Peygamberimizin veda konuşması

22 Aralık 2007

* Dünden devamPeygamberimiz, veda haccında arkadaşlarına hitaben yaptığı konuşmada dedi ki: Bu ayınızda, bu ilinizde, bugününüz nasıl dokunulmaz ise kanlarınız ve mallarınız da öyle dokunulmazdır. İyi bilin ki, cehiliye âdetlerinin hepsini ayaklarımın altına aldım. Cahiliye döneminin kan davası gütmeleri ayaklarımın altındadır. İlk ayağımın altına aldığım kan davası, kendi kan davamız olan Haris oğlu Rabia’nın oğlunun kan davasıdır. Süt emmek için Sa’d Oğulları’nın yanına verilen bu çocuğu, Hüzeyl kabilesi öldürmüştü. Onun kanını kaldırıyorum. Cahiliye tefeciliği de ayaklarımın altındadır. Ayaklarımın altına aldığım ilk tefe, Abdul-Muttalib oğlu (amcam) Abbas’ın ribasıdır. Onun riba alacaklarının tamamını kaldırdım, ayaklarımın altına aldım.Kadınlar hakkında Allah’tan korkun, çünkü siz onları Allah’ın bir emaneti olarak aldınız, Allah’ın sözü uyarınca onların ırzlarını kendinize helal kıldınız. Sizin onlar üzerinde haklarınız bulunduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Kadınların yiyecek ve giyeceklerini sağlamak size düşer. Size öyle bir şey bıraktım ki ona sarıldıkça asla sapmazsınız. Bu bıraktığım şey, Allah’ın kitabıdır. Benden bir şeyler soruyorsunuz, ne diyorsunuz? - Senin, peygamberlik mesajını duyurduğuna, görevini yaptığına, bizlere öğüt verdiğine tanıklık ediyoruz.Bunun üzerine Allah’ın Elçisi, işaret parmağını göğe doğru kaldırıp insanları göstererek üç defa,- Şahid ol Allah’ım dedi.*****İslâm’da zorluk yokSORU: Bir yakınım ameliyat oldu. Şimdi eliyle ayağına dokunacak kadar eğilemiyor. Bu durumda namaz için abdest alırken ne yapmalı? (Mustafa Erşan Arısoy)CEVAP: “Allah, hiçbir cana gücünün üstünde bir şey teklif etmez” (Bakara: 286) ayeti Kur’ân’ın temel ilkesidir. İslâm’da zorluk yoktur. İbadetin amacı, kulun Allah ile iletişim kurup huzura ermesidir. Madem yakınınız eliyle ayağına dokunamıyor, o zaman elinin erebildiği, ayağına en yakın olan bacak kısmını mesh eder. Bu yeterlidir. Allah kulunun, kendisini anmak ve kendisine yönelmek üzere abdest aldığını biliyor. Kulun bu niyeti, Allah’a yaklaşmak için yeterli bir yönelim değil mi?

