Şanslı adam!

Kaderi şans olarak algılayan kültürümüz Irak'la bağlantılı olumsuz gelişmeleri düğün-bayram sebebi sayıyor. Merkezine de Tayyip Erdoğan'ı koyuyor

Haberin Devamı

Kaderi şans olarak algılayan kültürümüz Irak'la bağlantılı olumsuz gelişmeleri düğün-bayram sebebi sayıyor.

Merkezine de Tayyip Erdoğan'ı koyuyor.

Erdoğan İstanbul'a belediye başkanı seçilmeden önce şehir kuraklıktan kavruluyordu.

O geldikten sonra yağmurlar durmadı, İstanbul'u seller götürdü.

"Tayyip şanslı adam; hapse girmesine sebep olan felâket bile hayra dönüştü, onu başbakan koltuğuna yükselten rüzgârı yarattı" dediler.

Abdullah Gül'ün başbakanlığında Irak'a asker tezkeresi meclisten geri dönünce Amerika'nın Türkiye'yi defterden sileceği korkusu ve IMF desteğinin biteceği endişesi aylar boyu uykularımızı kaçırdı.

Sonra Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığında tezkere geçti. Amerikan dostluğu kurtuldu, 8.5 milyar dolarlık kredi garantiye bağlandı.

Bunların bedeli olan Irak'a asker gönderme mecburiyetimiz de, bizim dışımızdaki nedenlerle galiba ortadan kalkıyor.

Değişen havalar
Şimdi diyorlar ki: "Aman aman Allah Tayyip'in şansını bozmasın. Başbakan kaldıkça onun şansı ülkenin şansı olacaktır."

Gerçekten de gelişmeler "para gelsin ama asker gitmesin" mantığı ile hareket edenleri mutlu edecek yöndedir. Ve Türkiye'de büyük bir çoğunluk meselelere böyle bakmaktadır.

Meclisin asker gönderme iznini vermesinden sonra Irak'taki muhalefetin diş göstermesi ve ardından Güvenlik Konseyi karan ile BM'nin Irak'ta devreye girmesi yolunun açılması Washington'da havayı değiştirdi.

Türkiye'den asker istememe eğilimi Amerikan yönetiminde de ağırlık kazanmaya başladı.

Ve düne kadar "Irak denkleminin dışında kalamayız" diyen Erdoğan birden rüzgâr gülü gibi donuverdi.

Şanssızlık zinciri
Başbakan'ın Mayorka'da yaptığı açıklama, kişiliksiz dış politikanın, tehlikeler taşıyan bir yansımasıdır. Şu sözlere bakar mısınız:

"Stratejik müttefikimiz ABD istedi diye bu tezkere çıktı. Karar onların. Arzu edilmezse gitmeyiz. Bizim bu konuda olmazsa olmaz gayretimiz ve kararımız yoktur."

Nerede birinci tezkerenin reddinden sonraki demokrasi cakası ve ikinci tezkerenin kabulü sırasında kaderini ulusal çıkarları ile dokuyan büyük devlet gösterisi, nerede "Karar onların. Arzu edilmezse gitmeyiz" teslimiyeti?

Kimse son gelişmeleri "Tayyip şansı"nın armağanı saymamalıdır. Türkiye'ye "asker göndermeyin" denmesi, korkarız şanssızlıklar zincirinin ilk halkası olacaktır.

Böyle bir kararın anlamı, Kuzey Irak'taki iki Kürt aşiretinin dostluğunu Amerika'nın Türkiye'ye tercih etmesidir. Türkiye'nin Irak sürecinden tasfiye edilmesi, PKK terör örgütünün de ABD gündeminden çıkması demektir.

Dış politika "Tayyip'in şansı"na emanet edilemez.

Düştüğü yerden bir avuç toprakla kalkmak, dış politika yönetmek değil, olsa olsa vaziyeti idare etmektir!

DİĞER YENİ YAZILAR