Yıldırım - Polat derbisi kaç kaç?

Haberin Devamı

DERBİDEN sonra iyice belirginleşen G.Saray-F.Bahçe yakınlaşması herkesin dilinde.. Hepimizin özlediği bir tablo bu ama bir yandan da ne kadar gerçek acaba? Tabii ikisi de zirvenin 8 puan gerisinde ve konjonktür buna uygun.. Benim baktığım açı ise şu: Bu birlik tablosu hangi kulüp başkanının daha fazla işine yarıyor? Teker teker görelim..

G.SARAY ve F.Bahçe sezona en az 2 kupa hedefiyle başladı.. Büyük transferler yaptılar.. G.Saray, ‘çaylak’ hocasıyla ilk mağlubiyeti Avrupa’da aldı.. Şampiyonlar Ligi’ne kalamadı, 10 milyon Euro’ya yaklaşan geliri rakibine kaptırdı.. Sonra UEFA’da önemli başarılar elde etti ama nefesi yetmedi.. Fortis’te Sivas önünde ‘karizma bozacak’ sonuçlar alan G.Saray elendi, F.Bahçe ise o Sivas’ın ‘karizmasını çizerek’ büyük avantaj sağladı.. Lig ise ortada.. G.Saray, saha sonuçları açısından geride kaldı..

İKİ başkan da derbi öncesi iki ayrı tutum izledi.. Yıldırım derbiyi germek ve rakibine olabildiğince çok hasar vermeyi planladı.. Polat ise havayı yumuşatmayı, doğabilecek yumuşak atmosferle hem cezasız hem de 3 puanla derbiyi kapatmayı denedi.. Önce Polat’ın uzattığı zeytin dalını geri çevirdi Yıldırım.. SuAda’daki ‘birlik’ yemeğine katılmadı.. Aksine takım otobüsünün 1 numaralı koltuğuna oturup Ali Sami Yen’e ‘başkomutan’ edasıyla gitti.. Onu görmek bile G.Saray tribünleri için tahrik unsuruydu.. Yıldırım korkusuz, ne yaptığını bilen ve dimdik bir görüntü vererek derbinin atmosferini tek başına yönetti.. Polat ise ne tribünlerine ne de takımına hakim olabildi.. G.Saray’ın hem sahası hem de stadının kalbi Kapalı Tribün kapandı.. Olayları Lugano ve Volkan’ın başlattığını görüyoruz.. Ama G.Saraylılar soğukkanlı kalamadılar, provoke oldular.. F.Bahçe’de de hasar var ama daha az..

AZİZ Yıldırım önemli bir şey daha yaptı.. G.Saray’ı kendi camiasına ve geleneklerine yabancılaştırdı, bir nevi F.Bahçelileştirdi.. Yalman, Süren, Canaydın zamanlarında hiç olmadığı kadar ezeli rakibinin eski haline benzemeye başladı G.Saray.. Sıkıştıkça hep F.Bahçe bağırırdı hakemlere.. Şimdi önü G.Saray alıyor.. Eskiden yönetim zaafiyeti F.Bahçe’de vardı, şimdi G.Saray’da.. F.Bahçe son 6 senede 3 hoca, 1 başkanla çalışacak kadar istikrar sağladı.. G.Saray aynı dönemi 7 teknik adam (Terim, Hagi, Gerets, Feldkamp, Cevat Güler, Skibbe, Korkmaz) ve 2 başkanla geçirdi.. Polat yönetiminin kullandığı jargon da, tanıdığım çoğu G.Saraylı’nın tüylerini diken diken ediyor..

F.BAHÇE bağırdığı zaman yeri göğü inletiyor ve daha inandırıcı bulunuyor kamuoyu tarafından.. Çünkü başkanları bu işin artık kitabını yazdı.. Zamanlamasını daha iyi yapıyor.. Mesela F.Bahçe, bağırmak için kupadaki Sivas rövanşını veya muhtemel finalleri bekliyordur.. Oralarda sıkıntı yaşamazsa, oyunu kurar ama oynamaz, figüranlarına oynatır..

