Gaza gelme tehlikesi..

6 Mayıs 2013

Şam’a yakın hedeflere yönelik İsrail hava saldırısı, işlerin kırılma noktasına dayandığını haber veriyor.Esad yönetimi bu tür bir saldırıyı savaş nedeni sayacağını önceden ilân ettiği hâlde bu sözünü yutmuş görünüyor.Çünkü Suriye’nin olanakları, bölgesel boyutlar kazanmaya aday bir olayla başa çıkmaya elverişli değildir.Esad yeni bir cephe açmamak kararından sapma göstermedi ama İsrail’in saldırısı, boyundan daha büyük sonuçların işaretini veriyor.Dünya Suriye’deki katliama daha ne süre seyirci kalacak?Harekete geçme ihtiyacı artık ciddiye alınması gereken seviyeye ulaşmış olmalı ki Rusya açığa düşmemek için rota düzeltmesi anlamına gelecek bir manevrayı dün gerçekleştirdi.Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Alexander Lukaşeviç “son gelişmelerin ışığında Suriye’ye silâhlı müdahalenin yaklaştığını” düşündüklerini söyledi.Moskova’ya göre İsrail saldırısı dünyanın Suriye’ye müdahale ihtiyacını hissettiren bir işarettir.Amerika’nın Orta Doğu’daki baskıcı rejimler üstüne yürümek için kullandığı gerekçe kimyasal silâhtır.Irak’ta mevcut olmayan kitle imha silâhları bahanesi Saddam’ın sonunu getirdi. Aynı oyun şimdi Suriye’de mi oynanıyor?Birleşmiş Milletler Bağımsız Suriye Soruşturma Komisyonu üyesi Del Ponte, şu ana kadar hükümete bağlı güçlerin kimyasal silâh kullandığına dair bir kanıt görülmediğini ama muhaliflerin sinir gazı kullandığına dair -kesin kanıt bulunmamasına rağmen- güçlü şüpheler bulunduğunu açıkladı.ABD Başkanı Obama, Amerika’nın standart davranışını tekrarlamaktan uzak duruyordu seçim bahanesiyle.Seçim geçtiğine göre daha kalıcı bir değişiklik söz konusu demektir.Ayın 16’sında Başbakan Erdoğan ile ABD Başkanı Obama tarihin gidişini etkileyecek önemde bir toplantı yapacaklar.Obama Suriye’de kendilerini bir görev beklediğinin bilincindedir. Bu yükü üstüne atacağı bir ortak arayacak.Tayyip Erdoğan bu ziyarette duyacağı övgüleri ve göreceği aşırı konukseverliği fazla ciddiye almasın!Çaresiz muhalefetCHP’nin büyümeye ihtiyacı var.Ama nereden besleyecek?Bir VATAN okuru olan Gürkan B. gerçekçi bir eleştiride bulunuyor.Kılıçdaroğlu ‘Benim haberim yok. Bize söylemiyorlar’ diye yakınıyor.“Bu hikâyeleri halk sandıkta yemez, hesabını sorar” diye yazmış.Üstünde düşünmek lâzım.Söylemedikleri için bir şey bilmediğini kabul ediyorsan bittin demektir.Muhalefet çaresiz görünmemeli!

