Soru: Dövme, Kuran'da geçmiyor. Bunun günah olup olmadığını nasıl öğreneceğim? Ya da bunun günah olduğu nerede yazıyor? Eğer bunu kötü amaçla yaptırmadıysam, bundan sonra namazıma, Kuran okumaya devam edemeyecek miyim? İnsanlara bu konuda yanıldıklarını nasıl anlatacağım? (Begüm)Cevap: Dövme Kuran'da geçmez. Kuran'da Allah'ın yaratışını, doğal durumu değiştirmenin şeytan işi olduğu belirtilir. İşte bu doğalı değiştirme konusunda Kuran tefsircilerinin çeşitli yorumları vardır. Tefsirciler, Nisa Suresi'ndeki bu ayeti açıklarken bazı hadisler (Peygamber'e nispet edilen sözler) aktarırlar. Bu rivayetlerden birinde Hz. Peygamber'in, kaşlarını inceltene, yüzünün kıllarını çekene, dövme yapana ve yaptırana lanet ettiği belirtilir. Fakat bu, bir kişinin rivayetidir. Gerçekten Peygamber'in böyle söylediğine şahsen ihtimal vermiyorum. Çünkü bu rivayet Kuran'a aykırıdır.Kuran da Peygamber de insanları süslenmeye, güzel görünmeye teşvik etmektedir. Yüzünün kıllarını çekmek, kaşları inceltmek kadınların vazgeçmeyeceği bir makyaj ve süslenme türüdür. Bilindiği gibi süslenme de zamana ve bölgelere göre değişir. Dövme İslâm'da mekruh (hoş olmayan bir şey) kabul edilir ama Kuran'ın haram saydığı, yapanların günahkâr olacağı eylemlerden değildir. Hiçbir şey ibadete engel olamaz. İbadette önemli olan gönülden Allah'a yönelmektir. Abdestinizi alınız, namazınızı kılınız, dualarınızı yapınız. Allah ile bağlantınızı kesmeyiniz. İşte gerçeği öğrendiniz. Siz gönlünüze bakınız, Allah ile kulu arasında aracı yoktur. Peygamberimiz, "Önce kendi vicdanınıza danışınız" buyurmuştur.Kalbinize sahip olunSoru: Porno dergileri veya yayınları izlemek günah mı? (Hüseyin Ünsal)Cevap: Dinin amacı düşünceyi günah bulaşıklarından temizlemektir. Eğer porno resimleri veya filmleri, hiç etkilenmeden, içinde hiç zina düşüncesi veya cinsel düşünce, dürtü geçmeden seyrederseniz, günah söz konusu değildir. Ama aklınızdan, "imkân olsa da şu kadınla birlikte olsam" diye geçerse veya içinizde cinsel güdüler depreşirse ruhunuz bulanıyor, düşünceleriniz kirleniyor demektir. Bu elbette günahtır. Hz. İsa, "Bir kadının güzelliğini içinde düşünen kimse onunla yatmıştır" derken Peygamberimiz de, "İlk bakış, yani gözüne çalınmadan ötürü günah yoktur ama ikinci bakış, yani istekle, döne döne bakış senin aleyhinedir, günahtır" buyurmuştur. Sorunuzun cevabı bu çerçeve içindedir. Allah, insanın dışından çok kalbine, kafasındaki düşüncelere bakar. Kalbe sahip olmak gerekir. Peygamberimiz, "Vücutta bir et parçası vardır ki o bozulursa bütün vücut bozulur, o düzelirse bütün vücut düzelir, dikkat edin o kalptir" buyurmuştur.Kılınmayan namazlarSoru: Kadınların âdet zamanında namaz kılmalanyla ilgili yazınızı okudum. Üç yıldan beri namazlanmı düzenli olarak kılıyorum. Ancak âdet zamanlanmda önceleri günah, sonraları farz değil diye bildiğim için kılmıyordum. Şimdi kılmadığım namazları kaza etmem farz mıdır? (P. S.)Cevap: Onlar bilmeyerek kılmadığınız namazlardır. Bir içtihada uyarak öyle yapmışsınız. Artık onları kaza etmeniz gerekmez. Geçen geçmiştir. Hatalanmızdan ötürü Allah'tan af dileyip bundan sonra düzenli olarak namazlarınızı kılın.Muharrem Sırrı kimdir?Soru: Hacı Muharrem Sırrı kimdir? Bu kişi hakkında bilgi verebilir misiniz? (Mahmut Bolkar Öztekin)Cevap: Hocam Hacı Muharrem Sırrı, beni yetiştirmiş olan büyük insandır. Kendisinin medrese icazeti yanında dört büyük şeyhten de manevi icazeti vardı. Tabur imamlığından 1924'te emekli olup memleketi Elazığ'a yerleşti ve 1964 yılında da vefat etti. Birçok talebe yetiştirdi. Onun hakkında geniş bilgi için "Görünmez Alemin izleri" adlı eserimi okuyunuz.
