İsyan edelim!

20 Ekim 2003

Bizim trafik canavarı engel tanımıyor. Önüne çelik duvar da koysanız yıkıyor, öbür yola geçiyor ve kurbanlarını alıyor..Pazar günü TEM otoyolunun Silivri bölgesinde bariyeri yıkan bir TIR, altına aldığı minibüsün 17 yolcusunu öldürdü.Tatil günüydü; o canavar, çocuklarımızla beraber herhangi birimizin yoluna çıkabilirdi.ABD'nın tüm Irak savaşı boyunca verdiği zayiatın fazlası, bizim yollarımızda bir haftada gerçekleşiyor. On yılda PKK terörüne verdiğimiz kurbanların bir katından daha fazla insan kaybettik yollarda: 67 bin 500 kişi.."Savaşa hayır" mitingi var ama buna itiraz eden yok. Sivil toplum örgütleri, yaşam hakkını mı savunmuyor, yoksa politika mı yapıyor?Bu faciayı yaratan şoför en çok 10 yıl hapis yiyecek, 4 yıl yatıp çıkacak ve kıdemli bir canavar olarak tekrar aramıza karışacak.Çare denince akla hemen "eğitim" geliyor. Bu uzun vadeli bir yatırımdır, ihmal etmeyelim ama acil tedbirleri de alalım.Batı'nın tecrübeleri hazır reçetedir:1. Yargı bağışlayıcı olmayacak. Ağır ihlâl yapan sürücünün ehliyetini almak için o sürücünün adam öldürmesi beklenmeyecek..2. Trafik denetimi rüşvetten arındırılıp etkin hale getirilecek. Polis devleti sadece trafikte lâzım..3. Ölümlü kazalarda en çok 7 milyar lira tazminata hükmediliyor. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı..4. Sigorta düzeni, kaza yapan, içkili araç kullanan, hız sınırını aşan sürücüleri bizde caydırmıyor. Batı'da böyle sürücüler, iki-üç kat yüksek sigorta ücreti ödüyor. Herkes o yüzden dikkatli oluyor, otobüs ve nakliye şirketleri sigorta ücretinin yükselmesine sebebiyet veren sürücüleri işten kovuyor.Yollarda savaş zayiatı veriyoruz. Bu kadere isyan edelim. Meclisi bu yıkımı önleyecek çareler üretmeye mecbur edelim.Pisi pisine ölmeyelim!Sezer'e bir öneriCumhuriyet Bayramı resepsiyonu için Köşk'ün aldığı "türban tedbiri" bana yapıcı bir yaratıcılıktan uzak geldi.Meselâ eşlerinin türban kullanmadığı bilinen bazı AKP milletvekilleri "eşli" davet edildi.Bilinmeyenlerin tümü, türban taktiği varsayılarak "tek başlarına" çağrıldı.Oysa onların arasında (İstanbul Milletvekili Egemen Bağış gibi) eşleri türban takmayan AKP'liler de var.Cumhurbaşkanlığı, hiç değilse bundan sonra, tedbir ayrımını parti, hatta kişi düzeyinde değil, kural ve ilke temelinde uygulamalıdır.Bütün davetliler eşli olarak çağrılabilir ve davetiyenin altına küçük bir not konulabilir:"Resepsiyonda TBMM Genel Kurulu kıyafet kuralları geçerlidir."Hak, adalet ve eşitlik değerlerine bağlılığı ile saygı ve sevgi kazanmış bir Cumhurbaşkanı'na böylesi daha yakışmaz mı?Bu yaklaşım, milletvekili eşi olmanın yüklediği temsil görevini yerine getirmek isteyenler üstünde, değişim ve uyum arayışı yaratmaz mı? En azından ayırıma uğrayanlar, bu mağduriyeti kendi seçimleri nedeniyle yarattıklarını bilirlerse daha iyi olmaz mı?

Devamını Oku

Şanslı adam!

