Terörün yaptığı!

8 Eylül 2004

Rusya'daki çocuk katliamının dünya siyasetini değiştiren etkileri olacak.Bunun ilk işaretini Rusya Devlet Başkanı Putin verdi. Putin, Çeçen ayrılıkçılarla diyaloğa girme çağrısı yapan Batılılara, cevabı zor verilecek bir soru sordu:"Siz Usame bin Ladin'i niçin Beyaz Saray'a veya Brüksel'e davet edip ne istediğini niçin sormuyorsunuz? Biz niye çocuk katilleriyle konuşalım?"Bu tepkiyi, global siyaseti etkileyecek çaptaki bir karar izledi. Bir askeri yetkili Rusya'nın dünyanın neresinde olursa olsun "terörist hedefler"! vuracağını açıkladı. General Yuri Baluevski "Dünyanın hangi bölgesinde olursa olsun terörist kampları vuracağız. Bundan dolayı ortaya çıkabilecek bütün sorumluluklara da katlanacağız" dedi.İslâm inancının adanmışlık duygusunu caniler üretmek suretiyle kötüye kullanarak en başta dine ve Müslüman dünyaya ihanet eden İslâmi terör, son canavarlığı ile uyuyan bir devi uyandırmış, Rusya ile ABD'yi kader birliği yapmaya mecbur etmiştir.Güç mü, hukuk mu?Tek kutuplu bir güvenlik yapısının sona ereceğini söylemek için erken olabilir ama terör alanında ABD'nin güçlü bir müttefik kazandığı şimdiden bellidir.Dün Moskova'dan Rusya yönetiminin NATO ülkeleri ve İsrail'le teröre karşı ortak hareket karan aldığına dair haberler geldi.Belli ki terör konusunda yeni bir uluslararası hukukun oluşacağı dönem açılmaktadır.Terörden çok çekmiş ve bu tehdidin hâlâ hedefi durumunda olan Türkiye, yeni dönemin artan risklerini göğüslemeye ve sunacağı fırsatlan değerlendirmeye hazırlanıyor mu?"Terörün dini, milliyeti olmaz" sözü kulağa hoş geliyor ama PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığı, terörü Amerika'nın iki yüzlü bir egoistlikle değerlendirmeye devam ettiğini gösteriyor."Terör kampları"nı vurmak, Amerika'dan sonra Rusya'ya tanınan bir ayncalık olacaksa dünya, hukuktan ve huzurdan biraz daha uzaklaşacak demektir.Ters düşme riski..Türkiye'siz bir işbirliği, terörün yoğunlaştığı bu bölgede başarı getiremez. Türkiye'nin konumundan, kimliğinden ve deneyiminden yararlanmak isteyeceklerdir.İslâm toplumunun hedef alınmadığına, düşmanın İslâmi terör örgütleri ile bunları koruyan yönetimler olduğuna Müslüman dünyasını inandırmak da Türkiye'nin bu işbirliğinde baş rollerden birini üstlenmesine bağlıdır.İki stratejik gücün teröre karşı işbirliğinde Türkiye'nin mutlaka önemli bir yeri olacaktır. Ankara bu fırsattan yararlanarak, Irak savaşının gürültüsüne giden meşru menfaatlerini güvence altına alabilir.Hükümet dersine çalışıyor mu? Radikal İslâmi teröre destek vermekle suçlanan İran ve Suriye'ye Ankara'nın yakınlaşma siyaseti, şüpheler uyandırıyor, riskler taşıyor.Hükümetin dış politika açılımları, küresel gidişe ters düşüyor.

Devamını Oku

Evet.. Evet..

