Allah, tevbe eden kullarını bağışlar (3)

13 Nisan 2003

8- Cevşen denilen dua demeti, Kur'ân ve hadis değildir. Duadır. Peygamber ve sahabileri, cevşen veya muska taşımamışlardır. Peygamber (s.a.v.), "Bir düğüm bağlayıp ona üfleyen büyü yapmış olur. Büyü yapan şirk koşmuş olur. Vücuduna muska asan, ona havale edilir (yani Allah ondan elini çeker, onu astığı muskaya bırakır)" buyurmuştur. Abdullah ibn Mes'ûd'un ümmi veledinin (yani kendisinden çocuk doğurmuş cariyesinin) koluna bağlanmış temîmeyi (nazar değmemesi için bağlanan, boncuktan yapılı pazıbent) şiddetle çekip kopardığı rivayet edilir. Fakat bunlar, iyi niyetle bir hastalığa Allah'tan şifa dilemek için okumayı inkâr etmeyi gerektirmez. İyi niyet ve temiz nefeslerle Allah'a sığınarak Allah'tan şifa niyaz ederek okuyup üflemeyi büyücülük gibi düşünmek doğru değildir.Af, Allah'a mahsustur9- Namaza başladığınız için sizi kutlarım. Yapacağınız şey, geçmiş için tevbe edip bir daha namazı bırakmamanızdır. Başladığınız namaza devam edin. Kaza, bir özür dolayısıyla kılınmayan namazlar hakkındadır. Kasten kılınmayan uzun yılların namazlarının kazası diye bir şey yoktur. Peygamber döneminde böyle bir uygulama olmamıştır. Ancak bir özür dolayısıyla kılınamayan bir-iki vakit, en fazla bir günlük namaz sırasıyla kaza edilir. Ama özürsüz olarak kılınmayan namazların kazası yoktur. Onlar için tevbe etmek gerekir. Af Allah'a mahsustur. Allah tevbe eden kullarını bağışlar. Kendisi, rahmetinden umut kesmememizi öğütlemekte, bütün günahları bağışlayacağını vurgulamaktadır. Allah tevbe edenleri, yani pişmanlıkla günahtan vazgeçenleri ve maddeten ve manen temiz olmaya çalışanları sever.Vaktini hiç kimse bilemez10- Kıyamet alametleri hakkındaki rivayetlerin hiçbiri sağlam olmadığı gibi Kur'ân'in da kıyametin ansızın geleceğini, onun vaktini Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceğini ve açığa çıkaramayacağını vurgulayan ayetlerine aykırıdır. Bunları kimin nereden çıkardığı sorununa gelince... Dine sokulmuş, din diye uygulanan o kadar bid'at ve hurafe var ki... O hurafeleri kimler çıkardıysa bu kıyamet alametleri rivayetlerini de onlar çıkardı. Her zaman söylediğim gibi, bu konuda Kur'ân Ansiklopedisi adlı eserimizin Kıyamet ve Alametleri maddesine bakınız. Çünkü bu sütunda sorunun ayrıntılarına giremiyorum. Hem okuyucu için ağır gelir, hem de yer müsait değildir.

Devamını Oku

Hayali şeylerle uğraşmanın bir yararı yok (2)

