Kanlı maskeleri düşürme fırsatı

17 Temmuz 2005

Hayatın en alçak ve insan değerlerini inkâr eden en karanlık alanı terördür.Terörün korkunçluğu, acımasızlığından çok sinsiliğinden ve hilekâr baskın metodları uygulamasından gelir.Türkiye yıllardır PKK'nın acımasız ırkçı terörüne hedeftir. 15 yıl süren düşük yoğunluklu savaş, elebaşı Apo'nun yakalanması ve PKK'nın yenilgisi ile sonuçlanmıştır.Fakat siyasetçiler kazanılan askeri başarıyı, PKK'ya politik ilerleme fırsatları hazırlayan dış politika yanlışları ile harcamışlardır. Bölücü terör örgütü, Irak'taki Amerikan işgalinin sağladığı olanaklarla bir "sil baştan" denemesi yapıyor.Ne olursa olsun terör yoluyla Türkiye'den bir şey sağlamanın imkânsızlığı tecrübeyle anlaşılmıştır. Aslında teröre bahane olarak talep edilen kültürel haklar, terör sayesinde değil, PKK'nın yenilmesinden sonraki sükûnet döneminde tanınmıştır.Katili herkes biliyorYani tırmandırılmaya çalışılan terör, 35 bin vatandaşın katlinden sorumlu olan terör patronlarının devlete ve halka uyguladıkları aşağılık bir şantajdır.Bunu açıkça söyleyemiyorlar, çünkü eriyen tabanlarını tümüyle kaybetmeleri ihtimali artacaktır.Kürt siyasal hareketi, baştan beri Apo'nun ve PKK'nın denetimindedir. Düne kadar tartışmasız teslimiyet vardı ama bugün, yaşanan tecrübelerin öğrettiği gerçekler bazı insanları, İmralı ve Kandil Dağı'ndaki despotlara "yeter" diyecekleri bir noktaya getirmiştir. O sesi tabanda karşılık bulacak açıklıkla duyuran kişi HADEP eski Genel Başkan Yardımcısı Hikmet Fidan'dı.Tehdit kokan birkaç uyarı ardından 6 Temmuz'da onu Diyarbakır'da vurup öldürdüler.PKK terörüne ve Kürt hareketinin İmralı'dan yönetilmesine karşı çıkan Fidan'ın arkadaşları bu cinayeti kınayamadılar bile. Çünkü emrin nereden gelmiş olabileceğini hepsi biliyordu.Halk nasıl uyanır?Fidan'ın konuşmaya cesaret edebilen iki arkadaşı, Devrim Sevimay'ın Pazartesi Röportajı'na konuk oldular.Biri ilham verici bir gözlem aktarıyor:Bölge halkı PKK'nın şiddeti artırmasını hiç doğru bulmuyor. Çünkü gözle görülür bir rahatlama oldu. Kürtlerle ilgili devletin attığı bir iki adım büyük beklenti doğurdu. Şiddet tamamen gündemdan çıkarsa, tartışarak, konuşarak, AB süreci içinde hiç silâha gerek kalmadan Kürtlerin insanî haklarının daha da iyileştirilebileceğini umuyorlar. Böyle bir inanç oluştu."Hikmet Fidan bu kazanımları değerlendiren yolu savunduğu için öldürüldü.Bu dünyanın içinde olan herkes ölüm emrinin nereden verildiğini biliyor.Ama tetikçi yakalanmadan PKK'nın karanlığı dağılmayacaktır.Fidan cinayeti PKK'nın halk düşmanlığını, başındaki haydutların egoistliğini, Kürt kökenli vatandaşlara kanıtlamak yolunda altın bir fırsat sunmaktadır.İktidar ve emrindeki güvenlik güçleri, PKK'nın ve siyaset adamı geçinen pek çok kanlı kuklanın maskesini düşürecek bu fırsatı heba etmemelidir.

Devamını Oku

İhanet örgütü!

