Huy olmasın!

24 Eylül 2004

Siyasetçiler başarılarının gölgesiz görünmesini isterler. Gölge varsa medyayı suçlayıp kurtulmaya çalışırlar.Zina inadı yüzünden yoldan çıkan AB ilişkilerinin Brüksel'de tekrar rayına oturtulması sırasında ve sonrasında yine aynı şey oldu.Basın toplantısında Başbakan medyada yer alan değerlendirmeleri hatırlatarak "TCK taslağı içinde olmayan, hatta meclisten geçip kanunlaşmış duruma gelen maddeler arasında yer almayan bir konu (zina) sürekli gündeme getirilerek kamuoyu meşgul edilmiştir" dedi.Anlaşılıyor ki kapalı görüşmeler sırasında da Başbakan aynı temayı işlemiş, muhataplarını "gazeteci uydurması"ndan üremiş yapay bir krizin varlığına inandırmak istemiştir.Türkiye'nin demokratik geleceğini belirleyecek bir noktada biz medya olarak daha büyük fedakârlıklara da katlanabilirdik. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın ihtiyacı olan şerefli bir ricat kapısı önünde paspas olarak kullanılmak bile bize ağır gelmez.Yeter ki bu kötü ve haksız yaklaşım huy olarak yerleşmesin.Sınırı zorlamamalı"Vur abalıya" kolaycılığının Batılı muhataplar katında ikna edici olmadığını bilmek gerekir. Başbakan Erdoğan'la düzenledikleri ortak basın toplantısında Avrupa Parlamentosu Başkanı Borrell, zina tartışmaları ile ilgili olarak şöyle dedi:"Anladık, böyle bir niyet yokmuş.. Çok şey yazıldı, halbuki bunlar gerçek değilmiş.."Borrell'in sözlerindeki alaycı imayı umarız Başbakan ve iktidar yöneticileri de hissetmişlerdir.Muhataplarımız, Başbakan'ın krizi aşma gayretini kolaylaştırmak istemiş, bir kâr-zarar hesabı yaparak medyaya yapılan haksızlığı mesele haline getirmemiştir.Çünkü medya dahil tüm tarafların varmak istedikleri hedef bu şekilde kurtarılmıştır. Ve sonuç hepimizi mutlu etmiştir.Ama Başbakan ve iktidar sözcüleri, medyanın ulusal bir davaya zarar vermemek duyarlılığı içinde gösterdiği sabrı kötüye kullanmamalıdırlar.Medya ve iktidarHerkes bu krizi medyanın değil iktidarın çıkardığını biliyor."Zinanın suç olmasını kadınlar istiyor." "Aldatılan eş davet ederse devlet yatak odasına girer." "Zina suç olursa AİDS olmazsınız." "Bu bir yerde insan onurunu kurtarmaya yönelik bir adımdır diye inanıyorum." "Zina şikâyete bağlı bir düzenleme olacak. Değiştirmemiz söz konusu değildir."Bunları biz uydurmadık, Başbakan ve bakanları söyledi.Erdoğan, Brüksel'de "AKP iktidarı döneminde zinanın bir daha gündeme gelmeyeceği ne dair taahhütte bulundu.Unutmamalı ki bu kararlılığı bir hafta önce Ankara'da gösterse, ne Brüksel'e gitme ne de medyaya haksızlık etme mecburiyetine düşecekti.İktidar, sözünü esirgemeyen bir medyayı kendi zenginliği ve güvencesi olarak görmelidir.Çünkü yabancılar karşısında mahcup duruma düşecek yanlışlardan hükümeti böyle bir medya korur.