7 Eylül 2004

Yaratıcılık, anlayış ve güçlü bir siyasi irade birleştiği zaman "dağlar, yerinden oynar"..İşsizlik Türkiye'nin en büyük sorunu. Bu sorun, göç gibi, asayişi bozan suçların artması gibi başka sorunlar da üretiyor. Ve mutlaka yenilmesi gerekiyor.Başbakan Erdoğan sık sık şunu söylüyordu:"Her sanayici bir kişiyi işe alsa işsizlik kalmaz.."Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yönetimi de işgücü maliyetinin yüksekliğinden şikâyet ediyordu.Bu kutupların çıkardığı kıvılcım hayalle gerçek arasında birleştirici bir kaynak etkisi yarattı.TOBB yönetimi "Biz buna varız" dedi, "ama iktidar da fedakârlığa ortak olsun.."1. Ocak ayından itibaren alınacak olan yeni işçilerden kesilecek gelir vergisi iki yıl ödenmesin;2. Bu işçilerin işverence ödenmesi gereken SSK payı ve işsizlik sigortası primleri yine iki yıl Hazine tarafından karşılansın.Teklif kabul edildiği takdirde TOBB tüm üyelerini yeni yılda en az bir işsize iş vermeye mecbur tutacak.Bu bir anda 1 milyon 200 bin işsizin kurtulması demektir.Şimdi hükümet hesap yapıyormuş.. Yeşil kart, sosyal dayanışma fonu desteği gibi uygulamalar nedeniyle işsizlerin zaten devlete bir maliyeti var.TOBB'nin önerdiği şartların faturası o maliyetle kıyaslanacak ve karar verilecekmiş..Hiç vakit kaybedilmesin.AKP'nin geleneğinde fakire yardım yalnız ibadet değildir. Manevi tatmin yanında partiye oy getirdiği için siyasi menfaat da sağlar. Partideki tutucular şimdi "Bir kaynak yaratılacaksa, eskisi gibi fakirlere doğrudan yardım olarak dağıtalım" diye tutturabilirler, dikkat..Türkiye bir sosyal devlettir.Sosyal adalet, sadaka vererek sağlanmaz.Sosyal adaleti gerçekleştirmenin en onurlu yolu, istihdam sağlamak, işsizlere iş imkânı yaratmaktır.Hükümet "olur" kararını gecikmeden vermelidir.Nasıl uyuyabiliyorlar?İktidar, İmar Bankası'nda batan paraları, 50 milyarlık garanti sınırını da kaldırarak ödedi.Sadece Hazine bonosu ile dolandırılanları harcadı.Bir yılı aşkın süredir 20 bini aşkın aile kahır bulutları altında yaşıyor. Çoğu çocuklarını paralı okullardan aldı, dershaneye gönderemiyor, evlerinde hiç kahkaha duyulmuyor.Devleti dava etmişler, mahkeme koridorlarında sürünüyorlar. Düne kadar küçük bir "belki"den bahsedilebilirdi. Ama IMF zoru ile yabancı bankacılara yaptırıları "İmar Bankası Araştırması" nın raporu açıklandıktan sonra artık iktidarın inadında hiçbir şekilde iyi niyet aranamaz.Yabancı uzmanların raporu, tüm kusurun BDDK'da olduğunu tespit etmiştir. Mahkemeler elbette bu raporu delil sayacak ve eninde sonunda adalet, bonozedelerin haklarını teslim edecektir.İktidarın 22 bin aileye bu eziyeti boşu boşuna niçin çektirdiğini merak ediyorum.Din, iman, kul hakkı üstüne sürekli iyi ahlâk nutukları çekenler, bu gerçeği bile bile nasıl uyuyabiliyor, onu da çok merak ediyorum..

Devamını Oku

Namus borcu!

