Haberin Devamı
ÖNCEKİ gün Avusturya’da gerçekleşen basın toplantısında Milliyet’ten Bilal Meşe soruyor:
“Hocam, Fatih Tekke’nin Milli Takım’a alınmaması konusunda çıkan haberlere ne diyorsunuz?”
Fatih Hoca cevap veriyor:
“Ben bu tip aslı astarı olmayan iddialara gülüp geçiyorum.. Bu soruya yanıt vermek istemiyorum.. Sizlerden de sonraki soruya geçmenizi rica ediyorum..”
BAYILIYORUM bu tip grandieuse (tanrısal) edalara.. Hiçbir şey söylemeden çok şey söylemiş olma çabasına.. Ama oraya gelmeden önce Fatih Terim’i bu açıklamayı yapmak zorunda bırakan haberimizi hatırlatalım..
15 Kasım’da ‘Fatih Tekke gerçeği’ başlıklı manşetimizde sormuşuz: “Terim, 647 gündür Milli Takım’a almadığı Tekke’yi bir şaka yüzünden mi sildi?”
Ve şakayı anlatmışız:
Malta maçının devre arasında Terim soyunma odasına koluna kaptanlık pazubantı takarak geliyor.. Yardımcılarından biri “Hocam, sana bu kolluk çok yakışıyor.. Biz seni yıllarca bu kollukla seyrettik sahalarda” diyor..
Tekke espriyi patlatıyor: “Nerde seyrettiniz? Halı sahada mı?”
Terim bozulup “Öyle bir şaka yap ki, herkes birden gülsün” diye çıkışınca Tekke’den 2. espri geliyor:
“Güldüler ya zaten hocam..”
Altını çiziyorum.. Biz soyunma odasında yaşanan bir anekdotu aktarıyoruz sadece.. “Terim, Tekke’yi bu yüzden sildi” demiyoruz..
“Acaba sebep bu mudur?” diyoruz..
FATİH Hoca, futbolla ilgili eleştirilmeyi sevmediği gibi, her konuda herkesi eleştirmeye bayılıyor.. Daha da önemlisi bunu kendisi için “başarılarınan dolayı doğal olarak hakedilmiş bir ayrıcalık” gibi görüyor..
Sonra “Bu tip aslı astarı olmayan iddialara gülüp geçiyorum” diyor..
Hakkını yemeyelim, o Fatih Terim.. Türk sporunun yetiştirdiği en önemli figürlerden biri.. Ona iyi bakmalıyız.. Kişisel fikrimi sorarsanız, Fatih Tekke orada Terim’e ayıp etmiş..
Ama neden gazetecilerin başka soru sormasına izin vermiyor ki?
İnsanın kafası karışıyor..
Soyunma odasında öyle bir diyalog oldu mu, olmadı mı?
Orası muallakta kalıyor..
BU durum ilk defa yaşanmıyor.. Artık alışkanlık haline getirdi Fatih Hoca..
Euro 2008’deki son Almanya maçının bitimini hatırlayın.. İstifa ettiğini açıkladı.. Bütün Türkiye birbirine girdi.. Kimse Avrupa üçüncülüğünün (veya dördüncülüğünün) coşkusunu yaşayamadı.. Sonra rahmetli Hasan Doğan’la konuşup ikna oldu.. Nasıl ikna oldu, niye istifa etmişti, orası hiç anlaşılamadı..
Burada Fatih Hoca’nın rol çaldığı bile öne sürüldü.. Ben açıkçası buna fazla itibar etmedim.. Çünkü yaşadığı bazı sıkıntılara vakıf olduğumu düşünüyordum..
Bunları hiç dillendirmedi.. Dillendirene de gülmedi ama.. Sustu..
O konu da hep muallakta kaldı..
O geçti, Bosna maçı öncesi yine VATAN’da G.Saray’la transfer görüşmesi yaptığının haberi çıktı.. Hem de Milli Takım’ın kamp yaptığı Swiss Otel’de..
Fatih Hoca’ya basın toplantısında bunu sordular.. Aynen şu cevabı verdi:
“Benim dışımda gelişen spekülasyonlarla ilgilenmiyorum..”
Bu cümleden ne anlıyorsunuz? Yani “Gerçek olmayan bir konuda konuşmam” demek istiyor, değil mi?
Peki 1 ay sonra Kanal 24’te çıktığı yayında ne dedi?
“G.Saray benim takımım.. Benim oradan teklif almam normal..”
Biraz rötarla da olsa, gerçeği kabul etti.. Yeni mukaveleyi imzaladıktan sonra.. Zaten Futbol Federasyonu Başkanı’ndan çaycısına kadar herkes bu görüşmeyi kabul ediyor.. Ama Fatih Hoca’ya göre böyle bir görüşme uzun süre “spekülasyon” olarak kaldı..
İşin garibi kırmızı-beyaz kuşlar bize sadece G.Saray’ın değil, Tottenham ile Bayern Münih’in de Terim’i istediğini fısıldadı.. Bu spekülasyonu yapanların kim olduğunu da en iyi Fatih Hoca biliyordur..
Neyse, Terim aylık 260 bin YTL’lik yeni sözleşmesine imzayı atıverdi.. Kendisini bekleyen G.Saray’ı taca atarak üstelik..
HİÇ anlamadığım bir vukuatı var, o da Osman Tanburacı’ya ettiği küfürlerden sonraki “yavuz hırsız” hali..
Hem adama bir araba küfretti hem de bunu kınayan Türkiye Spor Yazarları Derneği’ne tavır koydu..
“Tanburacı sizin üyeniz değil, beni nasıl kınarsınız?” diye TSYD’nin, aynı zamanda Hürriyet’in spor müdürü olan başkanını resmen paçavra etti..
Spor müdürlerine verdiği özel bir yemeğe, Esat Yılmaer’i çağırmadı.. Yani kınamanın acısını çıkardı..
Yılmaer de buna karşılık doğru dürüst bir cevap veremedi, orası ayrı tartışma konusu..
Ama Fatih Hoca işi gücü bıraktı, medyayla oynuyor.. Şu son Avusturya kampındaki rezalet nedir Allah aşkına!
Özel maçta ilk antrenmanı basına kapalı yaptı.. Görüntü alınmasını engelledi..
Maç öncesi basın toplantısını gazetelerin taşra baskılarına yetişmesin diye sanki, saat 20.00’de yaptı.. Yani “Ben küfrederim.. Ben görüşürüm.. Ben kızarım, oynatmam.. Siz beni yine de eleştiremezsiniz” dedi adeta..
Bu, benim tanıdığım Fatih Hoca değil..
Euro 2008 öncesi bambaşka bir Fatih Terim profili vardı.. Türkiye orada rüştünü ispat etti, bambaşka bir Terim ortaya çıktı..
Ve 2. Terim’in bu gereksiz oyuna artık bir son vermesi gerekiyor..
LAF uzadı, unuttum sanmayın..
Soyunma odasında öyle bir diyalog yaşanmış mı, yaşanmamış mı, ben Fatih Hoca’nın sözlerinden pek anlayamadım..
En iyisi Fatih Tekke’nin bu konuda yapacağı açıklamayı beklemek.. Bakalım, o zaman kim kime gülecek?

