SORU: Allah katında psikolojik sorunları olanlar nasıl değerlendiriliyor? Hem Allah’a inan, Müslüman’ım de hem de ilk fırsatta günahın ağına düş. Bunu güçlü, karakterli Müslümanlarda da gördüm. (A. S.) CEVAP: Müslüman da olsa insanda bir dedikodu zaafı var, şehvet eğilimi var ama ahiret sorumluluğuna kesin inanan, bu tür dürtülere yenik düşmez. Düşerse hemen tövbe eder. Kur’ân, müminleri hiç günah işlemeyen değil, hatalarının ardından hemen pişman olup tövbe eden, Allah’tan af dileyen insanlar olarak nitelendirmektedir. Ama güçlü, karakterli Müslüman dediğiniz kimseler eğer yalan söylüyorsa, zina ediyorsa, hak yiyorsa, egoistse, sadece kendisini düşünüyorsa, kalp kırıyorsa o güçlü, karakterli Müslüman değil, nefsinin esiri, zayıf insandır. Güçlü, karakterli Müslüman yalan söylemez, başkasının namusuna göz dikmez, hak yemez, haset etmez. Kur’ân’ın tanımladığı güçlü, karakterli mümin böyle olur. Yoksa çıkar için yalan söyleyen, aldatan, bencil insan ibadet de etse önemi yok. Çünkü onun ibadeti içine sinmemiş, onda bir karakter yaratmamıştır. Onun ibadeti alışkanlıktan ibaret kalmıştır. Oysa ibadet, gönülden Allah’a bağlılık, O’nu sevmek ve O’nun rızasına aykırı şeylerden uzak durmaktır. Sevgililerin en güzeli, en büyüğü Allah’tır. Allah’ı seven de O’nu gücendirecek işlerden kaçar. Günahlar, Allah’ı gücendirecek şeylerdir. Mümin bunlardan kaçınır. İbadetler de Allah’ı memnun edecek şeylerdir. Mümin; ibadetle, kullukla, iyiliklerle Allah’a yakın olmaya çalışır.*****Dua, namaz değildir SORU: Dua okurken abdest alıp başımı örtmeli miyim? (Firdevs Kale) CEVAP: Dua etmek için başı kapatmak gerekmez. Başı kapatmak, saçları ve gerdanı örtmek Kur’ân’a göre sadece erkeklerin bakışlarından korunmak ve bir de karşı cinsin düşüncelerinin kirlenmesini önlemek amacını taşır. Fakat fıkıh kitaplarında ayrıca namaz kılabilmek için kadının yüz, el ve ayakları dışındaki organlarını kapatması gerektiği belirtilir. Ama bu, namaz için yapılmalıdır. Dua, namaz değildir. İnsan her zaman dua eder. Dua, Allah ile iletişim kurmak, O’nunla gizli konuşmak demektir. Bu, saçla başla değil, gönülle ve ruhla ilgilidir.
