Topuz ve Ferudun

11 Ağustos 2009

MEHMET Topuz, Denizli’de sadece 2 dakika oynatılınca nedenini merak ettim.. Ve dün Topuz’un çok yakın bir arkadaşıyla uzun bir konuşma yaptım.. Araya hiç yorum katmadan, bana aktardıklarını paylaşmak istiyorum önce:1“Topuz’un canı sıkkın.. F.Bahçe’ye büyük şaşaa ile gelmişti.. Takımın yıldızı olacağını sanıyordu.. Ama olaylar beklediği gibi gelişmedi..” 2“Topuz dışa kapalı bir yapıya sahiptir, hiç sosyal değildir.. Kayseri’deyken bile kendi mahallesinin dışına çıkmazdı.. İstanbul ve F.Bahçe birden ona çok büyük geldi.. Başka futbolcunun normal karşılayacağı durumlar bile onu sıkıyor, yıpratıyor..” 3“Daum’la arası iyi değil.. Son 5 maçta 37 dk. oynamasına kafayı taktı.. Hadi önceki maçlarda sakat diyorlardı, son Denizli maçında sakat da değildi, ancak 88. dakikada oyuna girebildi.. Daum belki onu yavaş yavaş takıma adapte etmeyi planlıyor ama bu durum Topuz’un ağırına gidiyor..” 4“F.Bahçe’de gelenekmiş, sakat veya cezalı oyuncular mutlaka içerdeki maçlara gelir, tribünde olurlarmış.. Oysa Topuz, Beşiktaş ile oynanan Süper Kupa finaline gelmedi.. Maçı evinde seyretti.. Fizyoterapistle konuşup o dönemde 2 gün idmana da çıkmadı.. Rakip Beşiktaş olduğu için yönetim sorun çıkarmamış olabilir ama Topuz’un canı istese Olimpiyat Stadı’na giderdi..” 5“Topuz saçlarını kestirdi.. Ama bu değişikliği kendisi değil, idareciler istemiş.. Topuz eski saç stilinin kendisine yakıştığını düşünürdü.. Bu metazori değişiklik canını çok sıktı..” 6“En önemlisi Daum’un ağzından çıkan bir haberdi.. O haberde Daum, Topuz için ‘Futbolu bilmiyor, çok şey öğrenmesi lazım’ diyordu.. Bu haberi kulüp yalanlamadı.. Topuz bu habere çok alındı..” 7“O Kayseri’deyken takımın 1 numarasıydı.. Oysa F.Bahçe yıldızlarla dolu bir dünya kulübü.. Kendini biraz dışlanmış hissediyor..” ***AYNI kaynak Topuz’un bazı sözlerini de bana aktardı.. Ama mevzu Topuz’u veya F.Bahçe’yi zor duruma sokmak değil.. Benim değinmek istediğim konu başka.. Yukarıda tırnak içinde aktardığım sözlerin bazıları 5 ve 6 Ağustos’ta VATAN’da yer aldı.. F.Bahçe bunları yalanladı, müdür yardımcımız ve F.Bahçe muhabirimiz Ferudun Niğdelioğlu’nu ‘kasıtlı haber yapmakla’ suçladı..Oysa ne bizim ne de Ferudun’un öyle bir derdi var.. Sadece şunu kabul edelim: F.Bahçe’nin 11 milyon Euro’ya Beşiktaş’ın elinden aldığı, stadyumda imza töreni yaptırdığı bir yıldız futbolcunun iç dünyası karışık.. Yeni ortamına yabancı.. Kendisiyle ilgili her haber, her yorum, Samandıra’daki en ufak jest onu olması gerekenden çok rahatsız ediyor..Başkan Aziz Yıldırım’ı da anlıyorum.. O da küçük bir meselenin medya yüzünden büyümesini istemiyor.. Anelka’yı bile kulübede oturtup takıma kazandırmış Daum gibi tecrübeli bir hoca ile bu meseleyi çözebileceğini biliyor.. Bunun da en kolay yolu Topuz’un medya malzemesi olmamasından geçiyor..Bu nedenle bizi ve Ferudun’u ‘kasıtlı’ haber yapmakla suçluyor, belki de bizi sahiden ‘düşman’ sanıyorlar.. Şunun altını çizelim:Yok öyle bir şey! F.Bahçe’nin düşmanı değiliz.. G.Saray, Beşiktaş, Trabzon veya diğer kulüplerin de..Ve gece rüyaya yatıp, oturduğumuz yerden haber de üretmiyoruz.. Mutlaka bazı ciddi kaynaklara dayanıyoruz.. Hata yapmıyor muyuz? Tabii ki yapıyoruz.. Ama bunun bir sebebi de F.Bahçe’nin dışa kapalı kurumsal yapısı.. Genelkurmay’dan haber çıkarmak ne kadar zorsa, F.Bahçe’den de o kadar zor..Bakın bugün manşette tüm F.Bahçe takımının, Güiza’ya yaptıkları jestin hikâyesi var.. F.Bahçe’de iyi şeyler de oluyor.. Bazen medyaya yansıması istenmeyen şeyler de.. Ama ikisine de ulaşmak zor.. Neden acaba?***FERUDUN Niğdelioğlu’nu iyi tanırım ve haberciliğini takdir ederim.. Her deliğe girer, oradan mutlaka haberle çıkar.. F.Bahçe yönetimi onu sevmez, çünkü onlar için en ‘sıkıntı verici’ haberlere Ferudun ulaştı.. Ferudun siparişle iş yapmaz, haber alsın diye yalaklığa hiç kalkmaz, güvenilirdir.. O bizim için sadece müdür yardımcısı, sadece yazar, sadece muhabir değildir.. Çok daha fazlasıdır.. Lütfen kendi yıldızlarınızı korumak isterken, başka yıldızlara haksızlık etmeyin.. Lütfen!

Devamını Oku

Çok para be!