19 Ekim 2003

Kaderi şans olarak algılayan kültürümüz Irak'la bağlantılı olumsuz gelişmeleri düğün-bayram sebebi sayıyor.Merkezine de Tayyip Erdoğan'ı koyuyor.Erdoğan İstanbul'a belediye başkanı seçilmeden önce şehir kuraklıktan kavruluyordu.O geldikten sonra yağmurlar durmadı, İstanbul'u seller götürdü."Tayyip şanslı adam; hapse girmesine sebep olan felâket bile hayra dönüştü, onu başbakan koltuğuna yükselten rüzgârı yarattı" dediler.Abdullah Gül'ün başbakanlığında Irak'a asker tezkeresi meclisten geri dönünce Amerika'nın Türkiye'yi defterden sileceği korkusu ve IMF desteğinin biteceği endişesi aylar boyu uykularımızı kaçırdı.Sonra Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığında tezkere geçti. Amerikan dostluğu kurtuldu, 8.5 milyar dolarlık kredi garantiye bağlandı.Bunların bedeli olan Irak'a asker gönderme mecburiyetimiz de, bizim dışımızdaki nedenlerle galiba ortadan kalkıyor.Değişen havalarŞimdi diyorlar ki: "Aman aman Allah Tayyip'in şansını bozmasın. Başbakan kaldıkça onun şansı ülkenin şansı olacaktır."Gerçekten de gelişmeler "para gelsin ama asker gitmesin" mantığı ile hareket edenleri mutlu edecek yöndedir. Ve Türkiye'de büyük bir çoğunluk meselelere böyle bakmaktadır.Meclisin asker gönderme iznini vermesinden sonra Irak'taki muhalefetin diş göstermesi ve ardından Güvenlik Konseyi karan ile BM'nin Irak'ta devreye girmesi yolunun açılması Washington'da havayı değiştirdi.Türkiye'den asker istememe eğilimi Amerikan yönetiminde de ağırlık kazanmaya başladı.Ve düne kadar "Irak denkleminin dışında kalamayız" diyen Erdoğan birden rüzgâr gülü gibi donuverdi.Şanssızlık zinciriBaşbakan'ın Mayorka'da yaptığı açıklama, kişiliksiz dış politikanın, tehlikeler taşıyan bir yansımasıdır. Şu sözlere bakar mısınız:"Stratejik müttefikimiz ABD istedi diye bu tezkere çıktı. Karar onların. Arzu edilmezse gitmeyiz. Bizim bu konuda olmazsa olmaz gayretimiz ve kararımız yoktur."Nerede birinci tezkerenin reddinden sonraki demokrasi cakası ve ikinci tezkerenin kabulü sırasında kaderini ulusal çıkarları ile dokuyan büyük devlet gösterisi, nerede "Karar onların. Arzu edilmezse gitmeyiz" teslimiyeti?Kimse son gelişmeleri "Tayyip şansı"nın armağanı saymamalıdır. Türkiye'ye "asker göndermeyin" denmesi, korkarız şanssızlıklar zincirinin ilk halkası olacaktır.Böyle bir kararın anlamı, Kuzey Irak'taki iki Kürt aşiretinin dostluğunu Amerika'nın Türkiye'ye tercih etmesidir. Türkiye'nin Irak sürecinden tasfiye edilmesi, PKK terör örgütünün de ABD gündeminden çıkması demektir.Dış politika "Tayyip'in şansı"na emanet edilemez.Düştüğü yerden bir avuç toprakla kalkmak, dış politika yönetmek değil, olsa olsa vaziyeti idare etmektir!

Devamını Oku

Vur abalıya olmaz!