Dünden devamToplumda kadınlarla sohbet etmenin, fikir alışverişinde bulunmanın, iş hayatında beraber çalışmanın hiçbir sakıncası yoktur. Peygamberimiz döneminde kadınlar da savaşlara katılır, hastabakıcılık yapar, toplu ibadetlere katılırlardı. Peygamberimizin hanımları, Peygamberimizin aile hayatlarını taşradan gelen Müslümanlara anlatmışlar yani bir bakıma öğretmenlik yapmışlardır. Ancak düşüncenin bozulmamasına dikkat etmek gerekir. Peygamberimiz, bir kadına temiz duyguyla bakmanın sakıncası olmadığını belirtmek üzere buyurmuş ki: “Birinci bakış senin lehinedir, ikinci bakış aleyhinedir.” Karşına çıkan kadına iyi duyguyla bakmanın sakıncası yok. Ama döne döne âdeta yiyecekmiş gibi bakmak, işte günah olan budur. Çünkü bu kirli bakıştır. Nur Suresi’nin 31-32’nci ayetlerinde inananların, bakışlarından bir kısmını yummaları vurgulanır. Yani normal, nezih bakışta sakınca yok. Ama bozuk düşünce, cinsellik duygusuyla bakmak haramdır. Çünkü bu, düşünce kirlenmesine yol açar. İşte günah olan, düşüncenin kirlenmesidir. Zira düşünce kirliliği ruhu etkiler, onu yüce manevi duygulardan aşağılara, şehvet duygularına çeker. Bu durumda ruh birçok meziyetini kaybeder.Dini yaşamak için şuraya buraya gitmeye gerek yok. Hiçbir ülke bize model değildir. İslâm kolaylık dinidir, hoşgörü dinidir, dostluk dinidir, barış dinidir, kardeşlik dinidir, huzur dinidir. Dini zorlaştırmaya kalkanlar dine en büyük kötülüğü yapıyorlar. Eğer bu davranışlarıyla onlar, Allah’ın rızasını kazanacaklarını sanıyorlarsa aldanıyorlar. Kur’ân, Allah’ın rahmetine iltica eden bütün insanlara ilahi rahmeti sunar. Allah’ın bol rahmetini daraltmaz. Bütün kulları Allah’a çağırır. İnsanlığa ümitsizlik değil, ümit aşılar. Karamsarlık değil, sevinç ve ferahlık aşılar. Kur’ân’ın aydınlık, ümit, rahmet yolunu karartmaya, Allah’ın bol rahmetini daraltmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Bir köylü, Hz. Peygamber’in yanında, “Allahım, bana ve Muhammed’e rahmet et” şeklinde dua edince Resul-i Ekrem Efendimiz, “Sen Allah’ın bol rahmetini daralttın” buyurmuştur. Öyle ya, Allah’ın rahmeti bütün kullara yetişir. Yüce Allah, kendisine bir karış yaklaşana iki karış yaklaşır, bir kulaç yaklaşana iki kulaç yaklaşır. Kendisine yürüyerek gidene koşarak gelir. Şunu iyi bilmek lazımdır ki, Allah her kulunun içindedir.
Bir okurum diyor ki: “Top sakal bıraktım. Çevremdeki bazı kişiler bunun günah olduğunu söylüyor. Dini zorlaştırmaya mı çalışıyorlar yoksa insanları dinden soğutmaya mı? Ne yapsak günah oluyor. Yolda gördüğüm kadınlar için bile günaha girdiğimi söylüyorlar. ‘Bunda benim ne suçum var’ diyorum, ‘Elinden geldiğince insanlardan kaçacaksın’ diyorlar. Ama ben kötü niyetli bakmıyorsam niye günah olsun ki? Eğer biz, gelişen ve değişen dünyaya ayak uydurmaz, 1400 yıl öncesinde yaşarsak bu dini büyütmek ve ileriki kuşaklara taşımak ne kadar kolay olabilir ki?” Müslümanlık sakal, sarık, şalvar işi değil, gönül işidir. Peygamberimiz, bugün bizimkilerin sardığı gibi bir sarık sarmadı. Araplar zaten başlarına bir tülbent veya bez dolarlardı. Amaç din değil, tozdan topraktan korunmaktı. Peygamberimiz de başına böyle beyaz bir bez parçası dolardı. Yalnız o değil, toplumun bütün bireyleri böyle yapardı. O örtü insanı çöl fırtınalarının savurduğu tozlardan ve kumlardan korurdu. Bu, Hz. Peygamber’in getirdiği dini bir eylem değildi. Din kıyafetle, şekille olacak bir şey değildir. Kur’ân’da ne bıyıktan söz edilir, ne sakaldan. Sakal