Devamını Oku

CHP yarışta adalet istiyor

4 Mayıs 2013

Bütün rejimlerde iktidar vardır. Muhalefet sadece demokratik rejimlerin ayrıcalığıdır.Hür basın yoksa hür seçim de olmaz olamaz.Uluslararası kuruluşların raporları alârm veriyor.Türkiye, basın özgürlüğü sıralamasında sürekli irtifa kaybediyor.“Hükümeti övdünüz de kızan mı oldu” diye soran çıkmıyor bereket!..CHP’nin Parti Meclisi toplantısında Genel Başkan Kılıçdaroğlu isyan halindeydi.İktidarın medyayı korkutarak yarattığı iklim, eleştirel haber ve yorumlara gazete ve TV’leri kapatıyor. Medya eleştiri kotasını CHP hakkında verdiği zorlama haberlerle dengeliyor.Dün AKP ve CHP’nin önemli toplantıları vardı. Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını 2-3 kanalın 5-6 dakika verdiğini, fakat Başbakan’ın konuşmasını 12 kanalın canlı olarak yayınladığını anlattı.Kılıçdaroğlu da kürsüde iktidara ateş püskürüyordu.Yayında zamanı adaletle kullanmak şöyle dursun çoğu medya kuruluşunun CHP’yi kavga içindeymiş gibi gösteren haberler ürettiğini, artık buna sessiz kalmayacaklarını anlatıyordu.“CHP’de kavga var imajı yaratmaya çalışıyorlar. Yeri geldiğinde gazeteleri de gazetecileri de teşhir etmekten çekinmeyeceğim. AKP’yi eleştirmekten korkup CHP’yi eleştireceksin, sonra kendine gazeteci diyeceksin!”Böylesi ayıplara katlanmanın iktidar hesabına açıklaması bulunmuyor.Halkın en duyarlı olduğu Kürt sorunu konusunda riskli bir çaba sarfediliyor buna rağmen araştırmalar, AKP’nin seçim şansının yüzde 50 bandında dalgalandığını gösteriyor.“Ekonomisi iyi giden bir ülkede iktidar seçim kaybetmez” kuralı bir yana seçmenlerin niteliği de AKP’nin şansı arttırıyor.O kitle konut edindirme ve hastane kolaylıkları gibi hizmetlere ulaşmak karşılığında basın özgürlüğünü mesele yapmıyor, yapmaz zaten.Her iktidar gibi AKP de bu zaafı sömürebilir ve hizmetleriyle övünebilir.Ama muhalefeti susturulmuş bir rejim yaratarak elde edeceği kötü şöhret tüm iyilikleri siler süpürür; unutmamak gerekir..İnada binmesin...Vali Mutlu’ya bakarsak lise öğrencisi Dilan, poliste kaydı olan bir militandır.Ama militan diye kaydı çıkmadı.Ardından polis “Elinde molotof vardı” diye yeni bir suçlama hamlesi yaptı.O da molotof değil sirke şişesiymiş. Biber gazına iyi geldiği söyleniyor çünkü.Devlet özür dilemez bizde.Tamam ama masumiyet de bu kadar acımasız muamele görmesin.Devlet Dilan’a husumet gütmesin.Biliriz çünkü delil bulunmasa bile istedi mi hemen yaratır.Silivri’ye bakıp hizaya gelmek lâzım!

Devamını Oku

Yüksek yargıdan iki yönlü destek

3 Mayıs 2013

Anayasa mutlaka toplumsal mutabakata dayanmalı, barış süreci de mutlaka sonuca ulaşmalı..Bu sözler Yargıtay Başkanı Ali Alkan’a ait.Bir sempozyuma giderken gazetecilerin sorularına ayaküstü cevap vermiş olması, mesajın değerini düşürmüyor.İki konuda da yargı, gündemdeki iki meselenin çözümü için izlenen siyasete destek veriyor.Yargıtay Başkanı Alkan, toplumsal mutabakatı şart görüyor.AKP - BDP işbirliği ile anayasanın referanduma hazır hâle getirilmesi planlarını tasvip etmediğini açık biçimde ortaya koyuyor:“Böyle bir anayasa, toplumsal mutabakata dayanmadığı için hemen ertesi gün meşruiyeti tartışılır hâle gelecektir.”Alkan yargı ile ilgili kırmızı çizgileri de saymış:“Evrensel hukuk ilkelerini kapsaması, özgürlükçü anayasa olması lâzım.”Bütün uluslararası raporlar Türkiye’nin büyük bir açıkhava hapishanesi hâline geldiğini söylüyor.Amerika’nın insan hakları ve özgürlükleri izleme örgütü Freedom House tarafından çıkarılan “2013 Dünya Basın Özgürlüğü Raporu” basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye’nin 120’nci sıraya düştüğünü, bu utandıran kaliteyi Fiji, Liberya ve Kongo gibi ülkelerle paylaştığını tespit ediyor.Sonra da gazetecilerin meslek suçundan değil terör suçundan yattıklarına dair verilen resmi beyanların da uydurma olduğunu belirtiyor.Barış süreci ve anayasa hazırlığı bir arada yürütülmesi gereken işlerdir. Birinde çıkacak olumsuzluk, öteki projeyi de etkileyecektir.Yargıtay Başkanı iktidarın öfkesine hedef olmamak için sakınarak konuşmuş ama sözlerinden çıkan öz, AKP’ye “Başkanlık sevdasından vazgeç” mesajı veriyor.En büyük ihaleBöyle büyük rakamlı kamu ihaleleri duyduğumda Türkiye’nin “70 sente muhtaç” hâle düşmüş günleri hatırıma gelir.Dün İstanbul’un üçüncü hava limanı ihalesi 22 milyar 152 milyon Euro’ya bağlanırken “nereden nereye” demekten kendimi alamadım.Dünkü ihale, Türkiye’nin geleceğine iş âleminin beslediği güvenin göstergesidir.Üçüncü hava limanı, Türkiye’nin havacılık vizyonunu taçlandıran bir yapıt olacak.Cumhuriyet tarihinin en büyük ihalesi, aynı zamanda dünyanın en büyük hava limanlarından birini İstanbul’a kazandıracak.Tabii bu yatırımı değerli kılmak için, bölgede yaratılacak yaşam alanlarını cazibe merkezi çekiciliğine kavuşturmak gerekecek.Yarışı, beş ortağı da Türk olan grubun göğüslemiş olması Türk inşaatçılığının ulaştığı yüksek seviyeyi kanıtlaması bakımından gurur verici oldu.Bu yatırımın 2020 Olimpiyatları’na ev sahipliği yapmak isteyen Türkiye’nin iddiasını ve şansını artıracağı da kesindir!