12 Nisan 2003

Cevap: 1- Birinci soruyu hayretle karşılıyorum. Selam herkese verilir ve herkesten alınır. Kadın erkek fark etmez. Kur'ân-ı Kerim, "Ev halkına selam vermeden içeri girmeyiniz" buyurmaktadır. Ev halkı içinde kadınlar yok mu? Elbette var. O halde bir erkeğin kadına selam vermesi veya kadının verdiği selamı alması kadar normal bir şey yoktur.2- İslâm, devlet için belli bir şekil belirlememiştir. Şûra esasına dayalı, yani demokratik parlamenter sistemi olan her devlet, İslâmca muteberdir. Ad önemli değil, ruh önemlidir. Hayali şeylerle uğraşmanın hiçbir yararı yoktur.Devlete gelir sağlıyor3- Piyangoyu kumar saymak doğru değildir. Kimse kendi kendine kıyaslar yaparak haram hükmü koyamaz. Kur'ân, "Kendi dillerinizin nitelemesiyle, 'Şu helâldir, şu haramdır' demeyiniz. Sonra Allah'a iftira etmiş olursunuz. Allah'a iftira edenler iflah olmazlar" (Nahl: 116) buyurmaktadır. Piyango yoluyla devlete büyük gelirler sağlanmakta ve bu gelirler Çocuk Esirgeme Kurumu, Güçsüzler Yurdu, okul gibi yararlı kuruluşlara harcanmaktadır. Osmanlı döneminde yürürlüğe konmuş olan bu kurumun kaldırılması zaten mümkün değildir.4- Dövmenin abdestle ilgisi yoktur. Dövmesi olan kişinin de abdesti geçerlidir.5- Deniz ürünlerinin hepsi yenilebilir. Bir hadise göre denizin suyu temiz, ölüsü dahi helaldir. Ancak hayvanı diri diri haşlamak doğru olmaz. Fakat maalesef ipek de koza içindeki hayvanı diri diri kaynar suya atmak suretiyle elde edilmektedir. Ama kumaş olarak ipek üretilmesine haram diyen yoktur.Allah'ın emri değil mi?6- Namus, vatan, millet için savaşıp öldürülen, teröristler veya eşkıya tarafından öldürülen insanlar şehittir. Bunda tereddüt mü var? Devlet için çarpışmak da Allah için çarpışmak demektir. Devlet ne yapar? İnsanların malını, canını, namusunu korur. Devlet olmasa namus, can ve mal güvencesi sağlanabilir mi? Namusu, canı ve malı korumak Allah'ın emri değil mi? Öyle ise bunları koruma ve insanlara huzur ve güven sağlama amacıyla kurulmuş devlet için çarpışmak da Allah yolunda çarpışmak demektir. Fanatizmin anlamı yoktur.7- Ergenlik yaşı, sorumluluk yaşı olarak kabul edilir. Fakat İmam-ı Azam'a göre sorumluluk yaşı 18'dir. (DEVAM EDECEK)

Devamını Oku

Erkeğin kadına selam vermesi sakıncalı mı? (1)

11 Nisan 2003

Soru: Sayın Süleyman Ateş, VATAN gazetesindeki köşenizde yer alan yazılarınızı hemen hemen her gün muntazaman okuyorum. Ayrıca size çok güveniyorum. Çünkü okuyucularınızdan gelen sorulara verdiğiniz cevaplar bunu apaçık gösteriyor. Tahmin ediyorum ki sizin köşenizi okuyan herkes, doğru olanı öğreniyordur. İşte bu nedenlerle soracağım soruları, başkalarına sormak istemiyorum. Beni yanlış yönlendirebilirler, ben de başkalarını tabii... Onun için size sormak istedim. Sorularımı cevaplarsanız beni çok sevindirirsiniz. Sayın hocam, size şimdiden teşekkür ediyorum.1- Kadınlardan selam alınır mı veya biz, kadınlara selam verebilir miyiz? Sakınca var mı? (Biri bana "evet sakıncalı", bir başkası ise "sakıncası yok" demişti.)2- Hilafet devleti hakkında bilgi verir misiniz? Bu konuda bir şey bilmiyorum.3- Piyango bileti kumara girer mi? (islamisite.com adresinde kumar olduğunu okudum. Acaba ne derece doğrudur?)4- Dövmesi olan bir kişinin aldığı abdest kabul olur mu olmaz mı?5- Midye yemek haram mı değil mi?6- Teröristler tarafından öldürülen şehit olur mu? (Bazıları yalnız ve yalnız Allah için savaşan şehit olur diyor. Bir de askeri uçak düştü 2 şehit 1 yaralı var diye gazetelerde ve televizyonlarda görüyoruz. Onlar şehit mi oldular? Allah bilir tabii ama nedense şüpheye düşüyor insan.)7- Beş vakit namaza yeni başladım ve kaza namazlarını kılıyorum. Kaç yaşından sonra sorumluyum. Ben 18 diye duydum. Bazıları da ergenlik çağına girince diyor. Sizce sorumluluk yaşı kaç olmalı?8- Cevşen taktığımız zaman acaba bizi ne kadar korur? Bunu takmak sevap mıdır? Cevşenle tuvalete girilir mi?9- Bir de kıyamet alametleri var! Kafama en çok takılan konuların başında geliyor bu kıyamet alametleri. Kitabınızda okudum. Siz ansızın olacak şeyin alameti olmaz diyorsunuz. Peki bu kadar alameti kim nerden, nasıl çıkarttı? 100'den fazla alamet var. Kim söylemiş bunları?10- Yazılarınızdan birinde, Kur'an'ı Kerim'de Hz. İsa'nın öldüğünün yazıldığını belirtiyorsunuz. Ben ise Kuran-ı Kerim'de ölmediğini, ölen kişinin Hz. Isa olmadığını, ona benzetilen başka birinin olduğunu, Hz. İsa'nın Allah katına çıkarıldığını okudum. Yanlış mı acaba? Hz. İsa'nın öldüğünü söyleyen ayet hangisi?* Bu okuyucumun sorularını yarın cevaplayacağım.