bırakmak Allah’ın emri değildir. Peygamber zamanında bütün erkeklerin sakalları vardı. Bu, Peygamber’in orijinal sünneti değil, doğal bir şeydir. Zamanımızda erkekler sakallarını tıraş ediyorlar. Bugünün örfü, benimsenmiş uygulaması böyledir. Peygamberimiz de “Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, gönüllerinize ve eylemlerinize bakar” buyurmuş ayrıca dinin “gönülde olduğunu” üç kez vurgulamıştır. Kur’ân, “Yanılarak yaptığınızda size bir günah yok fakat kalplerinizin bile bile yaptığında günah vardır. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir” (Ahzâb: 5) buyurmuştur. Bugünkü toplum, 1400 yıl önceki toplum değil. Elbette kadının da toplumda yeri var. Devlet dairesinde, okullarda, üniversitelerde, mecliste... En dindar partiler listelerine kadın milletvekilleri aldılar. Öyle olması da gerekir. Kadınlar da erkeklerle beraber bulunacak, düşüncelerini söyleyecek, görevlerini yapacaklar. Bazıları işi hep cinsel açıdan değerlendirir. Bu sağlıklı bir düşünce değildir. Birçok ayetin sonunda, “Allah’ın, gönüllerde olanı bildiği” vurgulanmaktadır. Burada verilen mesaj şudur: Düşüncelerinize dikkat edin. Şeytansal duyguların ruhunuzu kirletmesine, düşüncelerinizi bozmasına fırsat vermeyin. Devam edecek.
SORU: Günümzde kullanılan kremlerde ve after shavelerde genellikle alkol bulunuyor. Bunları kulanmanın dinen bir sakıncası var mı? İbadetten önce bu tür maddelerin vücuttan temizlenmesi gerekir mi? (M. Ak)CEVAP: Kur’ân’da haram kılınan alkollü içkinin adı hamr’dır. Hamr’ın dil anlamı örtmektir. Yine bu kökten gelen hımar da başı örten örtü demektir. Bu anlamından hareketle düşünce yeteneğini örten içkiye hamr denmiştir. İşte alkollü içkinin yasaklanmasındaki hikmet buradadır. Yani akıl ve düşünce yeteneğini örttüğü, hareketleri akıl kontrolünün dışına çıkardığı için alkollü içki haramdır. Bu içkinin haram edilişi böylece ortaya çıkınca içilmeyen, temizlik veya mikrop öldürücü olarak kullanılan alkollü maddelerin bizzat kendilerinin haram olmadığı anlaşılır. Haram olan bunların kendileri değil, içilmesidir. Dini daraltmış oluruzAncak Kur’ân’da hamr, üzümden yapılan alkollü içkidir ki buna Türkçe’de şarap deniliyor. Kur’an hamr’ı, rics yani pislik olarak nitelendirmektedir. Bundan dolayı şarabın içilmesi haramdır. Ama diğer alkollü maddeler hakkında bu hüküm yoktur. Onların da hamr’ın sarhoş etme illetini taşımaları bakımından içilmesi haramdır. Ancak onlar hakkında rics (pislik) tabiri kullanılmamıştır. Çünkü o zaman o tür içkiler yoktu. Biz akıl yürütmeyle “madem şarap pistir, öyle ise bunlar da pistir” şeklinde bir kıyas yaparsak dini daraltmış oluruz. Kur’ân’ın söylemediği bir konuda bizim hüküm koyma yetkimiz yoktur. Bundan dolayı şarap dışındaki alkollü içkilerin içilmesi haramdır ama onların kendileri pis değildir. Bulaştığı yeri kirletmez. Temizlik için kullanılırBundan dolayı tıpta ispirto, evlerde temizlik maddesi olarak kolonya kullanılır. Bunların içilmesi, sarhoş etme illetinden dolayı haramdır ama temizlik için kullanılmasında bir sakınca yoktur. Dinin hükümlerinde amaç başta gelir. Alkolün yasaklanmasındaki amaç, düşünce yeteneğini korumak, toplumu alkolün yıkıcı ve bozucu etkilerinden uzak tutmaktır. Ama içilmedikçe ispirto, kolonya gibi temizlik maddelerini kullanmanın bir sakıncası yok. Şunu iyi hatırda tutmak gerekiyor: Bütün din hükümlerinde ya bir menfaati celb veya bir mefsedeti def (yani ya bir yarar sağlama veya bir zararı önleme) amacı vardır.
