Gerçek bir Kur'an şairi

15 Ekim 2003

Hurufilere göre Hz. Peygamber'in adı olan Muhammed'i oluşturan harfler, Arapçada okunduğu gibi yazılırsa toplamı 14 eder ve bu da Allah adı harflerinin sayısı olan 14'e denk düşer. Bu ikisi toplandığında harf sayısı 28 olur. Bu, Arap alfabesindeki harf sayısını verir. Bu sayıya Eşhedü'deki 4 harf eklenirse Fars alfabesindeki 32 harfe ulaşılmış olur (s. 106), Çelakıl'ın düşünce yapısına ne kadar paralel değil mi? Bu düşünce islâm edebiyatını da etkilemiş, her harf bir varlığa işaret sayılmış.Ünver, kitabının birinci bölümünde, Hurufiler hakkındaki değerlendirmelerini, bizzat onların kitaplarını okumaktan çok, onlar üzerine yazılmış tarafsız, taraflı birçok yazara dayandırmıştır ki biz bu yöntemi sağlıklı bulmuyoruz. Kendisine, bir kişi veya cemaat hakkında hüküm verirken işin kaynağına, o insanların kendi eserlerine, mesela Fazlullah'ın bizzat kitaplarına dayanmasını, böyle yaptığı takdirde sağlam verilere ulaşabileceğini öğütleriz. Zaten yazar da, "Bir kimse hakkında en doğru yargının, kendi eserlerinden çıkarılan bilgilere dayalı yargı olduğunu" kabul etmektedir (s. 129).Eserin ikinci ve üçüncü bölümlerinde gerçekten Mustafa Ünver, şair Nesîmî'nin kişiliği, görüşleri, şiir kabiliyeti hakkında çok değerli bilgiler vermekte, onun şiirlerine dayandırdığı görüşlerinde tarafsız araştırmacı vasfını ortaya koymakta, Nesîmî'nin Hurufiliği bir yana, Kur'ân'ı çok iyi bilen ve Kur'an terimlerini ustalıkla şiirlerinde kullanan gerçek bir Kur'an şairi olduğunu ortaya koymaktadır.Ustalıkla kullanmışAsıl adı Seyyid Ömer İmâdüddin olan Nesîmî'nin Türkmen olduğu, önce Şeyh Şiblî'ye mürit iken Fazlullah Esterâbâdî ile tanışıp onun hem damadı hem de halifesi olduğu, Fazl'ın Hurufi görüşlerini kendi şiirsel üslubuna dökerek Anadolu şehirlerine yaydığı anlatılmıştır.Vahdet-i Vücut felsefesini benimsemiş olan Nesîmî, insanda Allah'ı görme, özellikle şeyhi Fazl'ı; Hak, Allah olarak telakki etme gibi aşırı düşünceleri yüzünden dinden çıkmış bir zındık olduğu yargısıyla 821/1418'de Halep'te derisi yüzülerek öldürülmüştür.Nesîmî'yi İslâm dışına çıkmış bir kişi olarak değerlendirmek çok yanlış olur. Çünkü o, Kur'an terimlerini şiirlerinde ustalıkla kullanmış bir şairdir. Ünver onu, "Kur'an ahlâkını savunmuş, düşüncelerini Islâmî terimlerle ifade etmiş, vahdet-i vücut felsefesine inanmış bir düşünür ve şairdir" (s. 147) şeklinde değerlendirmektedir.Öldürülmesinde siyasi olayların, Halep'teki Memlûk hükümdarları aleyhindeki Anadolu beylerini tutmasının etkili olduğu anlaşılmaktadır. Fakat böyle gaddarca öldürülmesi, onu Hallâc-ı Mansur gibi ölümsüzlük ününe yükseltmiştir. Başarılı incelemesinden dolayı yazarını kutladığımız bu eseri okurlarımıza tavsiye ederiz. Bu eser hakkında bilgi almak için (0312) 310 08 06 nolu telefonu arayabilirsiniz.