G.Saray ise 16. haftada “Hakemlere güveniyoruz” deyip, 18. haftada “Güvenmiyoruz”a dönünce gösterdiği tepkinin manası azaldı.. Üstelik aynı dönemde 3 hedefte birden gerileyip, teknik kadro operasyonu yaptılar.. Demek ki başarısızlığın bir bölümü de kendilerine ait..

POLAT-Federasyon gerginliğine Başbakan bile müdahil oldu.. Maslak Acıbadem’in açılışında Tayyip Erdoğan önemli bir konuşma yaptı.. Yıldırım’ın, orada 2 ustaca çıkışı vardı.. Bir: “Evet, G.Saray çok bağırıyor.. Biz İstanbul BŞ Bld’ye 2 ofsayt golle maç kaybettik, gıkımızı bile çıkarmadık” diyerek futbolda taşıdığı sorumluluğun altını çizdi.. İki: “Ben taraftar meselesiyle uğraştım, çünkü daha uzun süredir başkanım.. Adnan ve Yıldırım beyler ise benim kadar eski değiller, onların geçmişten gelen ilişkileri var hâlâ” dedi.. Yani, “Ben antipatik gözükmeyi göze alıp bu çapulcularla uğraştım, işi çözdüm.. Onlar henüz yapamaz” mesajını verdi.. Peki o konuşmada medya önünde ‘bağıran’ Polat ne yaptı? Haklıysa bile bunu ortaya koyamadı, kendisine yapılan bütün eleştirileri suskunlukla dinledi ve Başbakan’ın ‘barış’ isteğine rağmen savaşı sürdürdü.. Çünkü ‘federasyona saldırıp kendine mazeret yaratmazsa’, başarısızlık ‘saatli bomba’ gibi elinde duruyor.. Kısaca F.Bahçe devlet katında da kazandı..

PEKİ ya derbiden sonrası.. Polat çıkıp “Tezgâh var.. Bizi yarışdışı bıraktılar.. F.Bahçe de aynı fikirde” dedi.. Yıldırım desteklemedi.. Belli ki Yıldırım, kendi fikrini Polat’a söyletip kenara çekildi.. G.Saray da oyuna geldi, yalnız kaldı.. Yine onlar ‘bağırdı’, F.Bahçe ‘sustu..’

CEZALARLA ilgili F.Bahçe Tahkim’e gitiyor ve olayları çıkartanların arkasında durmadı.. G.Saray ise Emre Aşık’ın kırmızı kartının iptal edilmesi için bile federasyona başvurdu.. Bu ortak ayıbın sorumluluğunu paylaşmadı..

SONUÇTA bu derbiler sahadaki 90 dakikayla bitmiyor.. F.Bahçe’yi tanırım.. Çıkarlarına en ufak bir zarar gelirse, ittifakı hemen bozar.. Oysa şu andaki ittifak işlerine yarıyor.. Benim anlamadığım ise bariz aleyhine oluşan dengelere rağmen G.Saray’ın ittifaktan medet umması.. Bu da ne çaresiz olduklarını gösteriyor..

F.BAHÇE iyi bir stratejik sınav verdi, çünkü stratejisi var.. En başta da kendi camiasına karşı.. Seçim mayısta.. F.Bahçe’nin pozisyon aldığı kulüp her zaman G.Saray’dır.. Aziz Yıldırım, son 7 haftada klasmanda G.Saray’ı geride bırakacak kadar zaman ve alan kazandı.. Eğer 8 puan önde Sivas değil de G.Saray olsaydı, mayıstaki seçim karakolda biterdi.. Ama şimdi G.Saray’ı altta bırakıp son 7 haftayı da kontrollü geçirirse, 50 yılın en skandal sezonlarından birini az hasarla atlatacak ve önüne bakacak..

G.SARAY ise şansa gelen geçen yılki şampiyonluğun ardından kazandığı herşeyi kaybetmek üzere.. Bunun da faturası bir yere kadar federasyona, Korkmaz’a veya Sezgin’e çıkar.. Neticede geminin dümeni sizdeyse, sorumluluk da size aittir.. Bu yılın faturası da 2010-Mayıs kongresinde çıkar.. Peki sizce kim kazanmış?

DİĞER YENİ YAZILAR