Bu savaş dengeli mi?

26 Mart 2003

Yardımcı olmayın zalimlere, bu savaş haksızdır. Türk-İslâm geleneğinde haksıza değil, haklı olan zayıfa yardım edilir. Amerika para verecekmiş. Olmasın o para. Kanun çıkarın, her memur, her işçi fazladan 50 milyon, 100 milyon versin de bu millet adeta kendisini esir eden borçlardan kurtulsun, başı dik yaşasın. Masumlara saldırı için rüşvet gibi takdim edilecek parayı almayın ve Irak halkının başına bomba yağdırılmasına yardım etmeyin, buna seyirci kalmayın.Bir haftadan beri Irak halkına bomba yağdırılmakta, güya özgür dünya buna seyirci kalmaktadır. Bu savaşın sebebi nedir? Irak'ta kitle imha silahları varmış da Saddam'ın elinden dünyayı tehdit eden bu silahlar alınacakmış. İddia eden kim? Kitle imha silahlarına fazlasıyla sahip olan Amerika ve İngiltere.Zulmü seyrediyorlarIrak, Amerika'yı veya İngiltere'yi tehdit mi ediyor? Acaba Irak, Bağdat'tan Amerika'yı vuracak füzeler mi yaptı? Yoksa elinde Apaçi helikopterleri mi var? Korkunç tahripkâr Tomahawk bombaları mı var?Bu savaş adil mi? Bu savaş dengeli mi? 15 milyonluk Irak'a karşı 300-400 milyonluk koalisyon güçleri saldırıyor. Güya Müslüman ülkeler de topraklarını açmış, "Vur abalıya" deyip dört köşe bu zulmü seyrediyorlar. Ama halkların vicdanları sızlıyor.Saddam zalim olabilir fakat burada haklı. Bu savaşta ülkesinin onurunu koruyor. Batı çıkarcıdır, şimdilerde Amerikan hükümeti çıkarcıların simgesi oldu. Ama Amerikan halkı da bundan memnun değil.Masum insanların hunharca öldürülmesine seyirci kalmak nasıl bir vicdandır, bilemem. İnsanlığa saygı gerek, merhamet gerek. Hz. Peygamber, ashabıyla birlikte mescidinin önünde otururken bir cenaze geçer. Peygamberimiz ayağa kalkar. Cenazenin bir Yahudi olduğunu söylerler. Peygamberimiz, "İnsan değil mi?" der.Vicdanınız rahat ederHer ne gerekçeyle olursa olsun ben, kendi kendini dünyanın polisi ve jandarması yerine koyup Irak'a saldıran Batılı güçlerin, yani haksızların yanında yer alıp Iraklıların, Bağdatlıların başına bomba yağdırılmasına razı olmayı zül kabul ediyor, bir türlü bunu hazmedemiyorum. Amerika'nın vereceği 1 milyar dolar değil, trilyon dolar da olsa bu yapılmamalı.Siz haksız Amerika'ya yardım edeceğinize haklı Irak'a yardım etseniz vicdanınız daha rahat eder. Yoksa bu vicdan azabı sizi perişan edecektir! Türk geleneğinde, haklıya ve ezilen zayıflara yardım vardır.Nitekim Osmanlı Beyliği'nin kuruluş aşamalarında güçlüden değil, ezilmekte olan zayıftan yana olduğu bilinmektedir. Yüce Allah, "İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın, Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir" (Maide: 2) buyurmaktadır.