Devamını Oku

Hurufilik ve Kur'ân

14 Ekim 2003

Vaktiyle asistanımız olan Yrd. Doç. Dr. Mustafa Ünver'in, Fecr Yayınevi tarafından Ankara'da bu yıl içinde yayınlanmış olan bu eseri, önemli bir çalışma ve araştırmanın ürünüdür. Üç bölümden oluşan eserin girişinden sonra gelen birinci bölümünde Hurufiliğin asıl lideri olan Fazlullah Esterâbâdî'nin hayatı, eserleri, görüşleri, kurmaya çalıştığı inanç ve ibadet esasları anlatılmaktadır.İkinci bölümünde Türk hurufilerinden olan şair Nesîmî, hayatı ve görüşleri, üçüncü bölümde ise Nesîmî'nin Kur'ân'a yaklaşımı anlatılmaktadır. Kitabın giriş kısmında Hurufi düşüncenin tarihi arka planı hakkında bilgi verilmiştir. Burada anlatıldığına göre, Alma Risaia Rba adlı Manden metninde, Âdem'in hem makrokozmoz, hem de mikrokozmoz varlık olduğu belirtilmektedir. Kozmoz yani kâinat, insan formunda bina edildiği gibi insan da kozmoz şeklinde yapılanmıştır.Muhakkak ki bu anlayışın, insanı büyük evrene bedel sayan küçük evren (nüsha-i suğrâ) şeklindeki tasavvuf düşüncesinde etkisi açıktır. Manden gizli metinlerine göre word (kelime: söz), Adem'e gelip onun sağ eline harfi bırakmıştır. Böylece Söz, Adem'e alfabeyi (düşüncesini anlatma aracını) öğretmiştir (s. 22-23).Mustafa Ünver'in de işaret ettiği gibi bu anlatım, Allah'ın Adem'e isimleri öğrettiği ve insana beyanı öğrettiği şeklindeki Kur'ân söylemlerine çok yakındır (Bakara: 31, Rahman: 42).Derinlere inebilmeDaha sonra bir takım gizemlere, tılsımlara konu edilen harfler, İslâmî gelenekte de harfler ilmini doğurmuştur.İslam dininin temel kaynaklan olan Kur'ân ve hadis metinlerinin, Hurufilik düşüncesinin esin kaynağı olduğu iddia edilmiştir.Batınîliğin bir alt kolu olarak ortaya çıkan Hurufilik, görünüre göre hüküm vermeme, dış yüzeyle tatmin olmama, daha derinlere inebilme, sırları keşfetme, perde arkasına âşinâ olma, görünenle yetinmeyerek içe nüfuz etme iddiasında bulunmuş (s. 24-25), bu görüş, Kuran'ın dış ve iç anlamı olduğu yolundaki bazı hadislerle ve olayları görünüşe göre değerlendirenle iç yüzüne göre hareket eden iki insan öyküsü (Kehf: 60-82. ayetler) ile de desteklenmiştir.Daha sonra Alevî-Bektaşîliğin temel ilkeleri haline getirilen Hurufilik, insanın suretinde Allah'ı okumuştur. Nesîmî'nin, Mazhar-ı Yezdan'a düş oldı gözümMenba-ı ihsana düş oldı gözümSûret-i Rahmân'a düş oldı gözümSol kâmil insana düş oldı gözümdörtlüğünde bu düşünce açıktır.Harflere verilen birtakım sayısal değerlerle de gelecek hakkında kehanetlerde bulunma şeklinde ifade edilebilecek İslâm öncesi kültlerden gelen Kabalizm, İslâm tarihinde de Cifr adıyla varlığını ve etkinliğini sürdürmüştür. Bugün Kur'ân'daki ayet numaralarından bir takım kehanetler çıkarma düşüncesi, Hurufilik ile örtüşmektedir.Yarın: Hurufi düşünceye bir örnek

