Taberî'den aktardığımız bu rivayet, İsrâ gecesine ait rivayetler arasındadır. Burada peygamberlerin toplanıp böyle kıyameti görüşmeleri, kimsenin bilmediği bu sorunun çözümünü İsa'ya havale etmeleri, ruhani âlemlere insan düzeyinde olacak şeylerin karıştırılmasından başka bir şey değildir. Kaldı ki Miraç olayının bir rüyadan ibaret olduğunu söyleyenler de vardır. Hatta Buhari'deki rivayete göre bu rüya, henüz peygamberlik gelmezden önce Hz. Muhammed, Kabe yanında uyurken gördüğü bir rüyadır. Bir rüya üzerine inanç kurulamaz.Zaten İsa'nın ineceğini, Ye'cûc ve Me'cûc'ün çıkacağını anlatan bu hadisler, genellikle ya Ebû Hüreyre'ye veya bir iki şahsa dayanır. Kendi aralarında çelişkili oldukları gibi bizzat metnin kendisi de çelişkilidir. Mesela söz Deccal üzerinde dönüyor, taş, ağaç dillenip, "Ey Müslüman, şu kâfiri öldür" diyor. Sonra İsa, "Allah onları helak eder" diyor. Onlar kimdir? Söz konusu olan Deccal idi. Deccal neden çoğul oldu? Milyonlarca yıl sonra olacak olaylar gaybdır. Allah'tan başka, göklerde ve yerde bulunanların hiçbiri gaybı bilmez.Kur'an'ın hükmüBiz, hadislerde çelişkili biçimlerde anlatılan Deccal Mesih sorununun, Araplar arasında yaşayan Yahudi, Hıristiyan inancından sızma olduğu kanısındayız. Çünkü Peygamber'in, kendi zamanındaki bir şahsın, Deccal Mesih olup olmadığında tereddüt etmesi, onun da muğayyebâta ait olan bu konuyu bilmediğini gösterir. Zaten gay-ba ilişkin konuları Peygamber'in bilmediği, Kur'ân'ın kesin hükmüdür: "De ki: Ben size, Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Ben gaybı da bilmem", "Hiçbir nefs, yarın ne yapacağını bilmez." Son ayet, geneldir.Hiçbir nefs denince Peygamber'in nefsi de buna dahildir. Ayşe'nin, "Kim Muhammed yarınıbilir derse yalan söylemiş olur" dediği Buhârî'de vardır. Ancak Allah dilerse Peygamberini, bazı gayb bilgilerine muttali kılar ki bu konuda söyledikleri de vahiydir. Eğer bu konuda vahiy olsaydı, Kur'ân'da olurdu.Kabul etmeyenler varElbette Peygamberin, ilham ile söyledikleri bazı gayb bilgileri de vardır ama bunlar, genelde kendi hayatıyla ilgili şeyler hakkındadır. Kişi haberleri üzerine inanç kurulamaz. Çünkü inanç sağlam delil ister. Peygamber, henüz çocuk olan bir insanı, nasıl Deccal diye ashabına hedef gösterir. Sonra çocuk, Pey-gamber'e inmiş olan sureyi söyleyecekken Peygamber'in onu susturmasının anlamı nedir? Bu tür şeyler, Peygamber'in nezaketine yakışmaz.Genellikle ehli sünnetçe benimsenmiş olan Deccal inancı, bazı İslâm mezheplerince reddedilmiştir. Hâriciler, Cehmiler ve Mu'tezile'nin bir bölümü Deccal'i kabul etmezler. Bizim söylediğimiz şeyler, herhangi bir mezhebin tesirinde kaldığımız anlamına gelmez. Biz, İslâm'ı aslında zayıf düşüren katma rivayetlerden ayıklamak ve gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla araştırmalarımızın sonucundaki kanımızı sunduk. Hata ettiysek Allah'tan af dileriz. O halimdir, gafurdur.