6 Eylül 2004

Hani bazı soygunlar vardır; bekçiler hırsızları değil de soyulanların elini ayağını tutar.. Türkiye yıllarca öyle soyulmuş!Arkadaşımız Necati Doğru'nun gün ışığına çıkardığı belge halkın, devletin, 17 yıl boyunca yetkililerin bilgisi dahilinde soyulduğunu; soyulmak ne kelime, düpedüz onuruna, namusuna tecavüz edildiğini ortaya koyuyor.Geçen yıl İmar Bankası'na el konma gerekçelerini, bankayı 1987 yılında denetleyen Bankalar Yeminli Murakıbı Mustafa Tosun daha o zaman tespit etmiş.Ama "İmar Bankası'na derhal el koyun" talebini içeren rapor, gelip geçen bunca hazine müsteşarı, BDDK Başkanı, bakan, başbakan tarafından işleme konmamış.Murakıp Tosun, İktisat Bankası'nın da soyulduğunu aynı şekilde bundan on yıl önce belirlemiş ve devleti uyarmıştı. Ama o rapor da öteki gibi uyudu, uyutuldu. Neden?Bir kısmı seçimle, bir kısmı atama ile gelen sorumluların aslında verecekleri cevapları yoktur. Ne diyecekler? "Raporun sonunda Tosun imzası vardı. 'Bunu yazan Tosun' eksenli tuvalet edebiyatından galat savunma refleksi ile okumadan kaldırıp attık" mı diyecekler?Daha kaliteli bir bahane bulamazlar.Düğmeye AKP iktidarı basmıştır, haklarını teslim ediyoruz. Ama hem geçmiş hesabın sorulması, hem geleceğin güven altına alınması, iktidardan daha gözü pek adımlar bekliyor.Siyasetçilere ve bürokratlara tanınmış ayrıcalıklar, Adalet Bakanı'nın dediği gibi adaletin ve özlediğimiz "temiz toplum"un önünü tıkıyor.Milletvekili ve bürokrat dokunulmazlıklarının kaldırılarak yargının önünün açılması iktidar için artık namus borcu haline gelmiştir.Bunun propagandasını yapıp gereğinden kaçmak iki yüzlülüktür. Yeter artık!Ümitler arttıKırk yıllık AB maceramızın en kritik günlerini yaşıyoruz.Dünkü iki gelişme umutlarımızı artırmıştır. Verheugen, Türkiye'nin beklediği kararı AB'nin ertelemeden, aralık ayındaki zirvede vermesi gerektiğini bildirdi Ankara'da.Bu sözler, yıl sonundaki zirveye komisyonun bu yönde öneri sunacağını gösteriyor.Çok etkili bir destek de Avrupa'nın önde gelen siyasetçi ve devlet adamlarından kurulu bir bağımsız komisyondan geldi. Bu komisyonun 6 ay süren çalışmalarının sonucunu dün Finlandiya eski Cumhurbaşkanı ve komisyonun başkanı Martti Ahtisaari açıkladı.Rapor, kuyumuzu kazanların tezlerini çürüttüğü gibi, Türkiye'nin sağlayacağı büyük yararlan sıralıyor ve AB liderlerine "Türkiye fırsatını kaçırmayın" çağrısı yapıyor.Bağımsız komisyonu oluşturan "âkil adamlar"ın karar sürecine yapacaklan olumlu etkileri hesaba katan Ankara'da moraller iyice yükselmiştir.Bu iyimserliğin, TCK'ya zina suçunu monte etmek için bastıran AKP'deki tutuculara karşı hükümeti yüreklendireceği umuluyor.Gerçekten de ipi göğüsleyeceğimiz bir aşamada reformlara gerici gölge düşürmenin, kendi ayağımıza ateş etmenin alemi yok!

Devamını Oku

Bahanesi yok!