Devamını Oku

Kâinatın Seccadesi

13 Ekim 2003

Kayhan Sıdal isimli bir halı üreticimiz, "Kâinatın Seccadesi" adıyla bir seccade dizayn edip üretmiş. Mimar olan Gaziantepli Kayhan Sıdal Bey'in anlatımına göre, seccadeye koyduğu semboller, Kur'an mesajının özünü, evrenin yaratılış amacını özetlemektedir. Şöyle ki: Seccadenin önünde, ortadaki kitap motifi Kur'an'ı ve İslâm'ın akla ve ilme dayandığını simgelemektedir.Yanlarda bulunan ortasında kalem dikili iki kitap da Kalem Suresi'nin başında işaret edilen kalemi, bilimi, okuma yazmanın önemini simgeler.Yine bu sütunda topluca bulunan kitaplar da ilmin önemini, ilerlemenin, kalkınmanın ancak bilimle olacağını anlatır. Secde yerindeki terazi, sağduyunun, düşünce yetisinin önemini simgeler. Ancak doğru düşünceyle bilime ve gerçeklere ulaşılacağını anlatır, doğru düşünceye teşvik eder."Sanatı unutmayın"İki yandaki pusulalar Allah'ın mesajına uymanın, insanı şaşkınlıktan kurtanp esenliğe çıkaracağına işarettir.İki yanda açılan eller, Allah'a yalvarma halini simgeler. "Yalnız Allah'a avuç açın ve O'ndan isteyin" mesajını verir. Bu ellerin üstünden uzanan zeytin dalları, rızkın Allah'tan geleceğinin işaretler.Bunun altındaki iki saatten soldaki, zamanın evrenden önce yaratıldığının; sağ taraftaki de kıyamet zamanının işareti olarak düşünülmüştür. Sağdaki saat, kıyamet saatine ve ahirete inanın, umutsuzluğa kapılmayın anlamını taşır.Sağ ve soldaki rüzgâr enerjisi işaretleri, rüzgârların dahi yaratıkların mutluluğu için çalıştıklarını gösterir. Sağ ve soldaki göz işaretleri, kimseye nazar etmemeyi ve nazardan korunmayı simgeler. İki yandaki nota işaretleriyle ortadaki dünya resmi, sanatın simgesidir. "Dünyada yaşarken sanatı unutmayın fakat ayağınız daima yere bassın, gururdan kaçının" demektir.El sıkışma işaretiVe dünya motifinin altında el sıkışma işareti, barışın simgesidir. Bununla, "Her konuda helallesin, kul hakkıyla asla mutlu olunmaz ve huzur bulunmaz" mesajı verilmektedir. Evet, Kayhan Bey'in anlatımına göre seccadesinin üstündeki motiflerin simgelediği bu mesajlar, Kur'ân'ın ana mesajlarıdır.Ancak seccadeye bakanın -eğer bu izahları duymamışsa- hemen simgelerden bu anlamları çıkarabileceğini sanmıyorum. Herhalde bu seccadenin, kitabıyla birlikte satılması veya izah için Kayhan Bey'in, seccadeyle birlikte gitmesi gerekir. Lütfedip bana gönderdikleri gibi.Seccade hakkında bilgi almak isteyenler (0212) 35113 02 ve (0212) 35113 03 nolu telefonları arayabilirler.

Devamını Oku

Namaz nasıl kılınır(6) Kalbinizden geleni okuyun

12 Ekim 2003

Tesbihlerin ardından: "Lâilâhe illâlla-hu vahdeû la şerîke leh. Lehûl-mulku ve lehû'l-hamdu ve huve âlâ külli şey'in kadîr. Subhâne rabbiye'l-aliyyi'l-a'lâ'l-vahhâb (Allah'tan başka Tanrı yoktur. O birdir, ortağı yoktur. Mülk O'nündür, hamd (övgü, yüce vasıflar) O'na özgüdür. O, her şeye kadirdir. Yüceler yücesi, lütüfkâr Rabbimi tesbîh ederim (O'nün şanının yüceliğini ananm)" deyip eller göğüs hizasına kaldırılarak açılır, gönülden geldiği gibi dua edilir. En güzel dua, insanın içinden gelen, hissettiği, içtenlikli duadır.Peygamberimizden gelen söz kalıpları değişik, içerikleri kapsamlı dualar vardır. Bunlardan bir iki tanesinin çevirisini veriyorum: "Hamd âlemlerin Rabbine özgüdür. Salât ve selâm, Efendimiz Muhammed'e ve O'nun evladına ve ashabına olsun. Allah'ım, belanın hücumundan, azgınlığın ulaşmasından, kötü kazadan, düşmanın alay etmesindan Sana sığınırım. Allah'ım, bizi bağışla, bizden razı ol, bizden kabul eyle, bizi Cennet'e sok. Cehennem'den kurtar. Her işimizi düzelt; Allah'ım, Seni anmak, Sana şükretmek, Sana güzel kulluk eylemek için bize yardım eyle.Allah'ım her hususta sonumuzu güzel eyle, bizi dünyada yüzüstü kalmaktan, ahiret azabından kurtar. Allah'ım, biz Senden rahmetinin gereklerini, bağış kararlarını, her günahtan kurtuluşu, her türlü iyiliğe nail olmayı, Cennet'e ulaşıp Cehennem'den kurtulmayı diliyoruz.Bize dünyada iyilik verAllah'ım, bizim için bağışlamadığın bir günah, açıp sevince çevirmediğin bir üzüntü, ödemediğin bir borç bırakma. Gerek dünya, gerek ahirete ait senin hoşnut olduğun her ihtiyacımızı karşıla, ey merhametlilerin merhametlisi!Allah'ım, Rabbimiz, bize dünyada iyilik ver, ahirette iyilik ver, ey merhametlilerin merhametlisi, rahmetinle bizi ateş azabından koru. Rabbimiz, hesap günü beni, anamı, babamı ve bütün müminleri bağışla. Ey merhametlilerin merhametlisi, rahmetinle duamızı kabul eyle. Selam peygamberlere, hamd âlemlerin Rabbi Allah'a."Peygamberimizin sözlerinden derlenmiş şu dua da etkili dualardandır: "Allah'ım Senden, bildiğim ve bilmediğim, şimdi ve gelecekte, her türlü iyiliği isterim. Bildiğim ve bilmediğim, şimdi ve gelecekte, her türlü serden (kötülükten) Sana sığınırım. Senden Cennet'i ve Cennet'e yaklaştıran söz ve eylemi lütfetmeni niyaz ederim. Kulun ve Resulün Muhammed (s.a.v.)'in Senden istediği hayrı dilerim. Kulun ve Resulün Muhammed(s.a.v.)'in Sana sığındığı şeylerden Sana sığınırım. Benim için yazdığın her şeyin sonunu iyi yapmanı dilerim. Ey merhametlilerin merhametlisi, rahmetinle dileğimi yerine getir."