18 Ekim 2003

Türkiye demokrasi liginin en sorunlu ülkesi.. İhtiras ve cehaletin el ele ürettiği sorunlar boyumuzu aştı.Yoksulluk, yolsuzluk, gelir bölüşümü adaletsizliği, vergi adaletsizliği bizde.. Üretim gücüne göre en borçlu ülke biziz..Tınaz Titiz, Özal'ın parlak bakanlarından biriydi. Kazanmadığımız paraları harcadığımız günlerde şöyle bir uyan yapmıştı:"Türk insanı bir sürü çok bilmiş görünüşlü cahilin telkiniyle, bir şey üretmeden daha çok refahın mümkün olabileceğini sanıyor.."Bütün kötülükler bu yanılgıdan türedi. Peki daha ne kadar sürecek?"Parayla oynayarak refah sağlanamayacağı refahın tek parametresinin üretim ve akıl olduğu gerçeği anlaşılana kadar.."Üretim kaynak ister. Oysa hükümetler yıllardan beri vergi mükellefi olarak yakaladığı vatandaşların kanını eme eme onları mecalsiz bıraktı, bir çok Türk müteşebbisi yurt dışına kaçırdı.Kayıt dışından semirenlerin üstüne gidip vergi tabanını genişletemediği için ücretlilerin vergilerini artırdı, adaletsizlik olduğunu bile bile tüketim vergilerini yükseltti.Bu kafayla üretim artmaz, işsiz yığınlara fırsat ve ümit verilemez.Hangi yatırımcı, dünyanın en pahalı elektriğini kullanacağını, bu maliyetle rekabet edemeyeceğini bile bile Türkiye'ye fabrika kurar?AKP hükümeti vergi konusunda zalim davranmayı cesaret göstermek sanıyor.Evet, borçlarımızı ödeyelim ama bunu üretim artışına zarar vermeden, hatta üretimi teşvik ederek yapmanın yolunu bulalım.IMF reçetesi ile sağlanan iyileşme aksi halde ömürlü olmayacaktır.Doğru çözüm yolsuzlukları önlemek ve ikinci bir Türkiye büyüklüğündeki kayıt dışı ekonomiyi kayıt içine almaktır.Unutmayalım: "Umut fakirin ekmeğidir.." O da tükenirse demokrasiden başka yiyecek bir şey kalmaz!Bahane kalmadıİmar rezaleti yüzünden Türkiye, belki de cumhuriyet tarihinin en kitlesel zulmünü yaşadı, yaşıyor.Uzaktan bakanlar "Yüksek faiz uğruna şöhretini bile bile paralarını Uzanlar'a yatırmışlar, cezalarını çeksinler" diyebiliyor.Ayıp.. 360 bin İmar mudisinin 260 bini, 15 milyar liranın altında hesabı olanlardır.Devletin denetlediği ve garanti ettiği sistemde bu insanlar emekli ikramiyelerini, bir avuç paralarını götürüp yatırmış.Çoğu çocuk okutuyor. 500-600 milyon liralık emekli aylığına destek ararken en yüksek faizi vaad eden bankaya gitmelerini kim ne hakla suç sayabilir?Uzanlar'ın BDDK ve SPK'nın gözü önünde işlediği suçların faturası nasıl mağdur insanlara çıkarılabilir?Hükümet yetkilileri "Ödeme planı için fotoğrafın ortaya çıkmasını bekliyoruz" demişlerdi.BDDK bu fotoğrafı çekmiş ve hükümetin önüne koymuştur nihayet.İktidarın ödeme planını açıklamak ve yüzbinlerce ailenin acısına son vermek için artık hiç bir bahanesi kalmamıştır.