Peygamber ona, işinin karıştırılmış olduğunu söylemiş ve sonra,- Ben senden bir şey gizledim, nedir o? demiş.Çocuk da,- Duh... deyince, Peygamber,- Sus, haddini aşma, demiş (Müslim, Zikr İbn Sayyad, Nevevi şerhi, 18/53-54).Çocuk yarım kalan sözüyle, Peygamber'e Duhân Suresi'nin gelmiş olduğunu söylemek istemiş. Ömer, İbn Sayyad'ı öldürmek için izin isteyince Peygamber,- Eğer o ise (yani bu, gelecek olan Deccal ise) sen onu öldüremezsin. Değilse, öldürmenin bir yararı yoktur, demiş (aynı kaynak).Fakat konuya ilişkin başka rivayetlerde İbn Sayyad, kendisinin Deccal olduğundan kuşkulananlara, "Peygamber (s.a.v.)'in Deccal'in çocuğu olmayacağını, Mekke ve Medine'ye giremeyeceğini, Yahudi olduğunu söylediğini, oysa kendisinin hem çocuğu olduğunu, Medine'de doğup Mekke'ye de gitmekte olduğunu, İslâm'a da inandığını" söyleyerek kendisini savunmuştur (Müslim, Nev. Şerhi: 18/50-51).Yalancı mesihlerRivayetlere göre Yahudiler, geleceğine inandıkları Mesih (kurtarıcı kral)'i, Deccal olarak nitelerler. Arapça'da Deccal; aldatıcı, yalancı, düzme, sapık anlamlarında kullanılır. Yahudilerin, kendilerine dünya egemenliği kuracak kurtarıcı bir kralı Deccal diye nitelendirmeleri mantıklı olamaz. Herhalde Yahudilerin bekledikleri Mesih'e, Hıristiyan Araplar bu sıfatı takmışlar, böylece İsa'yı Mesih olarak kabul etmeyen Yahudilere, İsa'dan başka Mesih olamayacağını, ondan başka Mesih'in Deccal olacağını anlatmak istemişlerdir. Zaten Matta 24/24 ve Markos 13/22'de İsa'nın, "Birçok yalancı Mesihler ve peygamberler" geleceğini söylemesi debu amaca yönelik olmalıdır.Her şeyi yerlerDeccal'in çıkacağına dair bir ifade, Abdullah İbn Mes'ûd'a dayandırılan bir İsrâ hadisinde şöyle yer almıştır: "İsra gecesinde İbrahim'i, Musa'yı ve İsa'yı gördüm, Kıyamet meselesini görüştüler, işi İbrahim'e havale ettiler. İbrahim,'Ben bilmem'dedi. Musa'ya havale ettiler. O da, 'Ben bilmem' dedi. İsa'ya havale ettiler. İsa, 'Kıyametin ne zaman kopacağını Allah'tan başka kimse bilmez. Yalnız Rabbim bana, kıyametten önce olacak olayları bildirdi. Dec-cal'in çıkacağını, beni onun üstüne indireceğini buyurdu. İki kasabası (kamışı, borusu) olan Deccal, beni görünce Allah onu helak eder, kurşunun erimesi gibi erir. Hatta taş ve ağaç,'Ey Müslüman şu kâfiri öldür'der. Allah onları helak eder. Halk ülkelerine, vatanlarına gider. Onları, her tepeden saldıran Ye'cuc Me'cuc karşılar. Bunlar vardıkları herşeyi yerler, gittikleri her suyu içerler. Halk bana başvurur. Onlara beddua ederim, Allah onlan öldürür. Pis kokuları dünyayı sarar. Nihayet yağmur yağar, leşlerini götürüp denize atar, sonra dağları söker, yerle düz eder..." (Câmiu'l-be-yân: 16/27-28).
