Bizi ‘ötekiler’le karıştırmayın

12 Şubat 2009

G.SARAY Kulübü her fırsatta medyaya işini öğretmeye çok meraklı.. Oysa bunu yapacaklarına kendi işlerine konsantre olsalar, en hafif deyimle “beceriksizlik” diye nitelendireceğim bazı hataların içinde olmazlar..Medya öğretmenliğini de adil biçimde yaptıkları söylenemez.. Kendilerine kayıtsız-şartsız arka çıkan medyacılar, ne kadar yanlış haber yaparlarsa yapsınlar hiçbir müdahale ile karşılaşmıyorlar genelde.. Ama onlara gazeteciliğin gerektirdiği mesafede duranlara sürekli ‘ayar’ veriliyor..***SERVET Çetin, dünkü VATAN Spor’da Tayfun Bayındır’a açıkladı: “Hakemler Üç Büyükler’i kolluyorlar..” G.Saray haberi, çıktıktan birkaç saat geçtikten sonra internet sitesinden yalanladı.. ‘Külliyen yalan’ yalanlamalara alışık olduğumuz için meseleyi fazla büyütmüyorum.. Ama bu vesileyle G.Saray Başkanı sayın Adnan Polat’a dostça birkaç hatırlatmada bulunmak istiyorum..1 HABERİN altında imzası bulunan Tayfun Bayındır ile röportajın fotoğraflarını çeken Şafak Kayarlar, 30’u aşkın yıldır gazetecilik yapan saygın isimlerdir.. Yalancı değillerdir.. Bakın şu noktayı çok net koyayım: Eğer Tayfun ile Şafak’ın bu haberde, G.Saray’ın iddia ettiği gibi bir zaaf içine düştüklerine inanırsam, hiç tereddüt etmeden görevlerine son veririm.. İkisiyle de konuştum, emin olarak söylüyorum, haberimizde en ufak problem yok..2 AÇIKLAMANIN altında “Servet Çetin” imzası var.. Ben o metni Servet’in yazmadığından eminim.. Okuduktan sonra Futbol A.Ş. Genel Menajeri Adnan Sezgin’i aradım.. Bu açıklamadan haberi olmadığını belirtip, “Bana 2 gün ver.. Servet Milli Takım’dan dönsün, onunla konuşup sana bilgi vereceğim. Ben Tayfun’u 40 senedir tanırım, yanlış işlere girmeyeceğini çok iyi bilirim” dedi.. Neyse, esas meseleye dönelim..3 G.SARAY, Futbol Federasyonu ile savaş halinde.. Bu tabir benim değil, “Savaş baltasını topraktan çıkardım” diye VATAN’a bizzat demeç veren G.Saray Başkanı Adnan Polat’a ait.. G.Saray’ın hakemler ve federasyon tarafından sistemli ve kasıtlı bir biçimde önünün kesildiğini öne süren Polat’ın, Servet’in gayet safiyane yaptığı “Hakemlerin yaptığı hataların kasıtlı olduğunu aklımdan bile geçirmiyorum.. Ayrıca bizim aleyhimize çok fazla düdük çaldıklarını düşünmüyorum.. Hem hakemler hem biz maçtan sonra programlarda neler söylenecek, gazetelerde neler yazılacak diye çok etkileniyoruz.. Avrupa’da böyle değil.. Oluyor ve bitiyor.. Oysa bizde saatlerce, hatta günlerce hakem konuşuluyor.. Hakemlere destek olmalıyız.. Zaman zaman hakemlerin bizi kolladığı bile oluyor” açıklamalarından rahatsız olduğu muhakkak.. Muhtemelen onun talimatıyla “yalan” yalanlama gündeme geliyor..4 G.SARAY, Futbol Federasyonu ile ilişkisini yanlış kuruyor.. Adnan Polat ve arkadaşları diyor ki: “Biz Özgener Federasyonu’na en büyük desteği veren kulübüz.. Biz olmasak böyle kolay seçilmezlerdi.. Ama G.Saray’a kötü davrandıkları için desteğimizi çekiyoruz.. G.Saray’a bunu yapamazsınız, çünkü G.Saray Türkiye’dir..” Ne demek bu? “Demek ki, federasyona verdikleri destek karşılığında kollanmayı bekliyorlarmış.. Ve henüz beklediklerini alamamışlar. Bu nedenle bas bas bağırıyorlar..” 5 FEDERASYONA destek verdiği için oyuncularının kırmızı kart görmemesini bekleyen G.Saray yönetimi, medyayla ilişkisini de böyle yanlış bir denklemle kuruyor.. Medyadan ‘destek’ bekliyor, bu desteği verenlere de tolerans gösteriyorlar.. Ben G.Saray’la ilgili 50 tane ultra-yalan haber örnekleyebilirim.. Onlara bizim doğru haberimize yaptıklarını yapmıyorlar.. Hatta ses çıkarmıyorlar, çünkü o haberleri yapanlar kendileriyle iyi geçiniyor, gerekirse “tetikçilik” bile yapıyorlar..6 ADNAN Polat’ı hiç inandırıcı bulmuyorum.. Pazar günü yaptıkları açıklamada üstü kapalı olarak “Federasyonu F.Bahçe ile kolkola yürümekle” itham ettiler.. Bunu nereden mi çıkarıyorum? İşte Selçuk Dereli ile ilgili kullandıkları ifade: “...Maç boyunca oyunun önüne çıkan akıl almaz hataları ve yönetimiyle futbolcularımızı ve taraftarımızı tahrik etmiş, belki de diyet ödeme uğruna bir takımın kaderi ile oynama hakkını kendinde görmüştür...”Dereli neyin diyetini ödeyecek? F.Bahçe maçlarını tekrar yönetmesinin herhalde..Yine diyorlar ki, “MHK’yı kimin yönettiğini bilmiyoruz. Gözlemcileri ve diğer kurulları kimin yönettiğini bilmiyoruz. Ama artık kimin yönetmediğini de biliyoruz.” Bu ne demek? Bence tercümesi şu: “Bu federasyonu ve kurullarını Özgener değil, F.Bahçe yönetiyor..” 7 AMA bu açıklamadan birkaç saat sonra F.Bahçe 2 ofsayt gol yiyerek İstanbul BŞ Bld’ye yenilince ofsaytta kalıyorlar.. Polat dünkü Divan Kurulu’nda ağzını şöyle değiştiriyor: “G.Saray’a da, F.Bahçe’ye de aynı hatalar yapılıyor.. Bu hakemler kötü..” Peki Kayseri 90. dakikada beraberlik golünü atmasa, maçı G.Saray 10 kişiyle kazansa, F.Bahçe Cüneyt Çakır’ın hatalı kırmızısından sonra İstanbul BŞ Bld.’ni yense, sayın Polat Divan Kurulu’nda ne diyecekti? “Bu federasyonu Aziz Yıldırım yönetiyor” diyebilir miydi mesela?8 ŞU tespitleri yapmamız gerekiyor: * HAKEMLER gerçekten kötü.. Oğuz Sarvan’ın dediği gibi eldeki malzeme bu kadar.. Bu hakemler, yıllarca her kulüp tarafından kullanılmış, futbolun içindeki düzenin adil olmadığını bilen, yıpranmış, kodları bozulmuş, “Büyük takım kollanır” anlayışını benimsemiş bir nesilden oluşuyor..* ÖZGENER Federasyonu, hakemlere “Büyükleri kollamayın.. Kimsenin gözünün yaşına bakmayın” talimatını vermiş.. Onlar da uygulamaya çalışıyor.. Ama uygularken şimdilik sınıfta kalıyorlar.. Çünkü böyle bir dik duruşa alışık değiller..* BÜYÜK kulüpler sürekli bağırıyor.. Çünkü hepsini paranoya bastı.. Ben üçünün de hakem meselelerinde masum bir geçmişi olduğuna inanmıyorum.. Hepsi de “Yahu bunlar beni kollamıyorsa, acaba kimi kolluyor?” diye düşünüp ortaya atlıyorlar.. Ama komik oluyorlar.. Eğer somut bir şikâyeti varsa, Adnan Polat’ın 29 Aralık’ta “Bu lig bu hakemlerle bitecek.. Ben hepsine güveniyorum” demesinin ne anlamı vardı? Güvenilir hakemler 3 maçta nasıl kötü hakem oldu?* SİVAS ile Trabzon’un çıkışını boşuna sanmayın.. Üç Büyükler’in üstündeki hakem koruması kalktığı için kafalarını kaldırabildiler.. Ve belki de bu iki takımdan biri şampiyon olacak.. Ben Erman Toroğlu’na katılıyorum.. Bu ligde çok hata yapılıyor ama bu lig eskiye göre namuslu..9 POLAT canı isterse medyaya, canı isterse federasyona “G.Saray Türkiye’dir” diye gözdağı verebileceğini sanıyorsa hata ediyor.. Tabii ki G.Saray Türkiye’dir.. Ama siz Türkiye’nin gündemini değiştirip kendi hatalarınızı örtmeye çalışırsanız gücünüzü adil kullanmamış olursunuz..BÖYLE müthiş bir kadro kurup yanlış teknik adam seçerseniz;SKIBBE’NIN acemilikleri yüzünden Şampiyonlar Ligi’nden ve muazzam gelir/prestijden mahrum kalırsanız;LINCOLN’E bu kadar ayrıcalık tanır; SAKATLIK sebeplerini idman sisteminde değil hakemlerde ararsanız; “PARA sıkıntımız yok” deyip bazı kurumlardan milyon dolarlık avanslar isteyip, olmayınca mitralyözle tararsanız; SİZİ kollamayan medyaya yalanlarla gözdağı vereceğinizi düşünürseniz; kusura bakmayın suç biraz da sizde olur..O zaman siz Türkiye’yi kandırmış olursunuz!

