Siyasetçiler başarılarının gölgesiz görünmesini isterler. Gölge varsa medyayı suçlayıp kurtulmaya çalışırlar.
Zina inadı yüzünden yoldan çıkan AB ilişkilerinin Brüksel'de tekrar rayına oturtulması sırasında ve sonrasında yine aynı şey oldu.
Basın toplantısında Başbakan medyada yer alan değerlendirmeleri hatırlatarak "TCK taslağı içinde olmayan, hatta meclisten geçip kanunlaşmış duruma gelen maddeler arasında yer almayan bir konu (zina) sürekli gündeme getirilerek kamuoyu meşgul edilmiştir" dedi.
Anlaşılıyor ki kapalı görüşmeler sırasında da Başbakan aynı temayı işlemiş, muhataplarını "gazeteci uydurması"ndan üremiş yapay bir krizin varlığına inandırmak istemiştir.
Türkiye'nin demokratik geleceğini belirleyecek bir noktada biz medya olarak daha büyük fedakârlıklara da katlanabilirdik. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın ihtiyacı olan şerefli bir ricat kapısı önünde paspas olarak kullanılmak bile bize ağır gelmez.
Yeter ki bu kötü ve haksız yaklaşım huy olarak yerleşmesin.
Sınırı zorlamamalı
"Vur abalıya" kolaycılığının Batılı muhataplar katında ikna edici olmadığını bilmek gerekir. Başbakan Erdoğan'la düzenledikleri ortak basın toplantısında Avrupa Parlamentosu Başkanı Borrell, zina tartışmaları ile ilgili olarak şöyle dedi:
"Anladık, böyle bir niyet yokmuş.. Çok şey yazıldı, halbuki bunlar gerçek değilmiş.."
Borrell'in sözlerindeki alaycı imayı umarız Başbakan ve iktidar yöneticileri de hissetmişlerdir.
Muhataplarımız, Başbakan'ın krizi aşma gayretini kolaylaştırmak istemiş, bir kâr-zarar hesabı yaparak medyaya yapılan haksızlığı mesele haline getirmemiştir.
Çünkü medya dahil tüm tarafların varmak istedikleri hedef bu şekilde kurtarılmıştır. Ve sonuç hepimizi mutlu etmiştir.
Ama Başbakan ve iktidar sözcüleri, medyanın ulusal bir davaya zarar vermemek duyarlılığı içinde gösterdiği sabrı kötüye kullanmamalıdırlar.
Medya ve iktidar
Herkes bu krizi medyanın değil iktidarın çıkardığını biliyor.
"Zinanın suç olmasını kadınlar istiyor." "Aldatılan eş davet ederse devlet yatak odasına girer." "Zina suç olursa AİDS olmazsınız." "Bu bir yerde insan onurunu kurtarmaya yönelik bir adımdır diye inanıyorum." "Zina şikâyete bağlı bir düzenleme olacak. Değiştirmemiz söz konusu değildir."
Bunları biz uydurmadık, Başbakan ve bakanları söyledi.
Erdoğan, Brüksel'de "AKP iktidarı döneminde zinanın bir daha gündeme gelmeyeceği ne dair taahhütte bulundu.
Unutmamalı ki bu kararlılığı bir hafta önce Ankara'da gösterse, ne Brüksel'e gitme ne de medyaya haksızlık etme mecburiyetine düşecekti.
İktidar, sözünü esirgemeyen bir medyayı kendi zenginliği ve güvencesi olarak görmelidir.
Çünkü yabancılar karşısında mahcup duruma düşecek yanlışlardan hükümeti böyle bir medya korur.
Huy olmasın!
Siyasetçiler başarılarının gölgesiz görünmesini isterler. Gölge varsa medyayı suçlayıp kurtulmaya çalışırlar
Haberin Devamı