Soru: Cennete gidecek kişilerin (Allah bilir) sadece Müslümanlar olup olmamalarıyla ilgili Kuran-ı Kerim'de bir ayet var mı? Ya da Müslüman olan fakat dinin gereklerini yerine getirmeyen biriyle başka bir dine sahip olan ancak dininin gerektirdiği her şeyi yapan bir kişi arasında ahiret yaşamı hakkında bilgi verebilir misiniz? "Sadece iman edenler cennete gidebilir" diye bir hüküm var mı? Allah'a günlük yaşamımız içinde dua ederken Berat Kandili'nde meleklerin o yıl içinde başımıza gelecek hayır ve serleri yazması neye göre olmaktadır? (Meltem Elmalı)Cevap: Kuran'a göre Allah'a ve ahirete inanan ve iyi amel (huy, ahlak) sahibi herkes cennete gidebilir. Cennet Allah'ın, kendisine inanan dürüst insanlara lütfedeceği bir ödüldür. Hiçbir bireyin, ulusun veya dinin tekelinde değildir. Allah dilediğini cennetine koyar. Bu konuda geniş açıklamayı "Soru ve Cevaplarla İslâm" adlı eserimde bulabilirsiniz. Şimdi, bu konuda size ışık tutacak birkaç ayetin mealini vereyim:* "Şüphesiz inananlar; Yahudiler, Hristiyanlar ve Sabiîler(den) Allah'a ve ahiret gününe inanan ve iyi iş(ler) yapanlara, Rableri katında mükafat vardır, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir" (Bakara: 62, Maide: 69).* "Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra doğru olanların üzerine melekler iner: 'Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilen cennetle sevinin' (derler)" (Fussilet: 30).* "113 - Ama hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanan bir topluluk da vardır. 114- Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emreder, kötülükten men ederler, hayır işlerine koşarlar. İşte onlar iyilerdendir. 115- Yapacakları hiçbir iyilik inkâr edilmeyecektir. Şüphesiz Allah, (günahlardan) korunanları bilmektedir" (Âl-i İmran: 113-115).* "Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah'a inanırlar, size indirilene ve kendilerine indirilene inanırlar, Allah'a karşı saygılıdırlar, Allah'ın ayetlerini birkaç paraya satmazlar. Onların da Rableri katında ödülleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir" (Âl-i İmran: 199).* "123- (İş) Ne sizin kuruntularınızla, ne kitap ehlinin kuruntularıyla olmaz. Kötülük yapan, onunla cezalandırılır ve kendisine Allah'tan başka ne dost, ne de yardımcı bulamaz (Allah'ın vereceği cezayı hiç kimse ondan savamaz). 124- Erkek veya kadından her kim inanarak güzel işler yaparsa, işte öyle kimseler cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar" (Nisa: 123-14).Berat gecesinde meleklerin, hayır ve şer olaylarını yazdığı, çürük ve mantıksız bir rivayetten ibarettir. Allah'ın takdiri ezelidir, zamansızdır. Kader meselesi de hiç bizim anladığımız gibi değildir. Kader Allah'ın bilgisi demektir. Bu bilginin zamanla ilgisi yoktur. Allah'ın bilgisi dışında kalan hiçbir şey olamaz.Maşallah'ın anlamıSoru: Gerek nazar boncuklarında gerekse arabalarda görülen "maşallah" kelimesi, anlamını tamamen değiştiren bir şekilde "maşaallah" yazılmaktadır. Lütfen köşenizde bu konuya değinir misiniz? (Ata)Cevap: Okurum yanılıyor. Maşallah kelimesinin Arapça'sı "maşaallah"tır. "Allah dilerse olur, Allah dilemiş de olmuş" demektir. Ama insanlar bunu bilmediklerinden "maşallah" diye yazıyorlar. Bu yanlıştır fakat meşhur sözdür, "galat-ı meşhur, lügat-i fasîhten evlâdır" diye. Bu yanlış, dile doğruymuş gibi yerleşmiştir. Kasıtsız olunca bir sakıncası da yoktur. Ama "maaşallah" şeklinde yazmak tamamen yanlıştır, anlamı da çok farklıdır. Bilerek söylenirse küfürdür.Camide ayrım yokturSoru: Oğul babaya evde, sokakta selam verebilir mi? İkisi namazda aynı safta yan yana durabilirler mi? (Ali Suna)Cevap: Herkes herkese selam verir. Hz. İbrahim'in babasına selam verdiği, Meryem Suresi'nde anlatılmaktadır. Camide ise mevki yoktur, ayırım yoktur. Allah'ın huzurunda kimsenin kimseye üstünlüğü, önceliği olamaz. Herkes bulduğu yerde oturup namazını kılar. Asıl eşitlik mabetlerde sağlanır.
