Yeni IMF anlaşması ve AB ile müzakerelerin başlaması için tarih alındığı bugünlerde piyasalarda iyimser rüzgârlar esiyor. Hazine'nin de bu ortamdan yararlanarak, vadeyi uzatma konusunda çalışmalarını artırmasında fayda var.
Hazine'nin ortalama vadesi 2003 sonu itibariyle 25,1 ay iken, Kasım 2004'te 20,7 aya gerilemiş durumda. Yıl içinde 20,2 ay ile eylül, en düşük ay olarak göze çarpıyor. Ekim ve sonrasında yapılan 3 yıllık sabit kuponlu ve 500 günü aşan iskontolu tahvillerle ortalama bir parça yukarı çekilebilmiştir.
Şu anda piyasalarda işlem gören en uzun vadeli tahvil; ekim ayı içinde ihraç edilen; altı ayda bir yüzde 10 kupon faizli (yıllık bileşik yüzde 20,1), 17 Ekim 2007 vadeli kıymettir. Bir sonraki en uzun vadeli tahvil ise 5 Temmuz 2006 vadeli iskontolu tahvildir.
Görünen o ki; Türkiye'nin AB üyelik sürecinde yol almasıyla "değişim sürecinde" (convergence process) piyasaların iyi gideceğine ve faizlerin ineceğine inanan piyasa katılımcıları, daha uzun vadeli tahvilleri alma konusunda istekli.
Nitekim 17 Ekim vadeli tahvilden 2,1 katrilyonluk bir satış yapılmıştı. Bu tahvilde ihale öncesi, ortalamadan almak isteyenlerin talebi 1,5 katrilyondu. İhalede sadece 600 trilyonluk bir satış yapılarak fiyat belirlenmişti. Müzakere tarihi netleşmeye başladığında da ikincil piyasada en fazla prim yapan bu tahvil olmuştu ve faiz oranlan bileşik bazda yüzde 17,5'a kadar gerilemişti.
Bu ihale sonrası yazdığım yazılarda, Hazine'nin bu kıymetlerin yeniden ihracı yoluna gitmesinin hem bu kıymette derinliğin artmasına, hem de vadeyi uzatmasına yarayacağına değinmiştim. Hazine'nin 2005 başlarında 3, 5 ve hatta 10 yıllık kıymetler ihraç etmesinde fayda vardır. Üç ve beş yıllık olanlar sabit faizli, 10 yıllık olanlar değişken faizli olabilir.
Önümüzdeki dönemde faizlerin ve enflasyonun düşmesi beklenirken, sabit faizli tahvil çıkarılması ilk bakışta çok akıllıca görünmeyebilir.
Ancak böylesi uzun vadeli ve faizleri önceden bilinen tahvillerin piyasalarda işlem görmeye başlaması:
* Hazine'nin ortalama borçlanma vadesi uzayacak, borç döndürülebilirliği daha az tartışılır hale gelecek.
* Beraberinde değişik türev ürünlerinin de ortaya çıkmasına imkân sağlayacaktır.
* Türev ürünlerinin çeşitlenmesi ve işlem hacimlerinin artmasıyla bankacılık sektörünün bilanço büyüklüğü artacaktır.
* Bireysel emeklilik ve sigorta şirketleri önlerini daha rahat görebilir, uzun vadeli yatırımlar yapabilir hale geleceklerdir.
* Her halükârda bu uzun vadeli kıymetlerin toplam içindeki payı yine de sınırlı olacaktır.
* Ayrıca bu bonoların faizleri şartlara bağlı olarak piyasa tarafından belirlenecektir.
* Düşen bir piyasada isek bu kıymetlerin de faizleri benzer bir seyir izleyecektir.
Yukarıda sayılan yararlar göz önüne alındığında, ilk ihalelerdeki muhtemel faiz farkları kolaylıkla kabul edilebilir görünüyor.

