Taberî'den aktardığımız bu rivayet, İsrâ gecesine ait rivayetler arasındadır. Burada peygamberlerin toplanıp böyle kıyameti görüşmeleri, kimsenin bilmediği bu sorunun çözümünü İsa'ya havale etmeleri, ruhani âlemlere insan düzeyinde olacak şeylerin karıştırılmasından başka bir şey değildir. Kaldı ki Miraç olayının bir rüyadan ibaret olduğunu söyleyenler de vardır. Hatta Buhari'deki rivayete göre bu rüya, henüz peygamberlik gelmezden önce Hz. Muhammed, Kabe yanında uyurken gördüğü bir rüyadır. Bir rüya üzerine inanç kurulamaz.
Zaten İsa'nın ineceğini, Ye'cûc ve Me'cûc'ün çıkacağını anlatan bu hadisler, genellikle ya Ebû Hüreyre'ye veya bir iki şahsa dayanır. Kendi aralarında çelişkili oldukları gibi bizzat metnin kendisi de çelişkilidir. Mesela söz Deccal üzerinde dönüyor, taş, ağaç dillenip, "Ey Müslüman, şu kâfiri öldür" diyor. Sonra İsa, "Allah onları helak eder" diyor. Onlar kimdir? Söz konusu olan Deccal idi. Deccal neden çoğul oldu? Milyonlarca yıl sonra olacak olaylar gaybdır. Allah'tan başka, göklerde ve yerde bulunanların hiçbiri gaybı bilmez.
Kur'an'ın hükmü
Biz, hadislerde çelişkili biçimlerde anlatılan Deccal Mesih sorununun, Araplar arasında yaşayan Yahudi, Hıristiyan inancından sızma olduğu kanısındayız. Çünkü Peygamber'in, kendi zamanındaki bir şahsın, Deccal Mesih olup olmadığında tereddüt etmesi, onun da muğayyebâta ait olan bu konuyu bilmediğini gösterir. Zaten gay-ba ilişkin konuları Peygamber'in bilmediği, Kur'ân'ın kesin hükmüdür: "De ki: Ben size, Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Ben gaybı da bilmem", "Hiçbir nefs, yarın ne yapacağını bilmez." Son ayet, geneldir.
Hiçbir nefs denince Peygamber'in nefsi de buna dahildir. Ayşe'nin, "Kim Muhammed yarını
bilir derse yalan söylemiş olur" dediği Buhârî'de vardır. Ancak Allah dilerse Peygamberini, bazı gayb bilgilerine muttali kılar ki bu konuda söyledikleri de vahiydir. Eğer bu konuda vahiy olsaydı, Kur'ân'da olurdu.
Kabul etmeyenler var
Elbette Peygamberin, ilham ile söyledikleri bazı gayb bilgileri de vardır ama bunlar, genelde kendi hayatıyla ilgili şeyler hakkındadır. Kişi haberleri üzerine inanç kurulamaz. Çünkü inanç sağlam delil ister. Peygamber, henüz çocuk olan bir insanı, nasıl Deccal diye ashabına hedef gösterir. Sonra çocuk, Pey-gamber'e inmiş olan sureyi söyleyecekken Peygamber'in onu susturmasının anlamı nedir? Bu tür şeyler, Peygamber'in nezaketine yakışmaz.
Genellikle ehli sünnetçe benimsenmiş olan Deccal inancı, bazı İslâm mezheplerince reddedilmiştir. Hâriciler, Cehmiler ve Mu'tezile'nin bir bölümü Deccal'i kabul etmezler. Bizim söylediğimiz şeyler, herhangi bir mezhebin tesirinde kaldığımız anlamına gelmez. Biz, İslâm'ı aslında zayıf düşüren katma rivayetlerden ayıklamak ve gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla araştırmalarımızın sonucundaki kanımızı sunduk. Hata ettiysek Allah'tan af dileriz. O halimdir, gafurdur.
İnanç, sağlam delil gerektirir
Taberî'den aktardığımız bu rivayet, İsrâ gecesine ait rivayetler arasındadır. Burada peygamberlerin toplanıp böyle kıyameti görüşmeleri, kimsenin bilmediği bu sorunun çözümünü İsa'ya havale etmeleri, ruhani âlemlere insan düzeyinde olacak şeylerin karıştırılmasından başka bir şey değildir
Haberin Devamı