Devamını Oku

Türkiye’ye büyük onur

2 Ocak 2009

2005FIFA, İsviçre milli maçından sonra çıkan olaylar nedeniyle Türkiye’yi üyelikten atmakla tehdit etmişti! 2008Aynı FIFA, Ermenistan maçındaki barışa yönelik girişimleri nedeniyle Türkiye’yi Dünya Fair-Play Ödülü’ne lâyık gördü FIFA 12 Ocak’ta Zürih’te yapacağı galada 2008 Dünya Fair-Play Ödülü’nü Türkiye ile birlikte Ermenistan’a verdiğini açıklıyor. FIFA Başkanı Blatter, müjdeyi federasyona mektupla bildirdi. NEREDEN nereye geldik? 2005’in Kasım ayında, Türkiye-İsviçre maçından sonra yaşanan çirkin olaylar üzerine Türkiye’yi üyelikten atmayı düşünen ve tarihinin en ağır cezasına çarptıran FIFA (6 maç seyirsiz oynama), aradan 3 yıl geçtikten sonra futbol endüstrisinin en prestijli ödülünü Türkiye’ye veriyor. FIFA, 12 Ocak’ta Zürih’te yapacağı galada 2008 yılı Fair-Play Ödülü’nü “Futbol aracılığıyla dünya barışına yaptığı katkılardan dolayı” Türkiye’ye verdiğini resmen açıklayacak.. FIFA, futbol dünyasının en prestijli ödülünü 6 Eylül 2008’de Erivan’da oynanan Ermenistan-Türkiye maçında atılan barışa yönelik adımlar nedeniyle iki ülke federasyonları arasında paylaştıracak. DÜNYAYA ÖRNEKFIFA’NIN konuyla ilgili davet mektubu önceki gün her 2 ülke federasyonuna ulaştı. FIFA Başkanı Sepp Blatter imzasıyla gönderilen davet mektubunda, “2008 yılının Fair-Play Ödülü’ne Türkiye ve Ermenistan federasyonları lâyık görülmüştür. Özellikle sizleri tebrik ediyorum. FIFA’nın organizasyonu olan Dünya Şampiyonası Grup Eleme Karşılaşması’ndaki barışa yönelik önemli girişim bütün dünyaya örnek olmuştur” denildi. Mektupta ayrıca Zürih’te düzenlenecek ve ödülün açıklanacağı galaya Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu üyelerinin tamamı ile her iki ülkenin milli takım kaptanları da davet edildi. Türkiye törene tam kadro ile katılacak. Milli Takım’ı da kaptan olarak Tuncay Şanlı temsil edecek. YÜZLER ‘GÜL’DÜHATIRLANACAĞI gibi 6 Eylül 2008’de oynanan Ermenistan-Türkiye maçı için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Erivan’a gitmiş ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ile bir araya gelerek iki ülke arasında en üst düzeyde diplomatik ilişki başlamasını sağlamıştı. Türkiye’nin 2-0 kazandığı karşılaşmayı, iki ülke cumhurbaşkanı yanyana izlemişti. Bu karşılaşma sonrasında Gül, Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan’ı 14 Kasım 2009 tarihinde Türkiye’de oynanacak rövanşa davet etmiş ve olumlu yanıt almıştı.SON ÖDÜL BARÇA’NINFIFA’NIN 1987’den beri verdiği fair-play ödüllerini bugüne kadar seyirciler, futbolcular, kulüpler ve yöneticiler almıştı. 2007’deki en son ödüle ise formasına ücretsiz olarak aldığı UNİICEF reklamı ve UNICEF’e yaptığı 1.5 milyon Euro’luk katkıdan dolayı Barcelona Kulübü sahip olmuştu. Bu arada aynı törende kadınlar ve erkeklerde 2008’de dünyanın en iyi futbolcuları da açıklanacak. Bu ödül için erkeklerde Kaka, Messi, Cristiano Ronaldo, Torres ve Xavi, kadınlarda ise Nadine Angerer, Cristiane Marta, Birgit Prinz ve Kelly Smith adaylar arasında.