SORU: Yasalarımıza göre kadın ile erkek eşittir. Tabii ki Allah’ın huzurunda da eşittir. Bunlara rağmen neden erkeğin cenaze namazı kadından önce kılınıyor? Bu Peygamberimizin bir uygulaması mı? Eğer Peygamberimizden kaynaklanıyorsa muhakkak haklı bir açıklaması vardır. Yoksa dinimizi yozlaştıran din baronlarının bir uydurması mı? (Dilek Deniz) CEVAP: Allah’ın huzurunda kadın ile erkek, insanlık açısından eşittir. Toplum hayatında erkek, yönetici kabul edilir. Aile reisi erkektir. Kur’ân, “kadınların erkekler üzerinde, erkeklerin de kadınlar üzerinde hakları vardır ama erkeğin hakkı bir derece fazladır” buyurmaktadır. Gerçekleri düşünmek gerekir. İşte Kur’ân’ın tanıdığı bu bir derece fazla haktan dolayı önce erkeklerin sonra kadınların namazı kılınır. Usül budur. Peygamberimiz dönemindeki uygulama da böyledir. Bu yalnız İslâm’da değil, bütün ilahi dinlerde erkek, kadının yöneticisi kabul edilmiştir. Bu, bugünkü toplum anlayışına uyar veya uymaz, bizim sorunumuz değil. Biz olayların fotoğrafını çekeriz. Kaldı ki kadın ile erkeğin ayrı ayrı özellikleri var. Kadın sevgide, şefkatte, duygusallıkta; erkek yönetimde, muhakemede, soğukkanlılıkta daha güçlüdür. Bilim böyle söylüyor. Açın bakın bilimsel ansiklopedilerde kadın ve erkeğin fiziksel özelliklerine. Fiziksel yaratılışta iki cins arasında böyle farklar olmakla beraber insanlık bakımından her ikisi de Allah’ın huzurunda eşittir. Biri diğerinin tamamlayıcısıdır. Kur’ân bu gerçeği şöyle belirtir: “Ben, sizden erkek-kadın, hiçbir çalışanın işini zayi etmeyeceğim. Hep birbirinizdensiniz” (Nisa: 95).İbadete devam edinSORU: Namaz kılarken seccadenin üstünde sadece kafaları görünen, başlarında kavukları olan sakallı, 60-70 yaşlarında yüzler görüyorum. Bu nedir? (C. Ü.)CEVAP: Gördükleriniz ermişlerin ruhları olabilir, Müslüman cinler olabilir. İbadetinizden hoşnut oldukları için size görünüyor olabilirler. Güzel bir haldir. İbadetinize devam edin. Allah muvaffak eylesin.