Devamını Oku

Geleceği sadece Yüce Allah bilir

25 Mart 2003

Soru: Sayın hocam size merak ettiğim bazı şeyleri sormak istiyorum, 1- Hz. Ali'nin sayılan fotoğraf, onun gerçek fotoğrafı mıdır? 2- Fal, büyü gerçekten var mı? Eğer varsa nasıl anlarız? Büyüyü bozmak için ne yapmamız gerekir? 3- Cinlerin insanlar üzerinde etkileri var mı? Onlardan nasıl korunabiliriz? Nerelerde bulunurlar?Cevap: 1- Hz. Ali'ye nispet edilen fotoğraf çizimle yakıştırmadır. Hz. Ali ile ilgisi yoktur. Ne Hz. Ali'nin ne de diğer halifelerin fotoğrafları vardır.2- Fal, büyü vardır ama İslâm'da bunları uygulamak caiz değildir. Kur'ân, büyücülerin iflah olmayacağını vurguladığı gibi Hz. Peygamber de fala inananlann, kendisinin tebliğ ettiği dini inkâr etmiş olacaklarını söylediği rivayet edilmektedir.Fal, bazı kişilerin çizgilerin aldığı biçimlerden veya kahve artığının bıraktığı tortunun izlerinden yahut kuşun şöyle veya böyle ötmesinden, şu tarafa bu tarafa gitmesinden kehanetler çıkarma eylemidir. Bunlann bir kısmı tesadüfen tutsa bile büyük kısmı batıldır, yalandır. Gelecek hakkında kesin bilgi ancak Allah'a aittir. "De ki: Göklerde ve yerde gaybı (geleceği) Allah'tan başka kimse bilmez!" (ayet).Ben büyüyü bozmak için duadan başka bir yol bilmem. Allah'a sığınan insana hiçbir şey zarar vermez. "O, koruyucuların en yücesidir!" Bu konuda kesin bir dua formu da yoktur. Felak, Nâs surelerini, Ayetelkürsî'yi okumak tavsiye edilir. En iyisi, kişinin içinden geldiği biçimde Allah'a yalvarmasıdır.3- Cinler insanlan kötü telkinleriyle etkileyebilir. Onlardan korunmanın yolu, Allah'a sığınmaktır. "Euzu billahi mineşşeytanirracim" dediniz mi şeytan sizden kaçar. Şeytanlarda büyük güç olduğuna inanmak, onlara sığınmak küfürle eş değerde bir günahtır. Allah'a inanan, Allah'tan başkasına sığınmaz, O'ndan başkasından korunma beklemez.Bazı peygamberler niçin çok kadınla evlilik yaptı!Soru: Niçin bazı peygamberler birden çok kadınla evlenme gereğini duydular?(Zeynep Sezer Koçer)Cevap: Bazı peygamberlerin birden çok kadınla evlendikleri bir vakıadır. Sebebine gelince, peygamberler de insandır. O dönemde çok kadınla evlenme, toplumun genel kabulüydü. Liderler, toplumda daha etkili olmak, çevre ve destek bulmak gibi siyasi ve toplumsal nedenlerle birden fazla kadınla evlenirlerdi. Peygamberimizin de böyle evlilikleri olmuştur. Peygamberimiz, gençlik yıllarını, kendisinden yaşlı bir hanımla geçirmiş, onun ölümünden sonra çeşitli siyasi ve toplumsal nedenlerle başka kadınlarla da evlenmiştir. Bu da o zaman için çok normal, hatta bazen zorunluydu.

Devamını Oku

Dürüst olan kaçak elektrik kullanmaz!

24 Mart 2003

Bir okurumuzun gönderdiği mail'de, önemli bir soruna parmak basılmaktadır: Kaçak elektrik kullanımı! Türkiye'de kaçak elektrik kullananların oranı yüzde 25'miş. Bu, 5 milyon insanın kaçak elektrik kullandığı anlamına geliyor. Elbette bunlar, sadece devletten değil, milletin de cebinden çalıyorlar. Çünkü onların kaçırdığı elektrik parası, vergi olarak dürüst vatandaşların sırtına yükleniyor. Din kisvesi arkasına saklanan bazı çıkarcı insanlar, Türkiye dâr-ül-harb'dir gerekçesiyle devlete vergi ödememeye ve milletin parasıyla üretilen elektriği kaçak kullanıp parasını fakir fukaraya ödetmeye gayret ediyor. Ama bunlar, dâr-ül-harb dedikleri ülkenin imkânlarından yararlanıyorlar. Nüfusunun yüzde doksanından fazlası Müslüman olan Türkiye'yi savaş ülkesi saymak büyük bir gaflettir. Dâr-ül-harb, savaş halinde bulunulan ülke demektir. Türk ordusu, Türk devleti insanlara özgürce yaşama ve ibadet etme hakkını sağlamaktadır. Bu ülke niçin dâr-ül-harb olsun?Müslümanlıkla ilgisi yokDinin temel ilkesi Allah'a inanmak, sonra doğru olmaktır. Allah'a inandığını söyleyip doğru olmayan, gerçekte inanmış sayılmaz. Çünkü yalan söylemekte, elektriği kaçak kullanmadığını iddia ederek devlet memurlarını atlatmaktadır. Bunun Müslümanlıkla, dürüstlükle ilgisi var mı? Bize gelen yazıda şöyle deniliyor:"Dosyadaki haber özetleri, kaçak kullanımın boyutlarının kamu kurum ve kuruluşlarından kamu lojmanlarına, TEDAŞ lojmanlarından TEDAŞ çalışanlarının konutlarına kadar uzandığını ve sanatçı, belediye başkanı, işadamı gibi kişilerin bile kaçak elektrik kullandığını göstermektedir. EPDK, TEDAŞ gibi kuruluşlar 3 Mart'tan itibaren 13+1 bölgesel tarifeye geçti. Bu uygulamayla kayıp ve kaçakların maliyeti de konut abonelerine uygulanan tarifeye, yüzde 135'lere varan zamlarla ekleniyor.Sapla saman karışmasınAyrıca bazı abonelere doğrudan gelir desteği uygulamasına geçilecekmiş. Yani bazı kişiler üste para alarak kaçak elektrik kullanacak. Böyle bir şey olabilir mi? Tabii ekonomik olarak zor durumda olan insanlarımızın sorunlarına duyarsız değiliz. Ancak sapla samanı birbirine karıştırmasınlar. TEDAŞ kaçak kullanıma neden yıllardır ilgisiz, sessiz, vurdumduymaz kaldığını, son 1,5 yıldır ise nedense aniden haklarında bir suçlama olmaksızın, ceza uygulanmaksızın, savcılıklara suç duyurusunda bulunulmaksızın sayacını değiştiren abone sayısını il il, ilçe ilçe açıklamak zorundadır."Devleti ve milleti dürüstlüğe çağırıyoruz. Devletin kâğıdını bile kendi özel işlerinde kullanmaktan titreyen insanlar vardı ve hâlâ da var. Ama deveyi hamuduyla yutanlar çok daha fazla bu üllkede!