Olay, henüz Temîm in Müslüman olmasından önce vukubulmuş olsa da yine de Temîm'in fazla güvenilir bir kişi olmadığını ortaya koymaktadır. Çünkü can çıkmayınca huy çıkmaz. Ne dürüst bir Hıristiyan, ne de dürüst bir Müslüman böyle bir şey yapar. Davranışında hile bulunan bir insanın sözüne nasıl güvenilir ve bu haber nasıl bir inanç kaynağı olabilir? Lafızları birbirinden hayli değişiklikler gösteren bu hadislerin, manalarında da bir birlik yoktur. Çünkü birinde İsa zuhur edince çok bolluk olacağı, Deccal'i öldüreceği belirtilirken ötekinde İsa ve adamlarının, Ye'cuc ve Me'cuc tarafından kuşatılacağı, bir süre sonra çok darlık çekecekleri söylenmektedir. İsa'yı görünce Deccal'in suda eriyen tuz gibi eriyeceği söylenirken devamında İsa'nın onu öldüreceği ve kanını askerlerine göstereceği söylenmektedir. Bunlar çelişkili şeylerdir.Güvenilir değilAyrıca Peygamber'in, "O çıktığı zaman aranızda olursam sizi ona karşı savunurum. Ama ben aranızda olmazsam, herkes kendi çaresine bakar. Allah, Müslümanların yardımcısıdır" demiş olması (Müslim. Fiten: 20, h. 110) çok tuhaftır. Buna göre Peygamber, Deccal'in kendi zamanında mı, yahut daha sonra mı çıkacağını bilmemektedir. Ne zaman geleceğini bilmediğine göre nasıl onun hakkında bu ayrıntılı şeyleri söyler? Bu tereddüt, zaten haberi güvenilir olmaktan çıkarır. En ilginci de İsa'nın, Şam'da Ak Minare'ye ineceğinin söylenmesidir. Oysa Peygamber'in zamanında henüz Müslümanların eline geçmemiş olan Şam, Hıristiyan egemenliğindeydi ve orada ne cami vardı ne de Minare. Emevî Camii'nin yapımına, hicretin 86 (M. 705) yılında Velîd ibn Abdu'l-Melik zamanında başlanmıştır. Öyle ise Peygamber'in, İsa'nın Şam'da Ak Minare yakınına ineceğini söylemiş olması mantıklı değildir.Haberleri yoktuÇünkü bunu ancak Şam'da Ak Minare'nin yapıldığı zamanda yaşayanlar bilirler. Peygamber ve sahâbîlerinin böyle bir şeyden haberleri yoktu. Çünkü Peygamber döneminde ne Ak Minare, ne de herhangi bir minare vardı. Minare geleneği, Peygamber'den çok sonra başlamıştır. Bazı hadislerde Hz. Peygamber'in, Deccal'in, ya kendi hayatında veya kendisinden kısa bir zaman sonra çıkacağını söylediği rivayet edilir. Hatta rivayetlere göre Hz. Peygamber, bir kısım ashâbıyla birlikte Meğâle Oğulları'nın kaleleri yanından geçerken arkadaşlarıyla birlikte oynayan, henüz buluğa ermemiş bir çocuk görmüş, İbn Şayyâd adlı bu çocuğa, kendisinin peygamber olup olmadığını sormuş. Çocuk, Peygamber'in peygamberliğini kabul etmekle beraber kendisinin de peygamber olduğunu iddia etmiş, kendisine doğru ve yalan söyleyen (haberci cin) geldiğini söylemiş.
- Vay be, sen nesin? demişler.- Ben Cessâse'yim, demiş.- Cessâse nedir? demişler.- Ey topluluk, demiş, siz beni bırakın da manastırda bulunan şu adamın yanına gidin. Çünkü o sizi görmek için sabırsızlanıyor.Adamdan söz edince biz onun şeytan olmasından korkup süratle yürüdük, manastıra girdik. Orada şimdiye dek gördüklerimizin en irisi, en cüsselisi olan bir adam gördük. Elleri boynuna bağlanmış, dizlerinden ayaklarına kadar demir pranga takılmıştı.- Vay, sen kimsin? dedik.- Önce siz söyleyin, siz kimsiniz?- Biz Araplardan bir cemaatiz. Gemiye bindik. Bir ay bizi denizde oynatan dalgalar, sonunda buraya sürükledi. Senin bulunduğun adaya yanaştık, kayıklara binip adaya girdik. Kalın ve sık kılından ötürü önü ve arkası belli olmayan bir canavarla karşılaştık.- Sen nesin? dedik.- Ben Cessâse'yim, dedi.- Cessâse nedir? dedik."Canavardan korktuk"- Manastırdaki şu adama gidin, o sizi görmek için sabırsızlanıyor, dedi. Şeytan olmasından kuşkulandığımız o canavardan korkup çabucak buraya yöneldik.