Soru: İmsak vakti girdiğinde sabah ezan okunmasını beklemeden namaz kılmamızda bir sakınca var mı? Ezanı beklemek gerekir mi? Ramazan ayında imsakla ezan okunuyor, namazı hemen kılmamızda bir mahzur var mı? (Mustafa Gülerik)Cevap: Ezan okumak sünnettir. Okunan ezanı beklemek de sünnettir. Ama ezan, vaktin girdiğini duyurma ve cemaate çağrıdır. Ezan başlar başlamaz namaz kılınırsa bu, adaba aykırıdır ama namaz caizdir. Ezan namazın şartı değildir. Ayrıca dünyanın her yerinde her an ezan okunur. Bir müezzin yeni ezana başlamışken bir başkası ezanı bitirmiştir bile. Bu bakımdan ezan esnasında namaza başlamak caiz olmakla beraber sünnete aykırıdır. İmsak vakti girince hemen sabah namazı kılınabilir. Çünkü sabah namazının vakti, imsakla güneş doğuşu arasıdır. Bu aralıkta ne zaman namaz kılınsa olur. Namazı tam güneş doğma zamanına ertelemek mekruhtur.İsrâ ve Hûd surelerine bakınSoru: Namaz vakitlerinden söz eden ayetler hangi surelerde geçiyor? Ayrıca namazları Fatiha, Subhâneke ve İhlas'la kılıyorum. Çünkü ezber kabiliyetim yok. Yaptığım yetersiz mi? (Gürsel Tülay)Cevap: İsrâ Sures'inin 78-79, Hûd Suresi'nin 114'üncü ayetlerine bakabilirsiniz. Bu konudaki ayrıntılı bilgiyi "Yüce Kuran'ın Çağdaş Tefsiri" adlı eserimde bulabilirsiniz. İslâm'da güçlük yoktur. Fatiha ve İhlas ile namaz kılabilirsiniz. Bir sakıncası yok ama bir iki kısa sure daha ezberleseniz iyi olur. Ayrıca namazda Mushafı yanınızda yüksekçe bir yere koyup ayağa kalktığınızda Kuran'ı alıp bakarak da okuyabilir ve namazınızı kılabilirsiniz. Böyle yapa yapa bir gün gelir artık birçok kısa sureyi ezberlemiş olursunuz, bakmadan da okuyabilirsiniz. Önemli olan namaz kılmaktır.Kimse yüce Allah'ın vekili değildirSoru: Üç cuma namazına gitmeyen Müslüman değil mi? Kocası, karısının başını açmasını istiyor. Ancak karısı yine de açmamaya kararlı ise ne yapması lazım?Cevap: İslâm'ı, Kuran'ı inkâr etmedikçe kimse dinden çıkmaz. Üç cuma namaza gitmeyenin dinden çıkacağına dair sahih bir hadis yoktur. O tür sözler, insanlan korkutup namaza yönlendirmek için üretilmiştir. Başı örtmek Kuran'ın emridir. Kocası karısını, ne başını örtmeye ne de açmaya zorlayamaz. Çünkü din zorla olmaz. Her şeye rağmen başını açmadığı takdirde kocası boşamakla tehdit ederse o konuda kadın yuvasının yıkılmaması için zorunluluk hali dolayısıyla kendi vicdanına danışarak hareket eder. Asıl din Allah ile kulu arasındadır. Kimse Allah'ın vekili değildir.Anneniz büyük sevinç duyuyor olmalıSoru: 15 sene önce annemi kaybettim. Daha sonra Kuran'ı hatmettim. Her perşembe Yasin okuyorum. İşimden dolayı iki hafta üst üste okumadığım zaman her defasında annem rüyama giriyor. Bunun anlamı nedir? (Mahzar Güneş)Cevap: Annenizin ruhu sizin okumanızdan sevinç duymaktadır. Buna alıştığı için sürekli okumanızdan hoşlanıyor ve okumadığınız zaman rüyanızda size görünerek kendisine okumanızı anlatmak istiyor.Bir okur mektubu"Hocam, ben bu maili size kızımla birlikte yazıyorum. Sürekli VATAN gazetesi okuyucusu olarak sizin tüm yazılarınızı takip edebiliyorum. Hatta köşe yazılarınızın tümünü keserek arşiv şeklinde saklıyorum. İhtiyaç duydukça tekrar tekrar faydalanabiliyorum. Sayenizde dinimizi bilinçli olarak öğreniyorum. Allah sizden razı olsun, size uzun ömürler versin ki daha çok insanın aydınlanmasını sağlayabilesiniz. Her fırsatta size dua ediyorum. İbadetlerimi gönül rahatlığıyla yerine getiriyorum. Sapmadan, korkmadan. Aynı zamanda sizden öğrenebildiklerimi başkalarıyla paylaşıyorum. Ve bu bana çok büyük bir haz veriyor. Size teşekkür ediyorum. Şadiye Han/İzmir"