8 Temmuz 2009

BEŞİKTAŞ Kulübü’nde anlam veremediğim gelişmeler yaşanmaya devam ediyor.. Genel sekreter Kenan Öner’in hataları nedeniyle takımdan gidenleri anladım ama gelen oyuncularda da sorun var.. Yeni sezona 2 kupalı şampiyon unvanıyla girecek olan Beşiktaş, sanıyorum Mehmet Topuz kompleksinden transferde yanlış üstüne yanlış yapıyor..YANLIŞLARI sayıyorum:1. NOBRE’YE ödenen para.. Geçen sezonun en kritik dönemini belindeki sakatlık nedeniyle ‘pas’ geçen Nobre, menajeri Juan Figer’in uyanıklığı sayesinde Beşiktaş Kulübü’nden astronomik bir para kopardı.. 3 yıldır 1.1 milyon Euro’ya oynuyordu.. Yeni yapılan anlaşmayla bu rakamı yıllık 2.2 milyon Euro’ya çıkardı..2. DELGADO’YA yapılan yatırım.. Tamam, bonservisini Ülker aldı ama Beşiktaş da Arjantinli oyuncuya ilk günden beri fazlasıyla bonkör davrandı.. Mukavelesini yıllık 2.1 milyon Euro’dan yeniledi, ayrıca Ülker’de bulunan bonservis hakkını da satın aldı.. Sonuç: Tam bir fiyasko! Adam yine sakatlandı, Şampiyonlar Ligi maçlarında yok.. Atsan parasını ödemeden atamazsın, satsan ancak bedavaya satarsın..3. NİHAT’IN maliyeti.. 30 yaşını geçmiş bir futbolcuya, 4 yıl için 12 milyon Euro garanti para (yıllık 3’er milyon Euro) ödenmez.. Nihat, Allah korusun tekrar sakatlansa, parasını tıkır tıkır almaya devam edecek.. Sonra gel ondan, takımın ağabeyi olmasını bekle!4. HELE dün İstanbul’a gelen Genoa’lı Ferrari’nin transfer hikâyesinden müthiş bir dedektiflik romanı çıkar.. Ferrari’ye yılda 2.5 milyon Euro veren Beşiktaş, bonservis için de 4.5 milyon Euro’yu gözden çıkardı.. Transfer zaten ücreti abartılı, bonservis rakamı ise uçuk.. Araya kimler girdi, kimler buradan nemalandı, onu da yakında kaleme almayı düşündüğümüz romanın bir bölümüne saklayalım..***BEŞİKTAŞ’IN geçen sezonki şampiyonluğunun arkasında, Mustafa Denizli’nin yarattığı takım ruhu ve adalet duygusu yatıyordu.. Denizli, her futbolcuya eşit davrandı, psikolojik destek verdi, ayrıcalık tanımadı, kimse kendini ‘kontenjan senatörü’ gibi hissedemedi.. Mustafa Hoca zaten bu yönde harcadığı müthiş efor nedeniyle sezon bitiminde depresyona girdi..PEKİ futbolcu bazında bakarsanız, Beşiktaş’ın yıllar sonra gelen şampiyonluğunda en fazla kimlerin rolü vardı ve o futbolcular bu sezon kaçar paraya oynayacaklar?1. HOLOSKO: 850 bin Euro2. BOBO: 800 bin Euro3. TORAMAN: 800 bin TL garanti4. ÜZÜLMEZ: 700 bin TL garanti5. ERNST: 2 milyon Euro6. TELLO: 900 bin Euro7. SIVOK: 800 bin EuroŞUNU da belirtelim, Beşiktaş’ta yabancılar ücretlerini garanti para olarak alıyor, yerlilere ise paralarının yarısı maç başına ödeniyor..***İŞTE Beşiktaş’ı bekleyen en büyük tehlike de burada.. Şampiyonluğun mimarı durumundaki 7 oyuncudan 6’sı (tek istisna Fabian Ernst) yıllık 1 milyon Euro sınırının altında para alıyor.. Bu isimler canlarını dişlerine taktılar, büyük fedakârlıklar yaptılar, takımı toparladılar ama henüz şampiyonluk primi dışında bir ikramiye göremediler.. Ve Beşiktaş’ın fakirleri arasında kaldılar.. Bonservisi 6.5 milyon Euro+2 oyuncu olmasına rağmen yılda 500 bin Euro kazanacak olan İsmail’i de bu grubun içine dahil edebiliriz.. Patlama beklenen Serdar Özkan’ı, sağ kanatta oynayacak Erhan Güven’i ve Delgado yokken boşluğunu doldurması gereken Yusuf’u, yıllık ücreti 1.1 milyon Euro olan yeni transfer Fink’i de.. OYSA bir de Nobre, Delgado, Nihat, Ferrari, Ernst’e bakın.. Delgado 2.1 milyon Euro’luk ücreti göze battığı için diğer futbolcuların pek sempati beslemediği bir oyuncuydu.. Eskiden tekti, sorun yaratmadı.. Şimdi zengilerin sayısı 5’e yükseldi.. Hele de Topuz gelseydi, 3 milyon Euro’luk geliriyle zenginler-yoksullar klasmanı arasındaki uçurum iyice büyüyecekti..BOBO’NUN gitmek istemesinden, Tello’nun nazlanmasından, Zan’ın G.Saray’a kaçmasından anlıyoruz ki, ateşle oynuyor Beşiktaş.. Aynı hatayı son 2 yılda F.Bahçe de yaptı.. Carlos, Alex, Güiza ve Emre’nin aldığı paralar takım içindeki gelir dağılımını dinamitleyince çoğu futbolcu kritik anlarda vitesi boşa attı, adeta ‘Bana ne, onlar kazanıyor, onlar kurtarsın’ dedi.. Sonuç ortada.. Şimdi Gökhan, Volkan, Selçuk, Deivid paralarını yükseltti, Lugano para delisi oldu ama en azından takım içinde bir denge oluştu.. Bu, F.Bahçe açısından pozitif bir değer yaratacak yeni sezonda..***BEŞİKTAŞ’TA ise denge, dengesizliğe dönüştü.. Bunu çözmek yine Denizli’ye düşecek.. Bakalım o da 2.5 milyon Euro’luk (yarısını peşin alıyor) ücretiyle ‘Zenginler Kulübü’ndeki yerini mi alıp sorunlara sırtını mı dönecek? Yoksa sızlanmaya hazır ‘fakirler’in sesine kulak mı verecek?

Devamını Oku

Beşiktaş'a neler oluyor?