- Nahl-i Beysân'dan ne haber? dedi (Şam bölgesinde bir kasaba).- Onun nesini soruyorsun? dedik.- Hurmasını soruyorum, meyve veriyor mu? dedi.- Evet, veriyor, dedik.- Fakat artık meyve vermemek üzeredir. Taberiyye Gölü'nden ne haber? dedi.- Onun nesini soruyorsun? dedik.- İçinde su var mı? dedi.- Su çok, dedik.- Ama suyu çekilmek üzeredir, dedi.- Ayn-ı Zuğar (Şam'ın güneyinde bir kasaba)'dan ne haber? dedi.- Onun nesini soruyorsun, dedik,- O kaynağın suyu var mı? Halk onun suyu ile tarım yapıyor mu? dedi.- Evet, dedik, suyu çok. Halk da onun suyu ile tarım yapıyor."Ona boyun eğdiler"- Ümmilerin Peygamberi ne yaptı? dedi.- Mekke'den çıkıp Yesrib'e geldi, dedik.- Araplar onunla savaştı mı? dedi.- Evet, dedik.- Onlara ne yaptı? dedi.- Onları yendi, onlar da ona boyun eğdiler, dedik.- Öyledir, dedi, ona boyun eğmeleri, kendileri için iyidir. Şimdi ben kendimi size anlatayım:- Ben Mesih (Deccâl)'im. Buradan çıkmam için bana izin verilmek üzeredir. İzin verilince çıkar, yeryüzünde dolaşırım. Kırk gece içinde Mekke ve Taybe (Medine) hariç, bütün kentleri dolaşırım. Yalnız o iki kente girmem yasaklanmıştır. Onlara, yahut onlardan herhangi birine girmek istediğimde, elinde yalın kılıç bekleyen bir melek bana engel olur. Onların çevresindeki her geçitte bulunan melekler onları beklemektedir.Allah'ın Elçisi, asasını minbere vurarak, "İşte bu Taybe'dir, işte bu Taybe'dir (yani işte Medine budur, Medine budur) Ben bunu daha önce size söylemiş miydim?" dedi.- Evet, dediler.Yarın: Deccal nasıl binlerce yıl yaşar?
Deccal'in şekli de Hıristiyan geleneğindeki şeytan düşüncesine uymaktadır: Deccal, kızılca renkli, kıvırcık saçlı, iri cüsseli, kalın boyunlu, sağ veya sol gözü kördür, diğer gözü dışa doğru patlaktır. Tek gözü, geniş alnının ortasında, sallanan bir üzüm tanesi gibidir. İki gözü arasında, yazı bilen, bilmeyen her müminin okuyabileceği biçimde "kâfir" yazılıdır. Yahut bir gözü, yeşil renkli cama benzer, öteki gözünün yerinde de yırtıcı kuşların tırnağı gibi sert bir tırnak vardır. Deccal'in ana ve babası da canavar olarak tavsif edilir (İslâm Ansiklopedisi Deccal maddesi).Deccal'in bir canavar olduğunda yazarlar ittifak ederlerse de hüviyet ve şekli kıyamet gününde ne suretle ve nerede meydana çıkacağına dair olan sözleri birbirinden farklıdır. Bazılarına göre (İbn el-Vardî, s. 143). Deccal, Sâif ve Saîd adında bir peygamberin çağdaşı olan bir Yahudi'dir. Diğerleri onun Şıkk adında ve bu adı taşıyanların ilki olarak, bir kâhinin oğlu olduğuna kaildir (Muhtasaru'l-Acâib). Taberî Deccal'i, Yahudilerin kralı bir dev, bütün cihana hakim olacak bir nevi Zu'l-Karneyn gibi gösterir. Taberî bu bahiste Yahudilerin Masih'e ait olan kehânetlerini Deccal'e uygulamaktadır. Deccal, Ye'cûc-Me'cûc şeddi yıktıkları zaman, kendi büyüklüğünde bir merkebin sırtında ortaya çıkacaktır.Halkı mescide topladıSaltanatı ancak 40 gün sürecektir fakat bu süre içinde doğudan batıya bütün dünyayı dolaşacaktır. İsa ile Mehdi'nin önünde dev gibi bedeni yok olacaktır. Mehdi Deccal'i öldürecektir. (İşte Mesih, Deccal ve Mehdi hikayesi böyle çelişkili efsanelerden ibarettir. İslâm Ansiklopedisi 3/504-506).Bir diğer efsanevi rivayeti de Müslim, Fâtıma bint Kays'tan çıkarmıştır. Fâtıma demiş ki: Kocam İbnu'l-Muğîre şehit düşünce dul kaldım. Beni Abdu'r-Rahmân bin Avf istediği gibi Allah'ın Elçisi (s.a.v.) de mevlâsı Üsâme ibn Zeyd için istedi. Ben Allah Resulü'nün emrini tercih ettim. İddetim dolduktan sonra Allah Resulü'nün müezzini, namaz toplayıcıdır nidasıyla halkı mescide topladı. Mescide gittim, halkın arkasında bulunan kadınlar safında durdum. Allah'ın Elçisi, namazını kıldıktan sonra gülerek minbere çıkıp,- Sizi niye topladım, biliyor musunuz? dedi.