Yeni yılda birçok sürprizle karşılaşacağız. Yine de 2000 yılından bu yana içinde bulunduğumuz kriz psikolojisinden ülke olarak sıyrılmaya başladık. AB müzakere tarihinden sonra daha da bir umutlandık. YTL'ye geçişle birlikte daha itibarlı bir paramız olacağına inançla, Pazartesi gününden itibaren yeni bir döneme giriyoruz.
Önce geçen yıldan, yeni yıla kalan kazançlara bir bakalım. AB ve YTL'nin yanı sıra, enflasyon cephesinde ciddi basanlar elde edildi. 2004'ü yüzde 10'un altında kapatacağız gibi görünüyor. 2005 için hem TEFE'de, hem de TÜFE'de hedef yüzde 8. Bono faizleri ve reel faizlerde ciddi düşüşler oldu. Kriz dönemindeki yüzde 40'lı reel faizlerden, geçtiğimiz yıl sonu itibariyle yüzde 10'un bile altına inildi. Döviz cephesinde, paritedeki hareketlere rağmen yine de görece olarak bir istikrar yaşandı. Hazine borçlarının çevrilebilirliği artık tartışılmıyor. Son olarak ekonomik büyüme hedefin de üzerinde gerçekleşti.
Diğer taraftan yeni yıla miras kalan bazı olumsuz noktalar yok değil. Kurlarda ihracatı zorlayan, buna karşın ithalatı cazip kılan seviyelerdeyiz. Kasım dış ticaret açığı 3 milyar dolara yakın açıklandı. Aralık için de benzer rakamlar görebiliriz. Cari açık rakamlarına doğrudan bir yansıma yaşanırsa ilk çeyrekte kurlardaki volatilite yüksek olacaktır. Vergi idaresinin yeniden yapılandırılması, sosyal güvenlik ve bankacılıkla ilgili yapısal önlemler de bu yıla kaldı.
FED faizine dikkat
İçerden kaynaklanan olumsuzlukların yanı sıra, 2005 yılında 3 Ekim kritik tarihine kadar Kıbrıs, gündemi çok meşgul edecek gibi görünüyor. Bu konuda çok tartışacağız. Zaman zaman gerileceğiz. Kıbrıs'ın yanı sıra Irak'taki durum, Rusya ile işbirliği ve İran meselelerini konuşmaya devam edeceğiz. Dış politikayla ilgili bu konular dönem dönem gündeme gelecek ve tedirginlikler yaratabilecektir.
Finansal piyasalar açısından bakıldığında da Türk piyasaları için en önemli dış tehdit FED faiz oranlarındaki muhtemel artış. Geçen yıl Haziran ayında 1.25 olan FED faizleri yılı 2.25 ile kapattı. 2005 yılı içinde artışın sürmesi ve yıl ortasında 2.75, yıl sonunda da 3.25 ve hatta yüzde 4 seviyesine dahi çıkabileceği konuşuluyor. Böylesi bir faiz artışı, gelişmekte olan piyasalardan dolar cinsi tahvillere fon kayışını getirebilir ki, bu piyasalardan çıkışlar varlık fiyatlarını düşürecektir.
Borsada ilk hedef 2 cent
Yukarıda da sözünü ettiğim Kıbrıs konusunda; Hükümet ile ordu ve AB karşıtları arasında ciddi görüş ayrılıkları ve kriz boyutuna varan gerginlikler yaşanmazsa, önümüzdeki yıl için iyimser olmakta bir sakınca yok. Borsada 2 sent seviyeleri denenebilir, reel faizlerde daha önceden görülmüş olan yüzde 7 seviyelerini görmek mümkün. Enflasyon hedeflerine yaklaşıldığı oranda da bono faizlerinde yüzde 15 nominal faizler görülebilir.
Döviz cephesinde, istikrarın korunması, yukarıda belirtmiş olduğum risklere bağlı. Dolar paritesi ve Merkez Bankası'nın gecelik faizleri kurlar üzerinde etkili olacaktır. Benim tahminim 2005 yılının uluslararası piyasalarda euro/dolar paritesinde önemli düzeltmelerin olacağı yönünde. Tepe noktasında 1.39'lu seviyeler görülse de, düzeltmelerin ilk aşamasında 1.30 düzeyine inilecektir.
Yeni yılın hepimize hayırlı olması dileklerimle, gelişmelere göre piyasaları yorumlamaya çalışacağım yazılarda buluşmak üzere...
2005'e umutlu ancak temkinli giriyoruz
Yeni yılda birçok sürprizle karşılaşacağız. Yine de 2000 yılından bu yana içinde bulunduğumuz kriz psikolojisinden ülke olarak sıyrılmaya başladık. AB müzakere tarihinden sonra daha da bir umutlandık
Haberin Devamı