Dünden devamHerkesin yaptığı kendisinedir. Ancak kişi, geçmişleri için dua eder. Şuara Suresi’nde geçmiş peygamberlerin, hayır ve selamla anılmaları, imrendirici bir ifadeyle anlatılır. Geçmişlerin selamla anılması onlar için duadır. Peygamberimiz, kişi öldükten sonra amel defterinin, yani sevap ve günah kütüğünün kapanacağını ancak kamu yararına hayır yapmış olanın, faydalı bir ilim veya yararlı bir evlat bırakmış olanın amel defterinin açık kalacağını, bıraktığı hayırdan, ilimden yararlanıldıkça, evladı kendisini rahmetle andıkça veya rahmetle anılmasına sebep olacak güzel işler yaptıkça o kişiye sevap gideceğini belirtmiştir. Iskat, düşürmek demektir. Kişi öldükten sonra onun namaz ve oruç borçlarını düşürmek için fidye verme eylemine ıskat denmiştir. Peygamberimiz döneminde böyle bir uygulama olmadığı gibi Kur’ân’da da bunun bir dayanağı yoktur. Ancak ölenlerin ruhu için verilen sadakanın yararı olur. Ölmüş olanın bıraktığı paradan, maldan onun adına ne kadar hayır yapılsa, fakirlere yardım edilse o kadar sevaptır. Ama öyle ıskat gibi dinde yeri olmayan uydurmalardan uzak durmak gerekir. Yardım fukaraya yapılır, oradaki cenazecilere değil, imamlara değil. Şimdilerde ıskat, cenazecilere gelir sağlama yöntemi haline getirilmiştir. İslâm’ı bu tür dilenciliklerden arındırmak gerekir. Halk bilinçli olsa, böyle bid’atlardan uzak dursa, dinin ruhuna dönse din sadeliğine kavuşur. Böyle hurafeler de temizlenip atılır.Kardeşine yardım etSORU: Babam emekli, ben sözleşmeli olarak bir kurumda çalışıyorum, kardeşim tıp fakültesinde okuyor. Evlilik için biriktirdiğim bir miktar param var. Bana kurban düşer mi? Ya da kurbanın değeri kadar parayı kardeşime versem olur mu? (Gülnur Aksoy)CEVAP: Kurban kesmek farz değil, sünnettir. Kesersen sevabı var, kesmezsen günahı yok. Onun için “bana kurban düşer mi düşmez mi?” diye sormana gerek yok. Evlenmek için ayırdığın o paraya kurban düşmez. Ama kardeşine yardım edersen çok güzel olur. Sen kurbana ayıracağın parayı kardeşine harçlık olarak ver daha çok sevap alırsın. Bugün kurbana ihtiyaç yok, fakirlerin yardıma ihtiyacı var. İhtiyaç ne yönde ise sevap oradadır. Kardeşine yardım et.
SORU: Birkaç ay önce çok sevdiğim bacanağımı genç yaşta kaybettik. Aile içinde merhumun o güne kadar kılmadığı namazlar, tutmadığı oruçlar, yerine getirmediği yeminleri için ıskat verilmesi tartışıldı. Tahmini hesaplar sonucu 4-5 bin YTL tutan ıskat bedelinin merhum için Kur’ân okuyan hocalar arasında paylaştırılması veya bir kısmının hayır kurumlarına verilmesi konuşuldu. Iskatın tam olarak ne olduğunu bilmediğim ve duymadığım için karşı çıktım. Iskat nedir? Dinde böyle bir şey var mı? (Mehmet Odevci)CEVAP: İslâm’da ibadetler de günahlar da bireyseldir. Hiç kimse bir başkasının hatasından, günahından sorumlu olmadığı gibi ibadet ve sevabına da ortak değildir. “Kim iyi iş yaparsa yararı kendisinedir ve kim kötülük yaparsa zararı kendisinedir. Rabbin kullara zulmedici değildir” (Fussilet: 46), “Hiçbir günahkâr başkasının günahını çekmez” (Fatır: 18), “O gün dost, dostundan bir şey savamaz. Ve onlara yardım da edilmez” (Duhan: 41). Bu ayetler ve benzeri birçok ayet, herkesin, kendi yaptığının