Soru: Bir dergide türbanın rahibe örtüsü olduğunu, yüzün de kapanmasının gerektiğini okudum. Sizce bu bilgi doğru olabilir mi? (Mahir Altınyurt)Cevap: Kuran'da kadına ziynetini örtmesi ve baş örtüsünü gerdanının üstüne koyması emredilmektedir. Bütün İslâm bilginlerine göre saç, kadının ziynetidir. Himar, baş örtüsü demektir. Buna göre saçları örtmek Kuran'ın emridir. Fakat bu, ilk kez Kuran tarafından getirilmiş bir hüküm değildir. Kuran'ın indiği ortamda hür kadınlar başlarını kapatırlardı. Bu, Arap Yarımadası'nda mevcut Yahudilik'te, Hristiyanlık'ta böyle olduğu gibi geleneksel ibrahim dinine bağlı olan Hicaz Arapları'nda da böyleydi. Kuran da, zaman zaman gevşemeye başlayan bu hükmün uygulanmasını emretmiştir. Zira başlarını örtmeyen kadınlar, cariye sanıldığı için sataşılır, gençlerin tacizlerine maruz kalırlardı.Ahzâb Suresi'nde bu husus vurgulanmıştır. Emir, saçların kapatılmasıdır. Kuran'da bunun biçimi belirtilmez. Saçları kapatan herhangi bir örtü de yeterlidir. Bu klasik baş örtüsü olabilir, şimdi daha modern kabul edilen türban da olabilir. Türban, Avrupa'dan alınan bir çeşit kadın şapkasıdır. Ama rahibe giysisi değildir. Rahibelerin, başları türbanla değil, özel biçimi olan bir örtüyle kapatılır. Türbanı rahibe örtüsü olarak görmek yanlış olduğu gibi yüzün kapatılması gerektiğini söylemek de yanlıştır. Kuran'da böyle bir emir yoktur, ünlü din bilginlerinin hiçbiri böyle bir yorum getirmemiştir.Kuran-ı Kerim'e göre kendiliğinden açığa çıkan yüz, eller ve ayaklar örtünme dışıdır. İsteyen Taberi Tefsir i'ne ve Kasani'nin Bedayii'ne bakabilir. Kimse kendi kendine din hükmü koyamaz. Baş örtüsü, Arap Yarımadası'nda yerleşik dinlerin ve toplumların ortak kültürüdür.Peygamberlik devri tamamen kapanmıştırSoru: Bazı internet sitelerinde Kryon, Ramtha, Saint Germain gibi varlıklardan geldiği söylenen tebliğler yayınlanıyor. Bir takım medyumlar da bunlara kanallık yaparak onlardan mesajlar alıyorlar ve bunları internet üzerinden yayıyorlar. Bu varlıklar nedir? Melek mi, cin mi, şeytan mı? İnsanları kandırıp dinden çıkartmak mı istiyorlar? Onların söyledikleri şeyleri yaparsak dinden çıkar mıyız? Yoksa onların dedikleri gibi yükselmiş mi oluruz? (Murat Şahin)Cevap: Bu isimlerden Kryon ve Ramtha, büyük ihtimalle Uzakdoğu dillerinden, Saint Germain ise Batı dillerinden geliyor. Saint, Hristiyan azizi demektir. Şeytanlar veya şeytan kılığında insanlar halkı şaşırtmak için böyle yollara başvuruyor. İnsanları peygamberlerin yolundan ayırmak istiyorlar. Gökten kimseye mesaj gelmez, ancak peygamberlere gelir. Peygamberlik devri kapanmıştır. İlahi kitapların mesajları yeterlidir. Aldanmayın böyle kuru sıkılara.Umutsuzluğa kapılmayınSoru: Bozulan dünya hayatinin ilerideki sonuçları ne olur? (Efe Bülbül)Cevap: Allah'ın takdiri dışında bir şey olmaz. Geleceği de Allah'tan başka kimse bilmez. Ümitsiz olmaya gerek yok. Dünya ne kadar bozuldu, sonra ıslahatçılar geldi, düzeldi. Kuran'da Allah şöyle buyurur: "Allah dilerse sizi götürür ve yepyeni bir halk getirir" (İbrahim: 19). Dünyada bir maddecilik, para, mevki, hırsı, çıkar duygusu ağırlık kazanmaktadır. Ama insanlar bu davranışlarının sonunda perişan olurlar, hatalarının cezasını çekerler. Sonra yeni nesiller gelir, Hakk'a döner, işler düzelir.Allah gönlünüze bakarSoru: Çevremdekiler hacca gidip geldikten sonra örtünmeyenin ibadetinin kabul olmayacağını söylüyor. Doğru mu? (E Y.)Cevap: Hac başka, baş örtmek başkadır. Kimin haccının kabul edilip edilmeyeceğini önyargılı insanlar değil sadece Allah bilir. Allah insanın kafasından çok gönlüne bakar. Allah ile kulu arasına kimse giremez ve kimse O'nun adına hüküm veremez.
