Annene ve babana karşı kusur etme!

Kur'ân-ı Kerîm, "Rabb'in, yalnız kendisine tapmanızı ve anaya babaya, iyilik etmenizi emretti. İkisinden birisi, yahut her ikisi, senin yanında ihtiyarlık çağma ulaşır (ihtiyarlık zamanlarında senin yanında kalırlar)sa sakın onlara 'Öf!' deme, onları azarlama!" buyurmuştur

Haberin Devamı

Kim, iki kıza bakıp ergenlik yaşına kadar onlan yetiştirirse, kıyamet gününde o, benimle şöyle olur!" (Peygamber böyle deyip parmaklarını birbirine geçirmiştir) (Feydu'l-Kadîr: 3/496). Hadisin Tirmizî'deki varyant şöyledir: "Kimin üç kızı, yahut üç kızkardeşi, yahut iki kızı, ya da iki kızkardeşi olur da onlara güzel bakar, onlar hakkında Allah'tan korkar (onlara haksızlık etmez)se onun için cennet vardır" (Tirmizî, Tefsir, sûre: 9). Sonuç olarak deriz ki: Tarihte Peygamber devrinden sonra kadının örtünmesi konusunda aşırılığa kaçıldığı muhakkaktır. Ama bu, Peygamber devrinden sonraki insanların anlayışından kaynaklanmıştır. Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde kadınlar camiye geldikleri gibi savaşa da katılıp, yaratılan tedavi etmek, cepheye erzak ve su taşımak gibi destekleyici hizmetlerde çalışmışlardır.

Sakın onları azarlama
Hz. Peygamber'in eşleri, kendisinden sonra bir öğretmen gibi sahâbîlere, Peygamber'in sözlerini öğretmişlerdi. Bütün bunlar, ilk İslâm çağında kadının toplum hayatından uzaklaştırılmadığını gösterir. İslâm kadına kişilik kazandırmış, ona saygı ve şefkat gösterilmesini, kibar davranılmasını, kabalık yapılmamasını emretmiştir. Kur'ân-ı Kerîm, "Rabb'in, yalnız kendisine tapmanızı ve anaya babaya, iyilik etmenizi emretti. İkisinden birisi, yahut her ikisi, senin yanında ihtiyarlık çağma ulaşır (ihtiyarlık zamanlarında senin yanında kalırlar)sa sakın onlara 'Öf!' deme, onları azarlama! Onlara güzel söz söyle. Onlara acımadan dolayı, küçülme kanadını indir, (onlara karşı alçak gönüllü ol) ve, 'Ey (her varlığı terbiye edip yetiştiren) Rabb'im! Bunlar, beni küçükken nasıl (acıyıp) yetiştirdilerse sen de bunlara (öyle) acı!' de" (İsrâ: 23-24) buyurmuştur.

Allah'a şükrederler
Peygamber (s.a.v.) de, "Kime iyilik edeyim?" diye soran bir sahâbîsine üç defa, "Annene, annene, annene" demiş, daha sonra babasına ve komşusuna iyilik etmesini öğütlemiştir. Yine Allah'ın Elçisi, "İhtiyarlık zamanlarında annesine, babasına, yahut bunlardan yalnız birine yetiştiği halde bunların rızasını kazanarak cennete giremeyen kimsenin burnu yerlerde sürünsün" (Müslim, Birr: 8; İbn Hanbel, Müsned: 2/346) buyurmuştur. İşte Allah Elçisi'nin sözlerine gönülden bağlı olan müminler, annelerini, babalarını bir damın deliğinde yapayalnız bırakmazlar. Hatta onlara hizmet etme fırsatını verdiği için Allah'a şükreder, onlara hizmette kusur etmezler. Çünkü İslâm Peygamberi, "Cennet annelerin ayakları altındadır" buyurmuştur.

DİĞER YENİ YAZILAR