Devamını Oku

Güzel hareket ederseniz kendi yararınızadır (2)

8 Nisan 2003

Nemi Suresi'nin 82'nci ayeti, kıyametten önce olacak bir hadiseyi değil, kıyametin içindeki bir olayı anlatıyor. Kıyamet esnasında Allah'ın arzdan çıkaracağı bir canlı, insanların inançsızlığına tanıklık edecektir. Bu, Yüce Divan sorgulamasını canlandıran ve o esnada yerin ve yerden çıkacak bir canlının da inançsızlar aleyhine tanıklık edeceğini belirtmektedir. Biz ne bu canlının, ne de bu tanıklığın mahiyeti kavrayamayız. Sadece inanırız. Bu canlıyı Stephen Hawking olarak yorumlamak ise akıl ve mantığın alacağı bir şey değildir. Stephen Hawking herhangi bir canlı değil, bir insandır. Oysa dabbe kelimesi Kur'ân'da daha çok hayvanlar hakkında kullanılır. Havvking'i hayvan düzeyine indirmek, bu büyük dahiye hakaret olmaz mı?Dört mezhep imamı; imam Hanefi, İmam Maliki, İmam Şafii, İmam Hanbeli iki akide imamı Ebu Hasan Eşari ve Ebu Mensur Matu-ridi bunlardan başka İmam-ı Gazali, Molla Fenari, Şeyh-ül İslam İbn-i Hacer, Muhammed Berzanci (Kıyamet Alametleri adlı eserinde), Abdülkadir Geylani, İmam-ı Rabbani, Bediüz-zaman Said Nursi, İbrahim Hakkı Erzurumi ve birçok İslam alimi eserlerinde Hz. Mehdi'den ve kıyamet alametlerinden bahseder.Ayet, bir olayı naklediyorSorudaki hataları düzeltelim: İmam Hanefi değil, İmam Ebu Hanife'dir. İmam Hanbeli değil, İmam Ahmed ibn Hanbel'dir. Hanbelî, Ahmed ibn Hanbel'e nispettir. Siz İmam Ahmed'i kendi kendisine mi nispet ediyorsunuz? Sorunun düzeyi bu olunca buna ne cevap verilir bilmem? Bu sayılan zatların, Hz. Mehdi'den söz ermeleri, Mehdi'nin geleceğini kanıtlamaz. Bunlar meseleyi tartışmışlar, enine boyuna eleştirmişlerdir. Bu soruyu soran zat acaba İbn Hacer'in, Fethu'l-Bârîde, Mehdi rivayetleri hakkındaki tafsilatlı izahını anlayacak güçte midir? Bu konudaki geniş açıklamaya bu satarlar müsait değildir. Biz bu sütunda sorulara çok özet cevaplar veriyoruz.Mehdi ve kıyamet alametleri hakkındaki açıklamamız için "Kur'ân Ansiklopedisi" adlı eserimizde "Mehdi ve Kıyamet Alametleri" maddelerine bakılmalıdır. Bu okurum, İsra Suresi 7'nci ayetini de kıyamet alametine delil getirmektedir. Oysa İsrailoğulları'nın Tevrat'ta uyarıldıklarını anlatan İsra 7'nci ayetin asla kıyamet alametiyle ilgisi yoktur. Söz konusu ayette iki ihtimal vardır: "Güzel hareket ederseniz, kendi yararmızadır, kötülük yaparsanız, o da kendi zararınızadır. Son taşkınlığınızın zamanı gelince Allah, yine öyle kullar gönderdi ki yüzlerinizi kötü yapsınlar (yani sizi üzüntüden somurtur duruma soksunlar) birinci kez girdikleri gibi yine Mescid'e (Kudüs'e) girsinler ve üzerine çıktıkları şeyleri tahrip etsinler." Bu manaya göre ayet, geçmişte olan bir olayı nakletmektedir. (DEVAM EDECEK)

Devamını Oku

Tutarsız ve uydurma rivayetler (1)