Dünden devamEğitim halkın bir ihtiyacıdır. Nasıl devlet, milletin ihtiyaç duyduğu kurumları kuruyorsa her sahadaki eğitim kurumlarını da kurmalıdır. Dini meseleler de milletin en çok ihtiyaç duyduğu sorunlardır. Madem millet, çocuklarına dininin öğretilmesini istiyor, o halde devlet, milletin bu ihtiyacını karşılar. Bildiğiniz gibi Avrupa da genelde laiktir. Ama oradaki ortaöğretim kurumlarının birçoğu kiliseye bağlıdır. Orada bulunan birçok yakınımın çocukları, kiliseye bağlı olan kindergarten'lara yani ana okullarına gidiyorlar. Her gün ilk ders beş dakika dua edilir, sonra diğer derslere başlanır.Tabii bizim çocuklar Müslüman olduğu için isterse o derse girmez. Ama giden olursa onlarla beraber duaya katilır. Oradaki bu durum, pekâlâ laikliğe aykırı görülmüyor. Bizdeki din dersleri neden laikliğe aykırı olsun? Laiklik, bir devlet yönetimidir. Çocuğun istediği konuyu öğrenmesinin laikliğe aykırı bir yönü yoktur. Ancak devleti din yasalarına göre yönetmeye kalkmak, işte laikliğe aykırı olan budur. Din eğitimi, din duygusu gereklidir. Ahlakın temeli din duygusudur. İnsanın içinden Allah ve ahiret sorumluluğu duygusu kalkarsa nasıl bir yozlaşmanın, çıkarcılığın, doymazlığın, bencilliğin egemen olacağı, toplumu topyekûn kaosa, mutsuzluğa sürükleyeceği açıktır.Allah katındaki değer ölçüsü güzel ahlaktırSoru: National Geographic adlı belgesel kanalında "Da Vinci Şifresi" adlı kitaptan yola çıkılarak Hz. İsa ve onun soyu, kutsal kâse, Magdanalı Meryem ile ilgili yapılan araştırmaları izledim. Neden Hıristiyan dünyası bunlara ihtiyaç duyuyor? Üstün bir soy olduklarını mı sanıyorlar? Bunları araştırırken neden Kuran-ı Kerim'e başvurmuyorlar? Halbuki sorularının cevapları kutsal kitabımızda var. Belgeseli izlerken Hıristiyan dünyasının acizliğini ve çaresizliğini gördüm. İşin doğrusu onlara acıdım. Tüm doğruları ve uygulamak ve öğrenmek için Allah, Müslümanlar olarak bizlere akıl fikir ihsan eylesin. (Funda Çakır)Cevap: Hıristiyanlıkta çeşitli zamanlarda yetişen din adamlarının felsefi yorumlan ve Bati Paganizminden kalma unsurlar da bulunmaktadır. Teslis denilen üçleme inancı da ne Hz. İsa'nın, ne de İncillerin öğretişidir ama Hıristiyanlığın temel inancı haline getirilmiştir. Herkesin inancına saygı duyarız.Bunlar, akılla irdelenmesine tahammül gücü olmayacağından inanç üzerinde düşünülmeyeceği tezini yerleştirilmiş, ezeli suç, insanlığın doğuştan günahkâr, suçlu olduğu ve İsa'nın, insanları bu ezeli suçtan kurtarmak üzere kendini feda edip çarmıha gerilmekle insanlığın cezasını üstlendiği gibi düşünceleri inanç haline getirmişlerdir. Ne üstün ırkın veya soyun etkisi var, ne de peygamberler böyle savlarda bulunurlar. Allah katında tek değer ölçüsü takva, yani güzel ahlaktır. Hiçbir insan diğerinin suçundan sorumlu olmaz. Herkes kendi seçimiyle yaptığından sorumludur.Harun ile Hz. Meryem arasında çağlar vardırSoru: Hz. Meryem, Hz. Musa'nın kız kardeşi mi? Eğer değilse Meryem Suresi'nde kendisine neden "Ey Harun'un kız kardeşi" diye hitap edilmiştir? Bu durumu açıklar mısınız? (Samih Köker)Cevap: Hz. Meryem'in babasız doğurması karşısında bunun mucize olduğunu anlamayanlar onu kınamaya başlarlar. Meryem Suresi'nin 28'inci ayetinde, kucağında çocuk gördükleri bakire Meryem'e, "Ey Harun'un kız kardeşi" diye hitap ettikleri anlatılmaktadır. Harun, Hz. Musa'nın kardeşidir. Harun ile Meryem arasında çağlar vardır. Burada Harun'un kız kardeşi sözünden maksat, Meryem'in o aileden gelmiş olduğunu vurgulamaktır. Bu ifadeyle şerefli bir soydan gelen Meryem'i, soyuna asla yakışmaz bir iş yapmakla suçlayıp iyice mahcup etmek istemişlerdir.