Devamını Oku

Bu ülkede sporu yöneten yok mu

31 Aralık 2008

İPİN ucu kaçıyor.. Tecrübeyle sabit, futbolun başındakiler böyle kontrolü kaybetmeye başladıkları zaman ilk etkilenen tribünler oluyor.. Kitleler sokaklara dökülüyor, kendilerine hedef seçiyor, bazen organize çeteler işin içine giriyor, kan dökülüyor..3-5 sene önceyi hatırlayın.. Ahmet Çakar’a 5 kurşun sıktıranları, Ferudun Niğdelioğlu’nu bıçaklatanları, Kaya Çilingiroğlu ve Engin Verel’i vurduranları, Abdullah Çevrim’i dövenleri.. Belki bazıları futbol odaklı değildi ama aynı dönem içinde gazeteciler-yorumcular keklik gibi avlanıyordu.. Çoğu fail-i meçhul kaldı.. Farkında değillerse uyarayım: Bazı kafalar yaptıkları saçmalıklarla avlanma sezonunun yeniden açılmasına çanak tutuyor..Üst üste gelen birkaç saçmalığı sıralıyorum:***TARİH: 15 Aralık 2008..Bursa’ya ofsayt golle yenildikleri maçtan sonra Trabzonspor Başkanı Sadri Şener, “Hakemler Eskişehir maçında da hata yaparlarsa, biz bu seyirciyi nasıl durduracağız?” dedi.. Durumdan vazife çıkaran yaklaşık 150 Trabzonlu, Levent Metro Girişi’nde toplanıp federasyon binasına protesto yürüyüşü yaptı.. MHK Başkanı Oğuz Sarvan’ı kast ederek “Ermeni Oğuz’a Trabzon’da soykırım” diye sloganlar attı.. Pankartların içinde bir tanesi vardı ki, polis marifetiyle indirildi, insanın kanını dondurur: “Yasin’lerle çıktık yola.. Ogün’ler çok yakında...” Taraftarın bir bölümü Hrant Dink suikasını gerçekleştiren Yasin Hayal’leri, Ogün Samast’ları işin içine karıştırdığına göre, yarın-öbür gün Trabzon’da maç yöneten, Trabzon aleyhine hata yapan bir hakemin başına neler gelebileceğini hayâl edebiliyor musunuz?Bu konuda hiçbir adli veya idari kovuşturma yapılmadığının da altını özellikle çizelim..***TARİH: 22 Aralık 2008..G.Saray’a 4-2 yenilen Beşiktaş’ın başkanı Yıldırım Demirören, VIP Salonu’nda karşılaştığı PFDK Başkanı Av. Reşat Bostan’a şunları söyledi: “Onun an.... s....m! Bunu Oğuz’a aynen ilet! Maçın bitişini beklemeden kaçtı, kendisine söyleyemedim..” Aynı maçın bitiminde Beşiktaşlı 5 yönetici, sahanın ortasına kadar inip hakeme tepkilerini gösterdiler.. Her biri 15’er gün, Demirören 3 ay ceza aldı..***TARİH: 29 Aralık 2008..Aziz Yıldırım, özel işleri için Rusya’ya uçarken Atatürk Havalimanı’nda Cihan Haber Ajansı’nın muhabiriyle tartıştı.. Yıldırım’a göre “Defalarca uyarmasına rağmen muhabir çekim yapmaya devam etti.. Kendisi bunun üzerine sinirlendi ve tepki gösterdi..” Muhabire göre ise kamuya açık alanda haber amaçlı görüntü alma hakkını kullanıyordu..Aziz Yıldırım, o muhabire bütün gazetecileri kast ederek “Hepiniz şerefsizsiniz” dedi.. Araştırdım, gerçekten de aynen böyle demiş..CHA olayı biraz çarpıtarak servise koydu.. Konu medyaya yansıdı.. Ama Aziz Yıldırım en ufak bir özür dileme nezaketini bile göstermedi..Kişisel olarak dilediğini yapar.. Ama F.Bahçe Başkanı.. Daha da önemlisi 18 Süper Lig kulübünü temsil eden Kulüpler Birliği’nin başkanı olarak bütün medyanın şerefini sorgulama hakkı taşıdığını düşünmesi sadece Türkiye’de rastlanabilecek bir hastalık..Bu tarzı canı istediği zaman Başbakan Erdoğan, sinirlendiği zaman Milli Takımlar Teknik Direktörü Terim de kullanıyor.. Maalesef çoğu kişi hiç rahatsız olmuyor.. Ama rahatsız olması gerekenler var..Bu ülkede futbolun başı yok mu?Bu ülkede sporun başı yok mu?Bu medyanın başı yok mu? TSYD var gözüküyor ama “kına”maktan başka bir iş yapamıyorlar.. Onların bu kınamaları yüzünden memlekette kına kalmadı, yine de kimsenin tındığı bile yok..***SPORDAN Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, tarihte benim gördüğüm en başarısız Spor Bakanı Mehmet Ali Şahin’den sonra fırtına gibi bir giriş yapmıştı.. Ama o da giderek “şahin”leşiyor..Hadi medya korkuyor.. Hadi federasyon “Aman yeni geldik, başımıza bela almayalım” diyor..Peki bu ülkenin spordan sorumlu bakanı niye sorumlu bir ses çıkarıp Aziz Yıldırım’ı kınayamıyor? Başesgioğlu’nun bu 2. vukuatı.. İlkini hatırlayalım..***TARİH: 9 Kasım 2008.. Yer: Saracoğlu Stadı Şeref Salonu.. Gözünün önünde F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım ile G.Saray Asbaşkanı Haldun Üstünel ağız dalaşı yapıyorlar.. Üstünel diyor ki, “O Mahmut’u (Uslu) susturmazsan, gece onu evinden alırım..” Yıldırım karşılık veriyor: “O kadar kolay mı bu işler? Esas ben seni evinden aldırırım..” Başesgioğlu bu diyaloğu F.Bahçe-G.Saray derbisini izlermişcesine takip ediyor.. Yanında şimdiki Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ve İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah da var..Üçü de kılını kıpırdatamıyor.. Ertesi gün soruşturma açamıyor.. Ceza veremiyor.. Kınayamıyor bile..Belki onlar da korkuyor.. O gün susanların, bugün tek laf etme şansları var mı? Edemiyorlar işte..***GİDİŞAT kötü.. 6 takım zirve yarışında.. Hakemler ‘saatli bomba’ gibi.. Potadan düşen kulüplerin yöneticileri “Hata bizde” demeyeceğine göre..İki “olağan şüpheli”yi hedef gösterecekler..“Hakemler puanlarımızı çaldı.. Medya ise karşı takımı tuttu” deyip aradan sıyrılmaya çalışacaklar.. Taraftar, hakemler ve medya ile karşı karşıya gelecek.. Hep aynı senaryo.. Hep aynı yüzler.. Bakalım bu gidişe hangi babayiğit el koyabilecek?

