Başbakan şimdiye kadar bu oyunu hep içerde oynadı. Denedi, zorladı direnç görünce geri çekildi.
Millet olarak daha kötülerini de gördüğümüz için, bize özgü siyasetin cilvesi sayarak bu oyunları kabullendik.
Sonuçta AKP'nin kırmızı çizgileri bu testlerle belirlediğini düşünerek yarar bile umduk.
Ama son olay imam hatip ve türban hamlelerine benzemiyor.
Zina takıntısı hem niteliği, hem muhatabı ve hem de zamanlama bakımından skandal ölçeğinde bir siyasi sorumsuzluktur. Meclis Dışişleri Komisyonu Başkanı AKP'li Dülger bile zina bağlamında yaşanan macerayı "siyasi sakarlık" diye yorumlamıştır.
AKP'nin bunca emek verdiği AB sürecini nasıl böyle göz göre göre kundakladığına kimse akılcı bir açıklama bulamamıştır.
Çürüyen iddialar
Zinayı TCK'ya monte etmeye karar verdiklerinde, bazı AB ülkelerinde bunun örnekleri bulunduğunu iddia ettiler. Bu gerekçe çürütülünce "tabandan yoğun baskı var" bahanesine sarıldılar.
O bahanenin mumunu da yine bir AKP milletvekili olan Ersönmez Yarbay CNN-Türk'te söndürdü. "Zinanın TCK'ya girmesi gibi bir derdi yok milletin. Tabandan baskı filân gelmedi" dedi.
Çoğalan işaretler, Türkiye'nin başına bu derdi saran sorumluyu tabanda değil kafada aramak gerektiğini gösteriyor.
Genel Başkan Erdoğan zinayı şahsi bir mesele haline getirmiş olabilir mi?
Çünkü sorun taban olsaydı Erdoğan -gücünü ne güne saklıyor-ağırlığını koyar, AB yolunun tıkanmasına izin vermezdi. TCK için CHP lideri Deniz Baykal'la el sıkışan Abdullah Gül'ü bile harcadığına bakılırsa Başbakan kendi senaryosunu oynamaktadır.
Yanlış kılavuzlar
Bu senaryonun ilhamını, şimdiye kadar yararlandığından farklı danışmanlar vermiş olabilir ona.
Yanlış yönlendirilmiştir. Korkarız ki halâ yanlış yönlendiriliyor.
Meselâ yarın Brüksel'e gidecek olan Başbakan'ın orada zina maddesini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bağlamında savunacağı bildiriliyor. Sözleşmenin 8'inci maddesine göre "Herkes özel ve ailevi hayatına saygı gösterilmesini istemek hakkına sahiptir."
Başbakan, zina maddesi ile bu hakkın yasal güvence altına alınacağını savunacak..
Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatları tam tersini savunuyor.
AİHM, dini kuralları hukuk metinlerine koymayı, bireyin özel ve ailevî hayatına müdahale sayarak reddediyor.
Brüksel'de bu gerçeklerle yüz yüze gelecek olan Başbakan'ın değişeceğini bekliyoruz.
Tarihin övgüsüne lâyık bir lider olmak için cesaretse cesaret, özveri ise özveri göstereceğini tahmin ediyoruz.
Tahmin?.. Haydi daha samimi olalım, dua ediyoruz!
Sakarlık!
Başbakan şimdiye kadar bu oyunu hep içerde oynadı. Denedi, zorladı direnç görünce geri çekildi
Haberin Devamı