16 Temmuz 2005

Türkiye'nin turistik merkezlerinden Kuşadası dün kanlı bir terör saldırısına hedef oldu.Plaja giden bir minibüs, kentin merkezi olan Atatürk anıtı önünde havaya uçuruldu.Aralarında turistlerin de olduğu beş kişi öldü, 13 kişi yaralandı.Saldırının bir intihar eylemi olması ihtimali yüksektir. Daha önce Kuşadası ve Çeşme'de turizmi sabote etme amaçlı iki taciz eylemi yaptığından hareketle uzmanlar PKK'yı işaret ediyorlardı ama akşam bir sürpriz oldu:PKK saldırıyı kınadı.Keşke ama hiç inandırıcı gelmiyor.Eylemde yabancıların da ölmesi, PKK'yı Avrupa desteğini kaybetme telaşına sokmuş olabilir. Yani örgütün tavrı şaşırtma olabilir.Çünkü cinayetlere yeniden başlamışlardır.PKK'nın lider takımı nereye varacaklarını sanıyorlar? Irkçı terörün amacı her yerde toplumun bir kesimi ile geri kalanı arasında kan davası yaratmaktır. Bunu daha önce denediler, derslerini almış olmaları gerekirdi.Bebeklere olsun yaşama hakkı tanımadığı dönemde dahi Apo cahil dedikleri bu milleti terörün nefret tuzağına çekmemiştir.Bunu yine başaramaz.Ekmekle oynuyorlarApo ve adamlarının o dönemdeki talepleri Kürt kimliğine saygı gösterilmesi idi.Bu bahane de kalmamıştır.Terör örgütünün yenilmesini izleyen güvenli dönemde AB reformları, düne kadar hayale sığmayacak kapıların açılmasını sağlamıştır.Kültürel haklar yanında kamu hizmetleri yayılmaya başlamış, ekonomide umut veren bir canlanma kendini göstermiştir.Terörü yeniden başlatmak böyle bir tabloda ancak PKK'nın ihanet örgütü olduğunu kanıtlar.Yalnız vatana değil, mensup oldukları etnik gruba da ihanet ediyorlar!Barış ortamını sabote ederek, turizme yatırım yapmış ve turistik yerlerde iş bulmuş Kürt kökenli gençlerin ve girişimcilerin de ekmeği ile oynuyorlar.Katillerin pazarlığıTürkiye'nin düze çıkma şansına sinsice, alçakça saldıran terör patronları ne istiyor?İstedikleri şey eski cinayetlerini, yeni cinayetlerin tehdidi altinda affettirmektir!Türkiye'de hiç bir iktidar böyle bir tasarrufu aklından bile geçiremez.Terör örgütüyle siyasi pazarlık olamayacağına göre bu tehdidi yine güvenlik güçlerinin kahramanlığı ve halkın aklı ile yenmek zorundayız.Elleri kanlı terör patronlarının masum gençleri kandırarak masum insanlara karşı bomba olarak kullandıklarını göreceğiz..Katil güruhuna Kuzey Irak'ta koruma sağlayan Amerika'nın insanlık ayıbını sürekli yüzüne vuracağız..Ve devletle terör örgütü arasında tarafsızı oynayan siyasetçiye, teröre yataklık eden aşağılık muamelesi yapacağız.İnsanlık suçu olan terörü en büyük devletler bile önleyemiyor.Terörü sadece kendini kullandırmayan toplumlar önleyebilir!

Devamını Oku

Vah İstanbul!