Devamını Oku

Reha Muhtar maskemizi düşürdü

25 Aralık 2008

MEĞER gazetemizde bugüne dek değerini anlayamadığımız, içindeki fanatizmi usta bir biçimde saklayan, derin bir Beşiktaşlı varmış..Reha Muhtar’dan bahsediyorum..İki gündür köşesinden pabuç kadar yazılarla “Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, meşhur derbiden sonra Şeref Salonu’nda PFDK Başkanı Av. Reşat Bostan’a ‘O MHK Başkanı Oğuz Sarvan’a söyle, onun an..... s.....m’ dedi” haberimizi sorguluyor..Salı günü “Dua ediyorum ki Vatan Gazetesi’ndeki haber yalandır” (cümle düşüklüğü ona ait) başlığını attı.. Ve Yıldırım Demirören’e sordu, “Doğru mu bunlar başkan? Değilse ne olduğunu, tam olarak ne olduğunu açıklayacak mısınız?” diye..Yazının çıkmasından sonra sevgili Muhtar’la bu konuyu konuştuk.. Sabahın köründe bir milletvekilinin kendisini aradığından söz etti.. Sonra anlattıklarımı dikkatle dinledi.. Önündeki A-4 kağıtlara birtakım notlar aldı.. Şaka yollu takıldım, “24 saat daha dua ettin ama artık durumu anlamışsındır.. Madem haberin doğruluğunu bize köşenden sordum, yine köşenden kesin kanaatini yazman lazım” dedim..Gülüştük, ayrıldık..***ERTESİ gün ne mi oldu?Sevgili Muhtar, bu kez şu başlığı attı: “CHP Milletvekili Yetenç: Demirören, Oğuz Sarvan’ın annesine değil kendisine ş......z dedi...” “Dün sabah 10.30’da CHP Manisa Milletvekili Erdoğan Yetenç cep telefonumdan arıyor.. Yazımı okumuş..” diye başladığı yazısında önce uzun uzun referans gösterdiği Yetenç’in kim olduğunu anlattı:“Erdoğan Yetenç iki eli darda bile olsa Beşiktaş maçlarını kaçırmayan, neredeyse doğuştan tribün Beşiktaşlısı’dır.. Yetenç Süleyman Seba’nın, Serdar Bilgili’nin veya Yıldırım Demirören’in adamı değil, sadece Beşiktaş’ın adamıdır..”Sadece o kadar değil, Yetenç’i öyle anlatıyor ki, adı Erdoğan değil de Mustafa Kemal olsa, anlattığının Atatürk olduğundan şüphe edeceğim..Ve yazısını şöyle bitirdi:“Başkan orada Reşat Bostan üzerinden, Oğuz Sarvan’ın annesine yönelik bir küfür etmedi.. ‘Bu şerefsizi görevden alın, almazsanız biz gerekenleri yapacağız’ dedi..” Yani sevgili Muhtar, 48 saattir ettiği dualar tutsun diye olayı derinlemesine inceledi, görgü tanıklarıyla konuştu, delilleri balistiğe yolladı, ölçtü, biçti, baktı..Yetmedi biraz daha dua etti ve ‘tartışılmaz’ gerçeği ortaya çıkardı:“Yıldırım Demirören, ‘An..... s.....m’ dememiş, ‘şerefsiz’ demiş MHK Başkanı’na..” Reha Muhtar’ın iyi bir Beşiktaşlı olduğunu bilirdim ama Beşiktaş Başkanı’nı korumak için bu kadar işi abartacağını rüyamda görsem inanmazdım..***ÇÜNKÜ Reha Muhtar, herşeyden önce eski bir habercidir.. Bizim gibi gençlere köşesinden sürekli haberin kutsallığını, gazetecilik yapmanın ne gibi etik sorumluluklar gerektirdiğini anlatır..Bizler de kendisinden feyz alırız..Ancak bu konuda Reha Muhtar’ın gözüne Beşiktaş perdesi inmiş olmalı.. Çünkü bütün detayları benden öğrenmesine rağmen, CHP Milletvekili, büyük “Beşiktaşlı”, güvenilir tanık Erdoğan Yetenç’in şahitliğine itibar etmiş..Mevzu bizim haberimizi yalanlaması değil, kendi gazetesinin spor servisinin müdürüne güvenmemesi..Zaten ben de bundan sonrası için Erdoğan Yetenç’i kendi koltuğuma aday gösteriyorum.. Bizim 3 gün önce attığımız koskocaman bir yalanı “pat” diye ortaya çıkardı adam.. Ondaki bu cevheri boşa harcamamak gerekir..***BU kadar lafı dolandırdığımız yeter.. Gerçek bir haberci gibi davranalım, olaydaki gerçeklere dönelim:1. Yıldırım Demirören bu lafı etti..2. Bu lafı Şeref Salonu’ndaki kalabalığın içinde, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (yani futbol cezaları konusundaki en yetkili makam) Başkanı Avukat Reşat Bostan’a söyledi..3. Dedi ki: “O MHK Başkanı Oğuz Sarvan’a söyle, onun a..... s.....m!” 4. Bostan, Demirören’i başında bulunduğu PFDK’ya sevketti..5. Kurula giden sevk yazısında VATAN Gazetesi’nin pazartesi günkü haberindeki ifade aynen kullanılmış..Vallahi sevgili Muhtar.. Dua etsen de, adak adasan da, ayılsan da, bayılsan da..Olay aynen böyle gelişti..Artık önünde 2 yol var..Ya Erdoğan Bey’den rica edip onu PFDK’ya gönderiver, Yıldırım Demirören’in ceza dosyasına baksın ve orada neler yazdığını sana da bir söylesin..Ya da aramak istersen PFDK Başkanı Av. Reşat Bostan’ın cep telefonunu vereyim.. Sen şimdi ona da inanmazsın, çünkü ortada koskoca milletvekili, “büyük bir Beşiktaşlı”nın referansı var.. Yakın arkadaşın Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener’e de telefon aç, bir soruver..Ne yap et, şu işin doğrusunu öğren artık.. Bütün Türkiye rahatlasın..Ama bana bir daha sorma..*****www.fenerbahce.org F.BAHÇE’NİN internet sitesi, hani kendileri açıklayana kadar her haberin yalan olduğunu düşünen site, F.Bahçe muhabirimiz Ferudun Niğdelioğlu ile ilgili, kaçtır haddini aşan suçlamalarda bulunuyor..Yönetime yaranmak için her türlü taklayı atanları mübah sayıp, Ferudun’u her fırsatta karalıyorlar..Adam Türkiye’de haber almanın Genelkurmay kadar zor olduğu yerde, her gün önemli haberlere imza atıyor.. Arada sırada yanılıyor.. Tek tük yanlışlar nedeniyle gerekirse özür dilemeyi de biliyor üstelik..Ama Avukat Şekip Mosturoğlu’nun sitede imzasız olarak kaleme aldığı o üslubu haketmiyor..Susuyorum, çünkü bu yazıları ciddiye almıyorum.. Ama ilgililere şu bilgiyi vermek istiyorum..fenerbahce.org Ferudun’u taraftarın önüne atıyor.. Tıpkı Erman Toroğlu’na yaptıkları gibi.. Yarın, bir gün Ferudun’un başına bir şey gelirse, sorumluları o yazıları yazan ve yazdıranlar olacaktır..Aklınızda olsun..*****Papermoon’dan son haberler SALI gecesi İtalyan restoranı Papermoon’da yemek yiyen yakın bir arkadaşım aradı, “Kaçırıyorsun, bütün büyük başlar burada” dedi..Stadların Şeref Tribünleri ne ise, Papermoon da odur.. Bütün kulüp başkanları, yöneticileri, zengin taraftarlarının uğrak yeridir.. Her türlü kulis orada döner..Gerçekten de F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım’dan, Federasyon Başkanı Mahmut Özgener’e, G.Antep Başkanı İbrahim Kızıl’dan, Bursa Başkanı İbrahim Yazıcı’ya, Denizli Başkanı Ali İpek’ten Antalya Başkanı Hasan Akıncıoğlu’na, federasyon eski 2. başkanı Ata Aksu’dan “gölge” başkan Hamdi Akın’a kadar hepsi oradaymış, keyifli bir gece geçirmişler.. Tabii futbol dedikodusu da gırla gitmiş..Dedikoduların satırbaşlarını geçiyorum.. 1. F.Bahçe, Bursa’dan Sercan’ı istiyor.. Bursa “Hollanda’dan 6 milyon Euro veren kulüp var” diye çıtayı yükseğe koyuyor, nazlanıyor.. F.Bahçe ise satranç oynayıp Bursa’nın ayaklarının yere basmasını bekliyor.. Ortada buluşurlarsa anlaşma olacak..2. Güvenç Kurtar’ı gönderen Bursa, Şenol Güneş’le görüşüyor..3. Trabzon Tabata’yı transfer etmek için, salı günü araya hatırlı bir kişi sokmuş.. Antep Başkanı Kızıl “100 milyon dolar verseler de Tabata’yı vermeyeceğim.. Beni rahat bıraksınlar” diye terslemiş..4. Tabata’da sıkıntısı olan Trabzon, Bursa’dan kelepir fiyata Yusuf’u almak istiyor.. Bursa şimdilik vermiyor..5. Aslında kriz en çok kulüpleri vurmuş.. 2 dakikada bitecek transferler böyle ortalığa saçılıyorsa, demek ki kimsede para yok.. Herkes kendini eğlendiriyor..