Devamını Oku

Allah'a gönülden saygılı olanlar

11 Ekim 2003

Dini bayramlar, Ramazan ve Kurban bayramlarıdır. Peygamberimiz ve sahâbîleri, sadece bu iki bayramda tebrikleşmişlerdir. Biz kendi kendimize bayram sayısını çoğalttıkça asıl bayramlar heyecanını ve ruhunu kaybetmeye, sönükleşmeye başlar. Gecenin ortasında, herkesin gözünden uzak olarak kalkıp Allah rızası için gizli ibadet eden kullara verilecek ödül, eylemlerine uygun olarak, âdeta herkesi kıskandıracak derecede gizli tutulmaktadır: "Hiç kimse, geceleyin kalkıp ibadet eden kullar için ne göz kamaştırıcı nimetlerin gizlenmiş olduğunu bilmez" (Secde: 17), "Çünkü onlar, hayır işlere koşarlar, umarak ve korkarak bize dua ederler ve bize derin saygı gösterirlerdi" (Enbsiya: 90). Allah'a gönülden saygılı olanlar, Allah'ın meleklerince saygıyla selamlanacaklardır. Ne mutlu onlara!Namaz nasıl kılınır (5)Namazdan sonra okunacak dualarNamaz bitince 3 kere: "Estağfirullahellezî lâilâhe illâ huve'l-hayye'l kay-yûme ve etû-bu ileyh" demek sünnettir. Bu istiğfardan sonra: "Subhânellâhi ve'1-hamdu lillâhi velâ ilahe il-lâllahu vallâhu ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'1-aliyyi'l-azîm" denir. Âyete'l-Kursî'yi okumak sünnet olmadığı gibi namazdan sonra yapılan teşbih ve dualar da namazın aslından değildir. Ancak bunları okumak da sevap vardır. Namazın ardından 33 kere "Subhânellâh", 33 kere "Elhamdülillah", 33 kere "Allâhu ekber" demek, Peygamberimizin teşvik ve tavsiye-sidir. Bu teşbihleri yapmak sünnettir. Ama Âyete'l-Kursî'yi okumak sünnet değildir. Bizde, okunması âdet olmuştur. Âyete'l-Kursî'yi okumak isteyen: "Eûzu billahi mine'ş-şeytâni'r-ra-cîm, bismillâhi'r-rahmâni'r-rahîm" deyip okur. Âyete'l-Kursî, kürsü ayeti demektir. İçinde Allah'ın Kürsüsü'nün yani tahtının büyüklüğü anlatıldığı için bu adla anılan ayet şudur:"Allâhu lâilâhe illâ huve'l-hayyu'l-kayyûm. Lâ-te'huzuhu sinetun velâ nevm. Lehû mâ fi's-semâvâti vemâ fî'l-ard. Men-zâllezî yeşfe'u inde-hû illâ bi-iznih. Ya'lemu mâ-beyne eydîhim vemâ halfehum velâ yuhîtûne bi-şey'in min-ilmihî illâ bi-mâ şâ'. Vesi'a kursiyyuhu's-semâvâti va'l-arda velâ ye'û-duhû hifeuhumâ ve huve'l-aliy-yu'l-azim."Manası: "Allah ki O'ndan başka tanrı yoktur. Diri ve her şeyi yönetendir. O'nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutmaz. Göktekilerin ve yerdekilerın hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan huzurunda kim şefaat edebilir? Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O'nun ilminden ancak O'nun dilediği kadar bir şey kavrayabilirler. O'nun tahtı gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri korumak O'nu yormaz. O, yüce ve büyüktür." Bundan sonra 33 kere, "Subhânellâh, Elhamdu lillâh, Allâhu ekber" denir.Yarın: En güzel ve etkili dualar.