Devamını Oku

Geçmiş olsun

23 Eylül 2004

Kâbus sona erdi ve ulusça hayalini kurduğumuz hedef yolunda beliren engeller dün ortadan kalktı.Hepimize geçmiş olsun.Elde edilen başarı kutlu olsun..Daha özgür, daha güvenli ve daha müreffeh bir Türkiye yalnız çocuklarımıza vaad edilecek bir umut değildir artık. Bizim kuşaklar da bu güzellikleri yaşayabilecek, AB üyesi Türkiye'yi dünya gözü ile görebilecektir.Öyle bir mutluluk ki tadını çıkarmaya herkesin, hepimizin hakkı var.O nedenle tarihi yolculuğu tehlikeye sokan sakarlıkları ve acemilikleri bayram sevinci yaşanırken eleştirmenin yararı yoktur.Evet zina krizini bizzat Başbakan Erdoğan çıkarmıştır ama yanlıştan dönmenin faziletini göstererek yine kendisi halletmiştir.Bazı çevreler, Başbakan'ı yüceltmek için bu krizin tasarlanmış bir politika olduğunu savundular. Bizce gerçek bu değildir. Yine eğrisi doğrusuna denk gelmiştir. Nasıl mı?Kader pazarlığıAvrupa'daki Türkiye karşıtlarının argümanları kendini tüketmişti. Zina takıntısı onlara üstüne atlayacakları bir koz verdi. Tayyip Erdoğan dün Brüksel'de bu kozu kırınca bir anda boşluğa yuvarlandılar.Başbakan'ın krizi tetikleyen sözünde belirttiği gibi "Burası Türkiye, burada Türkler yaşar".. Yarınlar ne sürprizler getirir belli olmaz ama artık yolumuzun açıldığını söyleyebiliriz.Erdoğan dün Verheugen'e zina eklemesi yapılmadan TCK'nın 6 Ekim'den önce geçirileceğine dair güvence vermiş, iktidar partisi de meclisi toplamak üzere harekete geçmiştir.Verheugen de, gösterdiği "güçlü liderliğe hayranlığı"nı belirterek Başbakan Erdoğan'ı övmüş, Türkiye için koşul ve engel kalmadığını, sistematik işkence iddialarının da gerçek olmadığını saptadıklarını belirterek 17 Aralık' taki zirveye Türkiye için net bir tavsiye yapabilecek duruma geldiklerini açıklamıştır.Macera yorgunuZina krizini kişisel bir mesele yapmadığı için biz de Başbakan Erdoğan'ı takdir ve şükran duyguları ile selâmlıyoruz. Bu tecrübeden ders çıkardığını umuyoruz.Devlet, bu krizin yükselttiği faizler yüzünden iki ihalede yaklaşık 150 trilyon lira zarara girdi. Borsada yatırımı olanların bir kısmı kaybetti bazıları büyük paralar kazandı.Artık siyasetçi sakarlığı veya acemiliğinden çekmeyelim, insanların birikimleri kumarlarda erimesin, Türkiye risk alanların ya battığı ya vurgunlar vurduğu bir ülke olmasın.Bu millet, ırmak gibi akan bir hikâyenin kahramanları olarak yaşamak istiyor.Gerilimler, belirsizlikler, haksızlıklar ve rezaletlerle dolu macera yaşamından bıktık, yorulduk.Yeni dönem, yeni bir yaşamın müjdesidir. Özlemlerimizi destekleyen büyük bir gücün teminatına sahip olacağız.

Devamını Oku

Sana ne efendi!