24 Haziran 2009

BAŞARIYI taşımak zordur, biliyorum ama bu kadarını da beklemiyordum doğrusu.. 19 yıl sonra kazanılan çifte kupayı hazmetmek Beşiktaş için kolay olmuyor.. Baksanıza, halının altına süpürülmüş problemler şampiyonluk töreninin yapıldığı 31 Mayıs 2009’un hemen ertesinde başladı.. Yıldırım Demirören, yeni sezonun transfer planını yapmak üzere çağırdığı Mustafa Denizli’den “Ben çok yoruldum.. Artık bırakıyorum” cümlesini duyduğu anda sanki bütün sihir bozuluverdi..Üstelik bu görüşme VATAN’da yer alıp büyük gündem yaratınca, Beşiktaş camiası transferi bıraktı, “Aman hocayı ikna edelim” heyecanına kapıldı.. Ve hatalar da üst üste gelmeye başladı..Önce Mehmet Topuz transferi.. Beşiktaş formasını giydirdikleri oyuncunın tıpış tıpış F.Bahçe’ye gitmesini izlediler..Nihat’ı almak için İspanya’ya kadar uçup Villarreal’le anlaştılar.. Sonra Nihat “Karım istemiyor” deyince zor durumda kaldılar..Şimdi de Gökhan Zan’ın G.Saray’a gidişi.. 31 Mayıs’ta mukavelesi biten futbolcuyu 21 gün hiç arayıp sormazsan, o da bedavaya ezeli rakibine kaçar tabii ki..Gelin, şimdi “Beşiktaş’a neler oluyor?” sorusunun yanıtını aramaya çalışalım..***MUSTAFA Denizli, hayatının en büyük performansını gösterip 2 kupayla taçlandırdı Beşiktaş’ı.. Bunu başarırken de yaşına göre insanüstü bir gayret gösterdi.. Yoruldu, bitti, tükendi.. Sezonu noktaladığı andan itibaren de resmen fişi çekti..Sezon boyunca Beşiktaş’ta futbol adına üretilen bütün artıların altında Denizli’nin imzası vardı.. Sadece teknik direktör değil, sportif direktör, futbol şubesi sorumlusu, genel menajer gibi çalıştı.. Ama 8 ay sonra sinirleri iflas etti..Onun yokluğunda büyük bir boşluk oluştu.. Başkan Demirören’in kendi başına transfer yapma olanağı yok ki! O da hocasına soruyor, ondan sonra hareket ediyor.. Dolayısıyla Denizli Çeşme’de tatildeyken Beşiktaş’ın futbol şubesi çöktü..Ve ortaya başka kahramanlar çıktı.. Her topa girmek isteyen, güvenlik kamerası görse bile röportaj yapmadan duramayan PR kahramanları hem de..***BUNLARIN ilk sırasında yer alan isim genel sekreter Kenan Öner..Madde madde sıralıyorum Öner’in son icraatlarını..1. YUSUF’UN Bursa’ya transferi sırasında büyük hata yaptı.. Hazırlanan protokolde “Aydın Karabulut, Bursa’ya gitmezse 1 milyon dolar ceza ödenir” maddesi vardı.. Nitekim Aydın gitmedi.. Beşiktaş da bu parayı 25 Şubat 2009’dan itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödemek zorunda kaldı.. Oysa Bursa ile masaya oturulsa veya Öner protokole böyle bir madde sokmasa Beşiktaş yine cezaya girmeyecekti..2. TOPUZ transferinde bütün yetki Kenan Öner’e bırakıldı.. Öner Antalya’da Topuz’un başında nöbet tutacaktı.. Oysa biz İstanbul’dan bile o markajı daha iyi yapabiliyorduk.. F.Bahçe’nin temsilcisi, Antalya’ya gelip Topuz’la görüştü ve transferin rotası ilk orada değişti.. Büyük markajcı “Gentile” Öner ise o sırada Allah bilir güneş banyosu yapıyordu.. Üstelik Topuz’un menajerleri, Öner’in aile dostlarıydı.. Bu kadar yakınlığa (!) rağmen Topuz’un gidişini gazetecilerden öğrendi Öner..3. TOPUZ’LA ilgili tuhaf bir de anekdot var.. Beşiktaş’ın internet sitesinde yer almak üzere Topuz’un Beşiktaş formalı fotoğrafı isteniyor İstanbul’dan.. Gelen fotoğraf nasıl, biliyor musunuz? Topuz, Kenan Öner’le yan yana.. Orada bile görünmek istiyor hazret.. Allahtan aklı başında isimler araya giriyor da, sadece Topuz’un fotoğrafı çekiliyor yeniden ve siteye öyle konuluyor..4. MANŞETİMİZDE yer alıyor.. Mustafa Denizli, 10 gün önce “Gökhan’ın işini bitirin” diyor.. Aynı şekilde Yıldırım Demirören de Antalya’da direktif veriyor Öner’e.. Bu işin 1 numaralı sorumlusu olması gereken Öner, ne hikmetse unutuyor Gökhan’la görüşmeyi.. Sonuçta transfermarkt’a göre 4.5 milyon Euro değeri olan Zan, 5 kuruş ödemeden G.Saray’a gidiyor..5. SON örnek biraz daha kişisel gözleme dayalı.. Tarih 31 Mayıs 2009.. Beşiktaş Reina’da şampiyonluğu kutluyor.. Bir ara ben de uğradım.. Ve bu sahneyi gözlerimle gördüm.. Kendisine özel bir yer yaptıran Kenan Öner, şampanya patlatmaya karar veriyor fotoğrafçıları karşısında görünce.. Tabii ertesi gün, gazetelere bu fotoğrafla manşet olacak ya.. Ve eşleriyle eğlenen bütün futbolcuları yanına çağırtıyor.. 10 dakikalık uğraş sonucunda birkaç yerli futbolcu Öner’in yanına gidip mecburen fotoğraf çektiriyor.. Yabancılar ise oralı bile olmuyor, eğlenmeye devam ediyor..SÜREKLİ tribüne oynamayı seven Öner, biraz da esas işini yapsa sözümüz olmayabilir.. Ama Beşiktaş idari açıdan böyle tel tel dökülürken, esas suçlunun fotoğraf çektirmekten başka derdinin olmaması artık komik kaçıyor..

Devamını Oku

Mustafa Denizli, ‘imzayı at’ kurtar bizi...