Devamını Oku

Ayıp ve yazık

17 Ekim 2003

Cumhuriyet seksen yaşına geldi. Onu demokrasi ile taçlandırmaktan onurluyuz.Ama türban tartışmalarını aşamamış olmanın ayıbını daha kaç yıllar taşıyacağız?Cumhuriyeti sahiplenmiş ruhlar, birleşmelerini önleyen simgelere daha ne kadar rehin kalacaklar?Türban inadına yeni bir oldubitti fırsatı tanımamak için Cumhurbaşkanlığı tedbir almış..29 Ekim'de Çankaya'da verilecek resepsiyona bir grup eşleriyle çağrılmış.. Eşleri türbanlı olanlar, yani AKP'liler yalnız başlarına..Bu tedbiri alanlara da, hedefi olanlara da yazık oluyor.Türkiye'nin seksen yıllık cumhuriyet birikimi ve İslâm ile demokrasinin uyumunu kanıtlama yolundaki iddiası, toplumsal barışın önündeki bu yapay engeli ortadan kaldırmayı başarmalıdır artık.Zamana uymakKadınlar, kendilerini çarşaftan çıkararak erkeklerle eşit şartlarda hayata kazandıran cumhuriyete minnettarlıklarını göstermelidir.Bunun dinle, imanla ilgisi yok. Kadının kimliği ile, onuru ile ilgisi var."Kur'an yalnız alçak gönüllükten bahseder. Türban takmanın dinin gereği olup olmadığı bir yorum meselesidir" diyen, AKP hükümetinin Diyanet'ten Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın'dır."Sarıktan, cüppeden kurtulmak, modern Müslüman tipi üretmek gerek. Dindarlığımızı, içinde yaşadığımız ortama uydurmak lâzım" diyen bu hükümetin tayin erliği Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu'dur.Dünya değişiyorİranlı kadınlar Türkiye'ye geldiklerinde mayo giyip denize giriyorlar. Suudi Arabistan'ın Cidde kenti Belediye Başkanı Muallimi'nin eşi İstanbul'da çarşafı çıkarıp başını açtı.Bunlar dinden mi çıktılar?Cumhuriyetin en yüksek onur mevkilerine gelmiş siyasetçilerin eşleri, bir yandan göz alıcı makyaj yapıp bir yandan başlarını sımsıkı örterken dinin emrini mi yerine getiriyorlar?İran ve Pakistan'da şeriat baskısına rağmen kadınlar, saçlarının bir kısmını açıkta bırakan örtüler kullanıyorlar. Bizdekiler onları da mı görmüyor?Eskiden "günahtır" diye erkek eli sıkmazlardı. Devlet adabının şartlarına uymak adına bu yasağı aştılar. Bu yüzden dindarlıklarına bir zarar gelmediğine göre türbanı aşmanın engeli nedir?AKP'li önderler bu konuda eşlerine cesaret vermelidirler..

Devamını Oku

AB ile oynamayın

16 Ekim 2003

"Askerlerin eğitim politikalarına bile yön vermeye çalışmasını şaşırtıcı buluyorum.."Avrupa Komisyonu Ankara Temsilcisi Hans Jörg Kreschmer'in NTV'ye yaptığı bu değerlendirmenin önemi de şuradan geliyor:Türkiye'nin AB ilerleme raporu kasım başında açıklanacak. Kreschmer'in gözlemleri de önemli ağırlık taşıyacak.Raporda şu tür bir yargının yer almasına şimdiden kendimizi hazırlayalım:"Uyum paketine rağmen ordunun sivil alanlara müdahalesi devam ediyor!"Geldiğimiz kritik eşikte bütün kurumların artık daha dikkatli olması gerekiyor.1. İktidar, askerin haklı olarak karşı çıkacağını ve kendisinin de ısrar edemeyeceğini bildiği konularda şov yapmasın.. İmam hatiplerle ilgili tasarı şovdur!2. Asker de yanlış bulduğu adımlar konusundaki uyarılarını uluorta yapmasın..İktidarın imam hatiplere üniversite yolunu açma girişimi, tabanına yönelik bir oyundu. AKP tabanı, üniversitelerden ve sivil muhalefetten gelen baskılara iktidarın boyun eğmesini kabul edemezdi. Etmedi de..Genelkurmay ikinci Başkanı Orgeneral Başbuğ'un çıkışı, bu nedenle gerginlik istemeyen iktidar için kurtarıcı olmuştur.İktidar, kendi seçmeninin de mazur göreceği "asker itirazı" na muhatap olmasaydı, hiç istemediği bir çatışmanın ortasında kalacaktı.İmam hatip tasarısı dün mecliste, YÖK'le ilgili tasarıyı beklemek üzere alt komisyona gönderildi, tehlike atlatıldı ve en çok da iktidar rahatladı.Ama Türkiye bu manevranın faturasını, AB yoluna kendi eliyle taş koymanın sonuçlarına katlanarak ödeyecektir şimdi.Kimse böyle bir hakkı kendinde görmemeli.AB üzerine kumar oynamanın artık hiç bir meşru nedeni olamaz!Doğu çöplük mü?Dünkü VATAN'ın manşetine çıkan o fotoğrafa çoğumuz, Cezaevi Müdürü'nün şahsında devletin boynuna ip takılması diye baktı ve içi cızladı.Benim ilk tepkim ise "Bu müdür şimdi nerede?" diye sormak oldu.Siirt Cezaevi'ne tayin edilmiş! Tam da korktuğum olmuş.. Doğu ve Güneydoğu sürgün yeri mi? Oralar bürokrasinin çöplüğü mü? Uşak Cezaevi'nde isyan eden mahkûmların boynuna ip geçirdikleri bir müdür Siirt'te nasıl otorite kurar? Uğradığı psikolojik travmanın etkileri altında, kendisinden beklenen hizmeti nasıl verebilir?Tayin, başarısızlığın veya yolsuzluğun cezası olamaz. Yazık ki Türk bürokrasisinde gelenek oldu. En ağır ceza da Doğu'ya sürülmek!Bu memura değil, gönderildiği yerin halkına ceza vermek oluyor.Öncelikle yargı ve infaz kurumlarından başlayarak bütün bürokrasiden süpürülüp atılmalıdır bu uygulama.Çünkü bölücülüğe teşvik ve tahrikin en ağır suçunu, bu sevgisiz, adaletsiz ve ilkel alışkanlığı devlet politikası olarak sürdürenler işliyor.

