İsyan edelim!

Bizim trafik canavarı engel tanımıyor. Önüne çelik duvar da koysanız yıkıyor, öbür yola geçiyor ve kurbanlarını alıyor..

Haberin Devamı

Bizim trafik canavarı engel tanımıyor. Önüne çelik duvar da koysanız yıkıyor, öbür yola geçiyor ve kurbanlarını alıyor..

Pazar günü TEM otoyolunun Silivri bölgesinde bariyeri yıkan bir TIR, altına aldığı minibüsün 17 yolcusunu öldürdü.

Tatil günüydü; o canavar, çocuklarımızla beraber herhangi birimizin yoluna çıkabilirdi.

ABD'nın tüm Irak savaşı boyunca verdiği zayiatın fazlası, bizim yollarımızda bir haftada gerçekleşiyor. On yılda PKK terörüne verdiğimiz kurbanların bir katından daha fazla insan kaybettik yollarda: 67 bin 500 kişi..

"Savaşa hayır" mitingi var ama buna itiraz eden yok. Sivil toplum örgütleri, yaşam hakkını mı savunmuyor, yoksa politika mı yapıyor?

Bu faciayı yaratan şoför en çok 10 yıl hapis yiyecek, 4 yıl yatıp çıkacak ve kıdemli bir canavar olarak tekrar aramıza karışacak.

Çare denince akla hemen "eğitim" geliyor. Bu uzun vadeli bir yatırımdır, ihmal etmeyelim ama acil tedbirleri de alalım.

Batı'nın tecrübeleri hazır reçetedir:

1. Yargı bağışlayıcı olmayacak. Ağır ihlâl yapan sürücünün ehliyetini almak için o sürücünün adam öldürmesi beklenmeyecek..

2. Trafik denetimi rüşvetten arındırılıp etkin hale getirilecek. Polis devleti sadece trafikte lâzım..

3. Ölümlü kazalarda en çok 7 milyar lira tazminata hükmediliyor. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı..

4. Sigorta düzeni, kaza yapan, içkili araç kullanan, hız sınırını aşan sürücüleri bizde caydırmıyor. Batı'da böyle sürücüler, iki-üç kat yüksek sigorta ücreti ödüyor. Herkes o yüzden dikkatli oluyor, otobüs ve nakliye şirketleri sigorta ücretinin yükselmesine sebebiyet veren sürücüleri işten kovuyor.

Yollarda savaş zayiatı veriyoruz. Bu kadere isyan edelim. Meclisi bu yıkımı önleyecek çareler üretmeye mecbur edelim.

Pisi pisine ölmeyelim!



Sezer'e bir öneri
Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu için Köşk'ün aldığı "türban tedbiri" bana yapıcı bir yaratıcılıktan uzak geldi.

Meselâ eşlerinin türban kullanmadığı bilinen bazı AKP milletvekilleri "eşli" davet edildi.

Bilinmeyenlerin tümü, türban taktiği varsayılarak "tek başlarına" çağrıldı.

Oysa onların arasında (İstanbul Milletvekili Egemen Bağış gibi) eşleri türban takmayan AKP'liler de var.

Cumhurbaşkanlığı, hiç değilse bundan sonra, tedbir ayrımını parti, hatta kişi düzeyinde değil, kural ve ilke temelinde uygulamalıdır.

Bütün davetliler eşli olarak çağrılabilir ve davetiyenin altına küçük bir not konulabilir:

"Resepsiyonda TBMM Genel Kurulu kıyafet kuralları geçerlidir."

Hak, adalet ve eşitlik değerlerine bağlılığı ile saygı ve sevgi kazanmış bir Cumhurbaşkanı'na böylesi daha yakışmaz mı?

Bu yaklaşım, milletvekili eşi olmanın yüklediği temsil görevini yerine getirmek isteyenler üstünde, değişim ve uyum arayışı yaratmaz mı? En azından ayırıma uğrayanlar, bu mağduriyeti kendi seçimleri nedeniyle yarattıklarını bilirlerse daha iyi olmaz mı?

DİĞER YENİ YAZILAR