22 Eylül 2004

Zina ile kirlenmemiş TCK'nın meclisten geçmesi AB'ye göre "merkezî bir önem" taşıyor.Çünkü Türkiye'nin AB değerlerine uymaya hazır olup olmadığını belirleyecek kıstas bu yasaya sıkışmıştır.Dün gece Brüksel'e giden Başbakan Tayyip Erdoğan, zinaya hapis cezası öngören montajı Verheugen'e sevdirmek için şu savunmayı yapacakmış:"Bunun dinle, İslâm'la bir ilgisi yok. Zina konusu geleneklerimiz, göreneklerimiz açısından önemli. Endişeniz olmasın!"Din sömürüsüne dayalı siyaset, virütik bir hastalıktır. Lider ne derse desin o virüsü kontrol edemez.İşte Samsun'da patlamıştır.Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin oluşturduğu 9 kişilik bir motorize zabıta ekibi parklarda ve sahilde flört eden gençlerle uğraşıyor.Bugün yayınladığımız fotoğraflar flörtü zina sayan muzır kafanın, yüz bulduğu zaman nelere cüret edebileceğinin ibretli bir örneğidir.Ey Belediye Başkanı, bu yetkiyi nereden alıyorsun?Belediye Başkanı İlyas Sezai Önder büyük ihtimalle Başbakan Erdoğan'ın Verheugen'e diyeceğini tekrarlayacaktır şimdi:"Dinle, İslâmla ilgisi yok bunun. Geleneklerimiz açısından önemlidir. Endişe etmeyin.."Armut dibine düşermiş.. İktidar zinaya takınca yerel iktidarlar da kendi yorumlarıyla tüy dikecektir.Bu virüsün Samsun'da erken uyanması sebepsiz değildir. Ortada "hızlandırılmış siyasi evrimin bir yaratığı" var. Belediye Başkanı Önder CHP'liydi. Sonra ANAP'lı oldu, ampul yanınca AKP'ye geçti.Eylemi "boynuz kulağı geçer" atasözünün doğrulanmasıdır.Kadınların örtündüğü ve kızların görücü usulü ile evlendiği bir toplum düzeni hayal eden bu kafalara teslim olmak milletin kaderi olamaz. Yeni nesil aşacaktır bu ilkelliği. Densizliğe biz "Sana ne efendi!" diye bağıramıyoruz ama onlar bağıracaklardır.AB işte bunun için bize şimdi lâzım. Kavruk ve korkak yetişkinlerin yapamadığını bari onlar yapsın diye..Hayırlı yolculuklar...Raydan çıkan AB trenini Başbakan bugün yoluna koymaya çalışacak.İşaretler, Tayyip Erdoğan'ın aralık zirvesinden müzakere tarihi alınmasını zorlaştıran engelleri kaldırma kararlılığı ile yola çıktığını gösteriyor.İktidar partisinde oluşan eğilim şudur: AB'yi zina konusunda ikna edersek ne âlâ.. Ama edemezsek 6 Ekim'den önce TCK'yı meclisten geçirelim..AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat'ın dün "Zina nedeniyle AB'den vazgeçmeyiz diye konuşması umutları artırmıştır.Dün görüştüğüm bir yabancı bankanın yetkilisi Başbakan'ın son anda yarattığı yol kazasını şöyle yorumladı: "Beyin ameliyatı yapılırken biri elektrik süpürgesi ile içeri daldı.."Sorun çözülse bile Türkiye bu dengesizliğin bedelini uzun süre ödeyecektir.Başbakan yüzünden alacağımız borcun faizi en az iki puan yüksek olacaktır.Tayyip Erdoğan'ın devlet adamlığı stajının faturası dileyelim ki bu kadarla kalsın!

Devamını Oku

Sakarlık!

