Gönülden tövbe edeni Allah bağışlar

Haberin Devamı

Güvenlik mensubu emekli bir kardeşimiz, eğittiği kişileri bazen kızgınlıkla küfür edip dövdüğünü ifade ediyor. Şimdi bunları bulup kendi üstünde bulunan haklarını tek tek helal ettirmesinin mümkün olmadığını belirtiyor ve bu sorumluluktan kurtulmanın bir yolu olup olmadığını soruyor. Okuruma şunu derim: Kul tövbe ederse, tövbesi de gerçekten ruhunun derinliklerinden gelirse Allah’ın affetmeyeceği bir suç yoktur. Kur’ân’a göre Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında dilediği kulunun günahını bağışlar. Günahın türü kul hakkı da olsa Allah, gönülden tövbe edeni bağışlar. İslâm’ın ilk yıllarında Müslüman olan bazı kişiler, daha önce kız çocuğunu diri diri toprağa gömmüştü. Bunlar Peygamberimizden, bu suçlarının bağışlanıp bağışlanmayacağını sordu. Peygamberimiz de İslâm’ın, daha önce işlenmiş olan suçları sileceğini belirtti.

Geçmişle uıraşmayın

İşte sizin o sözünü ettiğiniz hatalar, aslında eylemli olarak İslâm’ı yaşamadığınız dönemlerde olmuştur. Çünkü İslâm’ı ruhuyla yaşayan insan haksız iş yapmaz, incitmez, gönül yıkmaz, nefsine yan çıkmaz. Kendisi kadar başkalarını da düşünür. Müslüman, olgun insandır. Şimdi İslâm’ı yaşıyorsunuz. Pişman oldunuz. Allah’tan af dileyin. Elinizden geldiğince hakkını aldığınız kimselerden helallik alın ama yapamadığınız ve yapamayacağınız şeylerden sorumlu olmazsınız. Yeter ki Allah’a dönüp yalvarın. Allah sizi affedecekse, üstünüzde hakkı olanları da vereceği ödüllerle memnun edip size haklarını helal ettirir. O, razı olduktan sonra dilediğini yapar. Siz bundan sonrasına bakınız. Geçmişle uğraşıp durmayınız.

“O çok bağışlayandır”

Kur’ân’da yüce Allah buyurur: “Ey kullarım, Allah’ın rahmetinden umut kesmeyiniz. Allah bütün günahları bağışlar. O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir” (Zümer Suresi: 53). Mutasavvıfların imamı Cüneyd-i Bağdadi diyor ki: Bir gün (dayım) Seri’nin yanına geldim. Onu canı sıkılmış gördüm. “Neyin var” dedim. “Bir genç geldi, bana tövbeyi sordu. Ona, ‘Tövbe, günahını unutmamandır’ dedim. ‘Hayır, tersine tövbe günahını unutmandır’ dedi.” Ben de “Gencin sözü doğrudur” dedim. “Niçin” dedi. “Çünkü ben, cefa halinde bulunurken (Allah) beni safa haline naklederse, safa halinde cefayı hatırlamam, cefadır” dedim. Sustu (Kuşeyri, Risale: 48).



DİĞER YENİ YAZILAR