Devamını Oku

Süper başkan

2 Mayıs 2013

Meclis Başkanı Çiçek bugün yeni anayasa için Uzlaşma Komisyonu’nda karar oluşturacak.Devam mı, tamam mı?Cemil Çiçek, komisyonda dört partiyi temsil eden milletvekillerini eleştirmişti:“Çok uğraştık olmadı.Süreyi bitirdik. Ne yapacağız şimdi, siz söyleyin!”Aslında bu sorunun cevabı aylar önce verilmişti:Tanınan süre içinde kurul uzlaşırsa ne âlâ, aksi hâlde AKP kendi yoluna gidecekti.Bu ne telâş?Türkiye anayasasız mı kaldı?Gösterilen sabırsızlık, bu yetkileri kullanacak iktidar partisi ile Başbakan’ın niyetleri konusunda şüpheler davet etmektedir.Son aylarda iyice zıvanadan çıkan Atatürk allerjisi ve Cumhuriyet karşıtlığı anayasa yaptığımız siyasal atmosferi zehirliyor. Bu ideolojik karşıtlığa karşı uyanık olmak gerekir.On yıl AİHM yargıçlığı yapan CHP Milletvekili Rıza Türmen, demokratik özgürlükçü, birey odaklı, güçler ayrılığına ve hukuk devletine dayanan bir ülke yapmak konusunda dört partide ortak irade varsa, bunu gerçekleştirecek şartların da var olduğunu söylüyor.Türmen dün Milliyet’te çıkan makalesinde siyasi iktidar, elindeki güç birikimini daha da artırma imkânını zorlayacak olursa, ortaya uzlaşmacı değil dayatmacı bir anayasa çıkacağını belirterek bunun kutuplaşmayı artıracağını, demokratik meşruiyetten yoksunluk doğuracağını belirtti.Başbakan, şu anda sahip olduğu hak ve yetkileri yanında Çankaya’ya çıkaran bir süper başkan olmak istiyor.Meclis’teki üye sayısı, AKP grubunun takviye edilmesini zorunlu kılıyor.BDP’nin anayasaya geçirmek istediği bazı hedefler karşılığında iktidarın yeter sayıyı bulması kâğıt üstünde mümkündür.AKP başkanlık sistemine geçiş önerisini komisyona indirdiğine göre uzlaşmaya dayanan bir anayasamız olamayacak demektir.Demokratik meşruiyet konusunda eksikli olacaktır.Şu denilecek o zaman:Anayasa halk oyuna sunulacağı için meşruiyetsorunu halledilir.Eski AİHM yargıcı Türmen aynı görüşte değil.Referandumun, dört partinin uzlaşmasıyla oluşan demokratik meşruiyetin yerini tutmayacağını söylerken haklıdır.Tıkanmış görünen anayasa yolunu açmanın çaresi, başkanlık sistemine geçiş önerisini iktidarın geri çekmesidir.Aksi hâlde Türkiye, Başbakan Erdoğan’ı sultan yetkilerine sahip bir süper başkan yapmak için yeni anayasa yazan bir Orta Doğu ülkesi durumuna düşecektir.Bu kadarını hak etmiyoruz!