5 Eylül 2004

Türkiye'nin önünü tıkayan, içini karartan utanç verici sorun yolsuzluklardır.Herkes yakınıyor ama düzenin çelik yeleğini kimse delemiyor.Adalet Bakanı Cemil Çiçek dün VATAN'a "AB'den gelen heyetlerin ya birinci sorusu yolsuzluk ya da ikinci sorusu.. Bundan çok sıkıldım, bunaldım" dedi.Bu bir isyansa, iktidar şikâyet yeri değildir. AKP, yolsuzluklara son vereceğini, hırsızlara koruma sağlayan dokunulmazlıkları kaldıracağını vaat erliği için iktidara geldi.Bahanesi yok bu borcun!Çiçek'in çektiği fotoğraf gerçektir:"Yolsuzluğa bulaşmadık kesim yok. Herkes kendi hırsızını koruyor. Savcı yolsuzluğu araştırırken, dört kare varsa ancak bir karesini araştırabiliyor. Diğer üç kare dokunulmazlıklar arkasına gizleniyor. Sonunda fatura kime çıkıyor? Yargıya.. Çünkü bir kısım yolsuzlukları önce bazı kurullar inceliyor. Bu kurullar dosyayı bekletiyor, zaman aşımının dolmasına bir ay kala yargıya gönderiyor. Adam işini yargıda halletmiyor, o kurulda hallediyor.."Çiçek demek istiyor ki..Yalnız milletvekili dokunulmazlığını kaldırmakla olmaz. Gelin milletvekili dokunulmazlıkları dahil tüm ayrıcalıkları kaldıralım.Yani bürokratları koruyan kalkanlar da tarihin çöplüğüne atılsın..Kaldırın, atın.. Elinizi kimler tutuyor?Çiçek bunun cevabını vermelidir.CHP'ye ve medyaya yeterli desteği vermedikleri eleştirisi haklı değildir, doğru değildir.Kaldı ki AKP, medyanın ve CHP'nin eleştirilerine bakarak çağdışı saplantıları peşinde koşmaktan vaz mı geçiyor?Türkiye'yi AB hukukunun dışına düşüren zina suçunu, CHP'nin ve medyanın ricasını yerine getirmek için mi icat ettiler?Hırsızları koruyan ayrıcalıklar artık, istediği her yasayı çıkarabilecek güce sahip AKP iktidarının vebalidir.Bu borç ödenmediği sürece, kendilerine istedikleri kadar "AK Parti" desinler; inandıramazlar!Siyasi zina riskiBizi yine Avrupa Birliği motivasyonu kurtaracak galiba..Hollanda'da AB Dışişleri Bakanları toplantısına katılan Abdullah Gül dikkat çekici bir açıklama yaptı: "TCK'da yapılacak değişiklikler arasında zina konusunun, Türkiye'nin son iki yılda gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceği reformları gölgelememesi gerekir.."Doğrudur.. Türkiye değişim iradesi ile dünyayı şaşırtmıştır. Ama sadece şeriatla yönetilen ülkelerde geçerli olan zina suçunu TCK'ya monte etme inadı, bir çuval inciri berbat etme riski yaratıyor şimdi.Bu gölgedir ama iktidarın kendi gölgesidir.Bir İspanyol gazetesi 'TBMM zina kanunu için olağanüstü toplanıyor" diye yazdığı için Dışişleri Bakanı Gül üzülmüş.İstediği kadar haberin gerçeği yansıtmadığını söylesin, Türkiye ve AKP iktidan dışardan böyle görünüyor. Ve galiba gerçek, dışardan daha iyi görünüyor!İyi ki AB hayali sayesinde bu algılamalar iktidan etkiliyor. AKP de etkilenecektir.AB'ye yönelik meşakkatli çabaların "siyasi bir zina" günahına feda edilmeyeceğini ümit ediyoruz..

Devamını Oku

Küçük bir ümit

5 Eylül 2004

Dünyayı yasa boğan rehin alma eyleminin bilançosu bu satırlar yazıldığında şöyleydi: 322 ölü.. 155'i çocuk..O masumların cansız bedenleri, yüzlerini göğe çevirmiş annelerin elemli çaresizliği, ilâhi bir güce gazabını göstermesi için çağrı yapıyor sanki.Kuzey Osetya'daki eylem, cinayetten daha korkunç bir şeydir. Caniler, silâh ve patlayıcıları, yaz başındaki onarım sırasında okula götürüp depolamışlar.Yani ruhlarını esir alan kötülük, çocukları öldürerek İslâm'a ve davalarına vereceği zaran iki-üç ay boyunca düşünmelerine imkân tanımamış.Katliamın dehşeti ve bu yüzden İslâm imajının uğrayacağı erozyon Arap dünyasında daha önce görülmemiş çapta öfke ve utanç yarattı. Bu tepkiler yararlıdır.İbadetlerini dindar bir şekilde eda eden Müslümanlar ile inancı ve adanmışlığı cani üretmek için kullanan aşırıları birbirlerinden ayırmak gerekiyor.Bu görev Müslüman aydınlara düşüyor.El Arabiye Televizyonu Genel Müdürü El Raşid, son on yılın büyük terör saldırıları ardında genellikle Müslümanların bulunduğunu belirterek şöyle dedi:"İslâm dünyası bu olayları sadece kınamakla ve bir şekilde meşru göstermeye çalışmakla yetiniyor. Bazı acı gerçekleri kabul etmedikçe Müslümanlar imajlarını temizleyemeyecek. Terörist çocuklarımız, bizim çürümüş kültürümüzün bir sonucudur."Mısırlı din bilgini Ahmed Bahgat, El Ahram gazetesinde "İslâm'ın tüm düşmanları bir araya gelse, Müslüman çocuklarımızın aptalca davranışlarıyla dinimizin imajına verdiği zararı veremezdi" dedi."Küçük çocukların suçu neydi?" diye soran El Ezher Üniversitesi Baş İmamı Tantavi "Bu kişiler teröristtir, asla Müslüman olamazlar" dedi.İslâm adına katliam suçu işleyenler bir başka büyük haksızlığı da yabancı işgalinden veya başlarındaki diktatörlerden kurtulmak için savaşanlara yapıyorlar. Osetya'da 155 çocuğu öldürenler, bu ihanete de batmışlardır.İslâm dünyasında uç veren özeleştiri, terörü İslâm toplumundan izole edecek bir uyanışın başlangıcı olur mu acaba?Müslüman aydınlar, din bilginleri ve siyasetçiler, kendi hayatları için risk doğuracak kahramanlığı göze alabilirlerse, belki..Hırsızın ateş dansıYalova Belediyesi'nde dün yangın çıktı.Ve yangın, sadece yok edilmesi gereken yeri yaktı, kül etti.Eski Çalışma Bakanı Okuyan yangının "şaibeli" olduğunu söyledi. CHP İl Başkanı Fitoz da "Olay skandaldır" dedi.Çünkü büyük yolsuzluk iddialanyla ilgili belgeler belediyenin arşivinde duruyordu. Namussuzluk, ateşe hükmeden bir hünerle yanması gereken yeri yaktı, hepimiz de bu marifeti havai fişek gösterisi gibi seyrettik.Şimdi yargı ne yapacak?Kanıtlan yok eden yangın da kanıt sayılmaz mı?Dileriz adalet ateşle oynayanlar karşısında pes etmez.Çünkü teslimiyet, eskiye rahmet okutacak kadar kötü bir devrin kapısını açabilir:Çal-Yak-Kurtul dönemi..