Devamını Oku

Gülme komşuna!

20 Kasım 2008

ÖNCEKİ gün Avusturya’da gerçekleşen basın toplantısında Milliyet’ten Bilal Meşe soruyor:“Hocam, Fatih Tekke’nin Milli Takım’a alınmaması konusunda çıkan haberlere ne diyorsunuz?” Fatih Hoca cevap veriyor:“Ben bu tip aslı astarı olmayan iddialara gülüp geçiyorum.. Bu soruya yanıt vermek istemiyorum.. Sizlerden de sonraki soruya geçmenizi rica ediyorum..” ***BAYILIYORUM bu tip grandieuse (tanrısal) edalara.. Hiçbir şey söylemeden çok şey söylemiş olma çabasına.. Ama oraya gelmeden önce Fatih Terim’i bu açıklamayı yapmak zorunda bırakan haberimizi hatırlatalım..15 Kasım’da ‘Fatih Tekke gerçeği’ başlıklı manşetimizde sormuşuz: “Terim, 647 gündür Milli Takım’a almadığı Tekke’yi bir şaka yüzünden mi sildi?”Ve şakayı anlatmışız:Malta maçının devre arasında Terim soyunma odasına koluna kaptanlık pazubantı takarak geliyor.. Yardımcılarından biri “Hocam, sana bu kolluk çok yakışıyor.. Biz seni yıllarca bu kollukla seyrettik sahalarda” diyor..Tekke espriyi patlatıyor: “Nerde seyrettiniz? Halı sahada mı?” Terim bozulup “Öyle bir şaka yap ki, herkes birden gülsün” diye çıkışınca Tekke’den 2. espri geliyor:“Güldüler ya zaten hocam..” Altını çiziyorum.. Biz soyunma odasında yaşanan bir anekdotu aktarıyoruz sadece.. “Terim, Tekke’yi bu yüzden sildi” demiyoruz..“Acaba sebep bu mudur?” diyoruz..***FATİH Hoca, futbolla ilgili eleştirilmeyi sevmediği gibi, her konuda herkesi eleştirmeye bayılıyor.. Daha da önemlisi bunu kendisi için “başarılarınan dolayı doğal olarak hakedilmiş bir ayrıcalık” gibi görüyor..Sonra “Bu tip aslı astarı olmayan iddialara gülüp geçiyorum” diyor..Hakkını yemeyelim, o Fatih Terim.. Türk sporunun yetiştirdiği en önemli figürlerden biri.. Ona iyi bakmalıyız.. Kişisel fikrimi sorarsanız, Fatih Tekke orada Terim’e ayıp etmiş..Ama neden gazetecilerin başka soru sormasına izin vermiyor ki?İnsanın kafası karışıyor..Soyunma odasında öyle bir diyalog oldu mu, olmadı mı?Orası muallakta kalıyor..***BU durum ilk defa yaşanmıyor.. Artık alışkanlık haline getirdi Fatih Hoca..Euro 2008’deki son Almanya maçının bitimini hatırlayın.. İstifa ettiğini açıkladı.. Bütün Türkiye birbirine girdi.. Kimse Avrupa üçüncülüğünün (veya dördüncülüğünün) coşkusunu yaşayamadı.. Sonra rahmetli Hasan Doğan’la konuşup ikna oldu.. Nasıl ikna oldu, niye istifa etmişti, orası hiç anlaşılamadı..Burada Fatih Hoca’nın rol çaldığı bile öne sürüldü.. Ben açıkçası buna fazla itibar etmedim.. Çünkü yaşadığı bazı sıkıntılara vakıf olduğumu düşünüyordum..Bunları hiç dillendirmedi.. Dillendirene de gülmedi ama.. Sustu..O konu da hep muallakta kaldı..***O geçti, Bosna maçı öncesi yine VATAN’da G.Saray’la transfer görüşmesi yaptığının haberi çıktı.. Hem de Milli Takım’ın kamp yaptığı Swiss Otel’de..Fatih Hoca’ya basın toplantısında bunu sordular.. Aynen şu cevabı verdi:“Benim dışımda gelişen spekülasyonlarla ilgilenmiyorum..” Bu cümleden ne anlıyorsunuz? Yani “Gerçek olmayan bir konuda konuşmam” demek istiyor, değil mi?Peki 1 ay sonra Kanal 24’te çıktığı yayında ne dedi?“G.Saray benim takımım.. Benim oradan teklif almam normal..”Biraz rötarla da olsa, gerçeği kabul etti.. Yeni mukaveleyi imzaladıktan sonra.. Zaten Futbol Federasyonu Başkanı’ndan çaycısına kadar herkes bu görüşmeyi kabul ediyor.. Ama Fatih Hoca’ya göre böyle bir görüşme uzun süre “spekülasyon” olarak kaldı.. İşin garibi kırmızı-beyaz kuşlar bize sadece G.Saray’ın değil, Tottenham ile Bayern Münih’in de Terim’i istediğini fısıldadı.. Bu spekülasyonu yapanların kim olduğunu da en iyi Fatih Hoca biliyordur..Neyse, Terim aylık 260 bin YTL’lik yeni sözleşmesine imzayı atıverdi.. Kendisini bekleyen G.Saray’ı taca atarak üstelik..***HİÇ anlamadığım bir vukuatı var, o da Osman Tanburacı’ya ettiği küfürlerden sonraki “yavuz hırsız” hali..Hem adama bir araba küfretti hem de bunu kınayan Türkiye Spor Yazarları Derneği’ne tavır koydu..“Tanburacı sizin üyeniz değil, beni nasıl kınarsınız?” diye TSYD’nin, aynı zamanda Hürriyet’in spor müdürü olan başkanını resmen paçavra etti..Spor müdürlerine verdiği özel bir yemeğe, Esat Yılmaer’i çağırmadı.. Yani kınamanın acısını çıkardı..Yılmaer de buna karşılık doğru dürüst bir cevap veremedi, orası ayrı tartışma konusu..Ama Fatih Hoca işi gücü bıraktı, medyayla oynuyor.. Şu son Avusturya kampındaki rezalet nedir Allah aşkına!Özel maçta ilk antrenmanı basına kapalı yaptı.. Görüntü alınmasını engelledi..Maç öncesi basın toplantısını gazetelerin taşra baskılarına yetişmesin diye sanki, saat 20.00’de yaptı.. Yani “Ben küfrederim.. Ben görüşürüm.. Ben kızarım, oynatmam.. Siz beni yine de eleştiremezsiniz” dedi adeta..Bu, benim tanıdığım Fatih Hoca değil..Euro 2008 öncesi bambaşka bir Fatih Terim profili vardı.. Türkiye orada rüştünü ispat etti, bambaşka bir Terim ortaya çıktı..Ve 2. Terim’in bu gereksiz oyuna artık bir son vermesi gerekiyor..***LAF uzadı, unuttum sanmayın..Soyunma odasında öyle bir diyalog yaşanmış mı, yaşanmamış mı, ben Fatih Hoca’nın sözlerinden pek anlayamadım..En iyisi Fatih Tekke’nin bu konuda yapacağı açıklamayı beklemek.. Bakalım, o zaman kim kime gülecek?