Devamını Oku

Son olsun!

1 Mayıs 2013

Yasalardan aldığı yetkiyi sonuna kadar kullanmayı bu iktidar başarı sayıyor.Halbuki yasaların verdiği yetkileri ve devletin sağladığı imkânları kullanmaya mecbur kalmak ve bunu başarı saymak, ileri bir yönetim anlayışı değildir. Dünyaya yine rezil olduk.1 Mayıs İstanbul’da olaylı geçti. Olaylara Taksim’in kapatılması, emek örgütlerinin Taksim’den vazgeçmek istememeleri sebep oldu.1 Mayıslar, marjinal ve radikal gruplar için kendilerini hatırlatma fırsatıdır.Keşke bu fırsatı onlara vermeyen bir yaratıcılık ortaya konulsaydı da iki gün önce Başbakan’ı korkutan ihtimal de gerçekleşmeseydi.Taksim girişini zorlayan gruptan liseli bir kız öğrencinin başından yaralanarak beyin ameliyatı geçirmesi, dünkü gösterilerin en kayda değer olayıydı.Vali Mutlu “orantısız güç kullanılmadı” dedi.Çatışma alanlarından çekilen manzaralar Vali Hüseyin Avni Mutlu’yu doğrulamıyor.Göstericilerin beklenen sayıya ulaşmaması ve kitle ulaşım araçlarının servise çıkmaması polisin avantajı oldu.Polis ile göstericiler arasındaki çatışmalar üzücü sonuçlar doğurabilirdi; çok şükür o olmadı.Kışkırtıcı ajanların emekçi bayramını kana bulaması ihtimalini hatırlatan uyarılar belli ki göstericilerin direncini hayli zayıflatmıştır.Basınçlı su ve yoğun biber gazı pes ettirmiştir. DİSK Başkanı Kani Beko saat 12’de “İşçiler artık evlerine gitmek istiyorlar” diyerek kapalı yolların açılması çağrısında bulundu.Bu çağrı her şeyin bittiğinin ilânı oldu.Polis başarısını kutlamayı hak etti. Emekçinin gösteri hakkı ziyan oldu ama devlet de boyun eğmedi, boyun eğdirdi. İktidar böyle başarıları seviyor.Herhâlde biber gazını icat eden mübarek adama dualar edilmiştir.Dileriz gazlı 1 Mayısların sonuncusu olmuştur!Yol tıkandı...Anayasa Uzlaşma Komisyonu, öngördüğü vade sonunda yeni anayasayı yapamadı.Muhalefet sözcüleri “sorumluluk başkanlık sistemi öneren AKP’nindir” diyor.Dün Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ sorunlu maddeler arasında başkanlıkla ilgili bir anlaşmazlık bulunmadığını savundu.Doğru ama yolun yarısında AKP’nin başkanlık sistemine geçiş önerisi getirmesinin komisyonun ahengini ve verimini bozduğunu Bozdağ fark etmemiş olabilir mi?Görmek lâzım: İktidar başkanlıkla ilgili ısrardan vazgeçmedikçe yeni anayasanın yolu açılmayacaktır.Bu konuda ulusal mukavele niteliğine sahip bir mutabakat sağlanması imkânsız çünkü!

Devamını Oku

Yine yürek çarpıntısı..