21 Eylül 2004

Başbakan şimdiye kadar bu oyunu hep içerde oynadı. Denedi, zorladı direnç görünce geri çekildi.Millet olarak daha kötülerini de gördüğümüz için, bize özgü siyasetin cilvesi sayarak bu oyunları kabullendik.Sonuçta AKP'nin kırmızı çizgileri bu testlerle belirlediğini düşünerek yarar bile umduk.Ama son olay imam hatip ve türban hamlelerine benzemiyor.Zina takıntısı hem niteliği, hem muhatabı ve hem de zamanlama bakımından skandal ölçeğinde bir siyasi sorumsuzluktur. Meclis Dışişleri Komisyonu Başkanı AKP'li Dülger bile zina bağlamında yaşanan macerayı "siyasi sakarlık" diye yorumlamıştır.AKP'nin bunca emek verdiği AB sürecini nasıl böyle göz göre göre kundakladığına kimse akılcı bir açıklama bulamamıştır.Çürüyen iddialarZinayı TCK'ya monte etmeye karar verdiklerinde, bazı AB ülkelerinde bunun örnekleri bulunduğunu iddia ettiler. Bu gerekçe çürütülünce "tabandan yoğun baskı var" bahanesine sarıldılar.O bahanenin mumunu da yine bir AKP milletvekili olan Ersönmez Yarbay CNN-Türk'te söndürdü. "Zinanın TCK'ya girmesi gibi bir derdi yok milletin. Tabandan baskı filân gelmedi" dedi.Çoğalan işaretler, Türkiye'nin başına bu derdi saran sorumluyu tabanda değil kafada aramak gerektiğini gösteriyor.Genel Başkan Erdoğan zinayı şahsi bir mesele haline getirmiş olabilir mi?Çünkü sorun taban olsaydı Erdoğan -gücünü ne güne saklıyor-ağırlığını koyar, AB yolunun tıkanmasına izin vermezdi. TCK için CHP lideri Deniz Baykal'la el sıkışan Abdullah Gül'ü bile harcadığına bakılırsa Başbakan kendi senaryosunu oynamaktadır.Yanlış kılavuzlarBu senaryonun ilhamını, şimdiye kadar yararlandığından farklı danışmanlar vermiş olabilir ona.Yanlış yönlendirilmiştir. Korkarız ki halâ yanlış yönlendiriliyor.Meselâ yarın Brüksel'e gidecek olan Başbakan'ın orada zina maddesini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bağlamında savunacağı bildiriliyor. Sözleşmenin 8'inci maddesine göre "Herkes özel ve ailevi hayatına saygı gösterilmesini istemek hakkına sahiptir."Başbakan, zina maddesi ile bu hakkın yasal güvence altına alınacağını savunacak..Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatları tam tersini savunuyor.AİHM, dini kuralları hukuk metinlerine koymayı, bireyin özel ve ailevî hayatına müdahale sayarak reddediyor.Brüksel'de bu gerçeklerle yüz yüze gelecek olan Başbakan'ın değişeceğini bekliyoruz.Tarihin övgüsüne lâyık bir lider olmak için cesaretse cesaret, özveri ise özveri göstereceğini tahmin ediyoruz.Tahmin?.. Haydi daha samimi olalım, dua ediyoruz!

Devamını Oku

Keklik miyiz?

20 Eylül 2004

Yine kulağımız Irak'ta, yüreğimiz ağzımızda..Veziroğlu'nun Irak'ta otoyol ihalesi kazanan Vinsan şirketinde çalışan 10 Türk işçiyi kaçıran örgüt, dün o bildik tehdidi tekrarladı:"Türk şirketi yarına kadar Irak'ı terk etmezse rehineleri öldüreceğiz!"Masum insanların hayatı üstünden siyaset yaptığını zanneden canilerin şakası yok.. Böyle bir canavarın restini görmek yüreklilik değildir.Ali Haydar Veziroğlu "Ben teröre boyun eğmem" diyemez, işçilerini terörün merhametine terkedemez. Çünkü muhataplarında akıl, izan, merhamet yok.Ama başka bir şey var:Ankara hükümeti Türk firmaları Irak'ta iş yapmaya teşvik ediyor.Bu durumda vatandaşlarının kaçırılması, bazılarının öldürülmesi, doğrudan Türkiye'ye meydan okuma anlamına gelmiyor mu?Devletin, ekmek parası için sınır ötesinde çalışan vatandaşlarına karşı borcu vardır. Onlara "gitmeyin" demediğine göre Türk kaçırmanın, hele öldürmenin maliyetini yükseltmek zorundadır.Şu anda Türk vatandaşlarını kaçırmanın bedeli, keklik avlamanın riskine neredeyse eşittir.Hükümet bu bedeli, en az aslan avlamanın riskine yükseltemiyorsa devletin gücünü kullanamıyor demektir."Terörün dini, milliyeti yoktur" edebiyatı hayat kurtarmıyor.Vatandaşlarına zarar vererek Türkiye Cumhuriyeti'ne hakarete cüret edenleri durdurmuyor!Yanlıştan dönme faziletiAB Komisyonu herhangi bir yanlış anlamaya yer bırakmamak amacıyla kesin tavrını dün yazılı olarak açıkladı:"Komisyon açıkça belirtmektedir ki, TCK reformunun önemli parçaları yasalaşmadıkça müzakereler başlayamaz.."Türkiye'nin ve 70 milyon vatandaşın demokratik geleceği Başbakan Erdoğan'ın iki dudağının arasındadır. Acı da olsa gerçek bu..Dileğimiz Başbakan Erdoğan'ın gereksiz yere yüklendiği bu tarihi vebalin altından kalkması, milletin hayallerini kişisel inadına feda etmemesidir.Şerefli bir ricat imkânı vardır.O da cumhuriyet tarihinin en büyük uygarlık projesine zarar vermemek için her türlü kişisel bedeli ödemeyi göze almasıdır.Yanlışı ile özdeşleşmek diktatörlere yakışır!