Devamını Oku

Uyanın artık!

15 Kasım 2008

GEÇEN salı bu sayfalarda F.Bahçe-G.Saray maçında yaşanan Şeref Tribünü kavgasıyla ilgili bir haber yayınlandı.. O haberin spor dünyasındaki bazı kötü alışkanlıkları değiştirmesini umut ediyordum.. Ben de hakikaten saf oluyorum bazen.. Bizim dünyamızı Kurtlar Vadisi’ne benzetenler ise her seferinde haklı çıkıyorlar.. Çünkü bizim düzelmeye niyetimiz yok! Biz kendi durumumuzdan memnunuz! “Biz” tabirini bilinçli kullanıyorum, neticede medya da bu endüstrinin önemli bir parçası.. Başkalarını kötüleyip, kendimizi o çerçevenin dışında tutamamayız..HATIRLAYALIM önce kendi yazdığımız haberi.. 9 Kasım gecesi Kadıköy’de ne olmuştu?G.SARAYLILAR’IN iddiasına göre F.Bahçe Asbaşkanı Mahmut Uslu, 2. dakikada yedikleri golden sonra etrafa ana avrat küfretmeye başlamış, hemen arkasında oturan G.Saraylı Haldun Üstünel’in de “Küfretme terbiyesiz herif” diye karşılık vermesiyle ortalık karışmıştı.. Olaya Aziz Yıldırım müdahale etmiş, Üstünel’e “Sus, otur, bir daha konuşursan seni dışarı atarım” demişti..YILDIRIM ile Üstünel konuyu bir de devlet erkanının bulunduğu VIP Locası’nda tartışmıştı.. Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ve İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın gözleri önünde yaşanan tartışmada Üstünel, “O Mahmut’u sustur, yoksa gider onu evinden alır, döverim” demiş, Yıldırım ise “Sen kimsin? Asıl ben seni evinden alırım” karşılığını vermişti bağırarak..DİKKATİNİZİ çekiyorum.. Bu haber yalanlanmadı, aksine G.Saray Başkanı Adnan Polat ve F.Bahçeli yöneticiler tarafından kabul edildi.. O günden beri bekliyorum ki, yukarıda adı geçenlerden biri çıksın da, şu çirkin tabloyu temizlemek için gayret göstersin.. Şimdi onlara soruyorum:SAYIN Şahin.. Böyle bir olaya şahit olup susuyorsanız, Türkiye’de gerçekten adaleti temsil ettiğiniz konusunda kafalarda oluşabilecek soru işaretlerini nasıl yoketmeyi düşünüyorsunuz? O geceki olaylarla ilgili sorumluların ceza alması konusunda hangi girişimde bulundunuz?SAYIN Başesgioğlu.. Sizi yakınen tanıyorum.. “Yeter, uzatmayın” diyerek kestiğiniz tartışmadan sonra üstünüze düşen hangi görevi yaptınız? Gözünüzle gördüğünüz olayların cezasız kalması sizi rahatsız etmiyor mu? Mevzuat bahanesine sığınıp, kulağınızın üstüne yatmak sizin ciddiyetinizde bir devlet adamına en uyacak davranış biçimi midir? SAYIN Cerrah.. Tribün terörünü önlemek için çaba gösterdiğiniz bir dönemde nasıl susarsınız? Sizin emniyet güçlerinizin taraftarlara gerektiğinde ne kadar sert davrandığını, her stada gidişimde gözlerimle görüyorum.. Bu tabloyu böyle izlemeniz, gerçek tribün teröristlerini cesaretlendirmez mi? Bir cezai yaptırım uygulamak aklınızdan geçti mi hiç?SAYIN Yıldırım.. “Evden aldırmak” jargonu tüylerimi diken diken etti. 2 kulüp her sezon, her branşta sayısız maç yapıyor.. Bu tansiyon oralara nasıl yansıyacak, haberiniz var mı? Misafiriniz olan takıma küfrettiği öne sürülen asbaşkanınız Uslu’ya karşı ne yaptırım uyguladınız? Kulüpler Birliği Başkanı sıfatıyla bu gerilimi düşürmek yönünde nasıl bir çaba harcıyorsunuz? Gelecek maçlarda da aynı sahneler yaşanacak mı? F.Bahçe tribünlerini gerçek anlamda temizleme yolunda önemli adımlar attınız.. Şeref Tribünü’ne sıra ne zaman gelecek?SAYIN Üstünel.. Ana avrat yediğiniz küfürden sonra yaşanan olaylar ve o “Evden aldırırım” üslubu size yakışmadı.. Haklıyken, haksız duruma düştünüz.. Çevrenize “Kontrolümü kaybetmem yanlış oldu” dediğinizi biliyorum.. Bu özeleştiriyi kamuoyuyla niye paylaşmazsınız? Kamuoyuna daha yumuşak mesajlar vermek için ne bekliyorsunuz?SAYIN Uslu.. En sevdiğim F.Bahçe yöneticilerinden birisiniz.. 10 yıldır sizi tanıyorum.. Ama bu bir değil, iki değil.. Hemen her olayın göbeğinde siz varsınız.. Bu sefer de olayın sizin küfrünüzle başladığını söylüyor herkes.. Sizin “Küfretmedim ben” diyerek bu ayıptan kurtulma ihtimaliniz var mı gerçekten? Yaşınız 60’a merdiven dayadı artık, çizdiğiniz profilin farkında değil misiniz? Maçlarda kendinizi kontrol etmek için herhangi bir yardım almayı düşünüyor musunuz?YA Federasyon Başkanı Sayın Mahmut Özgener.. “Benim temsilcim orada yoktu” diyerek bu işten sıyrılmak mümkün mü? Burada susarsa bu federasyon, nerede konuşacak? Burada ceza vermezseniz, yarın sakın Çatladıkapıspor’un yöneticilerine 6 ay cezayı yapıştırdığınızda gururlanmayın.. O gün de biz diyebiliriz ki “Güçleri bunlara yetiyor..” Büyük-küçük ayrımı yapmadığınızı gösterin bize haydi..HELE İstanbul Valisi.. Şurada bile “Tıssss” tan başka ses çıkmıyorsa, o İl Güvenlik Kurulu ne işe yarar? “Şikâyet gelmedi bize” diyormuşsunuz.. 3 Maymun’u bize kabul ettiremezsiniz..İKİ kulübün yöneticileri bir araya gelip dostluk mesajı vermez, “Hepsi geçti.. Biz kardeşiz” demezlerse, çıkacak başka olayların, dökülecek kanların sorumluluğunu üstlenirler.. Haberleri olsun..BİR çift sözüm de medyaya.. Hürriyet’ten Erman Toroğlu, Milliyet’ten Atilla Gökçe, Ercan Güven, Bilgin Gökberk haberimize dayanarak sayfa boyunda koca koca yorumlar yaptılar..HİÇBİRİ de haberin kaynağından, yani VATAN’dan söz etmedi.. Hani neredeyse “Biz yaptık o haberi” diyecekler, kupür kullananlar..“BU ne kompleksmiş kardeşim?” diyecektim..AMA vazgeçtim.. Onu bile demiyorum..