Devamını Oku

Lanet olsun!

3 Eylül 2004

Korkulan oldu. Canavar teröristlerle gücünü kanıtlama şehveti içinde çocukları bile unutan Rusya devleti çarpıştı.Kim kazandı? İki taraf da kaybetti..Çocuk cesetleri, iki tarafı da acımasızlıkta eşitlemiştir. Rusya, Moskova tiyatro baskınından sonra ikinci bir Pirus zaferi kazanmıştır!Dün dökülen masum kanlan "medeniyetler çatışması" adlı zehirli ağacı sulamaktan başka bir işe yaramayacaktır.Huntington bir öngörüde bulunmamış, Soğuk Savaş'ın ardından Batı'ya yeni düşman icat eden bir tez sunmuştu.Tezine göre "Yeni dünyada temel çatışma kaynağı ideolojik veya ekonomik olmayacaktır. Büyük bölünmeler kültürel olacaktır. Küresel siyasetin çatışmaları farklı medeniyetlere ait uluslar ve gruplar arasında cereyan edecektir. Medeniyetler çatışması, küresel siyasete egemen olacaktır."İslâmi terör ve bu bağlamda Çeçen terörü işte bu uğursuz değirmene su taşıyor.İslâm adına vahşet üreten gruplar ve onlara yataklık edenler aslında İslâm inancına ve Müslümanlara ihanet ve kötülük ediyorlar.Güç ve kararlılık göstermek uğruna kendi çocuklarını feda edecek kadar gözü dönmüş devletler de, insani değerlere saygısızlıkta teröristlerden geri kalmadıklarını kanıtlıyor.Evet, çocuğu rehin alan acımasızlık ezilmeli. Ama bunun bedeli, yüzlerce çocuğu feda etmek mi olmalı? Bu tecrübe, teröre hedef olan bütün devletlere ibret olmalıdır.Osetya'da iki taraf da aynı cehennemlik suçu işledi. İki taraf da birbirlerine bundan sonra kullanacakları nefreti hediye etti!Medeniyetler çatışması, yıkım senaryosudur. Bu felâketi ahlâk ve faziletten nasip almamış bir akıl önleyemez.Medeniyetlerin, tarihi oluşturan bir okyanus olduğunu, küreselleşme çağında bu suların bölünemeyeceğini insanlık bir gün anlayacaktır.Dileyelim ki terör gruplarını, uluslararası rekabette politik koz olarak kullanan egoizm ve iki yüzlülük bir an önce son bulsun.Masum kurbanların açtığı nefret uçurumları daha fazla derinleşmesin..Bu işi AB çözer!"Devletin yatak odasında ne işi var?" diye soranlara Adalet Bakanı Çiçek VATAN aracılığıyla cevap verdi:"Eşlerden biri yatak odasına davet ederse devlet müdahale eder!"Toplumdan yükselen itirazların AKP iktidarını ikna etmeye yetmeyeceği anlaşılıyor.Cemil Çiçek, sadece Anadolu kadınlarından değil "çok farklı kesimlerden, hiç aklınıza gelmeyecek kişilerden" talep geldiğini söylüyor.Kimler ola ki?"Zina avcılığı" aldatılan eşlere hizmet veren veya şantaj yoluyla para sızdıran yeni bir meslek yaratarak işsizliğe çare getirebilir..Magazin dünyamızı daha da rezilleştirerek zenginleştirebilir. Ama değer mi?Ankara'ya Verheugen'den önce AB'nin uyarısı geldi: "Zinaya ceza, başka bir çağdan kalma uygulamadır.."Bu bir ümittir. Çiçek "Batı hukuku bu konuyu boşanma sebebi kabul ediyor, ceza alanına taşımıyor. Ama biz o noktaya geldik mi?" diye soruyor.Verheugen Ankara'da "Geldiniz tabii.. Gelmeseydiniz üyelik müzakereleri için tarih verilmesini önerir miydik?" derse...Buna iktidar itiraz mı edecek?