Devamını Oku

Çıkmaz sokak

19 Eylül 2004

Başbakan Erdoğan, siyasetçi kimliğini "devlet adamı" kalitesine yükseltebildi mi?Bunu önümüzdeki iki-üç hafta içinde öğreneceğiz.Fransız filozof Diderot "İnat ile barbarlık arasında bir tek adım vardır" der. Siyasi kaderini beş yıl için Erdoğan'a teslim etmiş olan millet, Başbakan'ın kırk yıllık AB hayalini zina inadına yerle bir edeceği korkusunu yaşıyor.Çünkü korkulanın gerçekleşmesi, inatla barbarlık arasındaki o tek adımın aşılması sonucunu doğuracaktır.Başbakan çıkardığı krizi çözmek amacıyla AB başkenti Brüksel'e gidecek.Orada anlayış beklediklerini söyleyecekmiş. Aralık zirvesinde müzakere tarihi verilmesini isteyecekmiş. Ve diyecekmiş ki:"Türkiye bu tarihi alırsa TCK tasarısı, zina konusu eklenmeden yasalaştırılabilir.."Anket bahaneTayyip Erdoğan bu planı hemen değiştirmelidir. Çünkü zinayı pazarlık kozu olarak kullanan anlayış, Türkiye'nin gerçekleştirdiği reformların temelindeki iradeyi, çıkarcı, takıyyeci, inançsız ve samimiyetsiz gösterir.Türkiye karşıtlarına yeni bir koz verir. AKP'nin zina konusunda yaptırdığı anket, Türkiye'nin AB geleceği üstünde kumar oynamanın bahanesi olamaz.Kurtuluş savaşını izleyen döneme bu zihniyet egemen olsaydı Türkiye bugün laik, demokratik bircumhuriyet olamazdı. Ankete başvurulsa idam cezası da kalkmazdı.Bu kafa "içki yasağı için anket" ilhamını bile uyandırıp azdırmaz mı?En büyük anket seçimdir. Halk Erdoğan'ın değişim taahhüdüne ve AB hedefine bağlılığı konusundaki samimiyetine inandığı için AKP'yi iktidar yaptı."Anket yaptırdık, millet zinaya ceza istiyor" demek, Başbakan Erdoğan'ı, "Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor.. Bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek yahu!" diyen Refah Partili Tayyip Erdoğan'a götürmez mi?Şimdi ne olacak?Zina inadı, ileri değil geriye gidiştir.Nitekim AB Komisyonu üyesi Verheugen dün, zina ile lekelenmemiş TÇK'nın "üyelik müzakerelerine başlamanın vazgeçilmez şart" olduğunu söylemiştir.AB Verheugen'in ağzından kendini bağlamıştır:"Sadece TCK reformu ile Türkiye'nin insan haklarına saygı duyan bir hukuk devleti olduğunu ispatlayabiliriz.Avrupa değerleri tartışılamaz. Üyelik müzakereleri, zinanın suç kapsamına alınması durumunda sürdürülemez!"Başbakan'ın zina gafı, bir lider için tecrübenin, ondaki kişisel yetenekler kadar hatta böyle durumlarda daha bile önemli olduğunu bir kez daha öğretiyor.Dileriz Tayyip Erdoğan egoizmine yenilmez, bu büyük davayı son aşamada kaybetmez ve Türkiye'ye kaybettirmez!