15 Temmuz 2005

Başbakan Erdoğan'ın İstanbul için söyledikleri gerçekten çok etkileyici.."Sırtına çuvalını vuran gelmiş. Seçim kaybedeceğimizi bilsem dahi ben diyorum ki, şu istanbul'a asla kaçak bir dam diktirmeyin. Şehri katledemezsiniz!"Tayyip Erdoğan bu tespit ve uyarıları, İstanbul'u katleden günahlarda hiç payı olmayan bir siyasetçi kimliği ile mi yapıyor? Hayır..Dünyanın en güzel kentini şehircilik cinayetlerine göz yumarak hasta ve suçlu bir metropol azmanı haline getiren ihmalde ve teşviklerde onun da payı vardır.İstanbul'a bugün belediye başkanı olabilseydi seçim kazanmak için belki "Ben de sizin gibi kaçakta oturuyorum" diyerek gecekondulara cesaret vermezdi."Allah ne verdiyse çoğalın" telkininden doğacak vebalden korkar, kontrolsüz nüfus artışını körüklemezdi.Belediye Başkanı olduktan sonra Anadolu'dan göç edenlerin, işgal ettikleri topraklarda akrabalık, hemşehrilik, etnik ve tarikatçılık temelindegruplaşarak, polisin bile giremediği kurtarılmış bölgeler kurmalarına izin vermezdi.On yıl sonra geldiği Başbakan koltuğunda şimdi İstanbul'un güvenlik konusunda çektiği sıkıntıların çok göç almasından kaynaklandığını söylüyor. Ama ne yazık ki on yıl önce önerdiği çareye yeni bir şey eklemiyor:"İstanbul'a nakil ilmühaberi ile girilmeli.."Başbakan bu meselenin önümüzdeki yasama yılında gündeme gelebileceğini söyledi gazetecilere..Yani kesin değil, bir ihtimal..Tövbe ağırlığında etkileyici sözler, çarpıcı direktifler ama ucu açık, kararsız bir eylem tasarısı..Başbakan, İstanbul'u kurtaracak iyi bir çözümün yolunu açmak için mi söyledi bu sözleri yoksa İl Genel Meclisi toplantısı nedeniyle İstanbul hakkında iyi bir konuşma yapmış olmak için mi?Korkarız ki ikincisi...En büyük kenti hasta bir ülke sağlıklı olamaz. Hasta İstanbul ağıt yakacak hatipler değil çare üretecek doktorlar bekliyor!Önce aramızda anlaşalımYabancı medyanın PKK'ya terörist mi yoksa direnişçi mi dediği elbette önemlidir.Ama bunu dert edinmek ve onlara doğru teşhis konusunda yol göstermek için önce aramızda uzlaşmamız gerekir. PKK'nın kaçırdığı eri serbest bırakması için HADEP Genel Başkanı ile Diyarbakır Belediye Başkanı da çağrı yaptılar. Ama ikisinin de sözleri, çatışan iki askeri güce ateşkes çağrısı niteliği taşıyordu.Bu PKK'yı yüceltmek değil mi?Terör örgütünü dışlamayan yaklaşımın, hayat kurtarma bahanesi ardına saklansa bile samimiyetine inanılamaz.İngiliz yayın kuruluşlarını kınayan Başbakan, kendi ülkesinin siyasetçilerini muhatap almaya değer bulmuyor mu?Bu sorun bizce daha öncelikli sırada ve daha önemlidir.

Devamını Oku

Bu silâh teper!

