Terörün yaptığı!

Rusya'daki çocuk katliamının dünya siyasetini değiştiren etkileri olacak

Haberin Devamı

Rusya'daki çocuk katliamının dünya siyasetini değiştiren etkileri olacak.

Bunun ilk işaretini Rusya Devlet Başkanı Putin verdi. Putin, Çeçen ayrılıkçılarla diyaloğa girme çağrısı yapan Batılılara, cevabı zor verilecek bir soru sordu:

"Siz Usame bin Ladin'i niçin Beyaz Saray'a veya Brüksel'e davet edip ne istediğini niçin sormuyorsunuz? Biz niye çocuk katilleriyle konuşalım?"

Bu tepkiyi, global siyaseti etkileyecek çaptaki bir karar izledi. Bir askeri yetkili Rusya'nın dünyanın neresinde olursa olsun "terörist hedefler"! vuracağını açıkladı. General Yuri Baluevski "Dünyanın hangi bölgesinde olursa olsun terörist kampları vuracağız. Bundan dolayı ortaya çıkabilecek bütün sorumluluklara da katlanacağız" dedi.

İslâm inancının adanmışlık duygusunu caniler üretmek suretiyle kötüye kullanarak en başta dine ve Müslüman dünyaya ihanet eden İslâmi terör, son canavarlığı ile uyuyan bir devi uyandırmış, Rusya ile ABD'yi kader birliği yapmaya mecbur etmiştir.

Güç mü, hukuk mu?
Tek kutuplu bir güvenlik yapısının sona ereceğini söylemek için erken olabilir ama terör alanında ABD'nin güçlü bir müttefik kazandığı şimdiden bellidir.

Dün Moskova'dan Rusya yönetiminin NATO ülkeleri ve İsrail'le teröre karşı ortak hareket karan aldığına dair haberler geldi.

Belli ki terör konusunda yeni bir uluslararası hukukun oluşacağı dönem açılmaktadır.

Terörden çok çekmiş ve bu tehdidin hâlâ hedefi durumunda olan Türkiye, yeni dönemin artan risklerini göğüslemeye ve sunacağı fırsatlan değerlendirmeye hazırlanıyor mu?

"Terörün dini, milliyeti olmaz" sözü kulağa hoş geliyor ama PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığı, terörü Amerika'nın iki yüzlü bir egoistlikle değerlendirmeye devam ettiğini gösteriyor.

"Terör kampları"nı vurmak, Amerika'dan sonra Rusya'ya tanınan bir ayncalık olacaksa dünya, hukuktan ve huzurdan biraz daha uzaklaşacak demektir.

Ters düşme riski..
Türkiye'siz bir işbirliği, terörün yoğunlaştığı bu bölgede başarı getiremez. Türkiye'nin konumundan, kimliğinden ve deneyiminden yararlanmak isteyeceklerdir.

İslâm toplumunun hedef alınmadığına, düşmanın İslâmi terör örgütleri ile bunları koruyan yönetimler olduğuna Müslüman dünyasını inandırmak da Türkiye'nin bu işbirliğinde baş rollerden birini üstlenmesine bağlıdır.

İki stratejik gücün teröre karşı işbirliğinde Türkiye'nin mutlaka önemli bir yeri olacaktır. Ankara bu fırsattan yararlanarak, Irak savaşının gürültüsüne giden meşru menfaatlerini güvence altına alabilir.

Hükümet dersine çalışıyor mu? Radikal İslâmi teröre destek vermekle suçlanan İran ve Suriye'ye Ankara'nın yakınlaşma siyaseti, şüpheler uyandırıyor, riskler taşıyor.

Hükümetin dış politika açılımları, küresel gidişe ters düşüyor.

DİĞER YENİ YAZILAR