- Allah ve Elçisi daha iyi bilir, dediler.- Doğrusu, sizi müjde ve uyarı üzere konuşmak (vaazetmek) için toplamadım. Fakat Hıristiyanken gelip bey'at ederek Müslüman olan Temîm ed-Dârî, benim size Deccal hakkında söylediklerime uygun bir hikâye anlattı. Onu size anlatmak için sizi buraya topladım.Temîm, Lahm ve Cüzam kabilelerinden otuz kişiyle birlikte bir gemiye binmiş. Dalga, kendilerini bir ay denizin üstünde sallayıp durduktan sonra batı tarafında bir adaya yanaşmışlar. Kayıklara binip adaya geçmişler. Karşılarına, kalın ve sık kıllarından ötürü önü ve arkası ayırdedilemeyen bir canavar çıkmış.Yarın: Şimdiye kadar görülen en iri cüsseli adam!
Müslim'in rivayet ettiği hadiste Rumlar Şam'da A'mak'a, yahut Dâbık'a (Halep yakınında bulunan yerler) inmeden kıyametin kopmayacağı anlatılır. Rumlar bu bölgeye gelince Medine'den çıkacak bir İslâm ordusu gelip bunlarla savaşacak. Bu ordunun üçte biri bozulacak, üçte biri şehit düşecek, üçte birine de fetih nasip olacaktır. Rumları yenen askerler, İstanbul'u fethedecektir.Orada zeytin ağaçlarına kılıçlarını asmış vaziyette ganimetleri bölüştürürlerken şeytan, "Mesih (Deccal), sizin yerinize evlerinize sahip oldu" diye bağıracak. Bunlar Şam'a gelecekler, savaşmak için kılıçlarını düzeltirlerken namaz kılacaklar. Meryem oğlu İsa iniponlara imam olacak, Allah'ın düşmanı (Deccal) onu görünce, tuzun suda erimesi gibi erimeye başlayacak. Allah onu İsa'nın eliyle öldürecek. İsa, mızrağının ucundaki Deccal'in kanını Müslüman askerlere gösterecek (Müslim, Fiten: b. 9, h. 34).Sıkıntı çekeceklerMüslim'in rivayet ettiği, Deccal'den söz eden bir hadiste de Meryem oğlu İsa'nın geleceği, Allah'ın onu Deccal'den koruyacağı, Allah'ın vahyiyle müminleri Tur'a çıkaracağı, sonra Ye'cûc ve Me'cûc çıkıp Taberiyye Gölü'ne doğru yürüyecekleri, İsa ve adamlarının kuşatılacağı, kıtlık çekecekleri, her birine sadece bir öküz kellesinin, yüz dinardan daha değerli olacak ölçüde sıkıntı çekecekleri sonra İsa ve adamlarının dağdan yere inecekleri; her tarafı Ye'cûc ve Me'cûc'un leşleriyle dolu bulacakları; İsa'nın duasıyla Allah'ın göndereceği kuşların bu leşleri uzaklara atacağı; yağan yağmurla temizlenen toprağın yeniden bol ürün vermeye başlayacağı; herşeyin bollaşacağı, daha sonra çıkan bir rüzgarın, müminlerin canını alacağı, sadece kötü insanların kalacağı; işte onların üzerine kıyametin kopacağı anlatılmaktadır (Müslim, Fiten, b. 20, h. 110). Bir rivayette yalancı Deccal, bir tane değil, otuza yakındır. Hepsi de Allah'ın peygamberi olduğunu iddia edecektir (Müslim, Fiten, b. 18, h. 84).Bir başka efsaneİslâm Ansiklopedisi'nde ilaveten şunlar yazılıdır: Araplar arasında dolaşan bir efsaneye göre Deccal, Mahârâc ülkesi adalarından birinde veya Zâbac (Cava)'da ikamet eder. Geniş biçimde yayılmış olan bu hikayeye İbn Hurdâzbeh, Bîrûnî, Kazvînî, Dımaşkî, Cürcânî ile İbn İyâs'ta ve Mes'ûdî'nin Murûcu'z-zeheb'i ve Kitâbu't-Tenbîhi ile Acâibu'l-Hind'de vs. rastlanır. İbn Hurdâzbeh (s. 48) bu adaya Batâ'îl adını vermiştir. Muhtasa-ru'l-acâib (s. 38 ve 57)'de aynı ismi vermekte ve karanfilin buradan satın alındığını yazmaktadır. Aynı esere göre Deccal, denizde bir adada bir kayaya bağlı idi ve gıdasını ifritler taşırdı. Peygamber'in çağdaşlarından Temîm ed-Dârî'nin oraya giderek Deccal'i gördüğü de söylenir (Mürûc: 4/28).Yarın: Deccal hakkındaki diğer rivayetler.