Devamını Oku

Gerçek bayrama gölge düşmesin

10 Ekim 2003

Gece namazını çok seven Allah'ın Elçisi, "Fecr vakti kılınan iki rekât namaz, bana dünyadan ve dünyada bulunan herşeyden daha hayırlıdır" (Buhârî, Teheccüd: 10; Müslim, Müsâfirîn: 96; Ebû Dâvûd, Tetavvu': 26; Tırmizî, Salât: 190) buyurmuştur. Peygamberimiz, geceleri o kadar namaz kılardı ki fazla ayakta durmasından ötürü ayakları şişerdi. "Senin geçmiş ve gelecek günahın bağışlanmadı mı?" denildiğinde, "Şükreden bir kul olmayayım mı?" dedi (Buhârî, Teheccüd: 6; Müslim, Münâfikîn: 79-81). Ancak bu gece ibadeti, sadece belli gecelere özgü değil, her gece yapılması gereken bir şeydir. Berat Gecesi'ne özgü bir namaz ve ibadet yoktur. Gazâlî, bu gece her rekâtında Fatiha'dan sonra 11 İhlâs okunmak suretiyle kılınacak yüz rekât veya her rekâtında Fâtiha'dan sonra yüz İhlâs okunan on rekât namazın çok sevap olduğuna dair bir rivayet aktarmış ise de bu rivayeti eleştiren Irâkî (İhya: 1/203, dip not: 1) ile Neve-vî, bunun aslının olmadığını söylemişlerdir. Bu namazın uydurma olduğunu belirten Alî el-Karî de Berat Gecesi namazının, H. 400 (İS. 1010) yılında ortaya çıktığını belirtmektedir (el-Esrâru'l-Marfû'ah: s. 462; Dy. Vk. İA. 5/475). Yüz rekâltık bir namazın, bu tarihten daha önce Mekke'de kılındığına dair bir rivayet de vardır (Ahbâru Mekke: 3/84).Şevkânî, el-Fevâidu'l-Mecmû'a fî'l-Ahâdîsi'l-Mavdû'a adlı eserinde şöyle diyor: "Ey Ali, kim Şaban'ın orta gecesinde yüz rekât namaz kılar da her rekâtta Fâtiha'dan sonra on kere kul huval-lâhu ehad okursa Allah onun her dileğini yapar." Bu mealdeki hadis uydurmadır. Böyle yapan kimseye verilecek sevap hakkındaki bu sözlerin uydurma olduğunu, aklı başında herkes anlar. İbn Receb'e göre Berat Gecesi'ni kutlama geleneği Ma'dân, Mekhûl ve Lokman ibn Amir gibi Şamlı tabiîlerden kalmıştır. O zamanlar, bazı zahitler tarafından hoş görülen bu kutlama, ünlü hadis bilginlerince bid'at sayılmış ve hoş karşılanmamıştır. Çünkü Peygamber ve sahâbîleri, Kur'ân'da faziletine işaret edilen Ramazan geceleri, özellikle Kadir Gecesi dışında herhangi bir geceyi, ötekilerden üstün tutmamış, hepsini de güçleri ölçüsünde ibadetle ihya etmişlerdir. Kur'ân'da işaret edilen, hadislerde de Peygamber ve sahâbîleri tarafından daha fazla ibadetle ihya edildiği belirtilen geceler, Ramazan geceleri, Kadir Gecesi ile Zi'l-Hicce'nin ilk on gecesidir. Yani Kurban Bayramı'yla son bulan on gece. Berat Gecesi ibadeti hakkında zayıf da olsa bazı rivayetler varsa da Berat Gecesi münasebetiyle tebrikleşmeler son zamanlarda ortaya çıkmış bir bid'attir. Bırakın Peygamber zamanını, bizim çocukluk zamanlarımızda dahi böyle bir şey yoktu. 20-30 yıldan beri Türkiye'de, dozajı gitgide artan Berat tebrikleşmeleri furyası başladı. Hz. Peygamber'in yapmadığı, sonradan ortaya çıkan dinsel uygulamalara bid'at denilir. Bu tür bid'atlarda aşırılığa kaçmak, bayramların sayısını çoğaltmak, asıl bayrama gölge düşürür.Yarın: Berat Gecesi ile ilgili yazının son bölümü ve ara vermek zorunda kaldığımız "Namaz nasıl kılınır" yazımızın 5. bölümü.