5 Haziran 2009

PAZARTESİ günü başkan Yıldırım Demirören’in Anadoluhisarı’ndaki evinde gerçekleşen görüşmeden beri spor gündeminin 1. maddesi haline geldi Mustafa Denizli..“KUSURA bakma başkan! Ben tükendim artık, çok yorgunum.. Bu yüzden görevi bırakmak istiyorum” diyen Denizli, herkesten çok başkan Demirören’i şaşkına çevirdi.. Çünkü Beşiktaş Başkanı, o görüşmede Denizli’yle transfer konularını masaya yatıracağını düşünüyordu.. Ama çabuk toparlandı, “Hocam senin kafan çok dağınık.. Git Çeşme’ye tatilini yap.. Biraz dinlen.. Döndükten sonra bu konuları tekrar görüşelim.. Ama şunu da aklından çıkartma.. Seni hiçbir yere bırakmayız” diyerek krize neşteri vurdu.. SONRA ne oldu? MEDYANIN içinde bulunduğu durumu kavramak için bu süreci ayrıca analiz etmek gerekiyor sevgili okurlar.. Bu diyaloglar ve Denizli’nin imza atmadığı haberi salı günü sadece VATAN’da yer alınca, aynı gün “Denizli dün 1 yıllık imza attı..” diye haberi veren bütün gazeteler ters köşeye yatmış oldu.. Dolayısıyla sinirlendiler.. Bazı muhabirler başkanın evindeki görüşmede bulunan yöneticileri arayıp tehdit etmeye kadar vardırdı işi..YETMEDİ, saçma sapan haberler yapmaya başladılar.. Sanki biz “Denizli bıraktı” demişiz gibi “Denizli zaten gitmiyor bir yere.. Ortada sorun yok” diyenler oldu.. “Denizli parasını arttırmak için numara yapıyor” diye Mustafa Hoca’ya saldıranlar oldu.. “Tamamdır kalıyorum” diye onun ağzından uydurma demeçler kullananlar da oldu..AYRICA bu konuda hiç haber yapmayıp sağa park edenler de var.. Akıllarınca kurnazlık yapıp Mustafa Denizli’nin imza atmasını bekleyecekler, imza atıldıktan sonra da “Denizli’nin anlaştığı haberini ilk biz vermiştik” diye kupürler koyup mastürbasyon yapacaklar.. Sancılı geçen 1 haftayı yaşanmamış sayarak.. Bu yöntemle kimleri kandırabilirler bilmem ama ben numaraları yutmam.. Akıllarında olsun!BİRKAÇ tesbitim daha var:1 HABERİ bize Mustafa Denizli’nin verdiğini sanıp “Denizli parasını arttırmak veya elini kuvvetlendirmek için böyle bir yönteme başvurdu” diye yazarak hırsını ondan çıkarmaya çalışanlar, en hafif tabirle ayıp ediyorlar.. Denizli’yi iyi tanırım.. Geçen sezon 8 ay için 1.5 milyon Euro’ya anlaşmıştı.. Eğer pazartesi günü “Yıllık 3.5 milyon Euro isterim” dese, Demirören’den onu da alırdı.. Ama yapmadı, çünkü sorun başka, parayla hiç alakası yok..2 DENİZLİ bıraksa ve 1 sezon dinlense (ki şu anda en fazla ihtiyaç duyduğu şey bu!) kendi kariyeri açısından çok akıllı bir karar vermiş olmaz mı? 3 Büyük takımı birden şampiyon yapmış hocayı, her krizde Daum’un, Lucescu’nun, Terim’in kapısına dayanan bu 3 Büyük hiç rahat bırakır mı? Bırakmaz tabii.. Ama Denizli bunu da hesaba katmaz, emin olun..3 BUNA karşın Denizli’nin mutlaka hesaba katması gereken bir gerçek var.. Onun ne kadar yorgun olduğunu; etrafa gülücükler saçarken, şampiyonluk stresi yaşayan futbolcularını motive etmeye çalışırken, içinde ne fırtınalar koptuğunu en yakından bilenlerden biriyim.. 2 kupa alayım derken kendisini çok yordu, herşeyi bizzat takip etti, yardımcılarına fazla iş bırakmadı.. Bir hoca, 8 ay boyunca her gün (Bir tek F.Bahçe’ye 2-1 yenildikleri maçtan sonra gitmedi) sabah 07.00’de kalkıp Ümraniye’de soluğu alır; çaycısıyla, masörüyle toplam 60 kişilik bir ekibin her derdiyle ilgilenmek zorunda kalırsa psikolojik açıdan kendini tüketir tabii ki.. Bu nedenle Denizli, bu yola devam edecekse çalışma stilini değiştirip ekibini genişletmeli.. En azından kendi iyiliği için bunu yapmalı..“YOLA devam edecekse...” dedim ya, yüreğim el vermiyor.. Hadi meslektaşlarıma bu sefer bir iyilik yapayım.. Başkan Yıldırım Demirören, sürekli telefon trafiğiyle Mustafa Hoca’yı yakın markaja aldı.. Cumartesi bu ikili tekrar biraraya gelebilir. Topuz’un transferi sonrasında Denizli’nin kalma ihtimali arttı..MUSTAFA Denizli, Beşiktaş’ta devam etmeli mi peki?1. Mantıken bakarsam kesin etmeli..2. Duygusal bakarsam çalışma şartlarını değiştirmediği sürece kesin etmemeli.. ÖZGENER NİYE YUHALANDI FUTBOL Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener’in bu sezon başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi..BEŞİKTAŞ havlu atar gibi oldu, ona saldırdı..TRABZON sallandı, onun üzerine çullandı..G.SARAY kötü yönetildi, Adnan Polat kendini kurtarmak için onu hedef seçti..ANLAŞILAN o ki, F.Bahçe de memnun değil halinden.. Ama Aziz Yıldırım Kulüpler Birliği Başkanı apoletini sökene kadar pek sesini çıkarmıyor..BEŞİKTAŞ’IN İnönü’deki şampiyonluk kutlamalarını izledim..KUPAYI vermek üzere ismi anons edildiğinde yuhalandı Özgener..ÇOK üzüldüğünü hissettim..HALE bak! Başarısızları anladım, onlar günah keçisi yaptılar..PEKİ şampiyon olan takımın seyircisi niye yuhalar federasyon başkanını?İKİ sebep var..1 YÖNETİCİLER kendilerini kurtarmak için her seferinde federasyonu, hakemleri, medyayı suçlamayı marifet sanıyorlar ve azgın kalabalıklara bu üçlüyü hedef gösteriyorlar..2 FEDERASYON Beşiktaş’a sempatik gelmek için hiç taviz vermemiş.. Onlara da diğerleri kadar mesafeli davranmış..BU ikinci sebepten dolayı o protestolar benim kulağıma alkış gibi geldi..FEDERASYON Başkanı şu an herkes tarafından yuhalanıyor..İŞİNİ iyi yapmış, 4 Büyük’ü de kollamamış demek ki!ZATEN ligin düğümünün 34. haftada çözülmesinden belli değil mi? POLAT HATAYA DOYMUYOR TÜRKİYE’NİN en iyi kadrosunu kurmak başka, onu yönetmek başka..İŞTE Adnan Polat bunu başaramadığı için geçen sezon G.Saray sezonu kupasız ve darmadağın kapattı..AMA Polat bu! Kulübü Lucca’dan yönetebileceğini sanan başkan, hata üstüne hata yapmaya devam ediyor..BÜLENT Korkmaz’ı düşürdükleri durum ortada.. 2. başkan “En ciddi adaylardan biri” diyor, ertesi gün gönderiyorlar.. Bu tiyatrolara ne gerek var, “Olmadı” deyin, kestirip atın.. Ne o bir öyle, bir böyle..AVRUPA’DA günlerdir çalmadık kapı bırakmadılar, hâlâ dişe dokunur birini bulamadılar..G.SARAY Başkanı, çarşamba günü 5 defa Fatih Terim’i arayıp “Kurtar bizi” diyecek, “İstersen ben Lyon’daki Milli Takım kampına geleyim” diye feryat edecek hale düşüp, üstüne de ret cevabı aldıysa Allah G.Saraylılar’a şimdiden sabır versin..“İKİNCİ Skibbe faciası” kapıda demektir..