7 Nisan 2003

Soru: Sayın Süleyman Ateş, sizin bilgi ve birikimlerinize güveniyoruz. Fakat kıyamet alametleri konusundaki sözleriniz, diğer din alimlerimizle çelişiyor. Nemi Suresi 82'nci ayet, "O söz başına geldiği (kıyamet yaklaştığında) zaman onlara yerden bir dabbe çıkarırız da bu, onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman etmemiş olduklarını söyler" diyor. Bu ayetin Dabbet-ül arz'dan bahsettiğini anlayabiliyoruz. Hatta Yaşar Nuri Öztürk hocamız, bu dabbenin Stephen Hawking olduğunu söyler, her ne kadar katılmasak da... İmam Hanefi, İmam Malik, İmam Şafii, İmam Hanbeli ve daha bir çok İslam alimi, eserlerinde Hz. Mehdi'den ve kıyamet alametlerinden bahseder. Ayrıca İsra Suresi 7. ayeti şöyle der:"Eğer iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz o da aleyhinizedir. Sonunda vaat geldiği zaman, (yine öyle kullar göndeririz ki) yüzlerinizi kötü duruma soksunlar, birincisinde girdikleri gibi mescide (Kudüs'e) girsinler ve ele geçirdiklerini darmadağın edip mahvetsinler."Bu ayette de İsrailoğulları'nın bir gün devletlerinin yıkılacağından ve başlarına kötülükler geleceğinden bahsediyor. Zuhuf Suresi 61'inci ayette, "Şüphesiz ki o (İsa) kıyamet için bir bilgidir. Sakın onda şüpheye düşmeyin ve bana uyun çünkü bu (yol) dosdoğru yoldur" deniyor. Bu ayette İsa (a.s)'nın kıyamete yakın geleceğini haber veriyor ve yine Hz. Muhammed (s.a.v) hadis-i şerifte, "Muhakkak Konstantin fethedilecektir, o komutan ne güzel komutandır, o asker ne güzel askerdir" buyurmuştur.Bu da İstanbul'un Müslümanlar tarafından kıyametten önce fethedileceğini haber veriyor. Son olarak deprem örneğini veriyorsunuz ama deprem olmadan önce, öncü depremler olduğu herkesçe malumdur. Depremin net zamanını bilemeyiz, onu yalnızca Allah bilir.Cevap: Bu okurum, kıyamet alametleri hakkındaki rivayetlerin çürüklüğü konusundaki yazıma takılarak birkaç soru yöneltiyor. Hepsi falsolu olan bu sorularıyla okurum, tutarsız, uydurma rivayetlerle güya bana cevap veriyor. Kıyamet alametiyle ilgili olmayan şeyleri kıyamet alameti gibi gösteriyor. Kıyametin içindeki olaylardan olan bir hadiseyi de kıyamet alameti gibi göstererek sözüm ona bana itiraz etmek istiyor. Mesela diyor ki: "Nemi Suresi'nin 82'nci ayetinde, 'O söz başlarına geldiği (kıyamet yaklaştığı) zaman onlara yerden bir dabbe çıkarırız da bu, onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman etmemiş olduklarını söyler' deniyor. Bu ayetin Dabbet-ül arz'dan bahsettiğini anlayabiliyoruz. Hatta Yaşar Nuri Öztürk hocamız bu dabbenin Stephen Hawking olduğunu söyler."* Bu okurumun sorusunu cevaplamaya yarın devam edeceğim.

Devamını Oku

Dua okumak ruhsal bir telkindir (3)