Soru: Laik sisteme sahip bir devlet, aynı zamanda diyanet kurumuna ve din derslerine ihtiyaç duyar mı? Bu kurumun lağvedilmesi daha uygun olmaz mı? Siz, Avrupa'da incelemeler yapmış aydın bir kişi olarak, oradan edindiğiniz gözlemlerinize dayanarak bir kıyaslama yapacak olursanız, cumhuriyet devrimlerinin daha o zamanlarda düzenlediği ve uygun bir şekil vücuda getirdiği sistemden bugün 21'inci yüzyılda neden çekinilmektedir? Eğer dediklerime hak veriyorsanız sistemin yeni düzenine uygun şekli ne olmalıdır? Din eğitimi, genç kuşaklara nasıl verilebilir veya nasıl verilmelidir?(Ömer Faruk Yazıcıoğlu)Cevap: Diyanet İşleri Başkanlığı, devletin bir kurumudur. Eskiden şeyhülislâmlık vardı ve o da devletin bir kurumuydu. Cumhuriyetin ilk döneminde saltanat lağvedilince tabii ona bağlı kurumlar da ortadan kalktı, eskilerin yerini alacak devlet kurumları kuruldu. Cumhuriyet döneminde, din teşkilatını yönetmek üzere Şeriyye ve Evkaf Vekaleti kurulmuştu. Daha sonra hem manevi orduyu, hem milletin maddi ordusunu siyaset dışında tutmak, itibarını siyasi cereyanlarla zedelememek için Diyanet İşleri Başkanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı, bakanlık olmaktan çıkarılıp doğrudan başbakanlığa bağlı birer başkanlık haline getirildi.Hareket alanı belirlenmiştirBildiğiniz gibi 1924 Anayasası'na dayalı Türkiye Cumhuriyeti laik değildi. Anayasa'da devletin dininin "İslâm dini olduğu" yazılıydı. Laiklik ancak 1937-38'de kabul edilmiştir. Laiklik kabul edilmiş ama Diyanet İşleri Başkanlığı'nın devletteki yeri korunmuştur. "Laik sistemde Diyanet İşleri Başkanlığı olur mu?" diyorsunuz. Bence olur ve olmalıdır. Madem ki din milletin ihtiyacıdır, öyle ise dini örgütlenmeye de gerek vardır. Devlet, millet için vardır. Millet böyle bir ihtiyacı hissediyorsa devletin o ihtiyacı karşılaması gerekir.Diyanet İşleri Başkanlığı, milli bir ihtiyaca cevap vermek üzere kurulmuştur. Ve kanunla hareket alanı belirlenmiştir. Buna göre Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görevi, din görevlilerini atamak, maaşlarını vermek, yönetmek ve milleti iman, ibadet ve ahlak konularında aydınlatmaktır. Başkanlık bu çerçevenin dışına çıkamaz ve siyasete karışamaz. Teşkilatın bir süre başkanlığını yapmış biri olarak söyleyebilirim ki, Atatürk dönemi de dahil şimdiye dek hiçbir iktidardan Diyanet İşleri Başkanlığı'na dinin özüne ilişkin herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır.Bugünkü statü aynen kalmalıdırDiyanet İşleri Başkanlığı, kurulan Diyanet Vakfı sayesinde son derece güçlenmiştir ve kendisine verilen görevi yapmaya çalışmaktadır. Şayet sizin işaret etmek istediğiniz üzere bu kurum kaldırılırsa meydana gelecek olan boşluk nasıl doldurulacaktır? Diyeceksiniz ki bırakalım, Avrupa'da olduğu gibi Diyanet Örgütü devlete bağlı olmasın, tamamen özerk bir kurum olsun. İyi ama şimdi devlet kendi şemsiyesi altındaki kurumu kontrol edebilmektedir.Tamamen bağımsız ve Avrupa'daki gibi dokunulmaz bir kurum olursa önce başkanlığın yine siyasete alet edilme ihtimali yanında tarikatların, aşırı uçların eline geçme ihtimali de vardır. O zaman korkarım ki bir değil, birkaç Diyanet İşleri Başkanlığı olur ki, Allah korusun, bu da milletin bölünmesine yol açar. Diyanet İşleri Başkanlığı kesinlikle küçümsenecek bir kurum değildir. Milletin bu kuruma büyük teveccühü vardır. Bu kurumun, dini çıkarlarına alet edecek aşırıların eline geçmesinden felaket doğar. Onun için başkanlığın bugünkü statüsünün korunmasında büyük yarar vardır.YARIN: Devlet, eğitim kurumlarını korumalıdır.