30 Nisan 2013

Emekçilerin bayramı, yine yürek çarpıntıları çekmenin sebebi olacak.Taraflar durdukları yere adeta kazık çaktılar.Sendikalar “Kutlama Taksim 1 Mayıs Meydanı’nda yapılacak; bundan taviz vermeyeceğiz” dedi.Buna karşılık Valilik “İnşaat alanı olan Taksim Meydanı’nda bayram kutlamanın fiziki şartları yoktur” diye itiraz etti.Bir hafta uzlaşmak için yeterli zamandır. Ama yapamadılar.Bir uzlaşmaya varılamamış olması, iki tarafın da basiretten yana yetersiz kaldıklarını gösterir.Başbakan sendikacıların randevu talebini kabul etti ve şu soruyu sordu onlara:“Burada yapılacak bir törende, bırakın 20 kişiyi, 30 kişiyi, bir kişinin ölümüne dayanabilir misiniz?”Başbakan’ın müdâhil olduğu uyuşmazlık, çözümle sonuçlanmak zorundadır.Başbakan sendikacılarla konuşmayı göze almışsa “ikna edemedim” deyip olayları akışına bırakamaz.“Benden günah gitti” deyip seyirci koltuğuna oturamaz.Devletin gücünü bayramın öznesi olan emekçilere karşı acımasızca kullanmak bayramın ruhuna yöneltilmiş saldırı olur. Böyle bir tercihin doğuracağı sonuçları önlemek için iki taraf sorumluları son dakikaya kadar ellerinden geleni yapmalıdırlar.Emekçi yığınları 1977’deki meşum saldırının anısı mı Taksim’e çekiyor?O tabunun, daha kaç yıl peşimizden gelmesine razı olacağız?Sendikalar daha anlayışlı olabilirdi, olmadı. Ama özveri yine de devlete düşüyor. Yasağı çiğneyen vatandaşı pişman etmek bugünün tedbiri olmamalı.Taksim’e yığılacak polisler cezalandırıcı değil, koruyucu bir işleve dönüşmelidir.1 Mayıs kutlu olsun.Allah ülkemizi korusun!Psikolojik yardımÇözüm sürecini erken bir barış şenliği havasında yaşıyoruz ama acele mi ediyoruz?PKK’nın dağdaki önderi Murat Karayılan, Kürt televizyonuna söyledikleri ile böyle bir şüpheyi fazlasıyla yaratmıştır.Silâhlara veda için Öcalan’ın serbest bırakılması şartmış!Özel kuvvetler ve koruculuk sistemi tasfiye edilmeli, PKK’nın adı uluslararası terör örgütleri listesinden çıkarılmalıymış!Bu şartlar pazarlıkta öne sürülse eminim çekilme kararı oluşmazdı.Kandil “Çekilme kararı herhangi bir şarta dayanmıyor” demedi mi?Karayılan ne yapmak istiyor?İyimser tahmin şu olabilir:İki taraf tabanlarındaki tepkilerin boşalmasını sağlayacak propaganda üretmekte anlaşmış olabilirler.Ama dikkat... Çok uçmamak lâzım!

Devamını Oku

Alacağını aldı mı?

29 Nisan 2013

PKK çekilme kararını şartsız verdiklerini söyledi ya; bu söz pek inandırıcı gelmedi.İddia doğru olsa terörün niçin otuz yıldır sürdüğünü izah etmenin imkânı ortadan kalkacak çünkü.Otuz yıldır olmayan ne olmuştur da PKK bir gün birdenbire “Biz Türkiye’den çekilmeye karar verdik” deyivermiştir?Hükümet korosu “Tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak dedik. Dört T’yi pazarlık konusu yapmayız” diye yeri göğü inletiyor; PKK bunu bile mesele yapmıyor.Güvendiğim bir uzman, pazarlıkta ne alıp ne verildiği cevabının, meseleye nereden bakıldığına bağlı olduğunu söyledi.PKK’nın durduğu yerden gördükleri, almak istediğini aldığı yönündedir.Çünkü PKK ve Öcalan’ın Kürt vatandaşları temsil yeteneği içeride dışarıda kabul ettirilmiştir.Şimdi bu olgunun tabanını genişletmesi için zamana ihtiyaç bulunuyor. Temsil yeteneği, gün geçtikçe demokratik maymuncuğa dönüşecektir.Zor istenen şeyler, demokrasinin gereği olarak kolaylaşacaktır.Öcalan’ın yapmaya çalıştığı buydu!Başkan=PadişahBaşbakan Erdoğan dün partisinin Kızılcahamam buluşmasında “Nasıl bir Başkanlık Sistemi” istediğini ağzından kaçırdı!2014 ortasında Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacağını hatırlattıktan sonra “Bir halk oylaması da gündeme gelebilir” diye konuştu.Belli ki başkanlık sistemine geçişin vizesini sağlayacak halk oylaması iktidarın iddialı hedefi olacaktır.Başbakan, muhalefetin propagandalarına AKP’ye oy verenlerin aldanmaması gerektiğini özenle vurguladı.Türkiye’deki erkler ayrılığı ve parlamenterlerin temsil yeteneğindeki aşırı zaafiyet nedeniyle rejimin diktatörlüğe kayacağından korkanlara iktidar sözcüleri “ABD’daki kadar demokrasi ve özgürlük” sözü veriyorlar.Başbakan’ın dünkü konuşmasında şöyle bir bölüm vardı:“Bir başkanlık sistemi tartışılıyor.. Bizim ecdadımıza baktığımızda Osmanlı bunu yaşamış.”Demek ki bizi de padişah gibi bir başkan, padişahlık gibi bir başkanlık bekliyor...Hayat bayram olsa1 Mayıs için Taksim ısrarı tehlikelidir.Karıştırıcılar için son derece tahrik edici bir dönemden geçiyoruz.Üstelik Taksim’i kutlamaya kapatan sebep haksız ve yersiz değildir.Devlet ile emek bayramda karşı karşıya gelmemeli.Başbakan sendika liderlerinin randevu talebine olumlu karşılık vererek biber gazından daha ikna edici olduğunu gösterebilir.İleride pişmanlıkla anılacak bir gün yaşamayalım!