Devamını Oku

Çocuklar ölmesin

2 Eylül 2004

Bütün dünya Osetya'da yarısı çocuk 400'e yakın rehinenin kurtulması için dua ediyor.İslâmi terörle biraraya getirmenin suçuna ve günahına batmış haydutlar, kendi amaçları için bu günahsızların hayatı üstüne ölüm kuman oynuyor.Rehinelerin tümü sivil, üstelik yarısı okul çocuğudur. Teröristler onları önceden hesaplanmış bir kötülük için avlamışlardır.Tehlikeli şiddet ve nefret eylemlerine müdahale etmek devletler için güvenlik gereği olan bir yasal hak değil, aynı zamanda ahlaki bir mecburiyettir.Burada masum hayatlar ölüm tehdidi altındadır ve saldırganlan motive eden düşmanlık, kuvvet kullanmadan bir çözüm bulunacağı umutlarını her saat azaltmaktadır. Teröristlerin yüzlerindeki maskeleri çıkarmaları kötüye işarettir.Kırk kadar Çeçen militan iki yıl önce Moskova'da tiyatro basmış, yine yüzlerce kişiyi rehin almıştı. Rus özel timlerinin tiyatroya "uyku gazı" sıktıktan sonra giriştikleri operasyon dehşet ve elem verici bir katliam oldu. Çeçen teröristlerin tümü öldürüldü ama 129 rehine de hayatlarını kaybetti.Rus halkı ve tiyatro baskını tecrübesini hatırlayan herkes, aynı kâbusun tekrarlanacağı korkusunu yaşıyor şimdi. Daha kötüsü, çocuklarıyla birlikte rehin alınan yetişkinler de..Rusya Devlet Başkanı Putin'in "öncelikle rehinelerin güvenliklerini düşünüyoruz" sözlerine inanılır mı bilemeyiz ama teröristlerin dün öğleden sonra kadın ve çocuklardan 26 rehineyi serbest bırakması ümit uyandırmıştır.Rus yetkililerin çocukları kurban eden bir yanlışa düşmemeleri için dua ediyoruz.Rusya, devletin gücünü ve kararlılığını kanıtlamanın alışılmış risklerini dileriz bu olayda göze almaz.Çünkü bedeli çocuk katliamı olan bir çözüm, teröre karşı kazanılmış bir zafer olmaz!Yedi kocalı Hürmüzİktidar her şeyi göze aldı, zinayı suç sayan maddeyi TCK'ya ekleyecek.Başbakan Erdoğan bunun işaretini verdi."İnsan onurunu korumak, özellikle kadınları korumak için" bu düzenlemeyi yapıyorlarmış. Aldatmalarda kadınlar aleyhindeki eşitsizliği ortadan kaldınyorlarmış!CHP iktidarın imam nikâhlılardan gelecek tepkilere yenik düşerek bu girişimden vazgeçmeye mecbur kalacağına inanıyordu. Fakat AKP hukukçuları buna da kılıf uydurdular.Formül şu: Eşlerden biri ötekinin imam nikâhı ile başka biriyle olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyetçi olmazsa imam nikâhlılar zina suçundan ceza görmeyecekler.Nasıl bir eşitlik, nasıl bir ahlâk anlayışıdır bu?İktidarın girişimi, tüm kumaları ve metresleri, erkekler için "kazanılmış hak" olarak meşrulaştırmayacak mı böylelikle?Bu nasıl eşitlik?Diyeceklerdir ki "Bu hakkı yalnız erkeklere değil, eşlere eşit olarak tanıyoruz.."Peki imam nikâhı ile ikinci eş almış kadın var mı bu memlekette?"Yedi kocalı Hürmüz" oyununu ciddiye mi aldı yoksa bunlar?