Devamını Oku

İhtiras!

18 Eylül 2004

Dündük dolaştık yine o kahrolası sorunun çengeline takıldık: Ne olacak bu memleketin hali?Tekneyle dünya turuna çıkacak olan işadamı Rahmi Koç'a Cuma akşamı dostlarının "iyi yolculuklar" dilemek için toplandıkları Kalamış marinada herkes zina krizinin yarattığı yol kazasını konuşuyordu.Çoğunluk, Başbakan Erdoğan'ın "Bizim için AB olmazsa olmaz değildir" restini intihar teşebbüsüne benzetiyordu.- Peki bu teşebbüs projeyi öldürür mü?- Öldürmez ama çektirir, hatta sakat bile bırakır!Krizin doğuracağı en tehlikeli maliyet, Avrupa'nın Türkiye'ye beslediği güveni kaybetmesinden doğacaktır. Bu sarsıntının derinden gelen ve AKP'yi gerici köklerine dönmeye zorlayacak etkiler taşıdığı endişesi, Batılı fınans çevrelerinin bile gündemine girmiştir.Demirel rahat..Tayyip Erdoğan bu kumarı niçin göze aldı ve sonu nereye varır sorusunu eski Cumhurbaşkanı Demirel'e sordum dün. O kâbus senaryosu görmüyor.Başbakan'ın "Biz Türküz, kararımızı kendimiz veririz. Kimse içişlerimize karışamaz. AB bizim için vazgeçilmez değildir" sözlerinin iç siyasete, seçmenin gönlünü kazanmaya yönelik babalanmalar olduğuna inanıyor.Çünkü iktidar, AB sürecinin raydan çıkması riskini göze alamaz."Dediklerinin anlamı yoktur, çünkü AB'ye içişlerine karışsın diye giriyorsunuz. Yaptığınız reformlar ve uyum yasalan başka ne ki?."Demirel'e göre Başbakan Erdoğan, iç siyasi getirisi yüksek bir manevrayı, AB sürecine büyük zarar vermeyeceğini düşünerek uygulamaya koymuştur.Nedir bu plan?AKP manevrasıTabanının imam hatip ve türban beklentilerini karşılayamayan AKP zinayı TCK'ya dahil ederek telâfi yolu aramıştır.Başbakan zina maddesinin Anayasa Mahkemesi'nden ve AİHM'den döneceğini bilmiyor mu?"Biliyor ama şunu da biliyor: Halkın yüzde 80'i zinanın cezasız kalmasını istemez. AKP elinden geleni yaptığını göstermeye çalışıyor."Peki bu direniş AB'ye üyelik müzakerelerinin başlama tarihini erteleme riski doğurursa ne olacak?Demirel'e göre iktidar 6 Ekim'deki raporu bekleyecek. Tehlike büyürse "Erdoğan vazgeçme kararını kolay verebiliyor"; meclis açılınca TCK zinasız geçirilip 17 Aralık Zirvesi'ne yetiştirilecektir.Ama Demirel'in deyimi ile "AB maraza çıkarmazsa" zina yasaya monte edilecek, Başbakan da hem tarih alıp hem boyun eğmemiş bir lider olarak "Nasıl aslanım" diye övünmeyi (!) hak edecektir.Anlayacağınız 17 Aralık'a kadar bu siyasi ihtirasın gerilim yükünü taşıyacağız.