Soru: Kanada'nın Toronto kentine, dayımın yanına gitmiştim. Orada yanlışlıkla domuz eti yedim. Bir Müslüman olarak bu durum beni fazlasıyla üzdü. Allah'tan defalarca af diledim, tövbe ettim. Bunun çini başka ne yapabilirim?Cevap: Allah, kasıtsız yapılan hatalardan ötürü kulunu sorumlu tutmaz. Bilmeden domuz eti yemiş olmanız günah değildir. Üzülmenize gerek yok. Siz namazınızı kılın, dinin gereklerini yerine getirin. Geçmişte kalmayın, geleceğe bakın. Domuz eti yemekle herhangi bir haramı işlemek arasında fark yoktur. Ama bazı şeyler, zamanla halk arasında büyük bir öncelik, hatta islâm'ın en temel koşulu gibi bir önem kazanmıştır. Bunlardan birisi sünnet olmak, diğeri domuz etidir.Sünnet, adı üstünde sünnetken pek çok farzın önüne geçmiş, Müslümanlığın temel şartı haline gelmiştir. Domuz eti de tıpkı içki içmek, kumar oynamak, yalan söylemek gibi bir günahtır. Hatta mukayese edilince, belki bireysel kaldığı için daha hafif kalabilecek bu yasak, bütün haramların en tepesine çıkarılmıştır. Adam zina eder, yalan söyler, rüşvet de alır. Bunlarda sorun görmez de domuz eti yemeyi İslâm'dan çıkmakla eş tutar. Oysa domuz eti yemek de diğer yasaklardan biridir. Onları yapan nasıl tevbeyle bağışlanırsa bunu yapan da tevbe ederse affolur.İnsanlar kendi kendine din koyma veya yasaklan derecelendirme hakkına sahip değillerdir. Çünkü bu, dini yozlaştırır. Din sade ve kolaydır ama insanlar katkılarıyla onu zorlaştırıyorlar. Dinin sadeliğini korumak için şu buyruğu hiç unutmayalım: "De ki: Gördünüz mü Allah'ın size rızık olarak indirdiği şeylerin bir kısmını haram ve bir kısmını helal yaptınız. De ki: Allah mı size böyle izin verdi yoksa siz Allah'a iftira mı ediyorsunuz?" (Yunus Suresi: 59).Kuran'ın tevhit düşüncesine aykırıSoru: Bir arkadaşımın cenaze namazında müftü şunları söyledi: "İki konuda sizleri uyarmak istiyorum. Benim söylediklerime uymayabilirsiniz ama yaptığınız şeyler yanlıştır. Definden sonra cenaze sahipleri yemek vereceklermiş. Bu kabul edilemez çünkü mekruhtur. Ayrıca cenaze omuzlara alınır, ne hızlı ne yavaş yürünerek taşınır. Taşınırken cenaze önüne geçilmez." Müftü mezarlığa geldiğimizde ise "... kişiyi, Cenabı Allah şefaat etme gücü olanlarla arkadaş etsin" dedi. Bu, inançlarımıza aykırı değil mi? (Fikret Karataş)Cevap: Müftünün söylediği sözlerden ilk ikisi doğrudur. Müftü yanlış uygulamalara dikkat çekmek istemiştir. Ancak çok uzak yerlere bugün cenazeyi omuzlarda taşımak mümkün değildir. Müftü, yakın mesafeyi kastetmiş olmalıdır, "şefaat etme gücü olanlarla arkadaş etsin" cümlesi, Kuran'ın getirdiği tevhit düşüncesine aykırıdır ama ne yapalım ki hemen hemen bütün din görevlileri bu düşünceyle doğmuş, bununla büyümüştür. Bir gün inşallah gerçek öğrenilir, Kuran'ın tevhidine dönülür.Doğum kontrol hapı kullanmak günah mı?Soru: Ben yeni evli, 28 yaşında bir bayanım. Doğum kontrol ilacı kullanıyorum. Bunun dinimiz açısından bir sakıncası var mı? Günah mı? Acaba ileride çocuksuz kalmakla cezalandırılır mıyım?Cevap: Döllenmeyi önlemek günah değildir. Günah olan kürtajdır. Döllenmeyi önlemenin bir çok tekniği var. Doğum kontrol hapları bunların en yaygınıdır. Karı kocanın karşılıklı rızasıyla kontrol hapları kullanmakta bir sakınca yoktur. Kontrol hapı kullanmanın, ileride çocuksuzlukla cezalandırılacağına inanmanın dini bir dayanağı olamaz. Nice kadın belli bir süre doğum kontrol hapı aldıktan sonra çocuk isteyince kullandığı bu hapları bırakıp çocuk sahibi olmaktadır.Okurlarıma duyuruMealimi ve diğer eserlerimi nereden temin edebileceklerini soran okurlarım bunları aşağıdaki adresten bulabilirler: Yeni Ufuklar Neşriyat Nuhkuyusu Caddesi No: 365 Bağlarbaşı Üsküdar/İstanbulTEL: 0216 492 66 12FAKS: 0216 492 66 13
