Yüksek yargıdan iki yönlü destek

Haberin Devamı

Anayasa mutlaka toplumsal mutabakata dayanmalı, barış süreci de mutlaka sonuca ulaşmalı..

Bu sözler Yargıtay Başkanı Ali Alkan’a ait.

Bir sempozyuma giderken gazetecilerin sorularına ayaküstü cevap vermiş olması, mesajın değerini düşürmüyor.

İki konuda da yargı, gündemdeki iki meselenin çözümü için izlenen siyasete destek veriyor.

Yargıtay Başkanı Alkan, toplumsal mutabakatı şart görüyor.

AKP - BDP işbirliği ile anayasanın referanduma hazır hâle getirilmesi planlarını tasvip etmediğini açık biçimde ortaya koyuyor:

“Böyle bir anayasa, toplumsal mutabakata dayanmadığı için hemen ertesi gün meşruiyeti tartışılır hâle gelecektir.”

Alkan yargı ile ilgili kırmızı çizgileri de saymış:

“Evrensel hukuk ilkelerini kapsaması, özgürlükçü anayasa olması lâzım.”

Bütün uluslararası raporlar Türkiye’nin büyük bir açıkhava hapishanesi hâline geldiğini söylüyor.

Amerika’nın insan hakları ve özgürlükleri izleme örgütü Freedom House tarafından çıkarılan “2013 Dünya Basın Özgürlüğü Raporu” basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye’nin 120’nci sıraya düştüğünü, bu utandıran kaliteyi Fiji, Liberya ve Kongo gibi ülkelerle paylaştığını tespit ediyor.

Sonra da gazetecilerin meslek suçundan değil terör suçundan yattıklarına dair verilen resmi beyanların da uydurma olduğunu belirtiyor.

Barış süreci ve anayasa hazırlığı bir arada yürütülmesi gereken işlerdir. Birinde çıkacak olumsuzluk, öteki projeyi de etkileyecektir.

Yargıtay Başkanı iktidarın öfkesine hedef olmamak için sakınarak konuşmuş ama sözlerinden çıkan öz, AKP’ye “Başkanlık sevdasından vazgeç” mesajı veriyor.

En büyük ihale

Böyle büyük rakamlı kamu ihaleleri duyduğumda Türkiye’nin “70 sente muhtaç” hâle düşmüş günleri hatırıma gelir.

Dün İstanbul’un üçüncü hava limanı ihalesi 22 milyar 152 milyon Euro’ya bağlanırken “nereden nereye” demekten kendimi alamadım.

Dünkü ihale, Türkiye’nin geleceğine iş âleminin beslediği güvenin göstergesidir.

Üçüncü hava limanı, Türkiye’nin havacılık vizyonunu taçlandıran bir yapıt olacak.

Cumhuriyet tarihinin en büyük ihalesi, aynı zamanda dünyanın en büyük hava limanlarından birini İstanbul’a kazandıracak.

Tabii bu yatırımı değerli kılmak için, bölgede yaratılacak yaşam alanlarını cazibe merkezi çekiciliğine kavuşturmak gerekecek.

Yarışı, beş ortağı da Türk olan grubun göğüslemiş olması Türk inşaatçılığının ulaştığı yüksek seviyeyi kanıtlaması bakımından gurur verici oldu.

Bu yatırımın 2020 Olimpiyatları’na ev sahipliği yapmak isteyen Türkiye’nin iddiasını ve şansını artıracağı da kesindir!

DİĞER YENİ YAZILAR