Devamını Oku

Bayramlarda gönülden gönüle sevgi akmalıdır

21 Aralık 2007

* Dünden devamBayramlar sevinç günleridir. İnsanlar birbirlerini ziyaret etmeli, küçükler büyüklerin ellerini öpüp dualarını almalıdır. Küsler barışmalı, gönülden gönüle sevgi akmalı, mahallemizde, köyümüzde, kentimizde ve ülkemizde barışı egemen kılmaya çalışmalıyız. Şu geçici dünya onu bunu kırmaya, incitmeye, gönül yıkıp küs durmaya değmez. Kimseye bâki değildir mülk-ü devlet sim-ü zer,Bir harab olmuş gönül tamirin etmektir hüner.Şair bu beytinde diyor ki: Hiç kimseye dünya mülkü, saltanatı, gümüşü ve altını kalıcı değil. Kalıcı olan, kırık bir gönlü onarmaktır. İnsanlar temelde kardeştir. Birbirimizi sevip saymamız, sevinç ve üzüntülerimizi paylaşmamız gerekir. Peygamberimiz, “Kızmayınız, öfkenize egemen olunuz, birbirinize hased etmeyiniz, kıskançlık etmeyiniz. Ey Allah’ın kulları, kardeş olunuz” buyurmuş ve “Yanı başında komşusu açken karnını doyurup yatan kimsenin mümin olmadığını” belirtmiştir. Yetimleri korumalıyızMüslüman asla bencil olmaz. Kendisi kadar başkalarını da düşünür. Herkes tok olunca mutlu olur. Başkaları açken kendisi karnını doyurup rahat edemez. Yetimleri, yoksulları korumalı, cömertlikte rüzgâr gibi esmeliyiz, dostlukta güneş gibi ısıtmalıyız, toprak gibi alçakgönüllü ve tahammüllü olmalıyız. Özellikle yetimleri şefkatle bağrımıza basmalı, onları korumalıyız. Peygamberimiz, “Yetime iyilik et, başını okşa, yediğinden ona da yedir. Kalbin yumuşar, muradına erersin” (Kenz: 3/168-171) buyurmuştur. Bu bayram münasebetiyle Hz. Peygamber’in, ashabıyla birlikte yaptığı ilk ve son haccındaki konuşmayı sunmak istiyorum. Allah’ın Elçisi, devesine binip Arafat vadisine geldi. Rahmet Dağı eteklerinde arkadaşlarına hitaben veda konuşmasını yaparak dedi ki... * YARIN: Peygamberimizin veda konuşması

Devamını Oku

Acıyı en aza indirmek dinimizin ilkesidir

20 Aralık 2007

* Dünden devamKurban kesilecek hayvanlar deve, sığır, koyun ve keçidir. Bunların erkeği de dişisi de kurban edilebilir. Devenin beş yıllığı, sığırın iki yıllığı koyun-keçinin bir yıllığı yahut gösterişli olan altı aylığı kurban edilebilir. Koyun-keçi sadece bir kişiye kurban olabilir. Ancak sığırı yedi kişi, deveyi on kişi ortaklaşa kurban kesebilir. Kurbanı keserken hayvana eziyet etmemeli, kesme yerine incitmeden götürmeli, öteki hayvanların gözü önünde değil, ayrı bir yerde kesmelidir. Keskin bıçak kullanmak lâzımdır. Hayvanı keserken ona verilecek acıyı en aza indirmek dinimizin ilkesidir. Şimdi teknik çok ilerledi. Acaba veteriner hekimler bir araya gelip hayvanın kesimde acı çekmemesi için İslâmi kesim usulüne uygun bir uyuşturma yöntemi geliştiremezler mi? Böyle yapılırsa kurban kesimleri daha şefkatli bir hale gelir. Hayvana ilaç zerk edilmesi belki etine zarar verir ama herhalde kesimhanelerde uygulanan uyuşturma yöntemi daha İslâmi bir hale getirilebilir. Bunun için kesim yerlerinde tedbirler, imkânlar hazırlanmalıdır. Hayvanı yatırıp hazırladıktan sonra henüz elini hayvanın boğazına dokundurmadan, “İnnî veccehtu vechiye lillezî fatara’s-semâvâti ve’l-arda hanîfen vemâ ene mine’l-muşrikîn. İnne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi’l-âlemîn la şerîke leh ve bizâlike umirtu ve ene evvelu’l-muslimîn. Allahumme tekabbel minnî kemâ takabbelte min İbrâhîme halîlike ve Muhammed’in habibike (Yüzümü gökleri ve yeri yaratan Allah’a, O’nun birliğine inanarak çevirdim. Ben müşriklerden değilim. Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu ve ben (Allah’a) teslim olanların ilkiyim. Allahım, dostun İbrahim’den, sevgilin Muhammed’den kabul buyurduğun gibi benden de kabul buyur)” diye dua etmelidir. Ardından da “Bismillah! Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber lâilâhe illâllahu vallâhu ekber Allahu ekber ve lillâhi’l-hamd. Bismillah! Allahu ekber” deyip hemen kesmelidir. YARIN: Bayramlarda gönülden gönüle sevgi akmalıdır.