Soru: Yeni bir peygamber gelince öncekinin dini ne olur? (Yunus Duman)Cevap: Peygamberlerin misyonu birbirlerinin defterini dürmek değil, birbirlerinin misyonunu tazelemek ve tamamlamaktır. Allah her peygamberi kendi ulusuna göndermiştir. Musa'yı ve İsa'yı İbranilere, Hz. Muhammed'i de eski kitapların dilini bilmeyen Araplara göndermiştir. Hz. Muhammed'in peygamberliği dil itibariyle Araplara yönelik olsa da anlam itibariyle tüm insanlığa yöneliktir. Onun gelmesiyle önceki peygamberlerin mesajları bitmemiş, tam tersine yeni peygamber, o mesajları doğrulayıp desteklemiştir.Herhangi bir ilahi din mensubu, kendi dininde kalabilir ama yeni peygamberi duymuş ise onun peygamberliğini de kabul etmekle yükümlüdür. Kuran, kitap ehline yeni peygamberi kabul edip doğrulamalarını emrederken bir yandan da kitaplarının hükümlerini uygulamalarını vurgular. Ve kitaplarının hükümlerini uygulayanların bolluk içinde yaşatılacaklarını, ahirette de cennetle ödüllendirileceklerini belirtir (Mâide: 66). "Şüphesiz inananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiller(den) Allah'a ve ahiret gününe inanan ve iyi iş(ler) yapanlara, Rableri katında mükafat vardır, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir" (Bakara: 62, Maide: 69).Kabir ziyareti Kuran'da geçiyor mu?Soru: Kabir ziyaretlerini cuma günleri yapmak, alışıla gelmiş bir gelenek midir? Yoksa Kuran-ı Kerim'de geçiyor mu? Bu ziyaretlerimizde ölülerimizin ruhları bizleri görebiliyor mu? (Seher Yenikurtuluş)Cevap: Kabirleri ziyaret etmek, insana ahireti hatırlatması bakımından önemlidir. Ama bunun günü, zamanı yoktur. Peygamberimiz bazen geceleri de kabirleri ziyaret etmiştir. Peygamberimiz, ahiretin anımsanmasına vesile olması dolayısıyla kabirleri ziyaret etmeyi öğütlemiştir ama bu husus Kuran'da geçmez. Zaten Kuran'da geçseydi, kabir ziyareti farz olurdu. Ölünün, ziyaret edeni görüp görmemesine gelince, ölmüş insanın ruhu, kendisini anan, kendisine dua eden kimseden haberdar olur. Kendisine dua edilmesinden ötürü sevinç duyar, şad olur. Belli günde değil, ne zaman anılsa ölünün ruhu bundan haberdar olur ve sevinir. Ruh gözü açıktır. Ruhlar, sağ insanları görürler ama sağların ruhları görmesi ancak kalp gözü dediğimiz basiretin açık olmasına bağlıdır.Cuma, iki rekâttırSoru: Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekâttır? (Fikret Gönültaş)Cevap: Cuma namazı, günün öğle namazı yerine geçen iki rekâtlı bir namazdır. Cemaatle kılınır. İmamdan başka en az iki veya üç kişinin bulunması gerekir. İmam hutbeden inince cemaat de onunla beraber tekbir alıp namaza başlarlar. Herkes içinden subhaneke'yi okur. İmam içinden Euzu besmele çektikten sonra açıktan Fatiha ve ardından kısa bir sure veya uzun bir ayet yahut üç kısa ayet okur. Rükû ve secdeye gider, doğrulur. İkinci rekâtta yine imam açıktan Fatiha, sure veya ayet okuyup rükû ve secde yapar. İmamın açıktan okuduğu yerde cemaat susup imamı huzurla dinler.Rükû ve secdeden sonra oturulur. Etta-hiyyatu, salavat ve dualar okunup selam verilir. İşte cuma namazı bundan ibarettir. Dileyen cemaatle kılınan iki rekâttan sonra iki veya dört rekât sünnet kılar, dileyen kılmaz. Çok namaz kılan, daha çok sevap alır.Sabah namazı vaktiSoru: Sabah namazı ne zamana kadar kılınabilir? Örneğin sabah saat 9.00'da kılınırsa, bunun niyeti "kuşluk namazı niyetine" diye mi yapılmalıdır? Kuşluk namazı nasıl kılınır? (Ayşegül Can)Cevap: Vaktinde kılınmamış olan sabah namazı, o gün öğle namazına kadar yine sabah namazı niyetiyle kılınır. Sabah namazının esas vakti, tan yeri ağarmasından güneşin doğmasına kadardır. Güneş iyice yükselip kahvaltı zamanı olunca iki rekât namaz kılmak sünnettir. Diğer namazlar nasıl kılmıyorsa kuşluk namazı da öyle kılınır. Niyeti falan da yoktur. İçinden kuşluk namazını kılmayı geçirmek yeterlidir.