Devamını Oku

Aziz Yıldırım, cumartesi günü adaylığını acıklayacak mı?

22 Nisan 2009

SON 3 yılda başarı grafiği sürekli yükseliş gösteren F.Bahçe, bu tabloya hiç yakışmayan bir sezon geçiriyor.. Şampiyonlar Ligi ve Süper Lig’deki hüsrana pansuman olabilecek tek hedef kaldı artık, Fortis Kupası.. 26 senelik bu hasret bitecek mi, kim bilir? Ama bundan böyle saha sonuçları nasıl olursa olsun, F.Bahçe yönetiminin yapması gereken özeleştiriyi ertelemez..CUMARTESİ sabahı, bütün camianın heyecanla beklediği Divan Kurulu toplantısı yapılıyor.. Bize ulaşan bilgilere göre, başkan Aziz Yıldırım 3-4 gündür yapacağı adaylık konuşması üzerine çalışıyor.. Divan’da olmazsa bile en geç önümüzdeki hafta medya önüne çıkacak.. Muhtemelen muhalefetin kendisini yıpratmaya çalışan bölümü ve uzun süredir uğraştığı taraftar grupları ile ilgili ağır açıklamalarda bulunacak.. Yapılan hataların kabul edileceği özeleştiriden sonra da yeniden başkanlığa aday olacağını açıklayacak..AZİZ Yıldırım’ın yeniden aday olması benim için sürpriz değil.. Hatta böyle bir süreçte koltuğu bırakmasının F.Bahçe’de kaos yaratacağına inanıyorum.. 11 yıl emek verip sağlığını, bütün ilişkilerini ve toplumsal algılanışını bile riske attıktan sonra böyle başarısız bir tabloyla bırakmayı kendine yediremez Aziz Yıldırım.. Bu nedenle bir-iki yönetici değişikliğiyle yoluna devam etmeyi seçer..YILDIRIM YİNE BAŞKAN O aday olursa, karşısına kim çıkarsa çıksın kazanma şansı olmaz.. Siler, süpürür.. Ama işte tam bu noktada F.Bahçe Başkanı’nın egosu kadar yüksek bir uçurumun kenarına geldiğini görmesi gerekiyor.. Bu seçimden sonraki dönem, efsanevi bir imparatorun hazin çöküşüne de sahne olabilir.. Çünkü taraftar eskisi gibi kayıtsız-şartsız yanında değil.. Yeni hatalara tahammülü kalmadı.. Rakipler de uyandı, Yıldırım’ın karşısına geçmek için suyun bulandığı, takımın sıkıntı yaşadığı anları bekleyecek.. Muhtemelen gelecek sezon futbol takımı kötü gidişini sürdürürse, olağanüstü kongrenin yollarını arayacak.. İşte esas kaos o zaman çıkacak..OYSA Aziz Yıldırım’ın tarihi bir şansı da var.. Nasıl olsa başkanlıktaki ‘son dönemi’ olacağını herkes biliyor.. Artık genellikle kişisel meseleler nedeniyle kulüpten uzaklaşan çok değerli potansiyelleri de yanına alması ve ‘kendisinden sonraki F.Bahçe’nin çekirdeğini oluşturacak bir yönetim kurması gerekiyor.. Şu anki yönetimde eskimiş yüzler de var.. Ali Koç, Neşet Yalçın, Şekip Mosturoğlu, Serhat Çeçen ve Ömer Temelli gibi pırıl pırıl genç isimler de.. Aziz Yıldırım, rahat uyumak istiyorsa revizyona Aragones’le birlikte yönetim kurulundan başlamalı..AYDINLAR, KOÇ VE AKINKALDI ki, 11 yılda 8 ayrı yönetim kurmuş, pek çok önemli isimle çalışmış.. Ki bunların çoğu da ‘geleceğin’ F.Bahçe’sinde görev yapabilecek nitelikte.. Kimler mi? Abdullah Kiğılı, Köksal Özbek, Önder Fırat, Necdet Ersoy, Zeynep Sabancı, İlhan Ekşioğlu hepsi iyi hizmet etmiş F.Bahçeliler ve saygıdeğer işadamları..MEDYAYLA yaşanan soğukluk ortada.. Onu giderebilecek isim niye Uğur Dündar olmasın?FUTBOL şubesinde sorun var.. Oradaki her hataya Aziz Yıldırım paratonerlik yapmak zorunda kalacak bundan sonra.. Oysa kişisel sorunlar kenara bırakılır ve kendileri yeni sisteme ayak uydurabilirlerse Şadan Kalkavan, Selim Soydan, H. Bilal Kutlualp futbol bilgileri kabul gören isimler.. ‘Onlar eski’ diyorsanız alın Ümit Özat’ı futbolun başına getirin.. Çağırın İbrahim Kutluay’ı basketbolu teslim edin.. Kurulacak bu yeni yapı, transfer risklerini Yıldırım’ın üstünden alacaktır..YENİ yönetimin en büyük misyonunun Aziz Yıldırım sonrasını bekleyen potansiyel başkan adaylarını göreve hazırlamak olması gerekir.. Kimler başkan olma potansiyeline sahip? Mehmet Ali Aydınlar, Ali Koç ve Hamdi Akın.. Bu isimler yönetimde yer alırsa ve yeni başkan, ‘Yıldırım sistemi’nin içinden çıkarsa, F.Bahçe’de bundan sonra ne kaos yaşanır ne de boş çekişme.. YILDIRIM’IN 2 SEÇENEĞİBU ülke uzun vadede kavgacı değil, uzlaşmacı ve birleştirici liderlere prim tanıyor.. Yoksa tarihin en başarılı başkanı neden bu kadar antipatik gözüksün ki? Saydığım gibi bir ekibe başkanlık edebilecek tek kişidir Aziz Yıldırım.. Kompleks yapmaz, bilgisini ve görgüsünü ekibine aktarır.. Ayrıca F.Bahçe’nin en geç 3 yıl sonraki başkanlık yarışı da onun kontrolü ve tarafsızlığı altında gerçekleşir..AZİZ Yıldırım zaten tarihe geçti ama ‘efsane’ olarak kalmak istiyorsa bir “Rüya Takım” formülü uygulayarak F.Bahçe’nin yönetim enerjisini biraraya toplamalıdır.. Aksi takdirde, “Aynı ekiple yola devam” demek “Aragones kalsın” kararı kadar tehlikelidir, Yıldırım’ın kulübü yine burnunun dikine yöneteceğini gösterir, bu da önümüzdeki dönem F.Bahçe’yi karıştırmak isteyen karşı cephenin de ekmeğine yağ sürer.. SEÇENEK 2 tanedir:YA her meseleye göbekten dalıp, ana resmi görmeden herkesle kavgaya devam etmek ve 1001 zorlukla sağlanan itibarı egosantrik hırslarla tehlikeye atmak....YA da 11 yılın getirdiği olgunlukla, her meseleye üstten bakarak, sinerji yaratacak bir yönetim biçimini seçmek.. Karar Aziz Yıldırım’ın..