Devamını Oku

Bayramınız kutlu olsun

19 Aralık 2007

Allah’a hamd olsun bir hac bayramına daha ulaşmış bulunuyoruz. Bu bayram aslında hac farzını yerine getirenlerin bayramıdır. Hacılar bu bayramda kurban kestikleri için “Kurban Bayramı” adını almıştır. Durumu müsait olan öteki Müslümanların da bu bayramda kurban kesmeleri sünnettir. Buna vacip diyenler varsa da gerçekte sünnettir. Çünkü Hz. Peygamber (selam ona) kurbanın, Hz. İbrahim’in sünneti olduğunu buyurmuştur. Yoksullara, sefalet içinde kıvrananlara yardım etmek, farz derecesinde bir görevdir. Kurban kesmenin asıl amacı, et bulamayan yoksullara yardım etmektir. Zira Kur’ân, kesilen hayvanların etlerinin ve kanlarının Allah’a ulaşmayacağını, Allah’a ulaşanın, kişinin gönülden Hakk’a bağlılığı olduğunu vurgular (Hac: 37. ayet). Ayrıca Kur’ân, kurban etinden sahibinin yemesini ve fakirlere yedirmesini emreder. Demek ki asıl amaç kan akıtmak değil, et bulamayan yoksullara yardımdır.Kurban ne zaman kesilir?Kanaatime göre etin çok bol olduğu bu zamanda, sünnet olan kurban yerine kurbanın parasını, gerçekten yoksul kimselere, okumakta sıkıntı çeken muhtaç öğrencilere, felakete uğramış, aç, açıkta bulunan insanlara yardım olarak vermek, Allah katında daha makbuldür. Fıkıh kuralına göre bayram günlerinde kurbanını kesemeyen, bayramdan sonra kurbanın parasını sadaka olarak verir. Bazı aileler birden fazla kurban keser. Gerçekte bir aileye bir kurban yeter. Birden fazla kurban kesmek isteyen, bir tane kessin diğer kurbanların parasını felaketzedelere göndersin. Kurbanın vakti: Kurban bayramın birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde kesilir. Birinci günü kesmek daha iyidir. Gece kurban kesmek mekruhtur. Kurbanın eti: Kurbanın etini üçe ayırmak, bir bölümünü evine bırakıp bir kısmını fakirlere, bir kısmını da eşe dosta dağıtmak daha uygundur. Kurbanın etini, derisini tamamen sadaka vermek de caizdir, hatta daha makbuldür. Kurbanın etinden bir parça yemek sünnettir. * YARIN: Kurban nasıl kesilir?