14 Temmuz 2005

Vatandaşların vergilerini dürüstçe ödemelerini sağlamak için devlet seyirci değil eylemci olmak zorundadır.Doğru.. Bunun için ne yapmak lazım, belirlemek ve uygulamak önemli. Ama asla yapılmaması gereken hatalardan sakınmak belki daha bile önemli.Çünkü Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olma riski vardır.Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu, bankalarda 50 milyar liranın üstünde parası olan mudilerin hesap hareketlerini değerlendirmeye almış. 476 bin hesapla ilgili bilgiler mart ayında toplanmış, kurul bunlardan 6 bininin incelemeye ve takibe alınmasına karar vermiş.Şimdi bu hesaplardaki para hareketleri üç ayda bir bakanlığa aktarılacak. Sonra? Onu Allah bilir!Servet beyanı da, "Nereden Buldun Kanunu" da yıllar önce kalktı. Maliye Bakanlığı'nın yaptığı olsa olsa mükelleflerin beyan dışı gelirlerini aramaya yönelik bir çapraz kontrol eylemidir.Her zaman yapılan bu kontrolün, tüm banka hesaplarını kapsayacak biçimde genişletilmesi, kaş yaparken göz çıkarma yanlışı doğuracaktır.Kazanca ve zenginliğe dost olmayan bir yönetim algılaması her zaman parayı tedirgin eder. Böyle durumlarda paranın ya yastık altına girdiğini veya yurt dışına kaçtığını öğrenmek için yeni bir denemeye mi ihtiyacımız var?Türkiye'ye yabancı sermaye çekmeye çalışan iktidar, kendi vatandaşının tasarruflarını sistemden kaçırma riski taşıyan bu abartılı incelemeyi durdurmalıdır.Hırsız var diye namuslu vatandaşa şüpheli muamelesi yapmak yok artık bugünün devlet anlayışında!Sakat bir iktidar anlayışıBaşbakan, Barolar Birliği'ne "CHP'nin arka bahçesi" dedi..Bu söz bir eleştiri olamaz, ancak kavgada küfür yerine söylenebilir!İktidarı yargı bağımsızlığını zedeleyen eylemler içinde görüyorsa, uyarmak Barolar Birliği'nin görevi hatta varlık nedenidir. Üstelik de Barolar Birliği bu çıkışını aynı teşhisi peş peşe topluma duyuran yüksek yargı organlarını desteklemek adına yapmıştır, CHP için değil..Bu durumda Başbakan,yüksek yargı organlarını hangi bahçeye koyacak?Bahçeyi geniş tutsun çünkü yargı kurumlarının endişelerini Cumhurbaşkanı da paylaşmıştır. Sezer, Adalet Bakanlığı'na hakim sınavı yapma yetkisi veren yasayı veto etmiş, bu sınavın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca yapılmasını tavsiye etmiştir.AKP iktidar anlayışını değiştirmelidir artık. Millet ona iktidarı verdi. Çoğulcu sistemde iktidar, devletin tek sahibi değil ortağıdır.AKP bağımsız kurum ve kurulları ele geçirme huyundan vazgeçmeli!

Devamını Oku

Çocukları nasıl koruyacağız?

14 Temmuz 2005

Saldırganların kimliklerini öğrenen İngilizler, Brütüs'ten hançer yiyen Sezar'ın kahrını yaşıyor olmalılar.Çünkü Londra'yı kana bulayanların Pakistan kökenli İngiltere vatandaşları oldukları anlaşılıyor.Yaşlan 19 ile 30 arasında değişen intihar eylemcilerine ait kredi kartı ve ehliyet gibi belgelerin patlama mahallerinde bulunması polisi bu sonuca götürmüştür.El Kaide 2003 yılı kasımındaki İstanbul saldırısı için de yerel eylemciler ve işbirlikçiler kullanmıştı.Örgütün uyandırdığı asıl korku, eylemcilerinin "ölebilme yeteneği"dir. Ve örgüt militanlarını değişik ülkelerde ve kıtalarda buluyor, yetiştiriyor, onların "iyi vatandaşlar gibi" şüphe çekmeden saldın emrini beklemesini sağlayabiliyor.Londra-Bağdat hattıLondra'daki eylemcilerin polisteki dosyalan tertemiz çıktı.Sicili temiz Müslüman gençlerin de intihar eylemcisi olabileceklerinin görülmesi Batılı ülkelerdeki Müslüman azınlıkları şimdi daha çok sıkıntıya sokacak ve daha çok izole edecektir.Medeniyetler çatışmasını körükleyen bu aymazlığı beşeri akıl ve vicdan, korkularını yenerek aşacak ve bu oyunu bozacak mı acaba?Bozamazsa terörün tuzağında daha çok acı çekeceğiz demektir.Zalim bir diktatöre veya işgalci bir güce karşı savaşanları terörist saymanın haksızlığı şüphe götürmez.Ama masum insanları, sorumlu olmadıkları kötülükler adına intikama muhatap kılmanın cinayet ve canavarlıktan başka bir adı olabilir mi?Dün Bağdat'ta bir Amerikan askeri aracını saran Iraklı çocuklara askerler şeker dağıtıyorlardı.O sırada bir intihar eylemcisi, patlayıcı yüklü aracını kalabalığın üstüne sürerek havaya uçurdu.Sonuç: Bir Amerikalı askerle beraber yaşları 10-13 arası 24 Iraklı çocuk öldü, 18 çocuk da yaralandı.Kontrollü eğitim şartBunun fedailikle, kahramanlıkla ne ilgisi var? Canilikten başka ne ki bunlar?İslâm adına bu inancın insanlarını öldürüyorlar. Hayatta kalanlarını şüphe altına sokuyor, aşağılıyor ve tecrit ediyorlar.Din adına dinden çıkarılan bu zavallılar "Yanınızda sevdiklerinizi de cennete götüreceksiniz" diye akıldan da çıkarılıyorlar.Hizbullah'ın mezar evleri, kontrol dışı din eğitiminin zararlarına karşı Türkiye'nin siyasetçilerini yeterince uyandıramamıştır.El Kaide terörünün intihar eylemcileri, kendilerine karşı gaflet, topluma ve dine karşı hıyanet suçu işleyen siyasetçileri uyandırabilecek mi dersiniz?İzinsiz kurslarda küçücük çocukların kafalarına din adına hurafe ve vehim doldurulduğunu, konuyla ilgili olan herkes biliyor.Buna rağmen izinsiz Kuran kurslarını teşvik eden yasa meclisten geçebilmiştir.Demek ki gaflet devam ediyor.Dernek ki gaflet uykusunu dağıtmak daha büyük özveri, daha büyük gürültü gerektiriyor!