Devamını Oku

Hz. Meryem Hz. Harun'un kardeşi mi?

23 Mart 2003

Soru: Sayın hocam, Meryem Suresi 28'inci ayet, Hz. Meryem için Hz. Harun'un kız kardeşi der. Hz. Harun ile Hz. Musa kardeştirler. Bu duruma göre Hz. Meryem bu iki peygamberin kardeşi midir? Hz. İsa da Hz. Musa'nın öz kardeşinin oğlu mudur? Hz. Musa ile Hz. İsa dönemleri arasında takriben kaç yıllık veya asırlık bir zaman dilimi var?(İlhami Selim)Cevap: Hz. Meryem, kendisinden asırlarca önce yaşamış olan Hz. Harun'un kardeşi olamaz. Buradaki ifade, mecazi bir anlam taşır. Harun ailesinden gelen kadınlar onun kızları, kız kardeşleri sayılırlar. Meryem Suresi'nin 28'inci ayetinde kavmi Meryem'e, "Ey Harun'un kız kardeşi!" diye hitap etmektedirler. Harun, Hz. Musa'nın kardeşidir. Harun ile Meryem arasında çağlar vardır. Burada Harun'un kız kardeşi sözünden maksat, Meryem'in o aileden gelmiş olduğunu vurgulamaktır. Bu ifadeyle şerefli bir soydan gelen Meryem'i, soyuna asla yakışmaz bir iş yapmakla suçlayıp mahcup etmek istemişlerdir. Nitekim konuşmacı veya kumandan dinleyicileri etkilemek için, "Ey Fatih'in torunları, Yavuz'un çocukları!" diye hitap eder. Dinleyiciler ne Fatih'in torunu ne de Yavuz'un oğludurlar. Fakat bu söz dinleyenlerin Fatih, Yavuz milletinin neslinden geldiğini belirtir.Ölüler neden beyaz kefene sarılır?Soru: Bir insan öldüğünde neden beyaz kefene sarılır. Renk önemli midir? insan kefensiz gömülebilir mi?(Hasan Yücel)Cevap: Kefenin beyaz olması şart değildir. Ama kefen için beyaz bez kullanılması güzel bir gelenek olmuştur. Ayrıca beyaz, bir temizlik sembolü, insanın içinin aklığına da işaret sayılır. Bu bakımdan kefenin beyaz olması hoş görülmüştür. Şayet beyaz bez yoksa herhangi bir bez veya kumaş parçası da kefen olarak kullanılabilir. Aslında kefen, ölünün sağlığında cuma ve bayram günleri giydiği şeyden (yani öyle bir kumaştan) olur.Böyle olmakla beraber pek pahalıya da kaçılmaz. Kefenler sanlmadan önce tütsülenir. Ölüyü kefenlemek, Müslümanlara farz-ı kifâyedir. Herkesin kefeni, kendisine aittir ve borcundan önce gelir. Kadının kefeni kocasının üzerinedir. Malı olmayan ölünün kefeni, kendisini beslemek zorunda olan kişiye aittir. Böyle bir kimse yoksa devlet onu kefenler yahut gücü yeten kimseler kefenlerler. Şehitler yıkanmadan, elbiseleriyle defnedilir. Onlar için en güzel kefen içinde şehit oldukları giysileridir.

