Başbakan Erdoğan, siyasetçi kimliğini "devlet adamı" kalitesine yükseltebildi mi?
Bunu önümüzdeki iki-üç hafta içinde öğreneceğiz.
Fransız filozof Diderot "İnat ile barbarlık arasında bir tek adım vardır" der. Siyasi kaderini beş yıl için Erdoğan'a teslim etmiş olan millet, Başbakan'ın kırk yıllık AB hayalini zina inadına yerle bir edeceği korkusunu yaşıyor.
Çünkü korkulanın gerçekleşmesi, inatla barbarlık arasındaki o tek adımın aşılması sonucunu doğuracaktır.
Başbakan çıkardığı krizi çözmek amacıyla AB başkenti Brüksel'e gidecek.
Orada anlayış beklediklerini söyleyecekmiş. Aralık zirvesinde müzakere tarihi verilmesini isteyecekmiş. Ve diyecekmiş ki:
"Türkiye bu tarihi alırsa TCK tasarısı, zina konusu eklenmeden yasalaştırılabilir.."
Anket bahane
Tayyip Erdoğan bu planı hemen değiştirmelidir. Çünkü zinayı pazarlık kozu olarak kullanan anlayış, Türkiye'nin gerçekleştirdiği reformların temelindeki iradeyi, çıkarcı, takıyyeci, inançsız ve samimiyetsiz gösterir.
Türkiye karşıtlarına yeni bir koz verir.
AKP'nin zina konusunda yaptırdığı anket, Türkiye'nin AB geleceği üstünde kumar oynamanın bahanesi olamaz.
Kurtuluş savaşını izleyen döneme bu zihniyet egemen olsaydı Türkiye bugün laik, demokratik bir
cumhuriyet olamazdı. Ankete başvurulsa idam cezası da kalkmazdı.
Bu kafa "içki yasağı için anket" ilhamını bile uyandırıp azdırmaz mı?
En büyük anket seçimdir. Halk Erdoğan'ın değişim taahhüdüne ve AB hedefine bağlılığı konusundaki samimiyetine inandığı için AKP'yi iktidar yaptı.
"Anket yaptırdık, millet zinaya ceza istiyor" demek, Başbakan Erdoğan'ı, "Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor.. Bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek yahu!" diyen Refah Partili Tayyip Erdoğan'a götürmez mi?
Şimdi ne olacak?
Zina inadı, ileri değil geriye gidiştir.
Nitekim AB Komisyonu üyesi Verheugen dün, zina ile lekelenmemiş TÇK'nın "üyelik müzakerelerine başlamanın vazgeçilmez şart" olduğunu söylemiştir.
AB Verheugen'in ağzından kendini bağlamıştır:
"Sadece TCK reformu ile Türkiye'nin insan haklarına saygı duyan bir hukuk devleti olduğunu ispatlayabiliriz.
Avrupa değerleri tartışılamaz. Üyelik müzakereleri, zinanın suç kapsamına alınması durumunda sürdürülemez!"
Başbakan'ın zina gafı, bir lider için tecrübenin, ondaki kişisel yetenekler kadar hatta böyle durumlarda daha bile önemli olduğunu bir kez daha öğretiyor.
Dileriz Tayyip Erdoğan egoizmine yenilmez, bu büyük davayı son aşamada kaybetmez ve Türkiye'ye kaybettirmez!
Çıkmaz sokak
Başbakan Erdoğan, siyasetçi kimliğini "devlet adamı" kalitesine yükseltebildi mi? Bunu önümüzdeki iki-üç hafta içinde öğreneceğiz
Haberin Devamı