Devamını Oku

Başbakan'dan ikinci garanti

13 Temmuz 2005

Siyasal İslamcıların bayrağı türbandır. Hayalleri de eşi türbanlı olan Tayyip Erdoğan'ı Çankaya'ya çıkarıp bu kavgayı bitirmektir.Başbakan bunu iyi biliyor.Gönlü o hayalin gerçekleşmesini arzu etse bile aklı, toplumsal uzlaşma sağlamaya asla elverişli olmayan böyle bir hamlenin doğuracağı tehlike ve zararlardan onu uzak tutar.Türkiye oldum olası "öngörülebilir bir ülke" olamamanın sıkıntısını çekti. Bu yüzden çok risk primi ödedi.2007 mayısına denk gelen yeni Cumhurbaşkanı seçimi, ülkenin önündeki en büyük risk faktörlerinden biridir. Bu riski de türbanlı eşi nedeniyle Başbakan Erdoğan'ın aday olması ihtimali oluşturuyor.Bir ay önce ilk sinyalBiz hep böylesi kaygıların önlerini kapamasına Başbakan'ın izin vermeyeceğini söyledik. Bu parlamentonun yeni cumhurbaşkanı seçme görevini "gayet asil bir şekilde" yapacağını belirttiği 14 Haziran'daki grup konuşmasını da kendisinin cumhurbaşkanlığına aday olmayacağının işareti olarak yorumladık.16 Haziran tarihinde bu köşe şu cümlelerle bitiyordu:"Beni fazla iyimser olmakla suçlayanlar olacaktır.Onlara Erdoğan'ın bugüne kadar kritik dönemeçlerde hiç ateşle oynamadığını hatırlatırım.."Başbakan'ın ABD'den dönüş yolunda üç gazetenin yayın müdürüne cumhurbaşkanı adayı olmayacağını belli eden sözleri o yüzden beni fazla şaşırtmadı.Türkiye ciddi bir risk faktöründen kurtuluyor ve tahminim doğru çıkıyor diye sevindim.Erdoğan "iyi haber"in sinyalini, Başbakan olarak ikinci seçim dönemine ait hedefini açıklarken ve herkesin kabullenebileceği birini Çankaya'ya göndereceklerini söylerken vermiştir.AKP eşittir ErdoğanBu sözlerin taahhüt yerine geçmeyeceğini, politik şartların tahminleri altüst edebileceğini söylemek mümkündür.Ama şu gerçeği de unutmamak gerekir: Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adayı olmaması özveri değil, kendisini ve partisini koruyan bir tercih olacaktır.Erdoğan genel seçim yılında partisini bırakıp Çankaya'ya çıktığı takdirde AKP halkın gözünde iddiasından uzaklaşacaktır. Partiler bizde liderleriyle ölçülüyor. Bu kural AKP için de geçerlidir. Yani AKP eşittir Tayyip Erdoğan..Erdoğan Çankaya'ya çıkınca AKP inişe geçecek, belki iktidar çoğunluğundan düşecektir. Özal çıkınca ANAP, Demirel çıkınca DYP perişan oldu. İkisi de kişisel iktidar sıkıntısı içine düştükleri için başkanlık veya yarı başkanlık sisteminin ümitsizce propagandasını yaptılar.Demirel bana "Bir başbakanlığı on cumhurbaşkanlığına değişmem" demişti. Buna rağmen başbakanlığı bırakıp Çankaya'ya çıktı. Çünkü iğreti bir koalisyon koltuğu idi oturduğu. Tayyip Erdoğan'ın durumu çok daha farklı, güçlü..