Devamını Oku

Özgener ve tezgâh

20 Nisan 2009

SÜPER Lig 51 sezonluk tarihinde görmediği kadar çetin bir zirve rekabeti yaşıyor.. Ama bilgi kirliliği de bu rekabet kadar tavan yapmış durumda..LİDER Sivas’ın ‘başarılı’ başkanı Mecnun Otyakmaz, 2 hafta önce dedi ki: “Bunlar bizi şampiyon yapmayacaklar..” 21 gün ceza aldı ama pazar günü ikinci demeci de patlattı: “Şike tereddütü yaşıyoruz.. Futbol Federasyonu dikkat etsin..” İKİNCİ Beşiktaş’ın başkanı Yıldırım Demirören, 6 puan geride oldukları 16. haftada ‘görkemli’ bir basın toplantısı düzenleyip ateşin altına verdi odunu: “20 yıldır sistemli biçimde Beşiktaş’ın önü kesiliyor..” DEMİRÖREN, o haftaki G.Saray maçından sonra ise PFDK Başkanı Reşat Bostan’a “Söyle Oğuz Sarvan’a, onun a.... s.....m” dedi.. Bunu da VATAN ortaya çıkardı..(İkisi karşılığında 90 gün ceza aldı..)AYNI Demirören, şimdi ‘Bu ligde tezgâh yok’ diyerek kendini tekzip ediyor..***ÜÇÜNCÜ Trabzon’u hatırlayın.. 15. haftadaki Bursa maçı sonrası, bende ‘dünyadaki en mantıklı adamlardan biri’ izlenimi bırakan Sadri Şener basın toplantısıyla ne demişti:“BU federasyona güvenmiyoruz..” (30 gün ceza aldı..) Aynı hafta yürüyüş yapıp federasyonun önüne çelenk bırakıp, “Yasin’lerle çıktık yola, Ogün’ler yakında” tezahüratlarını yapanlar, hakemlere ve MHK Başkanı’na kızan Trabzonlular değil miydi?DÖRDÜNCÜ G.Saray’ın vukuatlarını anlata anlata bitiremem.. 16. haftada önü açık gözükürken, 150 medyacı önünde “Bu hakemlere hep beraber güvenelim” diyen Adnan Polat, 18. haftada “Tezgâh vaaar” demeye başladı.. Hâlâ da devam ediyor.. (45 gün ceza aldı..)BEŞİNCİ F.Bahçe’nin Başkanı Aziz Yıldırım, Kulüpler Birliği’nin başına geçince adeta evrim geçirdi, hakkını verelim! Çok sık konuşmuyor diğerleri gibi.. Sadece 2 vukuatı var..İLKİ Saracoğlu’ndaki G.Saray derbisinin devre arasında “Mahmut Uslu’yu evinden aldırırım” diyen Haldun Üstünel’e “Ben seni evinden aldırırım” demesi.. (İki bakan ve İstanbul Emniyet Müdürü önünde yaşanan bu olaya ceza çıkmadı..) İkincisi 22. haftadaki Sivas maçının devre arasında, hakem Hüseyin Göçek’e “Doğru dürüst maç yönet” diye fırça atması.. (Faturası 15 bin TL..)GEÇMİŞ performanslarına göre çok itidalli bir sezon geçiriyor Yıldırım, tebrikler! Pardon, bir de kulübün G.Saray derbisinden sonraki cezalara yaptığı, buram buram Şekip Mosturoğlu kokan açıklama var: “Bu cezalar hukuk dışı, FIFA’yı örnek alın!” ***HANGİSİ şampiyon olur bilmem ama kendi şampiyonumu şimdiden ilan ediyorum: Federasyon Başkanı Mahmut Özgener..ZİRVEYE oynayan kulüplerin bu kötüniyetine, elindeki bazı hakemlerin yeteneksizliğine ve MHK’yı yönetenlerin şaşkınlığına rağmen, 28. haftada en azından 4 şampiyon adaylı bir lig yarattığı.. Ve hiçbirinin tarafını tutmadan hep ortadan kestiği için..SADECE Özgener değil, bu tablonun mimarı.. İsviçre maçındaki olaylardan sonra ciddi bir özeleştiri yapıp seçim kararı alan Levent Bıçakçı’nın dönemine dönmemiz gerek.. Merhum Hasan Doğan’ın başını çektiği “Havuz geliri kulüplere eşit dağıtılsın, her kulübe aldıkları puana göre para ödensin” kararını