Dünden devam
Eğitim halkın bir ihtiyacıdır. Nasıl devlet, milletin ihtiyaç duyduğu kurumları kuruyorsa her sahadaki eğitim kurumlarını da kurmalıdır. Dini meseleler de milletin en çok ihtiyaç duyduğu sorunlardır. Madem millet, çocuklarına dininin öğretilmesini istiyor, o halde devlet, milletin bu ihtiyacını karşılar. Bildiğiniz gibi Avrupa da genelde laiktir. Ama oradaki ortaöğretim kurumlarının birçoğu kiliseye bağlıdır. Orada bulunan birçok yakınımın çocukları, kiliseye bağlı olan kindergarten'lara yani ana okullarına gidiyorlar. Her gün ilk ders beş dakika dua edilir, sonra diğer derslere başlanır.
Tabii bizim çocuklar Müslüman olduğu için isterse o derse girmez. Ama giden olursa onlarla beraber duaya katilır. Oradaki bu durum, pekâlâ laikliğe aykırı görülmüyor. Bizdeki din dersleri neden laikliğe aykırı olsun? Laiklik, bir devlet yönetimidir. Çocuğun istediği konuyu öğrenmesinin laikliğe aykırı bir yönü yoktur. Ancak devleti din yasalarına göre yönetmeye kalkmak, işte laikliğe aykırı olan budur. Din eğitimi, din duygusu gereklidir. Ahlakın temeli din duygusudur. İnsanın içinden Allah ve ahiret sorumluluğu duygusu kalkarsa nasıl bir yozlaşmanın, çıkarcılığın, doymazlığın, bencilliğin egemen olacağı, toplumu topyekûn kaosa, mutsuzluğa sürükleyeceği açıktır.
Allah katındaki değer ölçüsü güzel ahlaktır
Soru: National Geographic adlı belgesel kanalında "Da Vinci Şifresi" adlı kitaptan yola çıkılarak Hz. İsa ve onun soyu, kutsal kâse, Magdanalı Meryem ile ilgili yapılan araştırmaları izledim. Neden Hıristiyan dünyası bunlara ihtiyaç duyuyor? Üstün bir soy olduklarını mı sanıyorlar? Bunları araştırırken neden Kuran-ı Kerim'e başvurmuyorlar? Halbuki sorularının cevapları kutsal kitabımızda var. Belgeseli izlerken Hıristiyan dünyasının acizliğini ve çaresizliğini gördüm. İşin doğrusu onlara acıdım. Tüm doğruları ve uygulamak ve öğrenmek için Allah, Müslümanlar olarak bizlere akıl fikir ihsan eylesin. (Funda Çakır)
Cevap: Hıristiyanlıkta çeşitli zamanlarda yetişen din adamlarının felsefi yorumlan ve Bati Paganizminden kalma unsurlar da bulunmaktadır. Teslis denilen üçleme inancı da ne Hz. İsa'nın, ne de İncillerin öğretişidir ama Hıristiyanlığın temel inancı haline getirilmiştir. Herkesin inancına saygı duyarız.
Bunlar, akılla irdelenmesine tahammül gücü olmayacağından inanç üzerinde düşünülmeyeceği tezini yerleştirilmiş, ezeli suç, insanlığın doğuştan günahkâr, suçlu olduğu ve İsa'nın, insanları bu ezeli suçtan kurtarmak üzere kendini feda edip çarmıha gerilmekle insanlığın cezasını üstlendiği gibi düşünceleri inanç haline getirmişlerdir. Ne üstün ırkın veya soyun etkisi var, ne de peygamberler böyle savlarda bulunurlar. Allah katında tek değer ölçüsü takva, yani güzel ahlaktır. Hiçbir insan diğerinin suçundan sorumlu olmaz. Herkes kendi seçimiyle yaptığından sorumludur.
Harun ile Hz. Meryem arasında çağlar vardır
Soru: Hz. Meryem, Hz. Musa'nın kız kardeşi mi? Eğer değilse Meryem Suresi'nde kendisine neden "Ey Harun'un kız kardeşi" diye hitap edilmiştir? Bu durumu açıklar mısınız? (Samih Köker)
Cevap: Hz. Meryem'in babasız doğurması karşısında bunun mucize olduğunu anlamayanlar onu kınamaya başlarlar. Meryem Suresi'nin 28'inci ayetinde, kucağında çocuk gördükleri bakire Meryem'e, "Ey Harun'un kız kardeşi" diye hitap ettikleri anlatılmaktadır. Harun, Hz. Musa'nın kardeşidir. Harun ile Meryem arasında çağlar vardır. Burada Harun'un kız kardeşi sözünden maksat, Meryem'in o aileden gelmiş olduğunu vurgulamaktır. Bu ifadeyle şerefli bir soydan gelen Meryem'i, soyuna asla yakışmaz bir iş yapmakla suçlayıp iyice mahcup etmek istemişlerdir.
Devlet eğitim kurumlarını da korumalıdır
Dünden devam Eğitim halkın bir ihtiyacıdır. Nasıl devlet, milletin ihtiyaç duyduğu kurumları kuruyorsa her sahadaki eğitim kurumlarını da kurmalıdır. Dini meseleler de milletin en çok ihtiyaç duyduğu sorunlardır...
Haberin Devamı