Devamını Oku

Berat Gecesi kutlu olsun

9 Ekim 2003

Bugün Berat Kandili. Bu münasebetle, Namaz nasıl kılınır yazımıza 12 Ekim Pazar günü devam edeceğiz.Şaban ayının 15. gecesine Berat Gecesi denilir. Berat; suçtan, günahtan kurtulma, masumluk belgesi demektir. Hz. Peygamberin şöyle dediği rivayet edilir: 'Yüce Allah, Şaban'in orta gecesinde en yakın göğe iner; Kelb kabilesi koyunlarının tüylerinin sayısından daha çok kimseyi affeder" (İbn Mâce, Tirmizî, Ahmed ibn Hanbel: et-Tâc: 2/93).Hz. Ali'ye dayandırılan bir hadise göre de Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Şaban'ın on beşinci gecesi olunca geceyi ibadetle, gündüzü de oruçla geçiriniz. Çünkü yüce Allah, o gece güneşin batmasıyla birlikte en yakın göğe iner: 'İstiğfar eden yok mu, bağışlayayım; rızık dileyen yok mu, rızık vereyim; hasta yok mu, iyileştireyim?' Ta şafak atıncaya dek şöyle olan yok mu, böyle olan yok mu, der."Bu hadislerin rivayet zinciri sağlam olmasa da bu gece, çağlardan beri Müslümanlar arasında ayrıcalıklı gecelerden biri kabul edilmiştir. Berat ve Regaip gecelerini kutlama hakkında hiçbir sağlam delil yoktur. Gerçi Şaban'ın on beşinci gecesinin fazileti hakkında bazı zayıf hadisler mevcuttur ama o gecede özel olarak namaz kılmanın, ibadet etmenin faziletine dair hadislerin hepsi uydurmadır.Gece ibadetinin önem ve üstünlüğü: Buhârî ve Müslim'de Allah'ın, sadece Berat veya Regaip gecesinde değil, her gecenin üçte ikisi olunca en yakın göğe inip, "Yok mu mağfiret dileyen, bağışlayayım, yok mu dilekte bulunan kabul edeyim" dediği şeklinde sağlam hadis vardır ama bu belli bir geceye özel değil, her geceye özgüdür. Tabii Allah'ın en yakın göğe inmesi ifadesi, mecazi bir anlam taşır. Çünkü Allah'ın yaratıklar gibi inip çıkması söz konusu değildir. Bu söylemde, seher vakitlerinde Allah'ın kullarına daha yakın olacağı, rahmetinin daha bol geleceği, o zaman mağfiret dileyenlerin daha çok affedileceği, seher vaktinde yapılan duaların daha çok kabul edileceği anlatılmaktadır. Çünkü sükûnetin doruğa ulaştığı seher vakitlerinde, gönül huzuruyla yapılan dualar ve istiğfarlar daha etkili ve makbuldür.Hz. Peygamber'e, gece ibadetine kalkmasını emreden Müzzemmil Şuresi'nde bunun gerekçesi şöyle özetlenmiştir: "Gerçekten gece kalk(ıp ibadet et)mek daha oturaklı (huzurlu) ve (geceleyin) söz (dua) daha etkilidir" (Müzzemmil: 6).Gece ibadeti, yalnız Hz. Peygamber'in değil, bütün peygamberlerin ve salih kulların âdetidir. "Korunanlar, cennetlerde, çeşme başlarındadırlar; Rablerinin kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce güzel davranırlardı. Geceleri pek az uyurlardı. Seher vakitlerinde istiğfar eder (Allah'tan af ve bağışlama dilerler)di" (Zâriyat: 15-18), "Yanlan yataklardan uzaklaşır (gece ibadete kalkarlar), korkarak ve umarak Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar" (Secde: 75/16).* Berat Kandili ile ilgili yazıma yarın da devam edeceğim.