Dünkü yazımda, İslâm Ansiklopedisi'nde M. Bousset tarafından belirtilen ve Müslümanların Deccal inancına da uyan Hıristiyan Antichrist düşüncelerin başlıca yönlerini belirtmiş ve bu sıfatların çoğu kez birbirine karıştırılmış olarak hadislerde yer aldığını ifade etmiştim. İşte bu hadislerin içeriği özet olarak şöyledir:a- Meşhur hadiste, deccal ile şeytan arasında aynılık görülmektedir: İslâm ordulan, fethettikleri Konstantiniyye ganimetini paylaşırlarken şeytan aralarında onları telaşa düşüren bir yalan haber yayar. Güya Deccal, onların uzakta bulunmalarından yararlanarak ailelerine taarruz ediyormuş. Bunu duyar duymaz hepsi oradan çekilip giderler. Suriye'ye vardıkları zaman Allah'ın düşmanları gerçekten orada görünür. Fakat Mesih ile karşılaşan Deccal, tuzun suda erimesi gibi kaybolup gider (Müslim, Fiten: 34).b- Deccal, kıyamet günlerinde vuku bulacak alametlerden olup, Ahdi Atîk'in kıyamet günlerinde çıkacağını bildirdiği zorba gibi doğuda, uzak bir yerde ortaya çıkacaktır. Burası Horasan yahut da İsfahan'dır. Deccal'in ortaya çıkmasına yakın günler son derece sıkıntılı geçecektir ki bunun hakkında da hayli ayrıntı vardır.c- Deccal, büyük bir baştan çıkarıcıdır ve bu durum, onun Mesih'e benzemesinden ileri gelmektedir.Deccal, yanında bol miktarda yiyecek, su ve ateşle zuhur edecek, Mekke ve Medine hariç, dünyayı fethedecek, 40 gün veya 40 yıl saltanat sürdükten sonra Suriye veya Filistin'de Mesih veya Mehdi tarafından öldürülecektir (Müslim, Fiten: 106-108; İbn ce, Fiten: 33 vd.).Hüküm süreceği kırk (gün veya kırk ay yahut kırk yıl) içinde yer gök, Deccal'in emrine uyacak, onun emriyle gök ona uyanlara yağmur yağdıracak, toprak da bol ürün verecek, ona uymayanlar son derece kıtlık içine düşecekler. Uğradığı harabeler, içinde taşıdıkları defineleri çıkaracak. Kendisine uymayan bir genci kılıcıyla ikiye bölecek, adamın her parçası bir ok atımı kadar birbirinden uzak düşecek. Sonra ikiye bölünen bu adam Deccal'in çağrısına uyacak (Müslim, Fiten: b. 20, h. 110).Deccal'in yanında suyu ve ateşi (yahut cenneti ve cehennemi) vardır. İnsanların su (yahut cennet) olarak gördükleri şey ateş; ateş (yahut cehennem) olarak gördükleri şey de soğuk, tatlı su (cennet)dir. İçinizden Deccal'e yetişen olursa ateş (cehennem) gördüğünün içine girsin çünkü o, gerçekte tatlı sudur. (Aynı kaynak, b. 20, h. 107).Ebû Dâvud'da bulunan bir hadiste, Meryem oğlu İsa kıyametin on alametinden biri olarak sayılmakta fakat gökten ineceğinden söz edilmemektedir. Tirmizî'nin rivayet ettiği iki hadisten birinde Hz. İsa'nın, Şam'da Ak Minare yakınına ineceği, ikincisinde de Deccal'i Ludd kapısında öldüreceği ifade edilmektedir (Melâhim: Amârât es- sâah; Fiten: b. 69 ve 62).Yarın: Hadislerin özet olarak içeriğinin açıklaması devam edecek