Devamını Oku

Yalancı olan kim?

14 Ekim 2008

G.SARAY Başkanı Adnan Polat’ın pazar gecesi Telegol’e verdiği röportajı izlemesem, belki VATAN’ın geçen haftaki “G.Saray Terim’e transfer teklif etti” haberi üzerine sarı-kırmızılı yönetimden çıkan cızırtılı sesleri görmezden gelecektim.. Ama bardağı taşıran, Polat’ın ekrandan herkesin gözünün içine baka baka sarfettiği sözler oldu:“BU konuyu tekzip etmekten yorulduk.. O haberleri sürekli yalanlamaya kalksak internet sitemizin sayfaları bile yetmez.. Genelde milli takımlar toplandığı vakit, futbol şubesinden arkadaşlar muhakkak teknik direktöre ve yardımcılarına başarı dilemek için kampa giderler. Orada da uzun uzun sohbetler olur. Eskiden futboldan sorumlu olduğum dönemlerde ben de giderdim.. Yani yok ortada birşey..” ***ZAMAN zaman bu sütunlardan dile getiriyorum.. Bazen F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım’a denk geliyor.. Bazen Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’e.. Demek ki şu an Adnan Polat’ın sırası geldi..BİZE ‘yalancı’ diyor sayın Polat.. Bunu söylerken yüzünün renginde herhangi bir ton değişikliği görmüyorum, bu da onun açısından beni endişeye sevkediyor.. Doğru olmayan birşeyi bu kadar rahat söyleyebilmesi, spor medyası olarak kimlerle her gün karşı karşıya kaldığımızı hatırlatıyor bana..ASLINDA bizde de hata var.. Çünkü hangi haberimizle ilgili tepki oluşursa oluşsun, aradaki ‘off the record’ (kayıt-dışı) görüşmeleri kullanmıyoruz.. Mesela “G.SARAY, Terim’e transfer teklif etti” haberimizle ilgili bu prensibimizi bozsak ne olur acaba?G.SARAY Başkanı ile Federasyon Başkanı arasında haberin çıktığı gün yaşanan konuşmayı..HABERİMİZİN yer aldığı gazete henüz baskıya verildiği gece, VATAN’da çıkacak haberi nereden-nasıl öğrendiklerine şaşırdığımız (!) G.Saraylı yöneticilerin, bu haberin yayınlanmaması için bazı yetkili arkadaşlarımıza nasıl diller döktüğünü..HABERİMİZİ okuduktan sonra G.Saray Başkanı ve Terim’le görüşme yapan G.Saraylı yöneticiler arasında geçen konuşmaları..FATİH Terim’in bize neler söylediğini..KULLANMIYORUZ..ÇÜNKÜ adı üstünde, ‘off the record’ konuşmalar.. Kimseyi daha da zor durumlara düşürmek istemiyoruz.. Ama böyle yaparak Adnan Polatlar’ın ekmeğine yağ sürüyoruz.. O da bu sayede çıkıyor bir medya organına, boş kaleye gol atmaya çalışıyor.. Yukarıdaki cümleleri sıkılmadan sarfedebiliyor..AYRICA internet sitesinden kamuoyuna diyor ki:“G.SARAY, görevde teknik adamı varken başkasına teklif yapmaz.. Bu, G.Saray’ın ananelerine aykırıdır.. Bunlar hem şanlı G.Saray’ımızı, hem de Fatih Terim’i yıpratmaya yönelik, maksatlı haberlerdir..” * SANKİ 30 Aralık 2007’de Kalli tatildeyken, İstanbul BŞ Bld.’nin hocası Abdullah Avcı’ya transfer teklif edenler G.Saray yöneticisi değildi?* SANKİ Skibbe varken Rijkaard’la yemek yiyenler G.Saray yöneticisi değildi?* SANKİ Skibbe varken, geçen hafta boyunca başka yabancı teknik adamların ağzını yoklayanlar G.Saray yöneticileri değildi?ONLARA herkesle görüşmek serbest.. Bizim yazmamız ‘G.Saray’ı yıpratmaya yönelik’ ve ‘maksatlı.’***BEN spor dünyasında kendi beceriksizliğini kabul edeni görmedim şimdiye kadar.. Böyle durumlarda suçlu çoğu zaman medyadır.. Kalan zamanlarda da ‘dahili ve harici düşmanlar..’POLAT’IN bu ‘yalan’ yalanlamasını izledikten sonra, insanın aklına daha kötü şeyler de geliyor..DÜŞÜNÜYORUM.. Acaba Polat, bugüne kadar kamuoyuna yansımış başka hangi konularda gerçeğe aykırı beyanlar vermiş olabilir?AKLIMA ilk olarak 12 Temmuz 2007’de Mahmut Uslu’nun ortaya attığı şu iddia geliyor:“2003 yılında Moskova Havalimanı’nda Adnan Polat ile karşılaşıyorlar.. Uslu hakemlerden şikayet ediyor. Polat akıl veriyor: Ama siz yanlış yapıyorsunuz. Geldiğiniz günden beri Haluk’la (Ulusoy) kavga ediyorsunuz. Biz 4 sene üst üste nasıl şampiyon olduk sanıyorsun? Haluk’la iyi geçinin, yan hakemleri ayarlayın, gör bak nasıl şampiyon olursunuz..” ADNAN Polat ertesi gün bunu yalanlıyor.. Haber çıkmadan önce benimle yaptığı telefon görüşmesini de unutarak üstelik..SONRA F.Bahçe’nin şampiyonluğu Denizli’de bıraktığı 2006’daki söylentiler zihnimde canlanıyor.. Ortada dolaşan teşvik primi çantaları.. Bizzat Denizli Başkanı Ali İpek tarafından kamuoyuna açıklanmışlardı, “Denizli küme düşerse bunları teker teker beyan edeceğim” demişti İpek! Neyse Denizli küme düşmedi de öyle umuma açık bir beyan olmadı.. G.Saray’la alâkalı söylentileri Polat, yalanlamıştı o zaman..95-96 sezonunda Serdar Çakman’ın hakemliği bırakmasına dek uzanan olayı da yalanlamıştı Polat..***SADECE Polat mı? Fatih Terim de beni hayâl kırıklığına uğratıyor.. G.Saray’ın teklifi sorulduğunda ne diyor Bosna maçından önceki basın toplantısında:“BÖYLE kritik bir maç öncesi benim dışımda gelişen spekülasyonlarla ilgilenmiyorum..” YANİ? “görüştü mü”, “görüşmedi mi” belirsiz..BENİM tanıdığım Terim, öyle bir görüşme olmasa haberin altında imzası bulunan arkadaşımız Tayfun Bayındır’ı, basın toplantısında aleme rezil ederdi.. Ama o da konuyu ortalıyor..O zaman ne oluyor? G.Saray, Milli Takım’ın kamp yaptığı Swiss Otel’de Terim’e 2 gün üst üste teklif yaptı mı, yapmadı mı? Halk gerçeği anlayamıyor.. Medyaya kızıyor.. Biz G.Saray düşmanı oluyoruz..TIPKI daha önce de F.Bahçe veya Beşiktaş düşmanı ilân edildiğimiz gibi..***SON günlerde kendi aramızda çok sık kullandığımız bir söz var:HALKI kandırabilirsin ama Hakk’ı kandıramazsın.. Eğer biz kandırıyorsak bize (sadece VATAN’ı kastediyorum, medyanın genelini değil) yazıklar olsun..AMA eğer onlar kandırıyorsa..ZATEN bir gün hesabını verirler..