Devamını Oku

Liderlik sınavı

17 Eylül 2004

AKP'nin tek başına iktidara gelişi, yıllardır süren istikrar özlemlerinin gerçekleşmesi sayılmıştı.Erken mi sevinmişiz?AKP'nin bir koalisyon olduğunu, çağdaşlaşma yolundaki ilk kritik dönemeçte karmakarışık hale geleceğini tahmin edenler keşke haksız çıksalardı.Tarikatların baskı ve tahrikleri ile zinayı TCK'ya sokmak isteyen partideki Milli Görüş kalıntıları kazan kaldırınca iktidar tasarıyı son anda geri çekti.Bu kötü sürprize piyasalar hemen tepki verdi, borsa düşerken faizler ve dolar yükseldi.AB Komisyonu Sözcüsü Filori, yasanın 6 Ekim'e kadar çıkmaması halinde, bunun Türkiye raporunu kötü etkileyeceğini söyledi.Kötülüğün ayrıntısını da Türkiye-AB Karma Komisyonu Başkanı Laagendijk açıkladı:"Bu tartışmalar Aralık'taki zirvenin kararını etkiler. Büyük ihtimalle komisyonun Türkiye'yi istemeyen üyeleri zina tartışmalarını gerekçe göstererek müzakerelerin en az bir yıl ertelenmesini, bu sürede Türkiye'nin gözlenmesini isteyeceklerdir."İmaj yerle bir..Lagendijk TCK'nın askıya alınmasını Türkiye'deki AB karşıtlarının zaferi olarak görüyor.Mecliste ezici çoğunluğa sahip iktidarın, bu gerici şantaja neden boyun eğdiğine kimse akıl erdiremiyor.Brüksel'deki arkadaşımız Duygu Leloğlu'na, adının gizli tutulmasını isteyen bir AB Komisyonu yetkilisinin şu sözleri, yaşanan şaşkınlığı dramatik biçimde ortaya koyuyor:"İlerleme raporuna birkaç hafta kala niye ayağınıza ateş ediyorsunuz?"Aynı yetkilinin şu benzetmesi de, Türkiye imajına verdikleri zararı algılayıp uyanmaları için iktidar sorumlularına ibret olmalı:"Türkiye'nin şu andaki durumu, ortaçağ Avrupası'nda kilise egemenliğinin hüküm sürdüğü engizisyon dönemine benziyor!"CHP lideri Baykal, TCK'nin meclis tatile sokulmadan geçirilmesini sağlayacak işbirliğine hazır oldukları çağrısı yaptı. Fakat Başbakan Erdoğan'ın, parti içindeki kalkışmanın yatışmasını beklemek ve AB'den gelecek tepkileri görmek istediği anlaşılıyor.Deprem partisiPeki zinanın yasaya monte edilmesi ihtimali hâlâ mevcut mu?Buna Genel Başkan Yardımcısı Fırat şu cevabı verdi: "Yarın deprem olacak mı, olmayacak mı gibi bir soru soruyorsunuz bana. Bunu bilemem.."AKP yönetimi kendini fay hatları harekete geçmiş bir zeminde hissediyor. Başbakan dün bu hareketi yatıştırmak amacıyla AB'ye ve tabii yine medyaya attı tuttu.Türkiye'nin büyük menfaatlerini savunma kararlılığı göstererek AB sürecini tehlikeye sokmayacağını söyleyecek yerde popülist söylemlere başvurması, acaba "istemezük" diye kalkışanlara daha büyük cüret kazandırmayacak mı; bunu hesap etmedi.Türkiye, cumhuriyetten sonraki en büyük medeniyet projesini gerçekleştirmenin eşiğinde gerici bir komplo ile karşılaşmıştır.Krizi aşmak için lider gerekiyor.Dileğimiz, Başbakan Erdoğan'ın "O lider benim" diyebileceği cesaret ve basireti göstermesi ve Türkiye'yi hedefine götürmesidir!

Devamını Oku