Soru: 35 yaşındayım ve üç yıldır cezaevindeyim. VATAN gazetesindeki yazılarınızı okuyorum ve sayenizde dinimiz hakkında daha da bilgileniyorum. Sayın hocam şu sıralar kafamı karıştıran bir şey var: DECCAL. Okuduğum bir kitapta Deccal, insanlara mesaj verebilmek ve onları etkilemek için Hollywood'u kullanıyormuş. İyileri kötü ve kötüleri iyi olarak gösteriyormuş. Bir tarafında ateş, diğer tarafında ise suyu gösteriyormuş. Ateşe atlayan suya, suya atlayan alevlerin arasına karışıyormuş. Ateşin temsili rengi kırmızı, suyun ise mavi. Hocam, bildiğiniz gibi tüm dünyada ve Türkiye'de bir Matrix heyecanı vardı. Filmde zenci gözlüklü adamın elinde iki tane hap var. Birinin rengi kırmızı, diğerinin ise mavi. Ayrıca kitapta okuduğuma göre Deccal'in ana merkezi, "Bermuda Şeytan Üçgeni"nde denizin altında. Filmde de bu kişilerin ana üssü suyun altında bir geminin içinde. Hocam buna benzer birçok şey var acaba bana Deccal ile ilgili daha ayrıntılı bilgi verebilir misiniz? (Hakan Işık M Tipi Kapalı Cezaevi B-3 70400 Ermenek / Karaman)Cevap: Deccal Mesih, Arapça'da ölçmek ve meshetmek anlamındaki mesh kökünden bir sıfat olabilir. Horowitz, kelimenin Habeşçe'den alınmış olabileceğini ileri sürmüş ve yazıtlarda, özel isimlerde ve eski şiirde bu kelimeye rastlandığını söylemiştir. Fakat bu kelimenin Arâmîce'den geçmiş bir kelime olduğu daha güçlüdür. Arâmîce'de maşiah kutsal yağ ile yağlanmış demektir.Dünya egemenliğiBu işlem, tahta oturan hükümdarlara, dini bir kişilik ve otorite kazandırmak anlamı taşır, "Yahve'nin mesihi" tabiri de yine din adamları, hükümdarlar ve peygamberler için kullanılır. Yahudiler'de kral olacak kişinin başına bir peygamber (veya din adamı) yağ sürer, öylece o kimse bu yağ sürme töreniyle krallık makamına otururdu. Önce Tâlût'a, sonra Davud'a yapılan bu yağlama (mesh) töreni, sonra gelenek halini almıştır. İşte Yahudiler, son zamanda gelecek bir kralın, kendilerine dünya egemenliğini kazandıracağına inanırlar. Ancak apokaliptik dönemde bu kelime, dünyanın son günlerinde, Allah'ın hükümranlığını kuracak kişi anlamında kullanılmıştır. Hz. İsa, Yahudi inancındaki mesîh (kurtarıcı kral) olarak ortaya çıkmış ise de Yahudiler onu yalana kabul edip onunla alay etmişler ve Kur'ân-ı Kerîm'e göre İsa'ya benzeyen birini, İsa sanarak çarmıha germişlerdir. İsa'nın ortadan kaybolması üzerine şakirtleri İsa'nın öldürüldüğünü ve cesediyle göğe kaldırılmış olduğunu, dünyanın sonunda tekrar gökten ineceğini çevreye yaymışlar veya bu inanç sonra gelen din adamlan tarafından İsa'nın havarilerine nispet edilmiştir. Böylece Yahudilik'teki mesîh inancı, ad değiştirerek Hıristiyanlığa geçmiştir.Yarın: Hadislerde el-Mesîh kelimesine üç yerde rastlanır