Devamını Oku

Kuran'da İsa'nın öldüğü açıkça belirtilmektedir

22 Mart 2003

Soru: Sayın hocam, yazılarınızdan birinde Kuran-ı Kerim'de Hz. isa'nın öldüğünün yazıldığını belirtiyorsunuz. Bildiğim kadarıyla Hz. İsa'nın Kuran-ı Kerim'de ölmediğinin yazıldığıdır. Ölen kişi Hz. İsa değil, O'na benzer başka biridir. Hz. İsa'nın yukarı, Allah (c.c.) katına çıkarıldığını okudum. Yanlış mı acaba? Hz. İsa'nın öldüğünü söyleyen ayet hangisi?Cevap: Evladım, Kur'ân'ı Kerim'de Hz. İsa'nın ölmediği değil, öldürülmediği ve aşılmadığı belirtilir. İsa asılmamış, öldürülmemiş, ona benzetilen biri asılmıştır. Fakat Allah, İsa'yı korumuş, o ömrünü tamamladıktan sonra vefat etmiş ve Allah onun ruhunu kendi katına çıkarmıştır. Kur'ân'da İsa'nın öldüğü açıkça belirtilir."Benim haddime değil""Allah demişti ki: Ey İsa, ben senin canını alacağım, seni bana yükselteceğim, seni inkâr edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanlan kıyamet gününe kadar inkâr edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz bana olacaktır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim" (Ali İmran: 55). "Ve yine Allah demişti ki: Ey Meryem oğlu İsa, sen mi insanlara 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin? 'Hâşâ' dedi. Sen yücesin, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemek benim haddime değildir! Eğer demiş olsaydım, sen bunu bilirdin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben senin nefsinde olanı bilmem çünkü gizlileri bilen yalnız sensin, sen!Kuran'ın açık ifadesiBen onlara, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin diye senin bana emretmiş olduğundan başka bir şey söylemedim. Ben onların içinde olduğum sürece onları kolladım fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen (yalnız) Sen oldun. Sen her şeyi görensin" (Maide 116-117). Bu ayetler, Hz. İsa'nın öldüğünü açıkça belirtmiyor mu? Kur'ân'in açık ifadesini çarpıtmaya kimsenin hakkı yoktur. Kur'ân, Allah'ın İsa'yı göğe yükselttiğini değil, kendisine yükselttiğini söylüyor. Allah, gökte midir ki İsa göğe çıksın? Allah bütün evrendedir. Belli bir yerde olmaktan münezzehtir. Allah'a yükselen İsa'nın cesedi değil, ruhudur. Her peygamberin ve her kâmil insanın ruhu Allah katına, yüceler alemine gider.Dövme abdeste engel mi?Soru: Dövmeli olan birinin gusül abdestinin kabul olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Cevabınızı bekliyorum.Cevap: Soru sahibinin gazetedeki köşemden yazılarımı takip etmediği anlaşılmaktadır. Çünkü takip etseydi dövmenin, abdeste engel olmadığı hakkındaki yazılarımı okumuş olacak ve böyle bir soru sorma zahmetine katlanmayacaktı.

Devamını Oku

Bilgiye verilen ödül helaldir!