Devamını Oku

İbadet, sayı ve söz işi değil gönül işidir

18 Aralık 2007

SORU: Denir ki: 1- Üç İhlas ve bir Fatiha okumak, Kur’ân-ı Kerim’in tümünü okumaya verilecek sevaba eşittir. 2- “Subhanallahu velhamdulillahi vela ilahe illellahu vellahu ekber, vela havle vela kuvvete illa billa aliyyul aziym” şeklindeki zikir, bir hac sevabına eşittir. 3- “Subhanallahi ve bi hamdihi” şeklindeki zikir için ise hadise mealen, “Sabaha ve akşama erişen kişi, her sabah ve akşam 100’er kez bu şekilde zikir ederse kıyamette sevabı en fazla olan kişi olur.” Hangisinin sevabı daha fazladır? (Abdullah Erdoğan)CEVAP: Bu yazdığınız sevap hesaplamalarına ilişkin rivayetlerin pek çoğu insanları zikre, tesbihe, okumaya yönlendirmek amacıyla uydurulmuş şeylerdir. Maalesef bunların bir kısmı sağlam denilen hadis kitaplarında da yer almıştır. Ama uydurmalığı şuradan bellidir ki, Fatiha ve İhlas’ın tüm Kur’ân’ı okumaya bedel olduğu söyleniyor. Bu hadis ne zaman söylendi? Bu söz söylendiği zaman henüz Kur’ân tamamlanmamıştı ki, bunları okumak tüm Kur’ân’ı okumaya denk olsun. Böyle şeyi mantık almazİkinci rivayet de abartıdır. Zahmetsiz, meşakkatsiz insanın ağzından çıkan bir tek söz, nasıl olur da özellikle 1400 yıl öncesinin şartlarında yapılan külfetli, zor hac sevabına denk olur? Bunu mantık alır mı? Üçüncü rivayet de yine bir tek söz söyleyen kişinin, kıyamette en çok sevabı olan kişi olacağını belirtiyor. Demek bu kişi sadece bu sözü söyleyecek ama başka bir şey yapmayacak. Namaz da kılmasa olur. Bu sözü söyledi ya, tamam onun sevabı en fazla. Ötekinin çektiği sıkıntı yanına kalır. O zaman ne gerek var zahmet çekmeye? Kişi kalkar 100 kere bu sözü söyler, başka bir şey yapmaz. Nasıl olsa onun sevabı tüm zor amelleri yapanlardan fazla. Olmaz böyle şey. Dediğim gibi bu tür sözler, insanları zikre, tesbihe yönlendirmek amacıyla üretilmiş sözlerdir. Kur’ân’da böyle sözlere en ufak işaret yoktur. İbadetlerin değeri sayıyla veya sözle değil, içtenlikle ve gönülden yapılmasıyla ölçülür. Bu iş söz işi değil, öz yani gönül işidir.

Devamını Oku

Zilhicce ayının “ilk 10” gecesi

17 Aralık 2007

SORU: Zilhicce ayının ilk 10 günü hakkında bilgi verir misiniz? (Nil Özge)SORU: Fecr Suresi’nin 1-7’nci ayetlerinde yüce Allah fecre, 10 geceye, çifte ve teke, gitmekte olan geceye yemin ederek, “Akıllı kimse için bunda yeterli bir yemin var değil mi?” yani “Akıllı, ibret alacak kimse için bundan daha etkili yemin olur mu?” diyor. Fecr, tan yerinin ağarma zamanıdır ki biz buna galat olarak şafak deriz. Oysa şafak Arapça’da güneş battıktan sonra ufukta kalan kızartıya denir. Seher vakti dediğimiz tan yerinin ağarma zamanı, zihnin en sakin, gönlün en huzurlu, ortalığın en durgun olduğu zamandır. Bu dönemde yapılan ibadetin çok etkili olacağı, “Gece kalkıp ibadet etmek elbette daha oturaklı ve o zaman yapılacak dua, söylenecek söz daha etkilidir” ayetinde de belirtilmişti.Tan yerinin ağarma zamanı, yavaş yavaş ortalığın ağarmaya, uykuya dalmış canlıların uyanmaya başladığı zamandır. Bu uyanış bir çeşit yeniden dirilmeye de benzediği için yüce Allah fecr’e and içerek bu zamanın değerini belirtmiştir. “Solumaya başlayan sabaha andolsun” ayetinde de aynı zamana yemin edilmiştir. Gecenin gitmeye başlamasına, şafağın sökmesine, sabahın soluk almasına yemin edilmesi çok anlamlıdır. Bunlar karanlığın aydınlanmaya başladığı zamanlardır ki bu ifadelerle cihanı bastırmış olan karanlığın, Hz. Muhammed’e inmekte olan vahiy nuruyla aydınlanmaya başladığına işaret edilmektedir.Kuvvetli görüşe göre bu 10 gece, zilhicce ayının ilk 10 gecesidir. Bunlar hac işleriyle ibadetleriyle geçirilen geceler olduğu için üstlerine yeminle bunların değeri belirtilmiştir. 10 gecenin, yılın ilk ayı olan muharremin 10 gecesi yahut ramazanın ilk veya son 10 gecesi olduğu hakkında rivayetler de vardır. “Leyalin (geceler)”, marife (belirli) olmayıp nekre (belirsiz) olduğu için belli bir 10 gece olmayıp bunların her birine, belki de her ayın, ay ışığının git gide arttığı ilk 10 gecesine işaret olması da mümkündür. Şef çift, vetr tek demektir. Bu çift ve tekle neyin kastedildiği hakkında çeşitli tefsirler vardır. Şef, kurban bayramı günü, vetr arife günüdür. Şef, Kurban Bayramı’nın birinci ve ikinci günleri, vetr üçüncü günüdür. Şef Adem, vetr eşi Havva’dır. Şef iki rekâtlı namazlar, vetr tek rekâtlı namazlardır. Şef yaratıklar, vetr Allah’tır. Çünkü Allah, “Her şeyi çift yarattık” ayetiyle herşeyi çiftli yarattığını bildirmiştir. Tek olan yalnız kendisidir.