Devamını Oku

Alçaklara dikkat!

11 Temmuz 2005

Gün geçmiyor ki Güneydoğu'dan alçakça bir saldırı haberi gelmesin..Bayrağa sanlı tabutlar, şehit cenazelerine kapanmış eşler, çocuklar, anneler, bacılar.. Yürekleri parçalayan feryatlar..O kâbus yeniden uyanıyor mu?PKK terörü hortluyor mu?"Düşük Yoğunluklu Çatışma ve PKK" adlı son kitabında Prof. Dr. Ümit Özdağ "Türk siyasetçileri PKK'nın yenilgiye uğratılmasındaki askeri başarıyı yok etmişlerdir" diyor.PKK "ateşkes" çağnlarına kulak asmıyor ve Irak'taki Amerikan şemsiyesinden yararlanarak yeni hamlelere girişiyor.Başı koparılmış, beli kırılmış örgüt Kuzey Irak'ta Türkiye'yi yeniden taciz etmeye başlayacak gücü ve cüreti kazanmıştır.İktidarın bu olumsuz gelişmeyi görmek istememesi, bayrağa sarılı şehit cenazelerinin azalmasını sağlamıyor.Siyaset uyumasınBu vahim tırmanışa acilen müdahale etmek gerekiyor. Katil sürülerini hem fiziki olarak hem psikolojik olarak teslime mecbur etmek zaman geçtikçe zorlaşacaktır.Bölücü terör hiçbir zaman hayalini gerçekleştiremez. Apo başlarında ve ilân edilmemiş bir savaşı PKK eliyle yürüten yabancı ülkelerin destekleri en yüksek seviyede iken bile Türkiye tehdidi aşmıştır.Ama bu mücadele 30 bini aşan vatan evlâdının canına, yüz milyar doları aşan bir kaynağın israfına mal olmuştur. O meşum geçmişi yeniden yaşayamayız.Geçen ay AB büyükelçileri eleştiri kokan bir çağrı yaptılar iktidara: "PKK ile mücadelede hükümet de görünür olmalı. Askeri seçenek nihai çözüm olamaz.."Örgüt küçüldükçe daha korkak ve daha alçak oluyor. Son zamanlarda riski düşük eylemler yapıyorlar. Trenlere patlayıcı veya yollara mayın koyuyorlar, uzaktan patlatıyorlar.AB yoluna mayınBu olaylar sürdükçe elbette askeri seçenek ağırlıklı rolünü sürdürecektir. Ama siyasetçilerin yapacakları işler de vardır:Meselâ Kuzey Irak'taki PKK varlığına seyirci kalmaması, iki yüzlülük yapmaması için Amerika üstündeki baskıyı yoğunlaştırmaktan hiç vazgeçmemek gerekiyor.PKK'yı tecrit etme hedefine yürümek için Kürt kökenli siyasetçilerle işbirliği olanakları aramak yararlı olabilir.Terör tehdidi tam olarak kalkıp barış ortamı yaratılmadıkça Güneydoğu'ya yatırım seferberliği açılması mümkün değildir.Acil gündem, bölücü terörü besleyen dış desteğin kesilmesini sağlayıp PKK'yı silâh bırakmaya zorlamak, bu amaçta Kürt siyasal hareketini ikna ederek yardım sağlamak, askeri önlemlerin de caydırıcılığını artırmaktır.Unutmamak lâzım ki kalleş saldırıların sürmesi, milliyetçi öfkenin kabarmasına, yabancı düşmanlığının artarak içe kapanma refleksinin harekete geçmesine davetiye çıkaracaktır.AB yoluna dinamit koymak, şu dönemde başımıza gelecek en kötü şey olur!