Devamını Oku

Türk olmak çok pahalı

15 Ekim 2003

Ülke vergi kaçakçılarının egemenliği altında. Siyasetçiler de onlara yataklık ediyor.Yıllardır enflasyondan, yolsuzluklardan, haksızlıktan, işsizlikten niçin kurtulamıyoruz? Şimdiye kadar resmin hep yarısını gördük.'Terörle mücadelenin faturası" dedik.. "Oy avcılığı için toprağa gömülen paralar" dedik.. "Sahipleri tarafından soyulan bankaların ceremesi" dedik..Bunlar doğru ama daha büyük kara deliği hep ihmal ettik. Yeni iktidarlar kayıt dışı ekonominin, israf ve soygunlarla yitirilen paralardan misliyle fazlasını devlete kaybettirdiğini işe başlarken gördükleri halde sonra düzene uydular.Kara ekonomiyle savaşmak yerine onun koruyucusu haline geldiler. Oysa vatandaşlara giderlerini gelirlerinden mahsup etme şansı tanınsa herkes belge alacak, belgesiz kimse satış yapamayacaktır.AKP iktidarı da aynı sakat yolda ilerliyor. Başarıyı, devletin vergi mükellefi olarak ele geçirdiği kitlelere daha acımasız davranarak arıyor.Zam yaparken, vergi koyarken cesur davranması, sınırlı bir basan getirse bile onu adaletsizliğin doğuracağı fenalıklardan koruyamayacaktır.Alman'ın yüzde 16, İtalyan'ın yüzde 20, Belçikalı'nın yüzde 22 vergi ödeyerek satın aldığı otomobile bir Türk niçin yüzde 55 vergi ödeyerek sahip oluyor?Türk olmak neden bu kadar zor ve pahalı? Bu tecavüz daha ne kadar sürecek?İktidar, "Avanakları Kandırma Partisi" olarak okunan AKP amblemini ne zaman Adalet ve Kalkınma Partisi yapacak?Üniforma şart olmamalıBaşbakan Erdoğan, imam-hatip tasarısının yarattığı kriz tehdidini şimdilik ortadan kaldırdı.Bu gelişme, Üniversitelerarası Kurul Başkanı Prof. Alkış ve beraberindeki rektörlerin dün Başbakan'la yaptıkları görüşmede sağlandı.İmam hatip sorununu YÖK yasa taslağı içinde çözmeyi iktidar böylece kabul etmiş oluyor.Başbakan'in tavn, çözümleri çatışmalarda değil, demokratik uzlaşma zeminlerinde aradıkları konusundaki söylemlerine uygundur.Uygunsuzluk şurada:Üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin ve medyanın uyarılan haftalardır iktidarın inadını kırmaya yetmiyordu.Genelkurmay İkinci Başkanı Başbuğ'un iki gün önce ettiği iki cümle, iktidarı ikna etmeye yetti.Bu farkı, Başbakan'ı mahcup etmek için ortaya koymuyoruz.Silâhsız Kuvvetler'e de aynı önemi vermelerinin, kendilerini de, demokrasimizi de koruyacağını anlatmak için vurguluyoruz.Doğruların kabul görmesi, mutlaka üniforma giymesine bağlı olmamalı!İsmail Cem'den cevap geldiDünkü yazıma eski Dışişleri Bakanı Cem'den cevap geldi. Cem, Irak'a asker gönderilmesine baştan beri karşı çıktığını, Bağdat Büyükelçiliğimize yönelik saldırının, itirazına temel teşkil eden kaygıları doğruladığını yazıyor. Geniş özetini gazetemizin 16'ncı sayfasında okuyabilirsiniz.