unutmuştur çoğu kişi..O karar alınmasa, Anadolu böyle dişli takımlar oluşturamayacak.. Sivas hiç ortaya çıkmayacak.. Trabzon ‘derin uyku’ya devam edecekti belki de.. Devre arası G.Saray M.Yıldız’la Tabata’yı.. F.Bahçe Sercan’la Özer Hurmacı’yı.. Beşiktaş Topuz’la Colman’ı transfer etmiş olacakları için.. Üç Büyükler zirvede yine ‘bağıra çağıra’ kozlarını paylaşacak, alttakiler ise ‘seri sonu satışlar’a başlayacaktı.. Tıpkı geçmişteki gibi..BUGÜN bağıran bu beyler, devrin değiştiğini farketmiyorlar.. Havuzdan daha fazla para alan küçükler artık havlu atmıyor, gelirleri azalan büyükler ise ‘hacıağa’lık yapamıyorlar.. Hakemler yine kötü ama bu sefer artniyetsiz..HALUK Ulusoy döneminin bitmesi için büyük mücadele veren, 2 yıl önce ‘çok kapsamlı’ bir şike dosyasını yayınlayan, Denizli’de dolaşan çantaları çok iyi hatırlayan biri olarak, buradan iddia ediyorum:BU sezon tezgâh-mezgâh yok..KULÜPLERİNİ kötü yönetenlerin kendilerini kurtarmak için sürekli hedef saptırmalarını ‘tezgâh’ diye görmezseniz tabii ki..*****Haydi Cengiz! CENGİZ Semercioğlu baktı beni ikna edemiyor, “İbrahim” demeyi bırakmış, kurumsal bir eleştiri getirmiş “VATAN Spor”a.. Alman basınından bir örnekle ‘photoshop’ kullanmanın ne kadar yanlış ve çocukça olduğunu göstermiş!İYİ de Cengiz, biz senin uzmanlık alanın olan magazindeki starlardan Hülya Avşar’ın yaptığı gibi, yılların üstümüzde bıraktığı izleri yoketmek için kullanmıyoruz ki bu teknolojiyi.. Sadece ‘gerçekleşmiş’ bir olayı yansıtırken, kendi anlayışımıza göre bir espri katıyoruz işin içine.. ‘Gerçekleşmiş’i rastgele tırnak içine almıyorum.. Çünkü G.Saray soyunma odasında yaşanmış bir olayın haberi var photo-shop’lu Lincoln fotoğrafının içinde..NEYSE mevzu orada değil artık..BANA akıl verenlerin taşıdıklarını düşündüğüm çifte standartta..CENGİZ’İN VATAN Spor’u eleştirdiği pazartesi günkü Hürriyet’in spor sayfasındaki habere bakın şimdi:“..Bursapor maçındaki yönetimiyle Beşiktaş taraftarının tepkisini çeken hakem Deniz Çoban’la ilgili şok bir iddia ortaya atıldı.. İddiaya göre Çoban, maçtan sonra gözlemci Ahmet Akçay’a ‘Hocam, Beşiktaş’ın bir penaltısını atladım. Kusura bakmayın’ dedi..” CENGİZ, photo-shop ‘kelebek’liği yaparken lütfen önce kendi çöplüğüne bir göz at.. Mesela bu haberin kaynağını, nasıl sayfaya konduğunu, amacının ne olduğunu sor spor müdürün (aynı zamanda TSYD Başkanı) Esat Yılmaer’e.. Sonra da istersen haberin muhatabı gözlemci Ahmet Akçay’ın telefonunu vereyim, onu arayıp haberin doğruluğunu sorgula.. Bir düşün ayrıca, hakemi böyle Beşiktaş taraftarının önüne atmanın nesi gazetecilik?BAKIN, spor sayfalarındaki en büyük hastalık ‘yalan haber’ciliktir, ‘kulüp goygoyculuğu’dur.. Doğru haberde, maksadını aşan ‘photo-shop’ kullanmak nezle ise, bu sözünü ettiklerim kanserdir.. Madem tartışıyoruz, bunun da bir faydası olsun okuyuculara.. Gelin, her beraber kanserin tedavisini bulmaya çalışalım.. Nezleyi bir ‘aspirin’le atlatırız nasıl olsa.. YOKSA boş tartışmalara karnım tok, haberiniz olsun..

Devamını Oku

Yıldırım - Polat derbisi kaç kaç?