Devamını Oku

Gönülden tövbe edeni Allah bağışlar

16 Aralık 2007

Güvenlik mensubu emekli bir kardeşimiz, eğittiği kişileri bazen kızgınlıkla küfür edip dövdüğünü ifade ediyor. Şimdi bunları bulup kendi üstünde bulunan haklarını tek tek helal ettirmesinin mümkün olmadığını belirtiyor ve bu sorumluluktan kurtulmanın bir yolu olup olmadığını soruyor. Okuruma şunu derim: Kul tövbe ederse, tövbesi de gerçekten ruhunun derinliklerinden gelirse Allah’ın affetmeyeceği bir suç yoktur. Kur’ân’a göre Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında dilediği kulunun günahını bağışlar. Günahın türü kul hakkı da olsa Allah, gönülden tövbe edeni bağışlar. İslâm’ın ilk yıllarında Müslüman olan bazı kişiler, daha önce kız çocuğunu diri diri toprağa gömmüştü. Bunlar Peygamberimizden, bu suçlarının bağışlanıp bağışlanmayacağını sordu. Peygamberimiz de İslâm’ın, daha önce işlenmiş olan suçları sileceğini belirtti. Geçmişle uıraşmayınİşte sizin o sözünü ettiğiniz hatalar, aslında eylemli olarak İslâm’ı yaşamadığınız dönemlerde olmuştur. Çünkü İslâm’ı ruhuyla yaşayan insan haksız iş yapmaz, incitmez, gönül yıkmaz, nefsine yan çıkmaz. Kendisi kadar başkalarını da düşünür. Müslüman, olgun insandır. Şimdi İslâm’ı yaşıyorsunuz. Pişman oldunuz. Allah’tan af dileyin. Elinizden geldiğince hakkını aldığınız kimselerden helallik alın ama yapamadığınız ve yapamayacağınız şeylerden sorumlu olmazsınız. Yeter ki Allah’a dönüp yalvarın. Allah sizi affedecekse, üstünüzde hakkı olanları da vereceği ödüllerle memnun edip size haklarını helal ettirir. O, razı olduktan sonra dilediğini yapar. Siz bundan sonrasına bakınız. Geçmişle uğraşıp durmayınız. “O çok bağışlayandır”Kur’ân’da yüce Allah buyurur: “Ey kullarım, Allah’ın rahmetinden umut kesmeyiniz. Allah bütün günahları bağışlar. O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir” (Zümer Suresi: 53). Mutasavvıfların imamı Cüneyd-i Bağdadi diyor ki: Bir gün (dayım) Seri’nin yanına geldim. Onu canı sıkılmış gördüm. “Neyin var” dedim. “Bir genç geldi, bana tövbeyi sordu. Ona, ‘Tövbe, günahını unutmamandır’ dedim. ‘Hayır, tersine tövbe günahını unutmandır’ dedi.” Ben de “Gencin sözü doğrudur” dedim. “Niçin” dedi. “Çünkü ben, cefa halinde bulunurken (Allah) beni safa haline naklederse, safa halinde cefayı hatırlamam, cefadır” dedim. Sustu (Kuşeyri, Risale: 48).