Devamını Oku

Dönüşü yok

14 Ekim 2003

Bağdat'taki büyükelçiliğimize yönelik terörist saldırı Türkiye'de boyundan büyük gürültü kopardı.Televizyonlarda yaratılan korku ortamında Türkiye'nin Irak'a asker göndermekten vazgeçmesi için çağrılar bile yapıldı.Eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Irak'ta oluşacak Türk askeri varlığının terör örgütlerine hareket alanlarını genişletme imkânı hazırlayacağını, hatta bu örgütlerin terörü Türkiye'ye sıçratacaklarını söyledi.Terörün amacı, korkutulan halk yığınları eliyle siyaset üreten karar merkezleri üzerinde baskı yaratmaktır.Dünkü saldırının doğurduğu endişe, asker gönderme karan alırken hükümetin toplumda gereken psikolojik alt yapıyı hazırlamakta yetersiz kaldığını göstermiştir.Bir intihar saldırısı ardından İsmail Cem'e bile "vazgeçelim" dedirtecek büyüklükte bir korku, terörle savaşmak için ne büyük özveriler gerektiğini bilen bir devlete ve ulusa yakışmaz.Hükümet, talip olduğumuz misyonu ve riskleri halka açıkça anlatmaktan çekinmemelidir.Türkiye askerini orada bir ganimet var, biz de payımızı alalım diye göndermiyor. Düzen bir an önce kurulmazsa bu ülke bölünür; bölünmesin diye gönderiyor.Irak'ın menfaatleri ile Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve güvenlik çıkarları birleşiyor.Tarihin ve geleceğin verdiği rolü reddetme seçeneğimiz bulunmadığını, akıl gözü ile bakan herkes görmektedir.Dünkü saldın vazgeçmenin değil, bu misyonu daha iyi anlayarak sahiplenmenin sebebi olmalıdır.Bir intihar saldırısı yüzünden vazgeçmek, intihar bombacıları ile Türkiye'ye istedikleri her şeyi yaptırma ilhamını dış güçlere vermek demektir.Bunu kimse aklından bile geçirmemeli.Fotoğraf değil ruh!Maliye Bakanı dün İmarzedelerin paralarını ödemek konusunda "Önce fotoğraf çıksın" dedi.Tuzu kurulara yakışacak bir cevap bu. Hükümete, devlet garantisini kendi onur borcu sayan bir ahlâk ve günahsız, mağdur insanların ruhunu paylaşan bir vicdan yakışır.Onlara "acaba ödenmeyecek mi?" korkusu yaşatmak, seçilmiş bir hükümetin göze almaması gereken bir merhametsizliktir.İmar'daki 380 bin mudinin 261 bini, 15 milyar liranın altında parası olan orta ve düşük gelirli ailelerdir.Bakan ne fotoğrafı bekliyor? Bundan daha net fotoğraf olur mu?