16 Nisan 2009

DERBİDEN sonra iyice belirginleşen G.Saray-F.Bahçe yakınlaşması herkesin dilinde.. Hepimizin özlediği bir tablo bu ama bir yandan da ne kadar gerçek acaba? Tabii ikisi de zirvenin 8 puan gerisinde ve konjonktür buna uygun.. Benim baktığım açı ise şu: Bu birlik tablosu hangi kulüp başkanının daha fazla işine yarıyor? Teker teker görelim..G.SARAY ve F.Bahçe sezona en az 2 kupa hedefiyle başladı.. Büyük transferler yaptılar.. G.Saray, ‘çaylak’ hocasıyla ilk mağlubiyeti Avrupa’da aldı.. Şampiyonlar Ligi’ne kalamadı, 10 milyon Euro’ya yaklaşan geliri rakibine kaptırdı.. Sonra UEFA’da önemli başarılar elde etti ama nefesi yetmedi.. Fortis’te Sivas önünde ‘karizma bozacak’ sonuçlar alan G.Saray elendi, F.Bahçe ise o Sivas’ın ‘karizmasını çizerek’ büyük avantaj sağladı.. Lig ise ortada.. G.Saray, saha sonuçları açısından geride kaldı.. İKİ başkan da derbi öncesi iki ayrı tutum izledi.. Yıldırım derbiyi germek ve rakibine olabildiğince çok hasar vermeyi planladı.. Polat ise havayı yumuşatmayı, doğabilecek yumuşak atmosferle hem cezasız hem de 3 puanla derbiyi kapatmayı denedi.. Önce Polat’ın uzattığı zeytin dalını geri çevirdi Yıldırım.. SuAda’daki ‘birlik’ yemeğine katılmadı.. Aksine takım otobüsünün 1 numaralı koltuğuna oturup Ali Sami Yen’e ‘başkomutan’ edasıyla gitti.. Onu görmek bile G.Saray tribünleri için tahrik unsuruydu.. Yıldırım korkusuz, ne yaptığını bilen ve dimdik bir görüntü vererek derbinin atmosferini tek başına yönetti.. Polat ise ne tribünlerine ne de takımına hakim olabildi.. G.Saray’ın hem sahası hem de stadının kalbi Kapalı Tribün kapandı.. Olayları Lugano ve Volkan’ın başlattığını görüyoruz.. Ama G.Saraylılar soğukkanlı kalamadılar, provoke oldular.. F.Bahçe’de de hasar var ama daha az..AZİZ Yıldırım önemli bir şey daha yaptı.. G.Saray’ı kendi camiasına ve geleneklerine yabancılaştırdı, bir nevi F.Bahçelileştirdi.. Yalman, Süren, Canaydın zamanlarında hiç olmadığı kadar ezeli rakibinin eski haline benzemeye başladı G.Saray.. Sıkıştıkça hep F.Bahçe bağırırdı hakemlere.. Şimdi önü G.Saray alıyor.. Eskiden yönetim zaafiyeti F.Bahçe’de vardı, şimdi G.Saray’da.. F.Bahçe son 6 senede 3 hoca, 1 başkanla çalışacak kadar istikrar sağladı.. G.Saray aynı dönemi 7 teknik adam (Terim, Hagi, Gerets, Feldkamp, Cevat Güler, Skibbe, Korkmaz) ve 2 başkanla geçirdi.. Polat yönetiminin kullandığı jargon da, tanıdığım çoğu G.Saraylı’nın tüylerini diken diken ediyor..F.BAHÇE bağırdığı zaman yeri göğü inletiyor ve daha inandırıcı bulunuyor kamuoyu tarafından.. Çünkü başkanları bu işin artık kitabını yazdı.. Zamanlamasını daha iyi yapıyor.. Mesela F.Bahçe, bağırmak için kupadaki Sivas rövanşını veya muhtemel finalleri bekliyordur.. Oralarda sıkıntı yaşamazsa, oyunu kurar ama oynamaz, figüranlarına oynatır.. G.Saray ise 16. haftada “Hakemlere güveniyoruz” deyip, 18. haftada “Güvenmiyoruz”a dönünce gösterdiği tepkinin manası azaldı.. Üstelik aynı dönemde 3 hedefte birden gerileyip, teknik kadro operasyonu yaptılar.. Demek ki başarısızlığın bir bölümü de kendilerine ait.. POLAT-Federasyon gerginliğine Başbakan bile müdahil oldu.. Maslak Acıbadem’in açılışında Tayyip Erdoğan önemli bir konuşma yaptı.. Yıldırım’ın, orada 2 ustaca çıkışı vardı.. Bir: “Evet, G.Saray çok bağırıyor.. Biz İstanbul BŞ Bld’ye 2 ofsayt golle maç kaybettik, gıkımızı bile çıkarmadık” diyerek futbolda taşıdığı sorumluluğun altını çizdi.. İki: “Ben taraftar meselesiyle uğraştım, çünkü daha uzun süredir başkanım.. Adnan ve Yıldırım beyler ise benim kadar eski değiller, onların geçmişten gelen ilişkileri var hâlâ” dedi.. Yani, “Ben antipatik gözükmeyi göze alıp bu çapulcularla uğraştım, işi çözdüm.. Onlar henüz yapamaz” mesajını verdi.. Peki o konuşmada medya önünde ‘bağıran’ Polat ne yaptı? Haklıysa bile bunu ortaya koyamadı, kendisine yapılan bütün eleştirileri suskunlukla dinledi ve Başbakan’ın ‘barış’ isteğine rağmen savaşı sürdürdü.. Çünkü ‘federasyona saldırıp kendine mazeret yaratmazsa’, başarısızlık ‘saatli bomba’ gibi elinde duruyor.. Kısaca F.Bahçe devlet katında da kazandı..PEKİ ya derbiden sonrası.. Polat çıkıp “Tezgâh var.. Bizi yarışdışı bıraktılar.. F.Bahçe de aynı fikirde” dedi.. Yıldırım desteklemedi.. Belli ki Yıldırım, kendi fikrini Polat’a söyletip kenara çekildi.. G.Saray da oyuna geldi, yalnız kaldı.. Yine onlar ‘bağırdı’, F.Bahçe ‘sustu..’CEZALARLA ilgili F.Bahçe Tahkim’e gitiyor ve olayları çıkartanların arkasında durmadı.. G.Saray ise Emre Aşık’ın kırmızı kartının iptal edilmesi için bile federasyona başvurdu.. Bu ortak ayıbın sorumluluğunu paylaşmadı..SONUÇTA bu derbiler sahadaki 90 dakikayla bitmiyor.. F.Bahçe’yi tanırım.. Çıkarlarına en ufak bir zarar gelirse, ittifakı hemen bozar.. Oysa şu andaki ittifak işlerine yarıyor.. Benim anlamadığım ise bariz aleyhine oluşan dengelere rağmen G.Saray’ın ittifaktan medet umması.. Bu da ne çaresiz olduklarını gösteriyor..F.BAHÇE iyi bir stratejik sınav verdi, çünkü stratejisi var.. En başta da kendi camiasına karşı.. Seçim mayısta.. F.Bahçe’nin pozisyon aldığı kulüp her zaman G.Saray’dır.. Aziz Yıldırım, son 7 haftada klasmanda G.Saray’ı geride bırakacak kadar zaman ve alan kazandı.. Eğer 8 puan önde Sivas değil de G.Saray olsaydı, mayıstaki seçim karakolda biterdi.. Ama şimdi G.Saray’ı altta bırakıp son 7 haftayı da kontrollü geçirirse, 50 yılın en skandal sezonlarından birini az hasarla atlatacak ve önüne bakacak..G.SARAY ise şansa gelen geçen yılki şampiyonluğun ardından kazandığı herşeyi kaybetmek üzere.. Bunun da faturası bir yere kadar federasyona, Korkmaz’a veya Sezgin’e çıkar.. Neticede geminin dümeni sizdeyse, sorumluluk da size aittir.. Bu yılın faturası da 2010-Mayıs kongresinde çıkar.. Peki sizce kim kazanmış?

Devamını Oku