Devamını Oku

Vahşetle terbiye

1 Eylül 2004

Dünya, Irak'ta bir radikal İslamcı grubun kaçırdığı iki Fransız gazeteci için birleşirken dün yeni bir vahşetle sarsıldı.Kuzey Osetya'nın Beslan kentinde bir okulu basan Çeçen teröristler, öğrencilerden ve ailelerinden oluşan 150 kişilik bir grubu rehin aldı.Saldırganlar, daha önceki bir terör eyleminde yakalanan arkadaşlarının serbest bırakılmaları, aksi takdirde okulu havaya uçurup rehineleri öldürecekleri tehdidinde bulundular.Fransız gazetecileri kaçıran örgüt, Fransa'daki okullarda uygulanacak turban yasağından vazgeçilmesini İslâm adına istiyor.Kuzey Osetya'daki vahşetin aktörleri Çeçenistan'ın bağımsızlığı için verdiklerini söyledikleri savaşı İslâmi mücadele görüntüsü altında sürdürüyor.Kullanılan yöntemin terör olması en başta İslâm'a zarar veriyor.Hiçbir amaç, masum insanların öldürülmesini ve kitlesel katliamları meşru kılamaz. Bunu yapanlar Allah inancını inkâr ediyorlar.Fransız gazetecileri kaçıranlar ve Kuzey Osetya'daki vahşeti tezgahlayanlar, etkileyici bir "ilk"le karşılaşmışlar, kendi inanç sistemlerine bağlı yığınların tepkisine hedef olmuşlardır.Fransa'da türban yasağına karşı olan cemaatler bile teröre karşı birleşip eylemden vazgeçmiş, öte yanda sistematik Çeçen terörünün yarattığı kan gölünün büyümesi, Türkiye'nin bu alandaki politikalarını gözden geçirerek değiştirmesi sonucunu doğurmuştur.Şiddete tapanlar, kullandıkları meşum silâhın geri teptiğini görecekler mi?Dinimizi, insani yüzünden koparıp ceza kanunu derecesine indirmek suretiyle İslâm'a en büyük ihaneti işlediklerini fark edecekler mi?Kimse bunu beklemesin.. Çünkü merhum İkbal Ahmed'in dediği gibi "Onların derdi maneviyat değil iktidardır. İnsanların çile ve özlemlerini paylaşıp hafifletmek değil politik amaçlarla harekete geçirip onlan kullanmaktır."O nedenle sabır gerekiyor. Bu acılar kısa zamanda bitmeyecektir.Farklı inançlar, insanî değerler müştereğinde birleşebildikçe belki hafifleyecektir.Allah adına insan öldürenlerin ihaneti umarız bu bilinçlenmeyi hızlandırır.AKP adaleti sınavdaHızlandırılmış tren katliamı ile ilgili bilirkişi raporu çıktı.Savcılığın oluşturduğu bilirkişi, sorumluluğun 8'de 4'ünü idareye (TCDD), 8'de 3'ünü başmakiniste, 8'de 1'ini ikinci makiniste yükledi.Alt yapısı kurulmamış trene "kaza olacak" uyarılarına rağmen hareket emri verenler dışarda üstelik görevlerinin başında, fakat onların emir kulu oldukları için yola çıkan ve ölümden dönen makinistler cezaevinde..Ulaştırma Bakanı, siyaset etiğinin asgari gereği olan istifa borcundan yan çizerken "Durun bakalım, gerçek ortaya çıksın" diyordu.Bakalım şimdi kendisi ve TCDD Genel Müdürü için ne bahane bulacak?AKP'nin başındaki A harfi "adalet'i mi tarif ediyor yoksa sadece "ampul"ü mü işaret ediyor, göreceğiz!

Devamını Oku