Devamını Oku

Din sömürüsü

11 Temmuz 2005

Tayyip Erdoğan değişim söylemi ve o söylemi bütünleyen icraatı ile başarılı bir imaj grafiği çizdi.Fakat partinin Islâmi tabanından gelen talepleri seslendirmeye ve o doğrultuda tartışma yaratan adımlar atmaya başlamasından sonra çizgisinde bence kırılma oldu.Ne kadar oldu, onu ölçecek bir araştırma yapmakta yarar vardır.Güne erken başlayan bir dostum ilginç bir deneme yapmış geçen perşembe günü.Bilimsel olmasa da ders veren, mesajı olan bir göstergedir.Başbakan Erdoğan'ın Sun Valley konferansındaki bir sözü ile üç gazetenin genel yayın yönetmenlerine yaptığı açıklamalardan bazı cümleleri alt alta yazmış ve sonra da "Bu sözlerin kimlere ait olduğunu tahmin edin" diye bürosundaki alti elemanın, henüz gazete okumalarına fırsat bırakmadan önlerine koymuş..Kime ne yakıştı?"Din üzerinden siyaset yapmak, dini ideolojik bir araç haline getirmek, dine, demokrasiye ve insanlığa karşı suikast düzenlemekten farksızdır.."Test uygulanan altı kişiden dördü bu sözün Atatürk'e ait olduğunu düşünmüşler.Sonra öteki cümleleri okumuşlar:1. "Türkiye'de dekolte aldı başını gidiyor. Karın kısmı açık pantolonlarla üniversiteye bile gidiliyor. Biz bunları düzenlemek için kanun çıkarıyor muyuz?"2. "Özel ve vakıf üniversiteleri arasında ayrım yapalım diyoruz, isteyen kızlar özel ve vakıf üniversitelerine türbanla girebilir. Ama itiraz ediyorlar."3. "Cuma namazlarında insanlar sokağa taşıyor. Cuma günü cami açığı var."Teste katılanların tümü, tek fire vermeden bu üç cümlenin de Başbakan Erdoğan'a ait olduğunu tahmin edebilmişler..Atatürk'e yakıştırılan söz de Başbakan Erdoğan'a aittir. Acaba niye altı kişiden birisi olsun o doğru sözü Tayyip Erdoğan'la bir araya getirmemiştir?Çünkü din üzerinden siyaset yapmanın dik âlâsını oluşturan sömürü edebiyatına örnek o üç cümle aynı ağızdan çıkamaz da ondan! Aklın yolu bir..Kabahatin adresiTeste katılanların başarısız olduğunu söyleyebilir miyiz şimdi? Hayır.Çünkü arıza onlarda değil, Tayyip Erdoğan'dan geliyor.Başbakan'in yazılı metinden okuduğu resmi söylemi ile rahat bir ortamda açıkladığı samimi görüşleri arasındaki fark açıldıkça Erdoğan'ın imajı düşecek, halkın kafası, piyasaların hesabı karışacaktır.Takıyye şüphesinin terörüne bu ülkeyi daha fazla mahkûm etmeyelim, yeter artık. Okuduğu metni başkası bile yazmış olsa Başbakan okuduğu doğruların sahibi olmalıdır.Din sömürüsünden başını kaldırıp ülkenin gerçek sorunlarına eğilmelidir.İşsizlik ve terör, Türkiye'de bir hükümetin bütün vaktini alacak, yetenek ve yaratıcılık isteyen sorunlardır.Bu alanda sağlanacak başarı iktidarı hiçbir günahkâr sömürüye muhtaç etmeden sandıkların efendisi yapar.

Devamını Oku