahale gelmezse, bu gidişle paritede 1,3910-50 seviyeleri dahi görülebilir.Türkiye'nin ihracatı için iyi olduğu düşünülen bu seviyeler, kısa vadede fayda sağlayacak gibi görünse de orta uzun vadede özellikle iç piyasada yarattığı sapmalar nedeniyle sorunlar yaratmaktadır. Bu sorunlara da daha sonra değinmeye çalışacağım.

Devamını Oku