21 Mart 2003

Soru: Değerli hocam, benim size birkaç sorum var. Şimdiden teşekkürler.1- İkindi ve yatsı namazlarının sünnetlerini kılmama ya da kılamama hakkımız var mı? Yani bu sünnetleri kılmazsak günah işlemiş oluyor muyuz?2- Satın aldığımız herhangi bir malın yaptığı kampanyadaki çekilişe katılıp, mal veya para ödülü kazanmak dinimizce haram mı? Yani promosyon çekilişleri helal mi? Ayrıca bilgi yarışmalarında kazanılan para ödülleri helal mi?Cevap: 1- Sünnet, Hz. Peygamber'in cemaatsiz olarak kendi kendine kıldığı nafile namazlardır. İkiye ayrılır. Müekked (kuvvetli) sünnet ve gayri müekked (zayıf) sünnet. Müekked sünnet, Hz. Peygamber'in çoğunlukla yapıp bazen terk ettiği ibadetler, gayri müekked sünnet ise Peygamberimizin çoğunlukla yapmayıp bazen yaptığı sünnetlerdir.Kura çekmeye benzerİkindinin sünneti ve yatsının ilk sünneti gayri müekked sünnettir. Bunlan Hz. Peygamber çoğunlukla kılmadığı için bunlan zaman zaman kılmamakla sünnete aykırı davranılmış olmaz. Tam tersine sünnete uyulmuş olur. Çünkü Peygamberimiz bunları çoğunlukla kılmamıştır.Ayrıca herhangi bir sünneti kılmamakla günah işlenmiş olmaz. Çünkü sünnet, yapılmasına sevap verilen yapılmamasından ötürü günaha girilmeyen eylemlerdir.Sünneti kılmamakla günahkâr olunmaz. Ancak Peygamber'in uygulamalarını küçümseme gibi bir niyetle sünnetin terki asla doğru olamaz. Zaten hiçbir Müslümanın da aklından Peygamber'i küçümseme, onun yaptıklarına değer vermeme gibi bir düşünce geçmez.Gençleri teşvik eder2- Satın aldığınız bir mala isabet eden promosyon helâldir. Bu, tıpkı kuraya benzer. Kura çekmek meşrudur, sünnettir. Bu kumar değildir ki... Siz bir malı satın alıyorsunuz. Malı satanlar veya üretenler, satın alanlara bir miktar ödül veriyorlar.Bunu da kurayla belirtiyorlar. Bunun haram olan nesi var? At yarışlarında müsabakayı kazanan ata isabet eden ödül de helâldir. Bilgi yarışmalarında kazanılan para da helâldir.Bu, çalışmaya, araştırmaya, bilgiye verilen ödüldür. Okullarda en yüksek notu alan öğrenciler de ödüllendirilir.En büyük ödül de onlan iftihar listesine yazmaktır. Bilgi yarışları, gençleri okumaya, bilgisini artırmaya teşvik eder. Her yıl Cidde'de düzenlenen Kur'ân okuma müsabakalarında da derece alanlara büyük ödüller verildiği gibi Kral Faysal Ödülü, Nobel Ödülü gibi bilimsel ödüller de bilgi üretenleri takdir ve teşvik eder.

Devamını Oku

Mevlit Kandili Güneş takvimine göre kutlanmalı

20 Mart 2003

Soru: Sayın hocam, bir Alman öğretmen bana Hz. Muhammed'in doğum gününün neden her yıl değişik günlerde kutlandığını sordu. Ben, kendisine yazdığım mektupta bunun takvim farklılığından ileri geldiğini anlattım. Bunu ben de biliyor ve bu takvim farkının Ramazan için değişik bir uygulama şekliyle ülkeler arasında eşitlik sağladığını da kabul ediyorum. Fakat daha sonra bu Alman öğretmen bana, "Bir insanın doğum gününü her yıl değişik kutlamayı neyle izah edersiniz?" diye sordu. Ben din adamı değilim. Bu yüzden hata yapmak istemem. Cevaplarsanız müteşekkir kalacağım.(Emekli öğretmen M. Sami ARI)Cevap: Hz. Peygamber ne doğum günü, ne de ölüm günü anması yapmıştır. Bunlar, sonradan çıkmış bid'atlardır. Ama bid'at olmakla beraber Mevlit Kandili (yani doğum günü kutlaması) köklü bir gelenek halini almıştır. Eskiden beri Müslümanlar, hatta Ortadoğu ülkeleri, Ay takvimini kullandıkları için Mevlit kandillerini de bu takvime göre ayarlamışlardır.Fakat bugün artık nispeten sabit zaman belirleyen Güneş takvimi tüm dünyaca kabul edilmiş durumdadır. Eğer Mevlit Kandili kullanacaksa bu takvime göre kutlamak kadar mantıklı bir şey olamaz. Bu kutlamayı Hz. Peygamber'in tam doğduğu ay ve günde yapmak daha uygundur. Nitekim Diyanet işleri Başkanlığı da birkaç yıldan beri Mevlit kutlamalarını, Kutlu Doğum Haftası adıyla 21 Nisan tarihine almıştır.Yakın akraba evliliği doğru bir şey değil!Soru: Bursa Karagöz Rotary Kulübü üyesiyim. Derneğimizin Toplum Hizmetleri Ana Komitesi Başkanıyım. 2002-2003 yılı projelerimizden biri de "Akraba evliliklerinin önlenmesi" çalışması olacak. Bu konuda sizin bilginizi almak istedim. Konuyla ilgili Yüce Peygamberimizin bir görüşü varsa ya da bana önerebileceğiniz bir yayın adını lütfederseniz çok memnun olurum.(Eczacı M. N.)Cevap: Bu konuda Koç Vakfı tarafından "Aile Planlaması" adıyla bir kitap, İngilizce'den çevrilmiş ve yayınlanmıştı. Bu kitabı yayın aşamasında gözden geçirmek üzere bana da göndermişlerdi. Kitabı Koç Vakfı'ndan temin edebilirsiniz sanıyorum. Benim bildiğim kadarıyla Hz. Ömer'in, "Yakın akrabayla evlenmeyiniz, çocuklarınız cılız olur" diye bir sözü nakledilir. Yakın akrabayla evlenmek pek hoş görülen bir şey değildir. Bende bu konuda bir kitap yok. Belki Diyanet İşleri Başkanlığı kütüphanesinde bulunabilir. Diyanet işleri Başkanlığı'na bağlı bir kuruluş olan İstanbul'daki İSAM Üsküdar Bağlarbaşı'ndan da sorabilirsiniz.