6 Nisan 2003

Rivayet edilen hadisler, şifa için dua ve ayet okumanın caiz olduğunu kanıtlar. Ama şifayı Allah'tan değil de efsûncudan beklemek, Allah'a tevekkülü bırakıp üfürükçülerin peşine düşmek caiz olmadığı gibi başkasına kötülük yapmak, zarar vermek amacıyla okuyup üflemek, düğüm bağlamak da haramdır. Bu gibi insanlar, şerlerinden Allah'a sığınılması emredilen, "Düğümlere üfleyip tüfleyen şerli büyücüler" zümresine girerler. Şunu da belirtmek lazımdır ki Peygamber (s.a.v.)'in kendisi rahatsız olduğu zaman kendisine ve ağrıdan şikayet eden kimselere dua ettiğine dair rivayetler vardır ama ne onun, ne de sahâbilerinin hastaya nüsha (muska) yazdıklarına veya nüsha taşıdıklarına veya buna cevaz verdiklerine dair hiçbir sağlam delil yoktur. Onun için fakihlerden bazıları şifa muskası taşınabileceğini söylemiş, bazıları da bunu mekruh görmüşlerdir.Günah işlemektedirlerOkumak ruhsal bir telkindir, birini şifaya kavuşturması için Allah'a dua ve niyazdan ibarettir. Şifayı veren Allah'tır. Bunun ötesinde muskacılık, üfürükçülük yapıp bu yolla geçim sağlamak İslâm dinine ve Peygamber yoluna aykırıdır. Muska yapanları görüp onların şahıslarında Müslümanlık'la alay edenlere şaşmamak mümkün değildir. Bunlar İslâm dininin muskacılığı, üfürükçülüğü emrettiğini, muskacılığın İslâmi bir gelenek veya emir olduğunu sanarak İslâm ile alay etmeye kalkarlar. Onların bu tutumu, cehaletlerinin eseridir. Düğümlere okuyup üfleyenlerden Allah'a sığınmayı emreden, büyüyü haram kılan, büyü yapanı da en ağır biçimde cezalandırmayı emreden İslâm dininin muskacılık ve üfürükçülükle ilgisi yoktur.Allah'tan şifa dilemekO tas kurup cin çıkarmalar, yazdıktan muskaların mikroplu mürekkeplerini hastalara içirip onları daha da perişan durumlara sokanlar elbette günah işlemektedirler. Peygamber (s.a.v.), "Bir düğüm bağlayıp ona üfleyen büyü yapmış olur. Büyü yapan şirk koşmuş olur. Vücuduna muska asan, ona havale edilir (yani Allah ondan elini çeker, onu astığı muskaya bırakır)" buyurmuştur. Abdullah ibn Mes'ûd'un ümmi veledinin (yani kendisinden çocuk doğurmuş cariyesinin) koluna bağlanmış temimeyi (nazar değmemek için bağlanan, boncuktan yapılı pazubend) şiddetle koparıp attığı rivayet edilir.Fakat bunlar, iyi niyetle bir hastalığa Allah'tan şifa dilemek için okumayı reddetmeyi gerektirmez. Hulûs-i niyet ve temiz nefeslerle Allah'a sığınarak Allah'tan şifa niyaz ederek okuyup üflemeyi büyücülük gibi düşünmek doğru değildir.

Devamını Oku

Her konuda Yüce Allah'a dua edin (2)

5 Nisan 2003

Peygamber (s.a.v.), bazı hastalıklara bazı ayetler, özellikle İhlâs, Felak ve Nâs surelerini okuduğu gibi ağrıyan yere elini koyup yedi kere, "Allah'ın adıyla, bulduğum ve kurtulmak istediğim ağrıdan Allah'ın izzet ve kudretine sığınırım" derdi. Hz. Ayşe şöyle demiştir: "Peygamber (s.a.v.), ailesinden birini (hasta halde) görünce, onu sağ eliyle mesheder (sağ elini hastaya sürer), Allah'ım, ey insanların Rabbi, hastalığı gider, bu kuluna şifa ver, şifa veren sensin. Senin hiçbir hastalık bırakmayan şifandan başka şifa yoktur' derdi." Kuşkusuz her şeyde Allah'a sığınmak yalnız meşru değil, me'murun bihtir (her konuda Allah'a dua edilmesi emredilmiştir). Fakat tedavi için kendini okutmak tarzındaki rukyenin, yani efsunun caiz olup olmadığı ihtilaf konusudur.Tevekkülden uzak olurBazıları, "Tedavi için key ettiren (kendini dağlattıran) veya rukye ettiren (efsun yaptıran) tevekkülden uzak olmuştur", "Dağ yaptıran, okuyup üfleten, Allah'a tevekkül etmemiştir" mealindeki hadislere dayanırlar. Herhalde bu hadisler -eğer gerçekten sahih (sağlam) ise- Allah'a tevekkülü bırakıp sadece okuma ve üflemeye bel bağlayan, böylece efsûncuların ardına düşen, normal tedavi yöntemlerine başvurmayan insanlan bu tutumdan sakındırmak için söylenmiş olmalıdır. Bu gibi kimseler, tam tevekkül mertebesinden aşağıda kalırlar. Normal müspet tedavi yöntemlerine başvurup bu arada Allah'a dua ve niyazda bulunmak, okuyup üfleyerek şifayı Allah'tan beklemekte bir sakınca yoktur."Dağlanmak istemem"Çünkü hasta, duadan huzur duyar, morali güçlenir, bu da onun iyileşmesine yardımcı olur. Peygamber (s.a.v.)'in kendisine ve başkalarına okuduğuna dair daha sağlam hadisler zikretmiştik. Ancak Hz. Peygamber'in dağ vurmayı sevmediği, "Dağlanmak istemem" dediği kuvvetli rivayetler arasındadır. Çünkü kocakarı geleneği olan bu dağlama yöntemi, şişi ateşte pullayıp hastanın başına veya karnına bastırmaktır ki bu, birçok insanın ölümüne neden olmuştur. Batıl bir gelenek olan bu işin, tedavi eder yanı yoktur. Peygamber (s.a.v), bu hurafi tedavi yöntemini sevmemiş, insanları bundan sakındırmıştr. Ama gerçek tedavi yöntemlerinden menetmemiş, tersine insanlara tedavi olmayı öğütlemiştir.(Devam edecek)

