BAŞARIYI taşımak zordur, biliyorum ama bu kadarını da beklemiyordum doğrusu.. 19 yıl sonra kazanılan çifte kupayı hazmetmek Beşiktaş için kolay olmuyor.. Baksanıza, halının altına süpürülmüş problemler şampiyonluk töreninin yapıldığı 31 Mayıs 2009’un hemen ertesinde başladı.. Yıldırım Demirören, yeni sezonun transfer planını yapmak üzere çağırdığı Mustafa Denizli’den “Ben çok yoruldum.. Artık bırakıyorum” cümlesini duyduğu anda sanki bütün sihir bozuluverdi..
Üstelik bu görüşme VATAN’da yer alıp büyük gündem yaratınca, Beşiktaş camiası transferi bıraktı, “Aman hocayı ikna edelim” heyecanına kapıldı.. Ve hatalar da üst üste gelmeye başladı..
Önce Mehmet Topuz transferi.. Beşiktaş formasını giydirdikleri oyuncunın tıpış tıpış F.Bahçe’ye gitmesini izlediler..
Nihat’ı almak için İspanya’ya kadar uçup Villarreal’le anlaştılar.. Sonra Nihat “Karım istemiyor” deyince zor durumda kaldılar..
Şimdi de Gökhan Zan’ın G.Saray’a gidişi.. 31 Mayıs’ta mukavelesi biten futbolcuyu 21 gün hiç arayıp sormazsan, o da bedavaya ezeli rakibine kaçar tabii ki..
Gelin, şimdi “Beşiktaş’a neler oluyor?” sorusunun yanıtını aramaya çalışalım..
MUSTAFA Denizli, hayatının en büyük performansını gösterip 2 kupayla taçlandırdı Beşiktaş’ı.. Bunu başarırken de yaşına göre insanüstü bir gayret gösterdi.. Yoruldu, bitti, tükendi.. Sezonu noktaladığı andan itibaren de resmen fişi çekti..
Sezon boyunca Beşiktaş’ta futbol adına üretilen bütün artıların altında Denizli’nin imzası vardı.. Sadece teknik direktör değil, sportif direktör, futbol şubesi sorumlusu, genel menajer gibi çalıştı.. Ama 8 ay sonra sinirleri iflas etti..
Onun yokluğunda büyük bir boşluk oluştu.. Başkan Demirören’in kendi başına transfer yapma olanağı yok ki! O da hocasına soruyor, ondan sonra hareket ediyor.. Dolayısıyla Denizli Çeşme’de tatildeyken Beşiktaş’ın futbol şubesi çöktü..
Ve ortaya başka kahramanlar çıktı.. Her topa girmek isteyen, güvenlik kamerası görse bile röportaj yapmadan duramayan PR kahramanları hem de..
BUNLARIN ilk sırasında yer alan isim genel sekreter Kenan Öner..
Madde madde sıralıyorum Öner’in son icraatlarını..
1. YUSUF’UN Bursa’ya transferi sırasında büyük hata yaptı.. Hazırlanan protokolde “Aydın Karabulut, Bursa’ya gitmezse 1 milyon dolar ceza ödenir” maddesi vardı.. Nitekim Aydın gitmedi.. Beşiktaş da bu parayı 25 Şubat 2009’dan itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödemek zorunda kaldı.. Oysa Bursa ile masaya oturulsa veya Öner protokole böyle bir madde sokmasa Beşiktaş yine cezaya girmeyecekti..
2. TOPUZ transferinde bütün yetki Kenan Öner’e bırakıldı.. Öner Antalya’da Topuz’un başında nöbet tutacaktı.. Oysa biz İstanbul’dan bile o markajı daha iyi yapabiliyorduk.. F.Bahçe’nin temsilcisi, Antalya’ya gelip Topuz’la görüştü ve transferin rotası ilk orada değişti.. Büyük markajcı “Gentile” Öner ise o sırada Allah bilir güneş banyosu yapıyordu.. Üstelik Topuz’un menajerleri, Öner’in aile dostlarıydı.. Bu kadar yakınlığa (!) rağmen Topuz’un gidişini gazetecilerden öğrendi Öner..
3. TOPUZ’LA ilgili tuhaf bir de anekdot var.. Beşiktaş’ın internet sitesinde yer almak üzere Topuz’un Beşiktaş formalı fotoğrafı isteniyor İstanbul’dan.. Gelen fotoğraf nasıl, biliyor musunuz? Topuz, Kenan Öner’le yan yana.. Orada bile görünmek istiyor hazret.. Allahtan aklı başında isimler araya giriyor da, sadece Topuz’un fotoğrafı çekiliyor yeniden ve siteye öyle konuluyor..
4. MANŞETİMİZDE yer alıyor.. Mustafa Denizli, 10 gün önce “Gökhan’ın işini bitirin” diyor.. Aynı şekilde Yıldırım Demirören de Antalya’da direktif veriyor Öner’e.. Bu işin 1 numaralı sorumlusu olması gereken Öner, ne hikmetse unutuyor Gökhan’la görüşmeyi.. Sonuçta transfermarkt’a göre 4.5 milyon Euro değeri olan Zan, 5 kuruş ödemeden G.Saray’a gidiyor..
5. SON örnek biraz daha kişisel gözleme dayalı.. Tarih 31 Mayıs 2009.. Beşiktaş Reina’da şampiyonluğu kutluyor.. Bir ara ben de uğradım.. Ve bu sahneyi gözlerimle gördüm.. Kendisine özel bir yer yaptıran Kenan Öner, şampanya patlatmaya karar veriyor fotoğrafçıları karşısında görünce.. Tabii ertesi gün, gazetelere bu fotoğrafla manşet olacak ya.. Ve eşleriyle eğlenen bütün futbolcuları yanına çağırtıyor.. 10 dakikalık uğraş sonucunda birkaç yerli futbolcu Öner’in yanına gidip mecburen fotoğraf çektiriyor.. Yabancılar ise oralı bile olmuyor, eğlenmeye devam ediyor..
SÜREKLİ tribüne oynamayı seven Öner, biraz da esas işini yapsa sözümüz olmayabilir.. Ama Beşiktaş idari açıdan böyle tel tel dökülürken, esas suçlunun fotoğraf çektirmekten başka derdinin olmaması artık komik kaçıyor..

