Gerçek bir Kur'an şairi

Hurufilere göre Hz. Peygamber'in adı olan Muhammed'i oluşturan harfler, Arapçada okunduğu gibi yazılırsa toplamı 14 eder ve bu da Allah adı harflerinin sayısı olan 14'e denk düşer

Haberin Devamı

Hurufilere göre Hz. Peygamber'in adı olan Muhammed'i oluşturan harfler, Arapçada okunduğu gibi yazılırsa toplamı 14 eder ve bu da Allah adı harflerinin sayısı olan 14'e denk düşer. Bu ikisi toplandığında harf sayısı 28 olur. Bu, Arap alfabesindeki harf sayısını verir. Bu sayıya Eşhedü'deki 4 harf eklenirse Fars alfabesindeki 32 harfe ulaşılmış olur (s. 106), Çelakıl'ın düşünce yapısına ne kadar paralel değil mi? Bu düşünce islâm edebiyatını da etkilemiş, her harf bir varlığa işaret sayılmış.

Ünver, kitabının birinci bölümünde, Hurufiler hakkındaki değerlendirmelerini, bizzat onların kitaplarını okumaktan çok, onlar üzerine yazılmış tarafsız, taraflı birçok yazara dayandırmıştır ki biz bu yöntemi sağlıklı bulmuyoruz. Kendisine, bir kişi veya cemaat hakkında hüküm verirken işin kaynağına, o insanların kendi eserlerine, mesela Fazlullah'ın bizzat kitaplarına dayanmasını, böyle yaptığı takdirde sağlam verilere ulaşabileceğini öğütleriz. Zaten yazar da, "Bir kimse hakkında en doğru yargının, kendi eserlerinden çıkarılan bilgilere dayalı yargı olduğunu" kabul etmektedir (s. 129).

Eserin ikinci ve üçüncü bölümlerinde gerçekten Mustafa Ünver, şair Nesîmî'nin kişiliği, görüşleri, şiir kabiliyeti hakkında çok değerli bilgiler vermekte, onun şiirlerine dayandırdığı görüşlerinde tarafsız araştırmacı vasfını ortaya koymakta, Nesîmî'nin Hurufiliği bir yana, Kur'ân'ı çok iyi bilen ve Kur'an terimlerini ustalıkla şiirlerinde kullanan gerçek bir Kur'an şairi olduğunu ortaya koymaktadır.

Ustalıkla kullanmış
Asıl adı Seyyid Ömer İmâdüddin olan Nesîmî'nin Türkmen olduğu, önce Şeyh Şiblî'ye mürit iken Fazlullah Esterâbâdî ile tanışıp onun hem damadı hem de halifesi olduğu, Fazl'ın Hurufi görüşlerini kendi şiirsel üslubuna dökerek Anadolu şehirlerine yaydığı anlatılmıştır.

Vahdet-i Vücut felsefesini benimsemiş olan Nesîmî, insanda Allah'ı görme, özellikle şeyhi Fazl'ı; Hak, Allah olarak telakki etme gibi aşırı düşünceleri yüzünden dinden çıkmış bir zındık olduğu yargısıyla 821/1418'de Halep'te derisi yüzülerek öldürülmüştür.

Nesîmî'yi İslâm dışına çıkmış bir kişi olarak değerlendirmek çok yanlış olur. Çünkü o, Kur'an terimlerini şiirlerinde ustalıkla kullanmış bir şairdir. Ünver onu, "Kur'an ahlâkını savunmuş, düşüncelerini Islâmî terimlerle ifade etmiş, vahdet-i vücut felsefesine inanmış bir düşünür ve şairdir" (s. 147) şeklinde değerlendirmektedir.

Öldürülmesinde siyasi olayların, Halep'teki Memlûk hükümdarları aleyhindeki Anadolu beylerini tutmasının etkili olduğu anlaşılmaktadır. Fakat böyle gaddarca öldürülmesi, onu Hallâc-ı Mansur gibi ölümsüzlük ününe yükseltmiştir. Başarılı incelemesinden dolayı yazarını kutladığımız bu eseri okurlarımıza tavsiye ederiz. Bu eser hakkında bilgi almak için (0312) 310 08 06 nolu telefonu arayabilirsiniz.

DİĞER YENİ YAZILAR