Devamını Oku

Organ bağışı insana sevap kazandırır (1)

4 Nisan 2003

Soru: Sayın hocam aşağıdaki soruları cevaplarsanız beni çok sevindirirsiniz. Şimdiden teşekkür ederim, 1- Dinimizce organ bağışının herhangi bir sakıncası var mı? Mesela gözlerimi bağışladığımda ahirette gözlerim, kendi gözlerim olarak mı kalacak? 2- Taktığımız cevşenlerin bir yararı var mı?Cevap: 1- Organ bağışının sakıncası yok, tam tersine sevabı vardır. Kur' ân bir canı kurtaranın, bütün insanları kurtarmış gibi değerli bir iş yapmış olacağını vurgulamaktadır. Ahiretteki göz, bu dünyadaki göz olmayacak.Bu dünyada bağışladığın göz, sonunda çürüyecek. Bağışlamasan senin toprağa giren cesedinle birlikte çürüyecek. Bağışlasan, o bağışladığın kişi öldüğü zaman onun cesediyle birlikte çürüyecek. Ama insanın benliği, ruhudur. Ruh ölmez. Ölen bedendir.Gerçekleri gören gözBeden öldüğünde ruh, kafesinden kurtulmuş gibi serbest kalır. Ruh gözü vardır. Ona basiret denilir. İnsan bedeninden ayrıldıktan sonra artık bu bedensel, fiziksel göze, organlara ihtiyacı kalmaz. Onun çok daha güzel, yoğunluksuz, şeffaf organları, gözü kulağı vardır.Cenabı Hak bir ayette, "Bize geldikleri gün ne güzel işitir, ne güzel görürler. Ama o zalimler, bugün apaçık sapıklık içindedirler" (Meryem: 38) buyurmaktadır.Asıl gerçekleri gören göz ahiret gözü, yani ruh gözüdür. İşte ibadetlerin amacı, olgunlaşmak, insanda gizli olan bu gözün üstündeki perdeyi kaldırmak, basireti açmaktır.Bu bilinç gözünü açmayanlar, işte asıl gerçek körler onlardır. "Şu dünyada kör olan kimse, ahirette de kördür (dünyada doğru yolu göremeyen, ahirette de kurtuluş yolunu göremeyecektir, hatta onun) yolu daha da sapıktır" (İsra: 72).Asıl koruyucu Allah'tır2- Asıl koruyucunun Yüce Allah olduğunu hiç bir zaman unutmamak kaydıyla herhangi bir duayı üstünüzde taşıyabilirsiniz. Ama sadece o taşıdığınız muskanın sizi kaza beladan koruyacağına inanarak böyle yaparsanız bu tevhide ve tevekküle aykırıdır.Çok merak konusu olması dolayısıyla bu sorunuzda biraz ayrıntıya girmek zorunda kalacağım. Felak Sûresi'nin sözgeliminden, Bakara: 92/102'nci ayetten ve sağlam hadislerden büyünün ve göz değmesinin bir gerçek olduğu anlaşılmaktadır.Yüce Allah, "De ki: Rabbim, şeytanların dürtüklemelerinden sana sığınırım ve onların bana uğramalarından sana sığınırım" ayetinde şeytanların dürtüklemelerinden, uğramalarından Allah'a sığınılması emredilmektedir.* Bu okuyucumun sorularını cevaplamaya yarın da devam edeceğim.

Devamını Oku