Devamını Oku

F.Bahçe’yle ‘garip’ ilişki

22 Ağustos 2008

DİKKATLİ okurlarımız farkındadır.. 3 gündür F.Bahçe ile aramızda ‘garip’ bir iletişim var.. Biz Alex transferiyle ilgili kafamızda doğan bazı soru işaretlerini bu sütünlardan dile getiriyoruz.. Onlar da sağolsun, bu şüpheleri ortadan kaldırmak üzere bize yanıtlar veriyorlar..Her seferinde onlar medyaya işini öğretecek değil ya.. Bu sefer de ben F.Bahçe’ye iletişimle ilgili bazı hatalarını anlatmak istiyorum.. ***ALEX’LE ilgili ilk haber 19 Ağustos’ta çıkıyor.. Başlığı “Alex’e garip ödeme.” Demişiz ki: “F.Bahçe, Alex’in imaj hakları için Uruguay 2. Ligi’nden Atletico Rentistas’a son 2 yılda 2.2 milyon Euro ödedi.. Alex bu takımda hiç futbol oynamamış.. Bu kulübün reklam pazarlaması yapacak bir pozisyonu da yok.. Bu ödeme nerden çıktı?” F.Bahçe aynı gün bize şu yanıtı vermiş: “Böyle bir ödeme yaptık ve bu garip değil.. Çünkü Alex imaj haklarını Rentistas’a devretmiş.. 2.2 milyon Euro Alex’e ödenen toplam paranın bir bölümü..” Ancak bu yazıyı kaleme alanlar açıklamanın son cümlesinde bize dokundurmadan edemiyor: “Gazetenin kulübümüzden konu ile ilgili bilgi almaksızın bu başlık altında yapmış olduğu haber farklı yorumlara sebebiyet verebilir.” Kulüpten bilgi almak? Aziz Yıldırım tepkisinden çekindiği için hangi yönetici hangi gazeteciye resmi bilgi, resmi demeç verebiliyor ki? Kendi adıma ben hangi F.Bahçe yöneticisiyle konuşsam, “Aman adımı kullanma” uyarısını alıyorum.. Ve içimden gülüyorum.. Hem bilgi vermeye korkarsınız, hem de medyayı ‘kamuoyunu yanlış bilgilendiriyor’ diye topa tutarsınız.. Tiyatroyu bırakalım, biz birbirimizi biliyoruz..***NEYSE, 20 Ağustos’ta F.Bahçe’nin bu açıklamasını kullanıp, “Fener’e garip gelmiyor” başlığıyla aklımıza gelen yeni soruları sormuşuz: “F.Bahçe zaten Alex’in tüm haklarına sahipti, neden böyle bir imtiyaz vermeyi kabul etti? Alex niye doğru dürüst bir şirket yerine A.Rentistas’la bu anlaşmayı yaptı? F.Bahçe, Alex’in imaj haklarından kaç para kazandı? A.Rentistas ile menajer Juan Figer arasında ilişki var mı?” Aynı gün SABAH da bizim haberi devam ettirip F.Bahçe ile Figer arasında karanlık ilişkiler olduğunu yazmış..Bunlara F.Bahçe hemen “Yanlış bilgilerle haber yapmak” başlığı altında cevap vermiş.. Başlıktaki yakıştırmayı da bize yapmamışlar, bilesiniz.. Çünkü bal gibi biliyorlar, bu haberleri duvara değil, ‘belgelere’ dayanarak yaptığımızı.. Bu suçlamaya muhatap olan SABAH ne cevap verir, bilemem.. Ben kendimden sorumluyum..Bize kısaca şunu söylemişler: “Alex istediği için, 2.2 milyon Euro’yu A.Rentistas’a yolladık.. Gerisi bizi ilgilendirmez..” Yani, 3 günlük soru-cevaplı yayınımız sonunda öğrendiklerimiz şunlar:1 F.BAHÇE Alex’e yılda 3.2 milyon Euro ödüyor.. Hiç fena para değil!2 BUNUN 2 milyon Euro garanti, artı maç başına 3500 Euro’sunu Futbol Federasyonu’na bildiriyor.. Vergisini ona göre ödüyor..3 1.1 milyon Euro’yu da Güney Amerika’nın İsviçre’si, yani vergi cenneti olarak bilinen Uruguay’a yolluyor.. Vergisini reklam anlaşması olarak ödüyor..4 BUNU 2 yıldır Alex böyle istiyor, çünkü Uruguay’a yatan paranın vergisini ödemiyor..***F.BAHÇE, yaptığı bu 2 açıklamayla gazetecilik merakımızı giderdi.. Ama aba altından sopa gösterme huyları yok mu, orası beni coşturuyor..2. açıklamalarının satır aralarındaki şu ‘saldırgan’ üsluba bakın: “VATAN, mantığını ve nereye vardırmak istediğini anlamakta zorluk çektiğimiz bazı sorular soruyor..”, “...Bunu idrak etmek zor olmayacaktır..” En sıradan açıklamayı bu ‘agresif’ üslubu kullanarak yazanın kim olduğunu çok merak ediyorum.. Çünkü kişiliğine dair bazı fikirlerim var.. Onları da bir gün kendisiyle paylaşmak isterim..Ve en önemlisi:“Söz konusu gazetelerin kulübümüze karşı takındıkları tavır, maksatlı yaklaşım ve haberlerindeki yorumlarını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz..” İşte bize bunu yapamazsınız beyler! Elimizdeki belgeleri biliyorsunuz, haberi yalanlayamıyorsunuz.. Büyüklük doğruyla yalanı ayırt ederek, haklıya hakkını vererek de ortaya konması gereken bir kavramdır.. F.Bahçe burada ‘büyük’ davranmıyor, herkesi aynı kefeye koyup ceza olarak da taraftarının önüne atıyor..Ve bunu hep yapıyor..Bu yüzden F.Bahçe taraftarı bizi öcü sanıyor..Ne oluyor sonra? Erman Toroğlu ile Altan Tanrıkulu’na Budapeşte’de F.Bahçe taraftarları saldırıyor, silahlar çekiliyor.. Bu haberi yapan Ferudun Niğdelioğlu’na Kadıköy’de 20 kişi saldırıyor.. Hepimize internetten ağız dolusu küfürler ediliyor.. F.Bahçe bırakın kınamayı, böyle ‘maksatlı’ açıklamalarla bu saldırılara adres gösteriyor..Ve çok ayıp ediyor.. Yarın bir gazetecinin başına gelebilecek belaların vebalini üstüne alıyor..Aziz Yıldırım, sanki gazetecileri Fener lehine çalışan ve çalışmayan diye 2’ye ayırıyor.. Çalışmayana da düşman muamelesi yapıyor..Bu medyada yalancı yok mu? Var kardeşim.. Satılmış yok mu? Var kardeşim..Ama bizi onların arasındaymış gibi göstermeye çalışanın da alnını karışlarım kardeşim..Aklınızda bulunsun..Maalesef bugünlük yerim bitti.. Juan Figer konusuna da artık başka yazılarda değinirim!

Devamını Oku