- Vay be, sen nesin? demişler.
- Ben Cessâse'yim, demiş.
- Cessâse nedir? demişler.
- Ey topluluk, demiş, siz beni bırakın da manastırda bulunan şu adamın yanına gidin. Çünkü o sizi görmek için sabırsızlanıyor.
Adamdan söz edince biz onun şeytan olmasından korkup süratle yürüdük, manastıra girdik. Orada şimdiye dek gördüklerimizin en irisi, en cüsselisi olan bir adam gördük. Elleri boynuna bağlanmış, dizlerinden ayaklarına kadar demir pranga takılmıştı.
- Vay, sen kimsin? dedik.
- Önce siz söyleyin, siz kimsiniz?
- Biz Araplardan bir cemaatiz. Gemiye bindik. Bir ay bizi denizde oynatan dalgalar, sonunda buraya sürükledi. Senin bulunduğun adaya yanaştık, kayıklara binip adaya girdik. Kalın ve sık kılından ötürü önü ve arkası belli olmayan bir canavarla karşılaştık.
- Sen nesin? dedik.
- Ben Cessâse'yim, dedi.
- Cessâse nedir? dedik.
"Canavardan korktuk"
- Manastırdaki şu adama gidin, o sizi görmek için sabırsızlanıyor, dedi. Şeytan olmasından kuşkulandığımız o canavardan korkup çabucak buraya yöneldik.
- Nahl-i Beysân'dan ne haber? dedi (Şam bölgesinde bir kasaba).
- Onun nesini soruyorsun? dedik.
- Hurmasını soruyorum, meyve veriyor mu? dedi.
- Evet, veriyor, dedik.
- Fakat artık meyve vermemek üzeredir. Taberiyye Gölü'nden ne haber? dedi.
- Onun nesini soruyorsun? dedik.
- İçinde su var mı? dedi.
- Su çok, dedik.
- Ama suyu çekilmek üzeredir, dedi.
- Ayn-ı Zuğar (Şam'ın güneyinde bir kasaba)'dan ne haber? dedi.
- Onun nesini soruyorsun, dedik,
- O kaynağın suyu var mı? Halk onun suyu ile tarım yapıyor mu? dedi.
- Evet, dedik, suyu çok. Halk da onun suyu ile tarım yapıyor.
"Ona boyun eğdiler"
- Ümmilerin Peygamberi ne yaptı? dedi.
- Mekke'den çıkıp Yesrib'e geldi, dedik.
- Araplar onunla savaştı mı? dedi.
- Evet, dedik.
- Onlara ne yaptı? dedi.
- Onları yendi, onlar da ona boyun eğdiler, dedik.
- Öyledir, dedi, ona boyun eğmeleri, kendileri için iyidir. Şimdi ben kendimi size anlatayım:
- Ben Mesih (Deccâl)'im. Buradan çıkmam için bana izin verilmek üzeredir. İzin verilince çıkar, yeryüzünde dolaşırım. Kırk gece içinde Mekke ve Taybe (Medine) hariç, bütün kentleri dolaşırım. Yalnız o iki kente girmem yasaklanmıştır. Onlara, yahut onlardan herhangi birine girmek istediğimde, elinde yalın kılıç bekleyen bir melek bana engel olur. Onların çevresindeki her geçitte bulunan melekler onları beklemektedir.
Allah'ın Elçisi, asasını minbere vurarak, "İşte bu Taybe'dir, işte bu Taybe'dir (yani işte Medine budur, Medine budur) Ben bunu daha önce size söylemiş miydim?" dedi.
- Evet, dediler.
Yarın: Deccal nasıl binlerce yıl yaşar?
"Ayaklarına demir pranga takılmıştı"
...Adamdan söz edince biz onun şeytan olmasından korkup süratle yürüdük, manastıra girdik. Orada şimdiye dek gördüklerimizin en irisi, en cüsselisi olan bir adam gördük. Elleri boynuna bağlanmış, dizlerinden ayaklarına kadar demir pranga takılmıştı...
Haberin Devamı