karşılığını alacağını vurgulamaktadır. Günah, insanın ruhunu kirleten şeydir. Sizin eliniz kirlense, başkası kendi elini yıkamakla sizin eliniz temizlenmez. Sizin bizzat kendi elinizi yıkamanız gerekir ki temizlenmiş olasınız. Ruhu kirlenen de ancak kendi tövbe ve istiğfarı, günahlardan uzaklaşmasıyla ruhundaki günah kirlerini giderebilir. Veya Allah acır da o kulunu bağışlar. O husus Allah ile kulu arasında bir şeydir. Ama kimse ölmüş birinin yerine namaz kılamaz, oruç tutamaz. Ancak “bedel hac” yapabileceği konusunda bir görüş varsa da bu sadece bir rivayetten ibarettir, İslâm’ın temel düşüncesine uygun değildir. O da yine kişinin, sağlığında, bir özründen dolayı yapamadığı hac ibadetini yapmak üzere birini göndermesinden ibarettir. Ölümünden sonra yapılacak bir şey yoktur. Kişi ne yaparsa kendi hayatında yapar. Ruhsal değerini bu dünyada kazanır. Burası ahiret için bir okul devresi gibidir. Onun için dünya yaşamı, ahiret yaşamının ekim tarlası görülmüştür. Kişi burada ne ekmişse, ahirette onu biçer. Okulda derslerine çalışmayıp belgeyle kovulanın yerine bir başkası okuyup diploma alamaz. Sahte diploma, ahirette hiç geçerli değildir. Oradaki değerlendirmecileri, hesapçıları kandırmak da mümkün değil.
SORU: Bir dileğimin gerçekleşmesi için 20 gün oruç tutmayı adamıştım. Dileğim yerine geldi. Dört gün oruç tuttum ama devamını getiremedim. Kendimi çok huzursuz hissediyorum Adadığım oruçlarımın yerine bir fakire yardım edebilir miyim? CEVAP: Kanaatime göre siz, sözünüzde duracak iradeye sahip değilsiniz. İnsan verdiği sözü yerine getirir. Bu oruçları ardı ardına tutmak da şart değildir. İki gün tutar, ara verirsiniz. Sonra yine bir kaç gün tutup ara verirsiniz. Böylece 20 günü tamamlayabilirsiniz. Bunu yapamıyorsanız, her gün için fidye vermeniz gerekir. Bir fidye en az 5 YTL’dir. Yani sizin 20 gün için bir fakire 100 YTL vermeniz gerekiyor. İnşallah kabul edilir.Gizli nikâh olmazSORU: Kız arkadaşımla imam nikâhı yapmak istiyoruz. Ancak bunu kızın ailesine söylemeyeceğiz. Bu durumda ne yapmalıyız? CEVAP: Gizli nikâha nikâh denmez. O, dini oyuncak haline getirmektir. Kızın ana babasının haberi ve izni olmadan nikâh olmaz. Aynı şeyi senin kız kardeşine veya kendi kızına yapsalar razı olur musun? Lütfen bu tür haram ilişkilerden uzak durun. Tek çareniz doğru dürüst evlenmektir. Yoksa o kız ileride perişan olur. Vebali sizin boynunuza gelir. Namus işi oyuncak değildir. Bu tür işlerde empati gerekir. Onu ortada bırakmamak için ailesiyle medeni şekilde görüşün. Rıza gösterirlerse resmi nikâhla evlenin.Kürtaj günah mı?E.K. adlı bir okurum kürtajın günah olup olmadığını soruyor. İslâmiyet, anne karnında teşekkül etmiş bir çocuğu düşürmeyi yasaklamıştır. Hele rahimdeki çocuğun organları teşekkül edip ruh üflendikten sonra çocuğu düşürmek cinayettir. Şayet çocuğun doğumu, annenin ölümüne sebep olacaksa, o zaman annenin ölümü yerine çocuğu düşürmek caiz olur. Çocuk için anne feda edilemez.Okurlarıma duyuruÇok sayıda okurum kitaplarımı nasıl ve nereden temin edebileceğini soruyor. Kitaplarımı aşağıdaki adresten isteyebilirsiniz:Selamiali Mahallesi Nuhkuyusu Caddesi No: 365 Üsküdar/İSTANBULTel: 0216-492 66 12