Devamını Oku

Gerginlik uyarısı

13 Ekim 2003

Önümüzdeki iki haftanın siyaset gündemine imam-hatip tartışması damgasını vuracak.İktidar gözünü karartmış görünüyor.Üniversitelere giriş sistemini değiştirerek imam hatip lisesi mezunlarının önünü açmak isteyen hükümet, ÖSS'nin sınav takvimi belirlenmeden tasarıyı geçirmek amacında.TÜSİAD, din görevlisi ihtiyacını karşılayacak sayıda imam hatip lisesi bırakılmasını, kalanların normal liseye çevrilmesini önerdi.Bu talep AKP'nin taahhütlerine ve Başbakan Erdoğan'ın "düş"lerine uymuyor. Çünkü iktidar bu okullan, din ağırlıklı eğitim verdiği öğrencilerini üniversiteye de hazırlayan "alternatif liseler" olarak yaygınlaştırmak istiyor.Tartışmaya dün Genelkurmay da dahil oldu.Irak brifingi sırasında bir soru üzerine Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Başbuğ, girişimin Anayasa ile uyumu konusunda ciddi endişeler taşıdıklarını açıkladı.Diyanetin yıllık kadro ihtiyacı 5500 din görevlisi iken imam hatiplerin her yıl 25 bin mezun verdiğini hatırlatan Orgeneral Başbuğ bu tabloya rağmen 25 binin niçin artırılmak istendiğini anlamakta zorluk çektiklerini belirtti ve iktidara üstü kapalı bir uyarıda bulundu:Israr toplumda gerginlik yaratacaktır.Askerlere göre Irak, Kıbrıs gibi ulusal güvenliği, AB ile ortaklık görüşmelerinin başlaması gibi geleceği ilgilendiren hayati konularla dolu bir süreçte ülke gerginliğe sokulmamalıdır.Uyanlar işe yarar mı? Hava ümit vermiyor.Temenni etmeyiz ama hayati sorunlarla dolu süreci iktidar, vazgeçmenin sebebi değil, oldu-bittiyi gerçekleştirmenin fırsatı olarak kullanmak isteyebilir.Haydi Derviş!Kabına sığamayan, ama toplumun ve fırsatların sunduğu daha yüksek sorumluluk mevkilerini de şimdiye kadar kabul etmeyen Kemal Derviş acaba İstanbul Belediye Başkanlığı koltuğuna aday olur mu?Keşke olabilse..Siyasi konjonktür Mart ayında yapılacak yerel seçimlerde iktidar partisi AKP'nin oylarını arttıracağını gösteriyor. Böyle bir durumda bile CHP küçülmemek mecburiyetinde.Ama bunu nasıl başaracak?CHP şimdiye kadar mecliste temsil edilme imkânı bulamayan partilerin seçmenlerini sahiplenen bir yaratıcılığı gösteremedi.Fakat eksiğini bundan sonra görebilir ve büyük kentlerde Kemal Derviş gibi CHP dışındaki seçmenlere de güven veren adaylarla şansını arttırabilir.Derviş CHP'nin duruşundan da, yönetiminden de hoşnut değil. VATAN'a CHP'de değişim gereğini açıkladığı demeci, partide yeni bir tasfiye döneminin sarsıntılarını yaşatabilir.Ama bu çıkışının ardından İstanbul Belediye Başkanlığı için aday olursa, seçimde iddiası olmayan partilerin seçmenlerine büyük bir şemsiye açabilir.Evet, iktidar partisinden olmayan birini seçmek, kent için riski büyük bir fedakârlıktır.Fakat uluslararası ilişkileri olan, çağdaş niteliklere sahip Derviş'i böyle bir riske katlanmaya değer bulacak yığınların büyüklüğünü kimse tahmin edemez.Bu projenin şansını denemekte başta CHP, herkes için yarar vardır.

Devamını Oku