Devamını Oku

Barış şansı zarar görmesin

27 Nisan 2013

Karayılan Kandil’de Türk gazetecilere geri çekilmenin ancak sonbaharda bitebileceğini söyledi.Ama Öcalan çekilmenin daha erken tamamlanmasını istediği için “bu mümkün mü?” araştırıyorlarmış...Doğru adım, ne kadar erken atılırsa o kadar etkili ve başarılı olur.Türkiye’de özellikle seçimlerin yaklaştığı dönemlerde siyaset adeta şuurunu ve dengesini kaybediyor.Partiler ve liderler yarattıkları nefret ve intikam duygusunu hesap etmeden ağızlarına geleni söylüyorlar.Bazıları eleştiri uğruna düştükleri çelişkiyi bile görmüyor.Dün bir yerde PKK’nın muzaffer ordular gibi çekildiği yazıyordu.Muzaffer ordular çekilmez ki; daha çok yerleşir!Sözü sakınmak lâzımKırk bin hayata mal olan terör dönemini sonlandırma şansı varsa bu imkân ziyan edilemez.Buna herkes özen gösterecek.Ama bizdeki siyasetçi için seçim kazanmak başarının tek ölçüsüdür. Ne pahasına olursa olsun kazanmak gerekir.Liderleri ekranda hep bu iddiada izliyoruz.Barış şansını sonbahara kadar yaşatma ümidi olmayanlara hak vermek yanlış olmaz. Başbakan dün çözüm sürecine şüphe ifade eden muhalefet liderlerine ağzına geleni söylüyordu.Onlar çözümün parçası olmadıkları sürece sorunun parçası olarak suçlanacaklar.AKP toplulukları politize etmeyi iyi biliyor. Dün Başbakan’ın hitap ettiği topluluğun aktif katılımını izleyenler, o kalabalığın işadamı ve sanayici grubu olduğunu düşünmez, parti örgütlerinden delegeler sanırdı.Sorular cevap bulmalıMuhalefet ve etkisi altında kalan insanlar, PKK’nın barış sürecine hangi tavizler karşılığında razı olduğunu soruyorlar.Bunun cevabı, CHP ve MHP’yi sokakta ve üniversitede terör ve anarşiyi hortlatmaya çalışmakla suçlamak olmamalı.Çünkü muhalefetten gelen eleştiriler, reform yasalarının hazırlanacağı ikinci dönemi koruma görevi yapacaktır.Hükümet, kabul edilemez taleplere karşı bu itirazları öne sürecektir..Başbakan’ın bir gün önce Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in şu sözlerini söylemesi, sürecin ruhuna daha uygun düşecekti:“Türkiye’nin üniter yapısından taviz vermek kimsenin aklına gelmemelidir. Bu ülke farklı etnik unsurlardan oluşan bir millettir. Bizim bir devletimiz var. Türkiye Cumhuriyeti vatanımız, ay yıldızlı bayrak müşterek bayrağımızdır. Hiçbirinden taviz asla söz konusu değildir.”Elimize geçen değerli fırsatı hitabetin şehvetine feda etmeyelim!Milli içkimiz...Başbakan Yeşilay toplantısında milli içkimizin ayran olduğunu söyledi.Bir Müslüman olarak sevap kazanmış olabilir bu iddiası ile.Ama doğruları söyleyen bir siyasetçi olma iddiasına sahip çıkmakta sıkıntı çekecektir.Çünkü dediği yanlış.Milli içkimiz rakıdır. Rakıya bu yüzden ona “aslan sütü” diyoruz!

Devamını Oku