Devamını Oku

Ölmüş bedenin kurumuş ağaçtan bir farkı yoktur

15 Aralık 2007

SORU: “Kadın, kocası vefat ettiğinde onun cenazesini göremez” diyorlar. Bu İslâm açısından doğru mu? (Emriye Ural)CEVAP: İslâm’a göre kadın, kocasını yıkayabildiğine göre onun vücuduna da bakabilir. Ölünün haram olması söz konusu değildir. Ölmüş olan bedenin, kurumuş ağaçtan veya herhangi bir eşyadan farkı yoktur. Cansız eşyaya bakmak günah veya haram mı ki kadının, ölmüş olan kocasına bakması haram olsun? Yalnız Hanefi mezhebi imamlarına göre erkek, karısının cenazesini yıkayamaz. Yıkayacak kadın bulunmazsa kocası ona teyemmüm ettirir. Hz. Ayşe’nin anlattığı şu hadisten karı-kocanın birbirlerini yıkayabileceği anlaşılmaktadır: “Peygamber bir cenazeden (veya Baki kabristanından) döndü. Başımda bir ağrı hissediyordum. ‘Vah başım’ dedim. ‘Benim de başım Ayşe’ dedi. Sonra (şaka için) buyurdu ki: Ne olur sanki sen benden önce ölsen de kalkıp seni yıkasam, kefenlesem, üzerine namaz kılıp seni gömsem” (İbn Mace, Cenaiz: 9. Hadisi Buhari de özetle rivayet etmiştir). Hadisten erkeğin, karısını yıkayabileceği hükmü çıkar. Buna kıyasen kadın da kocasını yıkayabilir. Nitekim Hz. Ayşe’nin, “Eğer geride bıraktığım yıllar önümde olsaydı, Peygamber’i karılarından başkası yıkamazdı” dediği rivayet edilir (İbn Mace, Cenaiz, 9). Hz. Ebubekir’i karısı Umeys kızı Esma; Hz. Fatıma’yı da kocası Hz. Ali yıkamıştır (Fıkhu’l-Mer’eti’l-Muslimeti, s. 141).*****Kur’ân’ı nasıl okuyalım?SORU: Televizyonda izlediğim bir hoca, meal ya da tefsir okurken surelerin nüzul sırasına göre Kur’ân’ı okumamızın daha yararlı olduğunu söyledi. Biz tefsiri Fatiha ve Bakara’dan başlayarak okuyoruz. Bu konuda sizin görüşünüz nedir? (Yasin Akar)CEVAP: Kur’ân konularını ve konuların tarihi açıdan Kur’ân’da nasıl bir açılım gösterdiğini anlama bakımından iniş sırasına göre okumak elbette yararlıdır. Bundan dolayı yazdığım 30 ciltlik “Kur’ân Ansiklopedisi”ni surelerin iniş tarihine göre düzenledim. Ama bunun sevapla bir ilgisi yoktur. Bu, tefsir (açıklama), anlamı daha iyi kavrama açısından yararlıdır. Yoksa Kur’ân’ı Hz. Osman tarafından yazılmış resmi mushaftaki sırasıyla okumak daha doğrudur. Kur’ân’ın tefsiri ve izahı başka, ibadet ve sevap için okumak başka şeydir.

Devamını Oku