Devamını Oku

Nasıl namaz kılınır(4) 'Rabbin için namaz kıl'

8 Ekim 2003

Maun Suresi: "Eraeytellezî yukezzibu bi'd-dîn. Fezâlikellezî yedu'u'l-yetîm. Ve-lâ yehuddu âlâ taâmi'l-miskîn. Feveylun li'l-musallîne'llezîne hum ansalâtihim sâhûn. Elle-zîne hum yurâûne ve yemne'ûne'l-mâûn."Manası: "Ceza gününü yalanlayanı gördün mü? İşte o, öksüzü iter, kakar, yoksulu doyurmaya önayak olmaz. Vay o namaz kılanların haline ki namazlarından gaflet ederler. Onlar ki gösteriş yaparlar ve iyiliğe engel olurlar."Kevser Suresi: "İnnâ a'taynâke'l-Kevser. Fesalli lirabbike ve'nhar inne şâni'eke huve'l-ebter."Manası: "Biz sana Kevser'i verdik. Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes (yahut: elini boğazına kaldırıp tekbir al). Doğrusu, sonu kesik olan, sana kin tutandır."Kâfirun Suresi: "Kul yâ eyyuhâl-kâfirûne la a'budu mâ ta'budûne velâ entum âbidûne mâ a'bud. Velâ ene âbidun mâ abedtum velâ entum âbidûne mâ a'bud. Lekum dînukum ve liye dîn."Manası: "De ki: Ey nankörler, ben sizin yaptığınız ibâdeti yapmam. Siz de benim yaptığım ibâdeti yapmazsınız. Ben asla sizin yapmış olduğunuz ibâdeti yapıcı değilim. Siz de benim yapmakta olduğum ibâdeti yapıcı değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır."Nasr Suresi: "İzâ câ'e nasrullahi ve'l-feth. Ve raeyte'n-nâse yedhulûne fî dînillâhi eivâcen fesebbih bi-hamdi rabbike ve'stağfirh. İnnehû kâne tev-vâbâ."Manası: "Allah'ın yardımı ve fetih geldiği ve insanların topluca Allah'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman Rabbini överek teşbih et ve O'ndan bağış dile. Doğrusu O, tevbeyi kabul edendir."Leheb Suresi: "Tebbet yedâ Ebî Lehebin ve tebb. Mâ-ağnâ anhu mâluhû vemâ keseb. Seyas-lâ naran zâte-leheb. Ve'mraatuhû hammâlete'l-ha-tabi fîcîdihâ hablun min-mesed."Manası: "Ebû Leheb'in elleri kurusun, kurudu da. Malı ve kazandığı, ona bir yarar sağlamadı. Alevli ateşe yaşlanacaktır. Karısı da odun hamalı olarak o ateşe girecektir. Gerdanında da liften bir ip taşıyacaktır."İhlâs Suresi: "Kul huvallahu ehad. Allahu's-samed. Lem-yelid ve lem-yûled ve lem-yekun le-hû kuvufen ehad."Manası: "De ki: Allah birdir, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğurmamış, doğurulmamıştır. O'na hiçbir şey denk değildir."Felak Suresi: "Kul eûzu birabbi'l-felak, Min şerri mâ halak, Ve min şerri ğâsikin izâ vakab. Ve min şerri'n-neffâsâti fî'l-ukad ve min şerri hâsidin izâ hased."Manası: "De ki: Sığınırım ben, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe; Yarattığı şeylerin şerrinden, Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, Düğümlere üfleyip tüküren büyücü kadınların şerrinden, Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden."Nâs Suresi: "Kul eûzu birabbi'n-nâsi meliki'n-nâsi ilâhi'n-nâsi min-şerri'l-vesvâsi'l-hannâs ellezî yuvesvisu fî sudûri'n-nâsi mine'l-cinneti ve'n-nâs."Manası: "De ki: insanların göğüslerinde (kötü şeyler) fısıldayan insan ve cin şeytanlarının şerrinden, insanların Rabbine, insanların padişahına, insanların tanrısına sığınırım."Yarın: Namazdan sonra okunacak dualar

Devamını Oku