"Askerlerin eğitim politikalarına bile yön vermeye çalışmasını şaşırtıcı buluyorum.."
Avrupa Komisyonu Ankara Temsilcisi Hans Jörg Kreschmer'in NTV'ye yaptığı bu değerlendirmenin önemi de şuradan geliyor:
Türkiye'nin AB ilerleme raporu kasım başında açıklanacak. Kreschmer'in gözlemleri de önemli ağırlık taşıyacak.
Raporda şu tür bir yargının yer almasına şimdiden kendimizi hazırlayalım:
"Uyum paketine rağmen ordunun sivil alanlara müdahalesi devam ediyor!"
Geldiğimiz kritik eşikte bütün kurumların artık daha dikkatli olması gerekiyor.
1. İktidar, askerin haklı olarak karşı çıkacağını ve kendisinin de ısrar edemeyeceğini bildiği konularda şov yapmasın.. İmam hatiplerle ilgili tasarı şovdur!
2. Asker de yanlış bulduğu adımlar konusundaki uyarılarını uluorta yapmasın..
İktidarın imam hatiplere üniversite yolunu açma girişimi, tabanına yönelik bir oyundu. AKP tabanı, üniversitelerden ve sivil muhalefetten gelen baskılara iktidarın boyun eğmesini kabul edemezdi. Etmedi de..
Genelkurmay ikinci Başkanı Orgeneral Başbuğ'un çıkışı, bu nedenle gerginlik istemeyen iktidar için kurtarıcı olmuştur.
İktidar, kendi seçmeninin de mazur göreceği "asker itirazı" na muhatap olmasaydı, hiç istemediği bir çatışmanın ortasında kalacaktı.
İmam hatip tasarısı dün mecliste, YÖK'le ilgili tasarıyı beklemek üzere alt komisyona gönderildi, tehlike atlatıldı ve en çok da iktidar rahatladı.
Ama Türkiye bu manevranın faturasını, AB yoluna kendi eliyle taş koymanın sonuçlarına katlanarak ödeyecektir şimdi.
Kimse böyle bir hakkı kendinde görmemeli.
AB üzerine kumar oynamanın artık hiç bir meşru nedeni olamaz!
Doğu çöplük mü?
Dünkü VATAN'ın manşetine çıkan o fotoğrafa çoğumuz, Cezaevi Müdürü'nün şahsında devletin boynuna ip takılması diye baktı ve içi cızladı.
Benim ilk tepkim ise "Bu müdür şimdi nerede?" diye sormak oldu.
Siirt Cezaevi'ne tayin edilmiş! Tam da korktuğum olmuş.. Doğu ve Güneydoğu sürgün yeri mi? Oralar bürokrasinin çöplüğü mü? Uşak Cezaevi'nde isyan eden mahkûmların boynuna ip geçirdikleri bir müdür Siirt'te nasıl otorite kurar? Uğradığı psikolojik travmanın etkileri altında, kendisinden beklenen hizmeti nasıl verebilir?
Tayin, başarısızlığın veya yolsuzluğun cezası olamaz. Yazık ki Türk bürokrasisinde gelenek oldu. En ağır ceza da Doğu'ya sürülmek!
Bu memura değil, gönderildiği yerin halkına ceza vermek oluyor.
Öncelikle yargı ve infaz kurumlarından başlayarak bütün bürokrasiden süpürülüp atılmalıdır bu uygulama.
Çünkü bölücülüğe teşvik ve tahrikin en ağır suçunu, bu sevgisiz, adaletsiz ve ilkel alışkanlığı devlet politikası olarak sürdürenler işliyor.
AB ile oynamayın
"Askerlerin eğitim politikalarına bile yön vermeye çalışmasını şaşırtıcı buluyorum.." Avrupa Komisyonu Ankara Temsilcisi Hans Jörg Kreschmer'in NTV'ye yaptığı bu değerlendirmenin önemi de şuradan geliyor
Haberin Devamı