Devamını Oku

Annene ve babana karşı kusur etme!

19 Mart 2003

Kim, iki kıza bakıp ergenlik yaşına kadar onlan yetiştirirse, kıyamet gününde o, benimle şöyle olur!" (Peygamber böyle deyip parmaklarını birbirine geçirmiştir) (Feydu'l-Kadîr: 3/496). Hadisin Tirmizî'deki varyant şöyledir: "Kimin üç kızı, yahut üç kızkardeşi, yahut iki kızı, ya da iki kızkardeşi olur da onlara güzel bakar, onlar hakkında Allah'tan korkar (onlara haksızlık etmez)se onun için cennet vardır" (Tirmizî, Tefsir, sûre: 9). Sonuç olarak deriz ki: Tarihte Peygamber devrinden sonra kadının örtünmesi konusunda aşırılığa kaçıldığı muhakkaktır. Ama bu, Peygamber devrinden sonraki insanların anlayışından kaynaklanmıştır. Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde kadınlar camiye geldikleri gibi savaşa da katılıp, yaratılan tedavi etmek, cepheye erzak ve su taşımak gibi destekleyici hizmetlerde çalışmışlardır.Sakın onları azarlamaHz. Peygamber'in eşleri, kendisinden sonra bir öğretmen gibi sahâbîlere, Peygamber'in sözlerini öğretmişlerdi. Bütün bunlar, ilk İslâm çağında kadının toplum hayatından uzaklaştırılmadığını gösterir. İslâm kadına kişilik kazandırmış, ona saygı ve şefkat gösterilmesini, kibar davranılmasını, kabalık yapılmamasını emretmiştir. Kur'ân-ı Kerîm, "Rabb'in, yalnız kendisine tapmanızı ve anaya babaya, iyilik etmenizi emretti. İkisinden birisi, yahut her ikisi, senin yanında ihtiyarlık çağma ulaşır (ihtiyarlık zamanlarında senin yanında kalırlar)sa sakın onlara 'Öf!' deme, onları azarlama! Onlara güzel söz söyle. Onlara acımadan dolayı, küçülme kanadını indir, (onlara karşı alçak gönüllü ol) ve, 'Ey (her varlığı terbiye edip yetiştiren) Rabb'im! Bunlar, beni küçükken nasıl (acıyıp) yetiştirdilerse sen de bunlara (öyle) acı!' de" (İsrâ: 23-24) buyurmuştur.Allah'a şükrederlerPeygamber (s.a.v.) de, "Kime iyilik edeyim?" diye soran bir sahâbîsine üç defa, "Annene, annene, annene" demiş, daha sonra babasına ve komşusuna iyilik etmesini öğütlemiştir. Yine Allah'ın Elçisi, "İhtiyarlık zamanlarında annesine, babasına, yahut bunlardan yalnız birine yetiştiği halde bunların rızasını kazanarak cennete giremeyen kimsenin burnu yerlerde sürünsün" (Müslim, Birr: 8; İbn Hanbel, Müsned: 2/346) buyurmuştur. İşte Allah Elçisi'nin sözlerine gönülden bağlı olan müminler, annelerini, babalarını bir damın deliğinde yapayalnız bırakmazlar. Hatta onlara hizmet etme fırsatını verdiği için Allah'a şükreder, onlara hizmette kusur etmezler. Çünkü İslâm Peygamberi, "Cennet annelerin ayakları altındadır" buyurmuştur.

Devamını Oku